Dünyayı tükettik: Her yıl 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor
Ekonomi
Dünyayı tükettik: Her yıl 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor
Doğanın bizlere 2021 için sunduğu kaynakları tükettik. 29 Temmuz’de açıklanan “Dünya Limit Aşım Günü”nden beri 2022 kaynaklarından borç alarak besleniyoruz. Gelecek nesillerden aldığımız kaynakları da israf ediyoruz. Her yıl 1,3 milyar ton gıda, tarımsal sulama ile 20 milyar metreküp su israf ediliyor. Dünyada her gün 9 kişiden biri aç uyuyor ve her yıl 3.4 milyon insan içilebilir temiz suya ulaşamadığı için yaşamını yitiriyor.
Yeni Şafak
BM çocuk hakları konusunda ihmalkar: Dünyadaki her 2 mülteci çocuktan biri eğitim hakkından mahrum
Hayat
BM çocuk hakları konusunda ihmalkar: Dünyadaki her 2 mülteci çocuktan biri eğitim hakkından mahrum
Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin imzalanmasının üzerinden tam 30 yıl geçti. Dünya Çocuk Hakları Günü’nde üye ülkelerin mülteci çocukların haklarının nasıl görmezden geldiği masaya yatırıldı. Dünyada bulunan yaklaşık 25,9 milyon mültecinin yarısından fazlasının çocuk olduğunu ve refakatsiz çocuklarla ilgili kesin verilerin olmadığını söyleyen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Memduh Cemal Şirin, “Dünyadaki her 2 mülteci çocuktan biri eğitim hakkından mahrum. Üye ülkeler genellikle çocukları kayıt altına almaktan imtina ediyor. Böylece yüküm ve sorumluluklarından uzaklaşıyor. Bilinçli bir ihmal var” diyerek ekledi: “Uygulamada bu haklara yeterince rivayet edilmemesinin sebebi ise çocuğa yönelik bakış açısı.”
Yeni Şafak
‘Yaşamaz’ demişlerdi: Eylül şimdi okula gidiyor
Hayat
‘Yaşamaz’ demişlerdi: Eylül şimdi okula gidiyor
İstanbul’da yaşayan Şeyda ve Süleyman Bilgin çiftinin üçüncü çocukları Eylül, 5 yıl önce bin gram ağırlığında dünyaya geldi. Doktorların ‘yaşamaz’ dediği mucize bebek Eylül, 5’inci yaşına girdi ve yaşıtlarıyla birlikte okula gidiyor.
DHA
Aylaklığın saltanatı: Kafe medeniyeti
Aylaklığın saltanatı: Kafe medeniyeti
14 Kasım Dünya Diyabet Günü idi. Algı alanımıza diyabetliler ve diyabet hastalığı ne kadar giriyor?Video: Aylaklığın saltanatı: Kafe medeniyetiPaketlenmiş gıdanın hayatımıza girmesi ile doğru orantılı olarak diyabet hastalarının sayısı artıyor. Ne ki çoğu hasta henüz diyabet hastası olduğunu bilmiyor.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile Dünya Diyabet Federasyonu’nu (IDF) tarafından, 1921 yılında insülini bularak, diyabet hastası milyonlarca hastanın tedavisini mümkün kılan Fredrick Bantig’in doğum yıl dönümü anısına 14 Kasım tarihi Dünya Diyabet Günü olarak kutlanıyor. Hiç olmaz ise bir günde medyanın sosyal sorumluluk projesi olarak diyabet konusuna dikkat çekmesiyle, henüz diyabet hastası olmayanların diyabet hastaları, özelikle çocuk diyabetlilerle empati kurmaları; kendilerini de diyabet hastası olma ihtimali içinde görmeleri mümkün mü dersiniz?Bendeniz pek umutlu değilim. Yemek için evlerimizde pişenleri tercih etmediğimiz, yaşamak için değil, yemek için yaşamaktan başka bir şey düşünmediğimiz sürece diyabet ve obezite giderek artacak. Hürriyet’ten Cengiz Semercioğlu sinemaya giderken beslenme çantası hazırlamak gerekiyor diye yazdı birkaç gün önce. O, sinemalardaki pahalılık ile başa çıkmak için bu öneriyi getiriyor. Bendeniz yıllardır her yere beslenme çantası hazırlayarak gidiyorum. Tavsiye ederim. Beslenme çantası hem ekonomik hem daha sağlıklı. Beslenme çantamın içinde yulaf kepeğinden yapılmış krep, badem ve kuru meyve bulunuyor genellikle.Yaşlılar ve çocuklar için beslenme çantası olabilir elbet diyerek bu satırları istihza ile okumakta olduğunuzun farkındayım. Ama ben beslenme çantasını Viyana’da, gençlerden öğrenip hayatıma dâhil ettim.Wonder’in misafiri olarak gittiğimiz Viyana’da, üniversite kütüphanesini dolaştıktan sonra, bizi gezdiren gençler, “biliyor musunuz Viyanalılar pek dışardan yemek yemiyor, beslenme çantalarında pratik yemekler taşıyorlar”, dediler.Benim çocukluğumda da sefer tası âdeti vardı. Minik üç ya da iki kap üst üste yerleştirilir, insanlar evden iş yerine yemek götürürdü. Sadece çalışanlar değil öğrencilerin de sefer tası olurdu.Cumhuriyetin Dindar Kadınları’nı çalışırken İsmet İnönü, Kazım Karabekir’in kızlarıyla aynı lisede, Ankara Kız Lisesi’nde okuyan Fakihe Güleç Hanım (doğ.1929), yemekhanede herkes kendi sefer tasını açar, ocaklarda ısıtır yerdi diye anlattı. Kimse kimseyi özendirecek yiyecek getirmezdi, farklı yemek getiren diğerlerine ikram ederdi diye anlattığında bendeniz hiç şaşırmamıştım. Ama kitabı okuyan gençler o satırları anlamakta bir hayli zorlandılar. Neden okulda kantin yoktu diye sormaktan bir türlü vazgeçmediler. Obezite ve diyabet ile başa çıkmak için evlerde ve dışarda sağlıklı bir şekilde karın doyurmamız gerektiğini idrak etmemiz gerekiyor.Edebilir miyiz?Mevcut durum pek iç açıcı değil. Her yer kafe ve kafeler öğlen saatlerine kadar özellikle çok dolu. Her yeni açılan kafe “ekonomik kahvaltı vaadi” ile ev kadınlarını mekânına sabitliyor. Evet, en çok ev kadınları dışarda kahvaltı yapıyor. Uzun uzun. Eskiden sabah okula giderken çocuğuna fırından poğaça, börek alıp yediren anneler dikkatimi çekerdi, son bir yıldır çocuğunu okula bıraktıktan sonra uzun uzun kahvaltı eden kadınlar dikkatimi çekiyor.İnsan niye evinde kahvaltı etmez? Benim için dışarda kahvaltı etmek ancak sıcak yaz günlerinde esintili bir ağaç altı vaat eden bir mekân için söz konusu olabilir, ya da erken çıkılmış bir yolculukta bir mola olarak... Oysa tanık olduğum mekânlar minibüs caddesinin kenarında, beton zemin üzerindeki plastik sandalyeli, plastik masalı mekânlar. İnsan niye burada kahvaltı eder? Özellikle hafta sonları iş iyice çığırından çıkıyor.İnsanların neden dışarda kahvaltı yaptığını anlamakta hakikaten zorlanıyorum.Kahvaltı sofrasına konan bütün malzeme zaten buzdolabında ve dolaplarda hazır duran bir malzeme. Bir çay demlemek kaç dakikasını alır insanın? Üstelik her evde su ısıtıcıları var. Su, ısıtıcıda kaynarken bir omlet yapmak kaç dakikalık iştir?Aile fertlerine, arkadaşlara, akrabalara hizmet etmek insanın ömrüne ömür katar. Ama öncelikler sıralamasını iyi belirlemek şartıyla. Aslolan muhabbettir. Ancak güzel bir muhabbet ile sofralar sofra olur. Lakin sofralar, ikram edilen, doyulan, şükre vesile olan değil de, sunulan ve fotoğraflanan bir kareye dönüşünce, kabın içindeki nimet değil kabın dışındaki önemli oldu. Kabın dışı önemli olunca fotoğrafa girecek o farklı konseptler için kafelere gidiliyor elbet.Sofralar sofra olmayınca hiçbir şeyin bereketi ve lezzeti kalmıyor.II-Geçtiğimiz hafta sonu Ertuğrul Özkök o her şeye pek uzak haliyle, Nevmekân Sahil’i yazmış. Her şeye uzak haliyle dememin sebebi şu: Mekânı bir kütüphane olarak değerlendirmek yerine siyaset üzerinden bir şeyler devşirmeye kalkmış olması. Yıllardır tekrarlamaktan usanmadığı klişelerini bir merak yine sıralamış: Başörtülü kadınlar mekânda çoğunluktaymış da bu çoğunluk sokağın oranı ile pek de uyumlu değilmiş de, esasında Üsküdar’da CHP ile AK Parti’nin oy oranı birbirine yakınmış da...Bu mudur? Millet Kıraathanesinin ilk örneklerinden birini görmek için davet edildiğinizi söylediğiniz mekânda, gördüğünüz bu mudur? Mekânın daha işlevsel, günün şartları için daha uygun hale gelmesi noktasında hiçbir teklif sunmadan niye orada başı açıkların sayısı azdı diye sormak mıdır? Mekânlardaki başı açık başı örtülü oranı bendenizi hiç ilgilendirmiyor. Hiçbir zaman ilgilendirmedi. İlgilendiğim tek şey insanların istedikleri mekâna girebilme hürriyeti ve girilen mekâna uygun davranma âdâbına sahip olmaları.Nevmekan Sahil’in her köşesinde fotoğraf çeken, kahvaltı keyfi yaşayanlara itirazım var. İnsanların bir şey yiyip içmesi değil bendenizi rahatsız eden. Önceliğin çalışma, sohbet değil de yeme içme olmasına itiraz ediyorum. Önceliğin fotoğraf çekimi olmasına itiraz ediyorum. Kubbenin altındaki mekânda sadece çay ve kahve servisinin yapılmasını talep ediyorum. Kahvaltı için gelenler dış mekânı kullanabilir. Ama daha da güzeli, bu mekânı yiyip içme yeri olarak görenlerin bu bakış açısını terk etmeleri.Üsküdar’ın her tarafı yemeli içmeli kitap-kafe kaynıyor. Oralarda kitaplar birer fon. Mekânlar instagram paylaşımına teşvik ediyor, mekânı paylaş kahveni bedava iç diyor meselâ. Ama Nevmekan Sahil sadece okumak, yazmak, ders çalışmak için gelenlerin olsun. Her mekân da insanları yemeğe içmeye özendirmesin. Lütfen…
Köprü mora büründü
Hayat
Köprü mora büründü
Boğaziçi Köprüsü, prematüre bebekler için mor renkle aydınlatıldı.
AA
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan 17 Kasım Dünya Prematüre Günü mesajı
Hayat
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan 17 Kasım Dünya Prematüre Günü mesajı
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 17 Kasım Dünya Prematüre Günü dolayısıyla mesaj yayınladı. Koca yaptığı paylaşımda "Hayata erken başlayan minik kahramanlarımızı hayata bağlamak mümkün" ifadelerini kullandı.
Yeni Şafak
Kökleri ağaçlar gibi sağlam olsun: Prematüre bebeklere farkındalık için bir ilk
Hayat
Kökleri ağaçlar gibi sağlam olsun: Prematüre bebeklere farkındalık için bir ilk
Türk Neonatoloji Derneği 17 Kasım Dünya Prematüre Günü’ne dikkat çekmek için bu yıl ilk kez ‘Prematüre Ormanı’ projesini hayata geçirdi. Dernek Başkanı Prof. Dr. Esin Koç, nasıl her fidanın ayrı toprağa, havaya, güneşe ve suya ihtiyacı varsa; her prematüre bebeğin ihtiyacının da fidanlar gibi kendi şartlarının özel olduğuna değindi. Tüm dünyada prematüre doğum oranı yüzde 8 ile 15 arasında değişirken, Türkiye’de bu oranın yüzde 10- 12 civarında olduğunu belirten Koç, "Bu nedenle, prematüre ölümlerini azaltmayı ve yaşam kalitesini arttırmayı, ülkemizin en önemli kamu önceliklerinden biri olarak görüyoruz" dedi.
Yeni Şafak
Diyabet hastalığı nedir? 3,8 milyon kişi diyabet hastası
Diyabet hastalığı nedir? 3,8 milyon kişi diyabet hastası
Malezya Sağlık Bakanı Datuk Seri Subramaniam, 32 milyon nüfuslu Malezya’da, 3,8 milyon kişinin diyabet hastası olduğunu söyledi. Peki Diyabet hastalığı nedir?
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.