2020 yılında devlet tarafından yapılan bazı ödemeler ve tutarları
2020 yılında devlet tarafından yapılan bazı ödemeler ve tutarları

İnternet sitelerinde ve gazetelerde yer alan bazı bilgilerin yanlışlığını görünce devlet tarafından yapılan bazı ödemelerin tutarlarını açıklama gereği duyduk. Zira birçok kanunda yer alan ödeme tutarlarının Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile düzenleneceğine ilişkin hususlara yer verilmiştir. Eğer K Cetveli’ndeki düzenlemeye bakılmadan tutarlar hesaplanmaya çalışılırsa ciddi yanlışlıklar olacaktır. Bu yazımızda bu ödemeleri ve tutarlarını açıklamaya çalışacağız.

Güvenlik korucuları ne kadar ücret alacak?

442 sayılı Kanun’un 74’üncü maddesinde; güvenlik korucularına hizmetin devamı süresince her ay 14.640 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda ücret ödeneceği belirtilmiştir. Bu tutar ise 14.640 * 0,146061 = 2.138 TL’dir. Bu ücret, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın ve peşin olarak ödenir.

Jüri veya raportörlere ne kadar ücret verilecek?

Genel yönetim kapsamında bulunan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar ve özel kanunlarla kurulmuş fonlar tarafından yapılacak yarışmalarda jüri üyesi veya raportör olarak görevlendirilen 657 sayılı Kanun’un 87’nci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlarda çalışan personele, her bir asli jüri üyeliği veya raportörlüğü için 1.955 Türk Lirası’nı geçmemek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görüşü alınarak kurumlarınca belirlenecek tutarda ücret ödenir. Bu personelden;

- Danışman jüri üyeliği görevi yapanlara aynı koşullarla, yukarıda belirtildiği şekilde tespit edilen tutarın 1/2’si,

- Yedek jüri üyelerine ön ve soru-cevap toplantılarına katılmaları halinde yedeği oldukları danışman jüri veya asli jüri üyelerine ödenen tutarın 1/4’ü,

- Asli jüri üyesinin zorunlu bir nedenle çalışmalara devam edememesi halinde kendisine yedek jüri üyesi ücreti, asli jüri üyesinin yerini alacak yedek jüri üyesine de asli jüri üyesi ücreti,

- Raportör yardımcılarına raportörlere ödenen tutarın 1/5’i,ödenir.

Bu jürilerde üye veya raportör olarak görev yapan ve yukarıda belirtilen kapsama girmeyen 657 sayılı Kanun’un 87’nci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlarda çalışan personel dışındaki kişilere ise, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 23 ve 53’üncü maddeleri uyarınca yayımlanmış olan Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği hükümlerine göre ücret ödenir. Ancak verilecek tutar, bu maddenin birinci cümlesinde belirtilen tutarın iki katından (3.910 TL) fazla olamaz.

Şeref Aylığı tutarı olarak ne kadar ödeme yapılacak?

Milli Mücadele’ye iştirak eden ve bu sebeple kendilerine İstiklal Madalyası verilmiş bulunan Türk vatandaşları ile 1950 yılında Türk Tugayı’nın Kore’ye ayak bastığı Ekim ayında başlamak ve 1953 yılı Pan-Munjon Ateşkes Anlaşması’na kadar Kore’de fiilen savaşa katılmış olan Türk vatandaşlarına ve 1974 yılında Temmuz 1’inci ve Ağustos 2’nci Barış Harekatı’na Kıbrıs’ta fiilen görev alarak katılmış olan Türk vatandaşlarına, hayatta bulundukları sürece, vatani hizmet tertibinden 6.503 * 0,146061 = 949,83 TL aylık bağlanır.

Hak sahibinin ölümü halinde bu aylık dul eşe ve %75 oranında bağlanır, ancak dul eşin tekrar evlenmesi halinde kesilir. Bunlardan herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan gelir veya aylık bağlanmadığı gibi, zorunlu olarak sosyal güvenlik kurumlarından birine tâbi olmayı gerektiren bir işte de çalışmadığını belgelemek suretiyle yazılı talepte bulunan hak sahiplerinin aylıkları ise yazılı taleplerinin SGK kayıtlarına geçtiği tarihi takip eden aydan geçerli olmak üzere ve bu durumları devam ettiği müddetçe 30 günlük net asgarî ücret tutarı (dul eşler için bu tutarın % 75’i) esas alınarak ödenir.

2022 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödeme tutarları ne kadar oldu?

2022 sayılı Kanun kapsamında; 1- Engel oranı %70-%100 olanlara 5.253* 0,146061= 767 TL,

2- Engel oranı %40-%69 olanlara 3.502 * 0,146061= 511,5 TL,

3- 18 yaş altı engelli yakını aylığı 3.502* 0,146061= 511,5 TL,

4- Yaşlılık aylığı 4.387* 0,146061= 640,76 TL,

tutarında ödeme yapılacaktır.

Eğer K Cetveli’ndeki göstergeler dikkate alınmaz da 2022 sayılı Kanun’a bakılırsa ödenecek tutarlar yanlış hesaplanacaktır. Maalesef K Cetveli’ndeki göstergeler bazen ilgili kanunlara işlenmemektedir.

Tayın bedeli olarak ne kadar ödeme yapılacak?

2155 sayılı Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanunun 1’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödenecek tayın bedelinin aylık tutarı 2.100*0,146061 = 306,72 TL’dir.

Koruma kararı devam eden kız çocuklarından evlenenlere yapılacak evlenme yardımı ne kadar oldu?

Aile. Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na ait sosyal hizmet kuruluşlarında koruma kararı devam eden kız çocuklarından evlenenlere çeyiz ihtiyaçlarını karşılamak ve bir defaya mahsus olmak üzere en 15.325 * 0,146061= 2.238 TL tutarında evlenme yardımı yapılır. Bu yardım hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ödenir.

İntörn eğitimi görenlere ne kadar ödeme yapılacak?

Üniversitelerin (Gülhane Askeri Tıp Akademisi dahil) tıp fakültelerinin beşinci yılını tamamlayıp altıncı yıla geçen öğrencilerine intörn eğitimi döneminde öğretim üyesi rehberliğinde yaptıkları uygulama çalışmaları karşılığında ilgili kurumların bütçesinden oniki ay süreyle 4.702*0,146061= 686,77 TL tutarda aylık ücret ödenir.

İl genel meclis üyelerinin huzur hakları ne kadar oldu?

Meclis ve komisyon toplantılarına katıldıkları her gün için; il genel meclisi başkanına 6026*0,146061= 880 TL, diğer meclis üyelerine 2.226*0,146061 = 325 TL tutarında brüt huzur hakkı ödenir.

OHAL bölgesi ve mücavir illerde çalışanlara ne kadar ek tazminat ödenecek?

Mahalli idareler ile bunlara bağlı kuruluşlarda çalışanlar hariç, 657 sayılı Kanun, 926 sayılı Kanun, 3466 sayılı Kanun, 3269 sayılı Kanun, 2802 sayılı Kanun ve 2914 sayılı Kanun’a tabi personel ile Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nde görevli sözleşmeli personel Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’nda görevli kadro karşılığı sözleşmeli personel ve geçici köy korucularından; Olağanüstü Hal Bölgesi ve mücavir iller ile Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenecek diğer illerde görevli olanlara 155 TL’yi geçmemek üzere aylık ek tazminat ödenebilir. Cumhurbaşkanı bu tutarı %50’sine kadar artırabilir.

Gönüllü çalışanlardan bazılarına ne kadar ödeme yapılacak?

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları hizmetlerinde çalışan gönüllülere talepleri üzerine fiilen çalıştıkları her gün için, ulaşım ve iaşe gideri olarak günlük 16,20 TL ödenmektedir.

Vatani hizmet tertibinden ne kadar ödeme yapılacak?

Vatani hizmet tertibinden aylık bağlananlara aylık ödeme dönemlerinde kendileri için 6.503*0,146061= 949,83 TL, dul eşleri için 5.203*0,146061= 759,95 TL, diğer yakınları için 3.619*0,146061= 528,59 TL ödeme yapılacaktır.

‘Din ve devlet işlerinin ayrı olması gerektiğine inanmak şirk midir?’
‘Din ve devlet işlerinin ayrı olması gerektiğine inanmak şirk midir?’

Bu Ramazan kadar bereketli bir Ramazan yaşadığımı hiç hatırlamıyorum. Şüphesiz bunda koronanın da etkisi var. Hamdolsun, otuz Ramazan’da otuz beş canlı yayın yaptık, ‘Ayetler Işığında Ramazan Sohbetleri’ gerçekleştirdik. Yapımcı aile efradımız bu sohbetleri Youtube hesabımıza koydular, koyuyorlar. Seviyeli bir takipçi profilimizin olduğunu anladık. Takip edenlerin teşviki ile bundan sonra haftada bir, ‘Kur’an ve Fıkıh’ gibi bir başlıkla Youtube üzerinden canlı bir ders sürdürme kararı aldık. Dua ve destek bekliyoruz.

He gün sohbetimizin sonunda gelen soruları cevaplamaya çalıştık. Çok anlamlı ve seviyeli sorular geldi. Bunlardan birini bugün yazımıza başlık yaptık. Bakalım ne diyebiliriz?

Sorunun laiklikle alakası olduğu belli. Dolayısıyla buna farklı açılardan ve farklı laiklik anlayışlarına göre cevap verilebilir. İslam tabiatı gereği, varlığı bir bütün olarak görür, dinle dünyayı birbirinden ayırmaz. Buna bağlı olarak bilgiyi de dinî ve dünyevî diye ayırmaz. Varlığın hakikatine uygun her bilgi ilimdir, teşvik edilir.

Din dünyayı ahiretin tarlası sayar. O halde tarlasız yaşanmaz ve tarlayı ekip biçenlerin önemli olmadığını, onu başkaları da ve hangi tohumla ekerlerse eksinler dinin yine din olacağını söylemek abes olur. ‘Din muameledir’. ‘Hüküm Allah’ındır’ ifadesi sadece ahireti anlatmaz. Hüküm, egemenlik demektir ve egemenlik ilahi bir öze sahiptir. Bu sebeple yönetenler kendilerini hep en üstte görürler. Yönetici sistemler ya da şahıslar daha üst bir hüküm koyucu kabul etmezlerse kendilerini ilah sanırlar ve egemenliklerini asla paylaşmak istemezler. Tabii olarak Allah da egemenliğini paylaşmaz, paylaşılmasını kendisine ortak, yani şirk koşma olarak isimlendirir.

Bu sebeple devlet işlerine din karıştırılmamalıdır demek, biz hükmümüzde ortak kabul etmeyiz, Allah bile bize karışmamalıdır, O’nu bizim işimize karıştırmaya kalkanları müşrik sayarız ve onlara hayat hakkı tanımayız, cehenneme atarız demektir. O halde Allah’ın da böyle diyeceğini düşünmek anlamlıdır.

Egemenlik kadar vaz geçilemeyen bir başka erk yoktur. Ancak şirk olan, hükümde Allah’a ortak tanıma, O’nun hükmünü reddetme, hatta hükme Allah’ı hiç ortak etmemedir. Ama Allah’ın hükmünü uygulamamakla onu kabul etmemek ayrı şeylerdir. Bunu başaramadığı için yapamayanlar ki, fert fert hepimiz aynı konumdayız, müşrik olmaz.

Ancak burada Müslümanların kendi içlerinde halletmeleri gereken pek çok meseleleri vardır. Bilindiği gibi fıkhın, yani İslam hukukunun oluşturulacağı bilginin yüzde onu naslar, yüzde doksanı o naslardan anlaşılan beşeri içtihatlardır. İçtihatların Allah’ın hükmüne isabeti zannîdir, bunun için de çok farklı içtihatlar doğmuş ve bu farklılıklar da mezhepleri oluşturmuştur. Şimdi İslamî bir yönetim bu mezheplerin hangisiyle hükmedecektir? Mecelle’nin Osmanlı’yı kurtaramamasının bir sebebi de bu problemin aşılamaması değil midir?

Buna bağlı olarak ikinci mesele; düşünce ve içtihat özgürlüğü temel haklardan olduğuna göre, muhammen bir İslam devleti bütün mezheplere aynı uzaklıkta olmalı değil midir? O zaman bunun adına ne diyeceğiz? Üçüncü mesele, tebeanın ya da bugünkü kavramıyla vatandaşların, çoğunluğunun istemediği bir yönetim, şeriat da olsa zorla uygulanabilir mi? Yönetim saltanata dönüştükten sonra bile halifelerin biate onca önem vermelerinin hikmeti nedir? İlk halife Hz. Ebubekir’in tek kişinin bile biat etmemesinden rahatsızlık duyması nedendir? Açıktır ki, Müslümanların bu konularda henüz sistem belirleyici net fikirleri yoktur, çünkü tarih boyunca saltanatların baskısı sebebiyle bir yönetim fıkhı geliştirememişlerdir.

İşin bir başka boyutu da şudur: İslam, kendi ölçüleriyle adil olmayan bir ülkede tam yaşanamayacağı için, Müslümanlar, nasıl başaracaklarını tam bilmeseler bile, yönetime hep talip olmak zorundadırlar. Böyle olunca İslam ülkelerinde ‘tam’ dedikleri anlamda ne bir demokrasi, ne de yine ‘tam’ dedikleri anlamda bir laiklik gerçekleşebilir. Çünkü Müslüman bulduğu her fırsatta hükmün sürekli Allah’ın olmasını isteyecektir. Bu da erki elinde bulunduranları rahatsız edecek ve dine baskı yapmaya, onun devletin temellerini değiştirmesine asla müsaade etmemenin yollarını aramaya itecektir. Sonunda hayal ya da iddia ettikleri gibi, bütün inançlara eşit mesafede bir laiklik ve demokrasi hiç olmayacak, İslam sürekli baskı altında tutulacaktır. Cuma günü gördük, zorunluluk sebebiyle namaz okul bahçesinde kılınınca Cumhuriyet Gazetesi bunu bile laikliği delme olarak duyurdu.

Özel okullar salgını fırsata çevirdi: Vaat ettikleri imkanları öğrencilere sağlanamadılar
Gündem
Özel okullar salgını fırsata çevirdi: Vaat ettikleri imkanları öğrencilere sağlanamadılar
Koronavirüs salgını nedeniyle Türkiye'de uzaktan eğitime geçilmesi kararı sonrası 300 bin çalışanı 2 buçuk milyon öğrencisi olan özel okulların akıbeti merak konusu oldu.
Yeni Şafak
MHP lideri Bahçeli'den fetih mesajı: Kalan Bizans artıkları da elenecek
Gündem
MHP lideri Bahçeli'den fetih mesajı: Kalan Bizans artıkları da elenecek
İstanbul'un fethinin 567. yıl dönümü vesilesiyle sosyal medyadan bir mesaj yayınlayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Fetih, bir yürek işi, bir gönül işarı, bir akıl işareti; hasılı kelam teşekkül etmiş askeri, siyasi ve stratejik dehanın mümtaz bir iradesidir. Fetih, bekleyen ile beklenenin mümeyyiz buluşması, özlem koyuluğunu vuslat sıcaklığıyla aydınlatan mütemadi diriliş fermanıdır” ifadelerini kullandı.
DHA
Renault 15 bin kişiyi işten çıkartacak
Ekonomi
Renault 15 bin kişiyi işten çıkartacak
Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını global ekonomiyi de vurdu. Fransız otomotiv devi Renault, basına yaptığı yazılı açıklamada dünya çapında 15 bin kişiyi işten çıkartacağını duyurdu.
DHA
Başarı kitap oldu: Türkiye’nin koronavirüsle etkin mücadelesi
Koronavirüs
Başarı kitap oldu: Türkiye’nin koronavirüsle etkin mücadelesi
Türkiye’nin, koronavirüsle karşı çok boyutlu mücadelesi kitaplaştırıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın “Türkiye’nin koronavirüsle etkin mücadelesi’ başlığıyla hazırladığı kitapta, virüsle mücadele adım adım anlatıldı.
Yeni Şafak
Coğrafyamızda millîlik arayışı
Coğrafyamızda millîlik arayışı

Libya, jeopolitik konumu açısından Türkiye için elbette çok değerlidir. Farklı açılardan taşıdığı değeri bir kenara bıraktığımızda sadece Akdeniz’deki egemenlik haklarımızın davasını gütmemiz açısından Libya’nın değeri her türlü takdirin üstündedir. Salgın zamanında petrol ve doğal gaz gibi stratejik kaynaklar üzerindeki savaşlar bir müddet geri planda kalsa da Doğu Akdeniz’in kıymeti zaman geçtikte ortaya çıkacaktır. Elbette Akdeniz’in önemini doğal kaynaklarıyla sınırlandıramayız. Atlantik merkezli dünyanın sarsılmaya başlamasıyla birlikte Akdeniz’in kolonyalizm ve sömürgecilik öncesi konumu tekrar ortaya çıkmaya başladı. Libya, Tunus, Cezayir ve Fas gibi Kuzey Afrika ve Mağrip ülkelerinin sancılı bir dönemden geçiyor olmasının ana nedenlerinden biri de budur. Dolayısıyla Türkiye’nin ufku Doğu Akdeniz ile sınırlandırılmış değildir. Fransa’nın saldırgan tutumu da buradan kaynaklanmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bağımsızlığını kazanan devletlerin göreceli istikrarı bugünlerde yeni bir aşamaya işaret etmektedir. Kolonyalizm sonrasında ortaya çıkan devletlerin bağımsızlığı tartışma konusuydu. Bu dönemde devletlerin bağımsızlığının sahte ve aldatıcı olduğu yönünde bir genelleme vardı. Bu tarz genellemelerin doğru olmadığı açıktı. Hatta yeni ülkelerin iktidar yapıları acımasızca eleştirilerek, kolonyalist döneme övgü anlamı taşıyan cümleler de sarf edilmişti. Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkiler kurması yeni durumun kırılgan yapısını anladığını gösterir. Libya ve Cezayir gibi ülkelerle çok erken bir dönemde kurulan ilişkiler kıymetliydi. Bu ülkelerin göreceli bağımsızlığı birtakım açılardan sorun teşkil etse de varlıkları çok önemliydi. Özellikle kolonyalist dönemin bağımsızlık mücadeleleri, yeni dönemde millîleşme arayışlarına temel olmaktaydı. Koşulların değişmesiyle birlikte millîleşme süreci hız kazanabilirdi. Kolonyalist dönemin ulusal mücadelelerini bu gözle yeniden ele almak gerekir. Bu, coğrafyanın geleceği açısından oldukça önemlidir.

Türkiye’nin Libya, Tunus, Cezayir ve Fas ile geliştirmeye çalıştığı ilişkileri de bu ülkelerin millîleşme sürecinin bir devamı olarak görmek gerekir. Türkiye, özellikle son yıllarda bu ülkelerle yeni bir temel kurmaya çalışıyor. Kuşkusuz bu yeni oluşumlar tarihin tekrarından ibaret değildir. Türkiye’nin anılan ülkelerle belirli bir temel üzerinde yeni bir birlik oluşturmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Barış ve istikrara katkı yapabilecek, belirli düzeyde de zenginlik oluşturabilecek bu girişimi kolonyalist dönemin ulusal kurtuluş mücadelelerinin sonucu olarak görebiliriz. Suudîler ve BAE gibi bağımsızlık mücadelesi verememiş ülkelerin yeni oluşumları kendi varlıkları açısından tehdit olarak görmeleri de gayr-i millî bölgesel yapılara işaret etmektedir.

Türkiye’nin siyasî çizgisini Osmanlı geçmişi ile irtibatlandırarak emperyalizm imasında bulunmak Osmanlı’yı, Türkiye’yi ve emperyalizmi bilmemek anlamına gelir. Böylesi bir yaklaşım hem Türkiye hem de anılan ülkeler açısından sorunlu bir bakışa işaret eder. Türkiye’nin özellikle Doğu Afrika’daki varlığını iktisadî çıkar hesaplarına indirgemek için epeyce yabancılaşmış olmak gerekir. Osmanlı döneminde bu ülkeler aynı vatanın parçalarıydı. Fransa, İngiltere ve Rusya ele geçirdikleri ülkeleri anavatanlarının ayrılmaz bir parçası olarak görmediler. Onlar için anavatan kavramı birleştirici değil, ötekileştirici idi. Kölelik, kolonyalizm, mandacılık, sömürgecilik ve emperyalizm sistemleri bahsettiğimiz ötekileştirici zihniyetin eseriydi. Türkiye ile Kuzey ve Doğu Afrika ülkelerinin yakınlaşması özellikle emperyalist ülkeler açısından soruna dönüşüyor. Osmanlı emperyalizme karşı çok önemsenmesi gerekli bir mücadele vermişti. Bugün Türkiye’nin bölgesel düzeyde oluşturmaya çalıştığı yeni düzenin de antiemperyalist olduğunu görmemiz gerekir.

İslam coğrafyasının tamamını göz önünde bulundurduğumuzda çok zengin ve dinamik bir sürece tanık oluruz. Bu sürecin alışılmış tanımlarla, kavramlarla ve bakış açılarıyla tahlil edilemeyeceği Türkiye’deki sığ tartışmalardan anlaşılır. Özellikle siyasî partiler, kurumlar ve elitler düzeyindeki olumsuz yaklaşımları sadece yabancılaşma olgusu ile açıklayamayız. BAE ve Suudîler gibi varlığını emperyalist güçlerin desteği ile anlamlı gören ülkelerin tavrı anlamlı bir göstergedir.

Burası artık Demokrasi Adası: Türkiye’deki bütün darbeciler için bir ibret sembolü
Gündem
Burası artık Demokrasi Adası: Türkiye’deki bütün darbeciler için bir ibret sembolü
Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemlerinden birine ev sahipliği yapan, Yassıada artık “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yassıada’nın da ‘Yaslıada’nın da tarihe gömüldüğünü belirterek, “Demokrasi ve Özgürlükler Adası, geçmişten bugüne verilen istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin nişanesi olacaktır” dedi.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.