Kiev nereye aittir ya da bir sınır mıdır?
Selçuk Türkyılmaz
Kiev nereye aittir ya da bir sınır mıdır?
Amerikalı muhabir Kiev için “burası medenî Avrupalılara has bir kentti” dediğinde hemen hemen herkes şaşırdı. Aynı şekilde bir İngiliz gazeteci de Ukrayna’da yaşananları aktarırken “burası Avrupa” demekten kendini alamadı. Doğal olarak İngiliz gazetecinin sözleri de tepki çekti. Çünkü bu ifadeler “Avrupalılar ve diğerleri” gibi bir ayrım yapıldığı izlenimi vermekteydi. Benzer bir cümleyi bir Fransız gazeteci 1976’da harap olmuş Beyrut’u gördüğünde söylemişti. O da Beyrut için “burası bir zamanla...
Entelektüel sürgünler
Ayşe Böhürler
Entelektüel sürgünler
Edward Said’e göre entelektüel sürgün, marjinal ve yabancıdır. Said “marjinal” nitelemesini “toplumsal otoritelere karşı hakikati söyleyebilme gücü” anlamında kullanır. İktidara ve toplumsal otoritelere ait olamama haliyle de entelektüeli yabancı olarak tanımlar. O bağımsız fikirler ileri sürebilen bireydir.Cemil Meriç ise entelektüeli “daima gergin bir şuur, itiraz ve isyan” halinde görür. Bu hal de yapısı gereği otoriteyle mücadeleyi beraberinde getirdiği için entelektüeller için gönüllü veya ...
Oryantalizm eleştirisi  Batı’nın Doğu algısından mı ibarettir?
Selçuk Türkyılmaz
Oryantalizm eleştirisi Batı’nın Doğu algısından mı ibarettir?
Oryantalizm (Şarkiyatçılık) çalışmalarına yönelik eleştirel yaklaşımların sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi için yeni bir bakış açısına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bunun özellikle Edward Said’in Oryantalizm, Filistin Sorunu, Haberlerin Ağında İslam ve Kültür ve Emperyalizm adlı kitaplarının daha iyi anlaşılması açısından zarurî olduğu kanaatindeyim. Bu kitaplarından hareketle Said’e yöneltilen oldukça önemli eleştiriler var. Örneğin 'Oryantalizm' ile 'Kültür ve Emperyalizm' adlı kitap...
Edward Said’in izinde modern batı düşüncesi
Hayat
Edward Said’in izinde modern batı düşüncesi
Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık sabırlı okuyucu için, kazdıkça daha renkli, önemli, besleyici, ufuk açıcı fikirlerle karşılaşacağı adeta bir kazı alanı. Sıradan okuyucuya ağır gelecek bir yoğunluğa sahip Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık. Çünkü kitap kavramlar arasında uzun mu uzun, derin mi derin bir yolculuğa çağırmaktadır okuyucusunu.
Yeni Şafak
Toprağımız ve coğrafyamız rakı  balık sofrasına meze olabilir mi?
Selçuk Türkyılmaz
Toprağımız ve coğrafyamız rakı balık sofrasına meze olabilir mi?
Türk aydını oryantalist edebiyata ve geleneğe eleştirel bir yaklaşıma sahiptir. Bu yaklaşımı benimseyen fikir insanlarının oldukça değerli yazılarını okudukça bizde de eleştirel bakış açısının oluştuğunu söyleyebiliriz. Genel olarak oryantalistlerin eserlerindeki devamlılığı göz önünde bulundur-duğumuzda etkileri kuşaklar boyunca devam eden bir akımdan bahsedebiliriz. Bu durum Türk aydınının eleştirel tutumu için de geçerlidir. Daha önce Edward Said’in oryantalizm eleştirisi ile bizdeki bakış aç...
Bir başka gözle şarkiyatçılık
Hayat
Bir başka gözle şarkiyatçılık
Şarkiyatçılığa yeni bir bakış açısı sunan akademisyen ve yazar Prof. Wael B. Hallaq, “Şarkiyatçılığı Yeniden Düşünmek –Modern Bilginin Eleştirisi”nde Edward Said’i de eleştiriyor. Doğu ve Batı arasındaki bu hassas konu çeşitli kuramlar yardımıyla tartışılıyor.
Yeni Şafak
Oryantalizm ve oksidentalizm arasında Fuat Sezgin
Oryantalizm ve oksidentalizm arasında Fuat Sezgin
2019 yılının son yazısını yazmaya oturdum. Yazmam gerektiğini düşündüğüm bir çok konu var. Libya konusu var. Kuala Lumpur Zirvesi’nde bütün İslam dünyası için önerilmiş egemenlik için sürdürülebilir kalkınmaya hemen ve en şık şekilde verilmiş yerli otomobil cevabının umut verici ufkunda neler yazılır neler?Ama benyılı son yazısı olarak Fuat Sezgin’e dair bir şeyler söylemenin daha anlamlı olacağını düşündüm. Malum 2019 yılı Cumhurbaşkanlığımız tarafından Fuat Sezgin yılı ilan edilmişti. Bence hakkında çok konuşmak gerekir, ortaya koyduğu düşünceyi üzerinde daha fazla konuşarak, düşünerek, çalışarak hatta eleştirerek geliştirmek lazım. O yüzden yılın bu son yazısını 2019 yılının bir gereği olarak ona hasretmek isterim.Fuat Sezgin İslam kültür, fikir, bilim ve teknoloji mirasının kadastrosunu yeniden ortaya koymaya girişirken kuşkusuz bir yandan batı-merkezli bilimler tarihi anlayışını sarsar, bir yandan da güçlü bir oryantalizm eleştirisi de yapar.Batılı tarih, bilim, edebiyat ve felsefe metinlerine sinmiş olan oryantalizmin İslam dünyasına yönelik ortaya koyduğu literatürün etnosentrik bir bakışla malul olan bir boyutu elbette vardır. Ancak Sezgin hocanın bütün çalışmalarındaki önceliğinin oryantalizm eleştirisi olduğunu söylemek doğru olmaz. Belki daha fazlasını söylemek bile mümkün: Onun çalışmalarını mümkün kılan belki de intisap etmiş olduğu oryantalist akademiden başkası da değildir. Tam da bundan dolayıdır ki, Fuat Hoca’nın ortaya koyduğu literatür bir bakıma oryantalizme bakışı dahi değiştirebilecek, en azından bu konuya yeniden bakışı gerektirebilecek bir niteliğe sahiptir. Onun oryantalizm eleştirisi Müslüman ilahiyat çevrelerindeki eleştirilere benzemez. O oryantalistlerin tek amaçlarının İslam’a karşı kötü önyargılar içinde, İslam’ı sömürgeleştirmek olmadığını, onların içinde İslam’ın içerdiği zenginlikleri, derinliği ve ilmi anlamaya, öğrenmeye çalışan iyi niyetli bir damar olduğunu da söyler.Gerçekten de bütün oryantalistler aynı olmadığı gibi hepsi de aynı motivasyonla hareket ediyor değildir.Edward Said’in Oryantalizm isimli meşhur kitabının Türkçe’ye ilk çevirisi orijinalinde olmayan “sömürgeciliğin keşif kolu” alt başlığıyla basılmıştır. Bu, bütün oryantalist literatürü aynı kefeye koyan indirgemeci bir yaklaşım. Oysa Said’in kendisi oryantalizmi batılıların doğuyu merak etmeleriyle başlayan bir “bilme” çabası olarak görür. Böyle bir bilme çabasının tamamının tek amacı veya istenci iktidar kurmak olamaz elbet.Bilmek ile iktidar arasında kurulan ilişki Batılı felsefi kökenlere sahiptir ve elbette ki zorunlu değildir. Nitekim, İslam’a veya doğuya karşı genel olarak kötü niyetli, önyargılı ve sömürgeci bir niyetle yaklaşan oryantalist çabaların yanısıra yine meşhur oryantalistlerden Maxime Rodinson’un Türkçe’ye Cemil Meriç tarafından çevrilen kitabının ifadesiyle “Batıyı Büyüleyen (bir) İslam” da vardır.Aslında Rodinson da neticede önemli bir oryantalisttir. Marksist bir tarihsel perspektiften baksa da, İslam’ın insanlık tarihine yapmış olduğu katkı ve Batı medeniyetinin oluşumundaki inkar edilemeyen yerine dikkat çeken çalışmalarıyla tanınıyor. Bu kitabı da Said’in oryantalizm hakkındaki kitabıyla birlikte bir anda bütün akademik ve fikri çevrelere yayılan olumsuz havaya karşı, Batı’nın İslam’a karşı tek tavrının bu olmadığını, bilakis İslam’ın her zaman Batı’yı büyüleyen, etkileyen parlak bir yüzü olduğunu söylemek üzere yazmıştır. Üstelik İslam tarafından büyülenmiş bir Batı bilgisi de neticede oryantalist bir bilgidir ancak bir Dante’nin oryantalizmi değildir bu. Leonard Binder da oryantalist yaklaşımlar arasında buna benzer bir ayırımla “iyi oryantalizm” ve “kötü oryantalizm” farkının altını çizer.Fuat Sezgin de Sefer Turan’la kitap olarak da yayınlanan bir sohbetinde bir çok örneğin yanısıra Fransız oryantalist Joseph Toussaint Reinaud’u örnek verir. Zamanında çok az sayıda basılmış Arapça coğrafya kitabının bulunduğu bir dönemde İslâm coğrafyası üzerine çalışmış ve İslâm coğrafyacılarının dünya coğrafya tarihindeki izlerini göstermek adına olağanüstü bir çaba ortaya koymuştur.Aslında Fuat Sezgin’in kendisini Almanya’ya götürüp neticede bu külliyatın oluşumuna bir başlangıç yaptıracak olan kişi de özünde oryantalist olan hocası olacaktır.Oryantalistlerin matematik coğrafya alanında yaptıkları çalışmalar çok mühim ama en önemli başarıları beşeri coğrafya sahasında kaydetmişlerdir. Esasen İslami ilimler alanında da oryantalistlerin İslami araştırmalara yaptığı katkılar inkar edilemez. Hadis alanında bir çok oryantalistin yaklaşımlarının kötü niyetli ve hadislere yönelik şüpheler yerleştirmek olduğu yönünde genel bir kuşkuculuk hakim olsa da herkes bilir ki, 6 büyük hadis kitabı ve diğer 3 kitapla birlikte 9 hadis kitabı üzerinde en titiz çalışmaları yaparak ilk büyük indeksi, yani Concordance’ı Müslümanlar değil oryantalistler yapmışlardır. Belki bilgisayarın yaygınlaşmasıyla birlikte bu çalışmanın artık eski ehemmiyeti kalmamış olabilir ama bilgisayar tasnif ve indekslemelerinin bulunmadığı yirminci yüzyıl boyunca bu eser hadis çalışmaları yapanlar için paha biçilmez değerde faydalı, ilerletici, geliştirici bir çalışma olmuştur.2019 yılını Fuat Hoca’yı konuşmaya hasrettik ama yetmedi, böylece 2020 yılının ilk yazısını da bir fatiha olarak ona dair yazmamız mukadder görünüyor.
Getto, entegrasyon, asimilasyon kimin kavramlarıdır?
Selçuk Türkyılmaz
Getto, entegrasyon, asimilasyon kimin kavramlarıdır?
Türkiye’deki Suriyeliler üzerinden yapılan tartışmalarda getto, demografi, entegrasyon, asimilasyon gibi kolonyalist döneme ait kavramlar çokça kullanılıyor. Özellikle Türkiye’nin göçmenleri ilgilendiren siyaseti eleştirilirken gündeme gelen bu kavramların doğru bir kullanıma sahip olmadığı çok açıktır. Bu da coğrafyamızın seçkinlerinin, yaklaşık iki yüzyıldır, Türkiye ve coğrafya merkezli bir bakış açısına sahip olamadığını gösterir. Belirttiğimiz gibi bu kavramlar kolonyalist dönemin anlam dün...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.