Endülüs’te kırk gün
Endülüs’te kırk gün
Bu sütundaki 28 Nisan 2019 tarihli yazımda, Tvnet’in Endülüs’te Ramazan programı için bana verilen görev nedeniyle “Endülüse Doğru” gitmeye hazırlandığımdan, bayram sonuna kadar yazılarıma ara vereceğimi bildirmiştim.Video: Endülüs’te kırk günRabbimiz nasip etti, Tvnet ekibiyle birlikte Endülüs’e vasıl olduk, Endülüs’te Ramazan adını taşıyan iftar programlarını gerçekleştirdik ve İstanbul’a döndük.Endülüs bir Ramazan programıydı, yapıldı, Tvnet arşivine eklendi ve bitti mi diyeceğiz?Hayır! Çünkü Yeni Şafak başta gelmek üzere Albayrak Medya’nın yayın organlarında bu tarz işler bitirilmek için değil, doğru, isabetli bir başlangıçla sürdürülmek üzere yapılır.Nitekim Kudüs’te Ramazan programı da böyle yapılmıştı. Ramazan ayı ve iftar programı vesile edinilerek, Kudüs’ün tarihi, kültürü, maruz kaldığı işgal ve bıçak sırtında süren gündelik hayatı masaya yatırılmıştı.Bu başlangıç, ilgili haberleri zaten büyük bir hassasiyetle veren Yeni Şafak’ın, Kudüs’teki hareketliliği, anbean izleyen tek gazete olma vasfını pekiştirmekle kalmadı, Taha Kılınç’ın nezaretinde, gzt.com’daki coğrafyanın sesi olan Mecra’da Kudüs’ün hikayesi görselleriyle ve metinleriyle tam tekmil olarak meraklılarına sunuldu.Şimdi inşallah Albayrak Medya bünyesinde Endülüs için de yine güzel gayretler birbirini izleyecektir. Bu hususu şimdilik paranteze alıp, aslında Endülüs’te Ramazan programına mahsus iftar iftar birbirine eklenen kayıtlar toplamının, planlı bir bilgilendirme çabası içerdiğini belirterek, bu manada nelerin zuhura çıktığını kısaca arz etmeliyim:711-1492 yılları arasında, tam 781 yıl hayat bulan Müslüman İber (Endülüs) devletlerinin tarihi, iki asli nedenle kayıp bir tarih değildir.Birincisi: Bu tarih kayıp sayıldığında hem Müslümanların tarihi, hem de genelde Avrupa’nın özelde İspanya’nın tarihi kayıp olacaktır. Elbette söz konusu tarihi Avrupa’nın unutmak istediği ve Müslümanlara da unutturmak istediği bir vakıadır. Anacak unutturulmak istenen şey, çoğu zaman salt bu nedenle unutulamaz hale gelir. Nitekim Müslüman İber’in tarihi de unutturulma kastına itiraz tahtında, daima özel merakların, akademik çalışmaların ufkunda olmuştur ve inşallah olmaya da devam edecektir.İkincisi: İslam Hukuku’na (Fıkh’a) göre, Müslümanların hâkimiyetiyle şereflenmiş beldeler, velev ki onların ellerinden çıkmış da olsa, İslam mülkü niteliğini asla kaybetmez. Bu hüküm, Müslümanların nesilden nesile devredecekleri bir sorumluluğun adıdır aynı zamanda; zamanları ve mekânları kuşatan bir potansiyelliktir; cihadın emrinin süreklileştirilmesidir.Biz bu olguları esas alarak, Endülüs’te Ramazan’ın ilk günlerinde, Lütfi Şeyban ile, İber’in fethini ve İber Müslüman emirliklerinin, devletlerinin kuruluşunu, hakimiyet devirlerini ve yıkılışlarını konuştuk.Ersin Adıgüzel ile Müslüman İber’in medeniyet ve kültürünü masaya yatırdık; ilim ve irfanda, şehir yönetiminde sahip olduğu muhteşem tabloları ve bunlar yoluyla Avrupa’ya öğrettiklerini dile getirdik.Kemal Sayar ile Endülüs esasında şiiri ve irfan ilişkisini ele aldık.Endülüs’te Ramazan programına ev sahipliği yapan el-Mirador Ulu Camii Emiri Ömer Pozo ve yöneticisi Abdulvahid Barrios ile hem caminin yapılış hikâyesini hem de Müslümanların Granada’daki gündelik hayatlarını konuştuk.Aynı konu çevresinde caminin imamlarından Abdullah Kastineyra ve cami cemaatinin aktif elemanlarından Hatice Martinez ile söyleştik.Ömer Tuğrul İnançer ile gerçekleştirdiğimiz sohbetler ise, yine İber İslamlığı esasında ulemaya, evliyaya, fatihana, adil sultanlara dair hafızamızı yenileme, onların isimlerini, kendi akıl aydınlığımıza vesile olması tahtında zihnimizde parlatma gayretini ihtiva etti.Sibel Eraslan ile Endülüs’ün kadın şairlerini, izlerini toz kaplamış hikâyelerin sahiplerini, zorla Hristiyanlaştırılan, köleleştirilen, İslam inancında ısrarları nedeniyle uçurumlardan atılan milyonlarca insanın acılarını ve ağıtlarını, Endülüs’ün hatırasını içeren eserleri ve yazarlarını zikrettik.Emin Alzueta ile Osmanlı–Endülüs ilişkilerini, Avrupa’nın Endülüs’ü unutturma gayretlerini, İber’e bir mühür gibi kazınmış olan Müslüman sanatlarını konuştuk.Turan Koç ile başladığımız Endülüs merkezli din-sanat-medeniyet ilişkilerine dair sohbetlerimizi, Endülüslü ressam ve yazar Hashim Cabrera ile sürdürdük.Yusuf İdris’le olan söyleşimizde, yine Endülüs’teki Müslümanların güncel hayatını işlerken, Ersin Adıgüzel ve Nizamettin Parlak ile deyim yerindeyse 781 yıllık İber İslam tarihinin (hatta programımızın) özetini gerçekleştirerek Ramazan Bayramı’na eriştik.Bu süre içerisinde, kimi zaman konuklarımızın da iştirakiyle, tvnet ekibinden Abdullah Aydemir ve Umut Ayar’ın mekân kayıtları cümlesinden İberya’da on beş şehre daha gittik; oraları gördük, inceledik ve elde ettiğimiz bilgileri arşiv belgesine dönüştürdük.Bunlara göre, artık tvnet’in İber İslam’ı (Endülüs) konusunda yerli medyadaki en büyük ve en güncel arşive sahip olduğunu rahatlıkla iddia edebiliriz.Bu arşivin daha işlevsel kılınması için artı nelerin yapılabileceğini ise İsmail Halis’in uzmanlığına havale ederek bu yazımızı noktalayalım.
Endülüs’ün ruhu eserlerinde saklı
Hayat
Endülüs’ün ruhu eserlerinde saklı
İslâm 800 yıl boyunca Endülüs’te hüküm sürdü. Müslümanlar 711’den 1492’ye kadar geçen bu sürede bölgeyi döneminin en önemli sanat ve bilim merkezlerinden biri haline getirdi. Bugün de o günlerden kalan önemli eserleri İspanya’nın farklı bölgelerinde görmemiz mümkün.
Yeni Şafak
İspanya'da ormanlar alevlere teslim oldu: Binlerce vatandaş tahliye edildi
Dünya
İspanya'da ormanlar alevlere teslim oldu: Binlerce vatandaş tahliye edildi
İspanya'nın Endülüs bölgesinde çıkan orman yangını henüz kontrol altına alınamazken, bölgeden tahliye edilen vatandaşların sayısı 3 bin 65'e ulaştı. Öte yandan İspanya'yı geçtiğimiz pazar gününden itibaren etkisi altına alan sıcak hava dalgası sebebiyle 6 günde hayatını kaybeden vatandaşların sayısı 360'a yükseldi.
Diğer
Paralı askerlere inat ön saflarda savaştılar
Hayat
Paralı askerlere inat ön saflarda savaştılar
Endülüs medeniyeti üzerine kısıtlı bulunan kaynakları araştıran tarihçisi Prof. Dr. Lütfi Şeyban, alimlerin toplumsal hayattaki fonksiyonlarına odaklanarak "Endülüs Alimleri / Bilginin Toplumsal Rolü" isimli bir eser hazırladı. Endülüslü alimleri anlamanın Endülüs toplumunu anlamak olduğunu söyleyen Şeyban, alimlerin tarım ve hayvancılık, botanik, harp teknikleri, tıp ve eczacılık, kimya ve simya, dini ilimler, mimari ve şehircilik, zanaat ve sanat gibi alanlarda faaliyet gösterdiklerini anlattı. Paralı askerlere inat bilginlerin cephelere koşarak ön saflarda savaştığını da belirten Şeyban, “Endülüs’ün tüm Müslümanların ortak tarihi” dedi.
Yeni Şafak
İslâm medeniyeti Endülüs’te saklı
Hayat
İslâm medeniyeti Endülüs’te saklı
Tarihi roman yazarı Nurettin Taşkesen’in “Endülüs Fatihleri – Tarık bin Ziyad” eseri çıktı. “Fuat Sezgin’in dediği gibi Avrupa kendi medeniyet temellerini Müslümanlar aldığı bilim ve fen üzerine bina etti. Ama İslâm medeniyetinin zirvede olduğu bu sekiz asır yok sayılıyor” diyen Taşkesen, “İslâm kültür ve medeniyetinin ortaya çıkarılması, Endülüs tarihinin bilinmesiyle mümkün olacaktır” diyor.
Yeni Şafak
Endülüs’e doğru...
Endülüs’e doğru...
Merhum Akif Emre, şimdi Çizgisiz Defter adlı kitabında (Büyüyenay Yayınları, İstanbul 2016) yer alan şu satırları bu sayfada yazmıştı:Video: Endülüs’e doğru...“Endülüs medeniyeti üzerinde yazılıp çizlenler genelde medeniyet bilincinden yoksun geçmiş özleminden ibaret kalır. Bir medeniyete dökülen bunca ağıta rağmen ‘medeniyet idarakinden yoksun olmak Müslümanlar için ironik bir durumdur.Endülüs yeterince kavranamadığı içindir ki, onun düşüşten sonraki serencamı da bilinmez. 1492 bir düşüşün miladı olmaktan öte bir unutuşun tarihidir aynı zamanda. 1492 yılını hatırlamamız biraz da buradan sürülen Yahudiler sayesindedir. Yahudilerin Osmanlı topraklarına gelişlerinin 500. yılı nedeniyle Endülüs hatırlanır gibi olsa da bir medeniyeti omuzlayan Müslümanların akıbetine dair hiçbir soru işareti yoktur kafamızda.”Akif Emre, mezkur ironiyi kırmak ve Endülüs’ü şerefiyle ve utancıyla birlikte hatırlatmak için kendisine düşeni yaptı; yazmakla yetinmedi, Endülüs’te şehir, kasaba, köy demeden günlerce dolaşarak “Elveda Endülüs Moriskolar Belgeseli”ni yaptı.Bu belgeseli kaç kişi izledi ve ondan Akif Emre’nin kaygısını çektiği “medeniyet idraki” için gereğince yararlandı bunu bilemeyiz.Ancak, Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Nur ve Linwood camilerine 15 Mart Cuma günü yapılan terör saldırısında 50 ve geçtiğimiz Pazar günü, Sri Lanka’daki kimi kiliselerle, otellere yapılan terör saldırısında 321 masum insanın hayatını yitiridiği malumdur.Bu cinnet ortamında bile, Akif Emre’nin çabasını bir işaret fişeği bilerek, zikredilen idrakin idrakini insanlığa faydalı bir zemine dönüştürmek için yorulmadan, usanmadan çalışmak zorunda olduğumuzu bilmek durumundayız.Bu manada Endülüs, Müslüman ve Hristiyan âlemi için eskimesi, yitmesi, unutulması mümkün olmayan bir laboratuvar hükmündedir.Her iki taraf için de “neyi doğru yaptık, nerede yanıldık” sorularının sorulacağı yegâne merkez olan Endülüs, dinleri kendi şerli amaçları uğruna istismar eden kişi veya örgütlerin ürettikleri terör dehşetine karşı üzülmenin, kinlenmenin, öç alma duygusunun çok berisinde, topyekün insanlığın menfaati için araştırılmayı, yeniden değerlendirilmeyi hak etmektedir.Albayrak Medya’nın önemli kuruluşlarından biri olan “tvnet”, zikredilen maksat ve bakış açısıyla, bu Ramazan ayının iftar programını Endülüs’ün önemli şehirlerinde gerçekleştirmek için seferber oldu.Hatırlanacağı üzere, tvnet, üç yıl önce de benzer bir programı Kudüs’ten gerçekleştirerek, tarihinin öğrenilmesine; işgal gerçeğinin, şehrin gündelik hayatında yaşanılan sıkıntıların, acıların, umutların ve sevinçlerin anaşılmasına büyük bir katkıda bulunmuştu.Endülüs’te, Müslüman nüfusun tamamının 1609 ve 1614 yıllarında İspanya dışına sürülmesini, bir “travmatik tasfiye” olarak niteleyen Matthew Carr’in aşağıda alıntılayacağımız satırlarında somutlaşan olguyu gözlemlemek ve bunu uzman konuklarla derinleştirerek doğru bir bilgiye, vicdan muhasebesine, dinin ve canın değerine tevdi etmek için, inşallah tvnet bu kez de Endülüs’ten yayın yapacak.Kan ve İman-İslami İspanya’nın Tasfiyesi 1492-1614 adıyla dilimize çevrilen kitabında (çev.: Regaip Minareci, Alfa, İstanbul 2015), belirttiğim esasta şöyle diyordu Carr:“Avrupalı politikacıların ‘başarısızlığa uğramış’ çok kültürlü bir vatandaşlık kavramını, gitgide katılaşan ve kültürel çeşitliliği tehdit olarak algılayan yekpare bir ulusal kimlik anlayışıyla değiştirdiği bir dönemde, Moriskoların öyküsü, güç kullanılarak gerçekleşen asimilasyonun feci sonuçlarının amansız bir örneği olarak durmaktadır. Muhafazkar entelektüellerin, ‘medeniyetler çatışması’ (genelde İslam ve Batılı ‘Judeo-Hıritiyanlar’ arasındaki bir çatışma olarak düşünülür) kavramına taraflı olarak başvurduğu bir zamanda, Endülüs’ün acımasızca yok edilişi bu kategorilerin aslında ne kadar değişken olduğunun adeta bir hatırlatıcısıdır. Günümüzde bazı liberal-demokrat siyasetçiler Müslümanlara, Avrupa kökenli seküler bir tolerans kavramına uyum göstermekle, gidip başka yerlerde yaşamak arasında bir seçim yapmaları gerektiğini söylüyor. 16. yüzyıl Katolik monarşisi de Yahudi ve Müslümanlara, Hıritiyanlığa dönmeleri yönünde baskı yapıyor, reddettikleri takdirde yakılarak öldürülmelerini buyuruyordu. İlk bakışta bu iki dönem arasında pek bir ortak nokta yokmuş gibi gelebilir, ancak bu iki dönem arasındaki dinamikler pek de göründüğü kadar farklı değil.”Yukarıda zikrettiğimiz sonuçlarıyla, yakın tarihlerde vuku bulan terör eylemleri Cerr’i teyit ediyor olsa da, halen esasları doğru belirlenmiş bir uyum düzeni içinde yaşama umudu (Endülüs tarihindeki harika örneğiyle) insanlık semasında asılı durmaktadır. Tvnet ekibi, işte bu umudu yere indirerek görünür kılmayı, söz konusu idrakin teşekkülüne katkıda bulunmayı hedef edinmiştir. Binaealeyh, bunun ilk yolunun Endülüs’te neyin olup bittiğinin bilinmesinden ve dolayısıyla medeniyet idrakinin doğru biçimlendirilmesinden geçtiği ise aşikardır.NOT: Tvnet’in Endülüs’te Ramazan programında bana verilen görev nedeniyle, bayram sonrasına kadar yazılarıma ara vereceğim.
Kur’an-ı Kerim en güzel hâlâ İstanbul’da yazılır
Hayat
Kur’an-ı Kerim en güzel hâlâ İstanbul’da yazılır
Hazırlanan İstanbul Mushafının orijinali Kadir Gecesi düzenlenen bir törenle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edildi. Bin adet tıpkı basımı yapıldı ve İslam devletlerinin başkanlarına, dünya kütüphanelerine hediye edilecek.
Yeni Şafak
tvnet’in ilkleri
Ömer Lekesiz
tvnet’in ilkleri
Yeni Şafak · Ömer Lekesiz - Tvnet'in ilkleritvnet, 2016’da Kudüs ile başlayıp, 2019’da Endülüs’te devam eden Ramazan programlarının üçüncüsünü, Semerkand’da gerçekleştirmenin tatlı telâşı içinde.Aslında Maveraünnehir’de Ramazan programı 2020 yılı Ramazanı için planlanmış, hatta saha çalışmaları da yapılmıştı ama maalesef Kovid salgını nedeniyle vazgeçilmişti.2021’de de yine düşünülmüş fakat özellikle salgının Özbekistan’daki yoğunluğu nedeniyle programı yapmak yine mümkün olmamıştı.Nihayet, Seme...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.