Bilim Kurulu Üyesinden dikkat çeken açıklama: Koronavirüs aşısı grip aşısı gibi olabilir
Koronavirüs
Bilim Kurulu Üyesinden dikkat çeken açıklama: Koronavirüs aşısı grip aşısı gibi olabilir
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, "Önümüzdeki dönemde koronavirüs vakaları çok aşağıya düştü, diyelim ki 100, 20, 10 oldu. Bu süreçte de böyle bir salgın, böyle bir tehlike olmaması için tıpkı grip aşısında olduğu gibi 65 yaş üzeri vatandaşlarımıza nasıl ki aşılama tavsiye ediliyorsa, koronavirüs için de 65 yaş üzeri olan, kronik hastalığı olan vatandaşlarımızı önümüzdeki dönem yine aşılamak mümkün olabilir" dedi.
DHA
Hindistan'da kara mantar “epidemi” ilan edildi
Dünya
Hindistan'da kara mantar “epidemi” ilan edildi
Hindistan’ın Jarkand eyaletinde hükümet, kara mantar (mukormikoz) vakalarının kısa sürede hızla artması nedeniyle kara mantarı “epidemi” ilan etti.
IHA
Epidemik toplumda yükselen intiharlar
Ergün Yıldırım
Epidemik toplumda yükselen intiharlar
Türkiye’nin farklı şehirlerinde esnaftan insanlar intihar etti. Yaşama zorla tutunmaya çalışan küçük esnaf insanları bunlar. Koronavirüsle beraber müşterilerini kaybediyorlar. Evliler ve çocukları var. Ev bakıyorlar. Eve ekmek götüremiyorlar. Yoksulluk, esnaflık ve salgınla iç içe geçen intiharlar bunlar. Bu vakalar, intihar gerçeğini, yoksulluk gerçeğini ve salgın gerçeğini bütün acımasızlığıyla gün yüzüne çıkarıyor. Durkheim, intiharlarla ekonomik bunalım arasındaki ilişkiyi Paris örneğinde fa...
Kördüğümün çözülüşü: Epidemia
Hayat
Kördüğümün çözülüşü: Epidemia
Epidemia beş bölümden oluşuyor: “Ether”, “Arziyat”, “Olasılık Hesaplaşmaları”, “Epidemia” ve “Taammüden”. Şair yüzünü “Olasılık Hesaplaşmaları”ndan sonra göstermeye başlıyor. Onun öncesinde bütünüyle ne gerçeğe ne hayal dünyasına dahil edebileceğimiz
Yeni Şafak
Koronavirüsün Türkiye’de toplumsal etkileri araştırması
Koronavirüsün Türkiye’de toplumsal etkileri araştırması
Koronavirüs ile epidemik toplum ortaya çıktı. Yani salgının etkisiyle harekât eden bir toplum tarzıyla karşılaştık. Toplum buna göre refleksler veriyor. Kurumları, ev hayatı, dini yapısı ve gündelik yaşamı korona virüsün etkisiyle şekilleniyor. Bu toplum ile bir süre beraber yaşayacağız. O halde bu toplumu tanımak, tepkilerini görmek ve virüs toplum etkileşimini analiz etmek gerekir. Doç. Dr. Recep Yıldız, Öğretim Görevlisi Ökkaş Arı ve Muhittin Evren ile bir grup sosyologlar olarak “Epidemik Toplum: Türkiye’de Koronavirüsün Toplumsal Etkileri Araştırması”nı yaptık.Araştırmayı tam da virüsün en etkin olduğu dönemlerde, 15 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdik. Epidemik toplum, Türkiye’de en yetkin biçimiyle bu dönemde göründü. Anketler, Türkiye genelinde 1254 kişiye uygulandı. Öğretmen, işçi, işsiz, esnaf, iş adamı, öğrenci, akademisyen gibi farklı meslek gruplarını kapsıyor. Çok ilginç verilere ulaştık.Toplumsal yardımlaşma ve hayırseverlik artış gösteriyor. Epidemik toplum, bir yardımsever topluma sarkıyor. Örneğin yardım duygum arttı diyenlerin oranı %73,6. Yine STK’ların yardımlaşma destekleri %56,7 oranında algılanıyor. Yine dini değerlerin yardımlaşmada etkili olduğunu düşünenler %72,4. Salgın sürecinde Türk toplumunda ciddi bir dayanışma pratiğinin sergilendiği görülmektedir.Salgın sürecinde hijyenik toplum haline geldik. Artık temizliğe daha fazla dikkat ediyoruz. Hijyene uyanların oranı %90,2. Yine ellerimi sıklıkla yıkıyorum diyenler %83,4. Maske takıyorum diyen %85,7 ve sosyal mesafeye uyduğunu söyleyen ise %80,5. Bu veriler alınan önlemlerin ve salgınla başa çıkmak için önerilen yöntemlerin davranışlarda belli alışkanlıklara dönüştüğünü gösteriyor. Epidemik toplumla beraber yaşama konusunda belli alışkanlıklar oluşmaya başlamış. Kontrollü sosyal hayatımız başlamış.Araştırmada “güven” düzeyi az, ama “güvenlik” itimadı yüksek. Toplumsal korkular gözlemleniyor. İnsanların insanlara güveni ve insanların topluma güveni az. Topluma güvenim arttı diyen %44,5. Yine yoksulluğun artması, işsiz kalma ve ekonomik krizlerin yaşanması konusunda güven kaybı yaşanıyor. Yoksulluk artacak diyenler %63,3. Dünyada ekonomik kriz artacak diyenler ise %76,8. Öte yandan “güvenlik” algısı oldukça olumlu. Yani devletin toplumsal kontrol ve düzeni sağlamaya yönelik denetim ve yönetim faaliyetlerine inanç düzeyi yüksek. Devlete güvenim arttı diyeneler %64,2. Bilim ve teknolojiye güvenim arttı şeklinde görüş belirtenler ise %70,5.Salgınla mücadele konusunda devlet ve hükümetin eş güdüm çalışmaları başarılı bulunuyor. Sağlık Bakanlığı’nın görevini yerine getirdiğini düşüneneler %83,6. Sağlık Bilim Kurulu’nu başarılı bulanlar ise %77,8. YÖK ve MEB’in online ve uzaktan eğitim faaliyetleri oldukça yepyeni bir durum arz ediyor. Belki de yükseköğretim ve orta öğretim yeni bir aşamaya geçecek. Bu konuda araştırmaya katılanların %76,5 oranı bu çalışmaları başarılı görüyor. Artık eğitim alanında dijital teknolojiye geçtik.Epidemik toplumda, evde kalma politikası uygulanıyor. Bu açıdan da ailenin ve evin toplumsal gidişatı önemli. Evde neler oluyor? Aile içi iletişim güçlenmiş gözüküyor. Buna evet diyenler %72,5. Ortak yapılan ve bireysel yapılan faaliyetler var. Ortak faaliyet daha çok sohbet ve TV izlemek. Sohbet %78,6 oranıyla en yüksek. Ama aynı zamanda spor ve kitap okuma faaliyetleri de yapılıyor. Ancak bireysel faaliyetlerde internet ilk sırada yer alıyor. Öte yandan uzun süre, sınırlı bir fiziki ortamda yaşamak, sosyal hayattan ve iş rutinlerden mahrum kalmak da bazı sakıncalara yol açabiliyor. Nitekim şiddetin arttığını söyleyenlerin oranı %43,7.Epidemik toplumda sık sık din üzerinde tartışmalar yapılıyor. Araştırma bulguları Türk toplumunda dinin salgınla başa çıkma hususunda destekleyici rol oynadığı görülüyor. Dayanışmayı güçlendiren, hayırseverliği destekleyen, manevi ve psikolojik sağlayan bir görev üstleniyor: Din manevi destek sağlıyor %75,4, dinin temizliğe verdiği önemi anladım %82, nimetlerin şükrünü hatırlattı %81,2, ibadetlerimi artırdım 54,4.Kimi kesimler, Müslümanların salgınları sadece günahların cezası olarak gördükleri ve bütün dünyevi sebepleri inkar edip bilimsel çabaya da inanmadıkları yönünde algı üretiyorlar. Araştırma bulgularımız bunun tamamen yanlış olduğunu gösteriyor. Dindarlar günahlara karşı bir kefaret gördüğü gibi bununla başa çıkmak için hem dua ediyorlar hem de bilime önem veriyorlar. Örneğin %57,1 günahlara kefaret görüyor. Ama hem dindar olup hem de bilim insanlarına inancım arttı diyenlerin oranı %85. Sonuçta Türk toplumunda salgına karşı din makul, ilmi ve dini tepkiler veriyor.Salgının sosyolojisini yaptığımızda hem Covid-19’un toplumdaki etkilerini anlıyoruz hem de onun olumsuz etkilerinden uzak durmak için toplumsal reflekslerin yönelimleri konusunda çeşitli sezgilere sahip oluyoruz.
Epidemik toplum I: Kapatma, risk, sosyal izolasyon, sanal sosyal alan
Epidemik toplum I: Kapatma, risk, sosyal izolasyon, sanal sosyal alan
Toplum, artık yeni bir veçheyle ortaya çıkıyor. Korona virüsü bunu gösteriyor. Buna epidemik toplum diyebiliriz. Bir yeni tarz-ı toplum. Toplum salgın içine yerleşerek şekilleniyor. Salgın, toplumu tanımlamaya başlıyor. Toplumu belirleyen ve tanımlayan salgındır artık. Burada risk var, büyük kapatma var, sosyal izolasyon var, yeni bir toplumsallığın doğuşu var. Korona virüsü bu toplum biçiminin varlığını net bir biçimde gösteriyor.Salgınla beraber toplum kapatma düzeniyle karşılaşır. Foucault, biyo-politiğin doğasını veba salgını üzerinden gösterir. Hapishanenin Doğuşu adlı eserinde bunu anlatır. “Bireylerin sabit bir yere kapatıldığı, en küçük hareketlerin bile denetlendiği, bütün olayların kaydedildiği, kesintisiz bir yazı faaliyetinin merkez ile çevreyi bir birine bağladığı, iktidarın hiyerarşik ve sürekli biçime göre hiçbir paylaşım olmadan icra edildiği, her bireyin sürekli olarak gruplandığı, incelendiği ve canlılar, hastalar ve ölüler olarak dağıtıma tabi tutulduğu bu kapalı, parçalara ayrılmış, her noktası itibariyle gözetim altında olan mekânda.. Bütün bu unsurlar bütünsel bir disiplin düzeneğin modelini meydana getirmektedirler”(boldlar bana ait, Hapishanenin Doğuşu, 248).Biyo-iktidar, çeşitli kurumlarıyla toplumu bir hapishaneye çevirmiştir. Toplumu denetlemek, kaydetmek, disipline etmek için kurumlara kapatmıştır. Hastaneler, eğitim kurumları, klinikler, hapishaneler… birer kapatma kurumudur. Modernite, bir yönüyle büyük kapatma düzenidir. Toplum, bu kapatma kurumlarının bileşkesinden oluşuyor. Korona virüsü ile birlikte toplum, yeniden büyük kapatma düzeniyle küresel ölçekte yaşıyor. Herkes eve kapanıyor. Kapitalizm, şimdiye kadar herkesi evden çıkarıp dışardaki toplumsal kurumlara kapatırken şimdi de epidemik toplumda herkesi eve ve online düzenine kapatıyor.U. Beck’in risk toplumu tezi de epidemik toplumu haber veriyor. Beck’e göre çevre felaketleri ve nükleer silahlanmalar sonucunda toplumlar risk ile kuşatılıyor. Risk, toplumu tanımlayan bir gerçekliğe dönüşüyor. Sosyal teorisyen A. Giddens de moderniteyle beraber güvenlik ve riskin arttığına dikkat çekiyor. Risk, artık epidemik toplumda sadece nükleer silahlanma ve çevre sorunlarıyla ilişkili değil. Bunların çok ötesinde doğrudan epidemiktir. Toplumsal riski doğrudan salgın hastalıktır.Epidemik toplum, Bauman’ın işaret ettiği akışkan modernlik içinde gerçekleşiyor. Metaların, imgelerin ve insanların aktığı dünyada salgın da bunlarla beraber akıyor. Üstelik akış küresel düzeyde seyrediyor. Bundan dolayı salgın lokal olanı aşıyor. Tarihte salgınlara yakalanan toplumlar, lokal toplumlardı. Örneğin veba, böyleydi. İbn Haldun, Endülüs’ten ayrıldıktan sonra geride bıraktığı anne ve babasını meşhur Kara Ölümden kaybetmişti. Ama veba da arkasında kalmıştı. Oysa günümüzde korona virüs, akış toplum ilişkileri içinde gerçekleşiyor. Küreselleşmenin yoğun mobilitesi içinde meydana geliyor. Tarihte meydana gelen salgınlar gibi sadece bir kent veya bir bölgeyi kapsamıyor. Bütün dünya toplumlarını etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 1 Mart 2020 tarihinde, korona virüsünü pandemi olarak tanımlanması da bunu gösteriyor. Nitekim dünyanın bir ucunda yer alan Çin toplumunda başlayan bu epidemi, dünyanın diğer ucundaki Amerikan toplumlarına kadar ulaşmış durumda.Epidemik toplum, sosyal izolasyonu üretiyor. İzolasyon, epideminin pandemik özelliği nedeniyle yerküre düzeyinde gerçekleşiyor. Yerküre düzeyinde süren akış ve mobilite yine yer küre düzeyinde durmaya zorlanıyor. Bütün dünya toplumları, sosyal izolasyonla karşı karşıya kalıyor. Şehirlerin akışı ve hareketi duruyor. Sokaklar, havaalanları, alış veriş merkezleri, işyerleri, stadyumlar, okul kampüsleri bomboş hale geliyor. Toplumun tamamen duran akışı ve hareketidir bu. Sosyal izolasyon, sadece bir akışın duruşu değil, aynı zamanda akışın başka bir alana transferidir. Artık akış online alana taşınmaktadır. Spor aktiviteleri, eğlenceler, alış verişler, eğitim ve öğretim faaliyetleri online üzerinden yapılmaktadır. Örneğin dünyanın en seçkin 8 üniversitesi online eğitime başladı. Türkiye’de YÖK, online eğitime karar verdi.Epidemik toplum, artık toplumu online aktarıyor. E. Casstell’in ağ toplumu( network society) dediği sosyolojik gerçeklik daha da derinleşiyor. Online, toplumsal düzenin üzerinde gerçekleştiği yeni “sosyal alan”dır. Epidemik toplum, normal toplumsalın sonu demektir zaten. Bunun yerine olağanüstü sosyolojik koşullarla beraber yeni bir toplumsallık doğar. Bu toplumsallık, İnsanı yeni bir kadere sürükleyecek. İnsanın yeni toplum kaderidir bu. İnsanlık eve döndü!
Mutluluğun sırrı ibadette
Hayat
Mutluluğun sırrı ibadette
American Journal of Epidemiology dergisinde yayınlanan son araştırmanın sonuçları, kişiye sürekli mutluluğu yakalamak için sosyal aktivitelerde bulunmak yerine ibadet etmeyi ve dini aktivitelere yönelmeyi öneriyor.
Yeni Şafak
Kanser kayıtçılığında 20. yıl programı
Hayat
Kanser kayıtçılığında 20. yıl programı
Türk Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkan Yardımcısı Güledal Boztaş, Türkiye olarak kanserin farkında olduklarını ve yapılan çalışmalarla kanserin kontrol altına alınabileceğini ancak daha fazla çalışılması gerektiğini söyledi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.