Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
CHP'de baskı krizi: Genel Merkez'in talimatlarına uymayan meclis üyeleri odalara kilitlendi iddiası
Gündem
CHP'de baskı krizi: Genel Merkez'in talimatlarına uymayan meclis üyeleri odalara kilitlendi iddiası
Balıkesir'e bağlı Ayvalık ilçesi belediyesinde, CHP'li belediye meclis üyelerinden bazılarının parti binasına kilitlendiği öne sürüldü. Konuya ilişkin açıklama yapan CHP'li Meclis Üyesi İsa Aslan, imar konusundaki görüşmelerde Genel Merkez'in talimatıyla 'evet' oyu vermeleri için baskı gördüklerini ifade etti. Aslan, "Basında yer alan haberlerin tamamı doğru. Genel Merkez'in talimatıyla, kilitli kapılar ardında baskı görüyoruz." ifadelerini kullandı. CHP Ayvalık İlçe Başkanı Hüseyin Şalmanlı ise iddiaların asılsız olduğunu ifade etti.
IHA
İYİ Partili Ağıralioğlu: HDP'lilerin fezlekelerine gözlerim açık evet diyeceğim
Gündem
İYİ Partili Ağıralioğlu: HDP'lilerin fezlekelerine gözlerim açık evet diyeceğim
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ‘evet’ diyeceğine dair söylemini yineledi. Ağıralioğlu, “Fezleke oylamalarına gözüm açık elimi kaldıracağım ve evet diyeceğim. Tayyip Bey’i yenmek için biz PKK’dan medet umarsak bu süreci enfekte etmiş oluruz” dedi.
Diğer
Haluk Levent ‘Yeşil Vatan’ için söyledi
Hayat
Haluk Levent ‘Yeşil Vatan’ için söyledi
Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü’nün “Yeşil Vatan” kampanyası kapsamında ormanların korunması ve geliştirilmesi için çalışan orman teşkilatını konu alan “Birileri Var” şarkısını ünlü sanatçı Haluk Levent seslendirdi.
IHA
Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro aşı olmayacak: Bir timsaha dönüşebiliriz!
Dünya
Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro aşı olmayacak: Bir timsaha dönüşebiliriz!
Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, yeni tip koronavirüs aşısına güvensizliğini, "Eğer bir timsaha dönüşürsen, bu senin problemin. Eğer bir Superman'e dönüşürsen, eğer bir kadında sakal uzarsa veya bir erkek ince konuşmaya başlarsa onlarla bir ilgisi yok." sözleriyle dile getirdi.
AA
Dünya Sağlık Örgütü'nden Türkiye'nin trans yağ kısıtlaması kararına rapor
Koronavirüs
Dünya Sağlık Örgütü'nden Türkiye'nin trans yağ kısıtlaması kararına rapor
DSÖ, gıda tedarik zincirinden trans yağın tümden kaldırıması hakkında yıllık rapor yayınladı. Raporda Türkiye, Brezilya ve Nijerya'da yeni kabul edilen önlemlerin DSÖ'nün en iyi uygulama politikaları kriterlerine uygun olduğu vurgulandı. Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Dağlı, "Endüstriyel trans yağların 2023 yılına kadar tümden yasaklanması hedefine doğru yol alınırken, trans yağ kısıtlamasına uyumun yurttaşlar tarafından da talep edilmesi önem taşıyor. Toplumda farkındalık yaratmak için çalışmalarımıza devam ederek devletimizin konuyla ilgili halk sağlığı politikasına destek vereceğiz" dedi. Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Gezer, "Yolun henüz başındayız. Türkiye, bu raporu iyi okumalı ve attığı güzel adımı sürdürmeli" ifadelerine yer verdi.
AA
“Yaygıda otur ama yayılma!”
“Yaygıda otur ama yayılma!”

Önceki yazımızda İbnü’l-Arabî’nin İbnü’r-Rüşd’le görüşmesinde, “evet ve hayır” kelimelerini aynı durum içinde peşpeşe kullanmasının nedeni üzerinde, İbnü’l-Arabî’nin kendi değerlendirmesini esas alarak biraz durmuş ve devam edeceğimizi belirtmiştik.

Video: “Yaygıda otur ama yayılma!”


Ekrem Demirli, aynı konuyu ihata eden “Bir Evet ve bir Hayır: İbnü’l-Arabî ile İbn Rüşt” başlıklı bir makalesinde (2012), hadisenin İbnü’r-Rüşd’den yana bir teyidinin, tekidinin ya da tenkidinin olmadığını, sadece İbnü’l-Arabî’nin nakline dayanılarak ele alındığını belirterek, kendi engin felsefî ve tasavvufî birikimi eşliğinde, insan, vahiy – akıl, hakikat ve nazariyat (teorik bilgi) terimleri özelinde, mezkur Evet ve Hayır’ı İbnü’l-Arabî’nin bilgi görüşüyle temellendirmiştir.

İlgililerini bu makaleye yönlendirirken, biz kendi vaadimizde durarak, İbnü’l-Arabî’nin olayı naklettiği yerde (Fütûhât, 1/ 446), İbnü’r-Rüşd’le ilgili daha şahsi (öz-n-el) sayılabilecek yorumunu da okurumuzun okumasına sunup, asıl yine kendi kelimeleri üzerinden sorunun cevabını ve bu cevabı oluşturan yaklaşımın mertebesini nakletmek istiyoruz:

Evet, İbnü’l-Arabî’nin İbnü’r-Rüşd’e “evet ve hayır” demesi şu nedenledir:

“Herkes, kendi zevkine göre ve halinde tercih ettiği şeye göre konuşur. Çünkü sûfiler, bir şeyden söz ederken zevklerinin ve vecdlerinin verisini aşmazlar. Öyleyse onlar kesin bilgi sahibi, dürüst kimselerdir. (...) Fikriyle hareket eden insan, hal ve zevk sahibi değildir. Yorum (itibar) ehline gelirsek, onların arasında da zevk sahipleri bulunabilir ve söz konusu kimseler –fikirlerinden hareketle değil– zevk’den hareketle yorum yaparlar. Bazen yorum fikirden kaynaklanabilir ve yabancı insan, işin şeklini karıştırabilir ve (sûfi ve akılcı) her birisi hakkında ‘Hepsi de yorum yapmaktadır ve yorum ehlidirler’ der. Bilmez ki yorum bazen fikirden bazen zevkten meydana gelir. Zevk sahiplerinde ‘yorum’ (itibar) asıl iken, fikirden hareket edenlerde fer’dir. Fikir gücünden hareket eden biri (sûfiler gibi) ‘irade ehli’ değildir. Ancak hakkında düşünülen konu, sadece fikir gücüyle elde edilen bir şey ise, (irade ehli olan sûfiler) bilgiyi bu yolla elde edebilir.” (Fütûhât, 9/ 313)

İbnü’l-Arabî’nin “Evet ve Hayır”ının nedeni “özetle” budur ama elbette naklettiğimiz bu değerlendirmesinde onun, “irade ehli olma” deyimi başta gelmek üzere kullandığı terminolojinin ayrıca izahı gerekir ki, burada mümkün olmayan bu husus için de Ekrem Demirli’nin yukarıda başlığını zikrettiğimiz makalesine başvurulması çok yararlı olacaktır.

Biz bu bahis esasında dikkatimizi çeken başka bir husus üzerinde durmayı önceliyoruz ki, bu, İbnü’l-Arabî’nin, gerek “Evet ve Hayır” deyişinde, gerekse nazariyatçılara yaklaşımında belirgin hale gelen “İslamî vasat”tır.

Bu vasatın doğru anlaşılabilmesi için, İbnü’l-Arabî’den önce yaşayan ve felsefecilere reddiye yazımının geleneğini oluşturan el-Gazalî (v. 1111) ve Şehristânî’nin (v. 1158) radikal tutumunu hatırlatmak ve dolayısıyla İbnü’l-Arabî’nin bunda neyi, ne düzeyde değiştirdiğine bakmak gerekir.

Bu manada Filozof İbnü’r-Rüşd’e “Evet ve Hayır”la birlikte yöneltilen olumlama ve olumsuzlamayı, ilkin İbnü’l-Arabî’nin de beğeniyle naklettiği şu sözde açmak mümkün olsa gerektir:

“Yaygıda otur, ama yayılma!”

Evet: Yaygıda otur.

Hayır: Ama yayılma.

İbnü’l-Arabî’nin bu yaklaşımının temelini ise onun şu yorumlarında bulabiliriz:

“Filozofun anlamı, hikmeti seven demektir. Çünkü Yunanca’da ‘sofya’ hikmet demektir. Bir tanıma göre, sevgi demektir. Öyleyse felsefe, hikmeti sevmektir. Akıllı herkes hikmeti sever. Şu var ki, ister filozof, ister Mutezile, ister Eşari olsun, ister başka bir akılcı ekolden olsun, akılcıların ilahiyat bahislerindeki hataları doğrularından daha çoktur. Binaenaleyh filozoflar, adları nedeniyle kınanmadılar, onlar metafizik bahislerde yanıldıkları için kınanmışlardır. Onların bilgileri, peygamberlerin getirdikleri bilgilerle çelişmiştir. Bunun nedeni ise, nebilik ve risaletin kaynağı ve bunların neye dayandığı hakkındaki bozuk düşünceleriyle verdikleri hükümlerdir. Fikre dayandıkları için işi karıştırmışlardır. Kendisini sevdiklerinde, hikmeti –fikir yolundan değil de– Allah’dan isteseler idi, her konuda isabet kaydetmiş olurlardı. Filozoflar bir yana, Mutezile ve Eşariler gibi Müslüman akılcıların önünde İslam vardı ve onların düşüncelerinde hükümrandı. Sonra kendi anlayışlarına göre ondan uzaklaşmaya başladılar. Öyleyse onlar, asıl bakımından isabetli iken yaptıkları tevillere göre bazı ayrıntılarda yanılmışlardır. Bu tevilin kaynağı akıl ve fikirlerdir.” (Fütûhât, 9/ 314)

İbnü’l-Arabî, mümkündür ki İbnü’r-Rüşd’ü de Mutezilî ya da o kulvardan bir filozof olarak görüyor olabilir. Velev ki görmese de, Müslümanlığı nedeniyle onu zaten içe çekerek konuştuğu (reddetmediği, İslam’ın dışına itmediği) için, bu tutumunu onun filozoflara karşı yeni bir tahammül anlayışı tesis etmesinde ve ondan naklettiğimiz sözün dairesinde görmek gerekir:

“Ey, Üstad İbnü’r-Rüşd! Felsefeciliğiniz nedeniyle sizi reddetmiyoruz ama bağrımıza da basmıyoruz. Allah aklı ve fikretmeyi, bizim gibi size de bir yaygı kılmıştır. Orada oturun, ama asla yayılmayın!”

Evimiz bir okul gibiydi
Hayat
Evimiz bir okul gibiydi
Türk-İslam düşünürü ve mutasavvıf Mevlana Celaleddin Rumi’nin 22’nci kuşaktan torunu Esin Çelebi hatırlarını bir kitapta topladı. Abdülbâki Gölpınarlı’dan Semiha Ayverdi’ye aile dostlarını, çocukluğunun nasıl geçtiğini ve katıldığı ilk ihtifalini anlatan Esin Çelebi, “Evimiz kimin öğretmen, kimin talebe olduğu belli olmayan bir dershâne gibiydi. Herkes bilgisini büyük bir edep içinde ortaya koyuyordu” diyor.
Yeni Şafak
Hayvan dövüştüren şimdi yandı
Gündem
Hayvan dövüştüren şimdi yandı
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Bakanlar Kurulu'nun son toplantısında görüşülen kanun tasarısına göre horoz dövüşleri ve deve güreşleri yapan ve yaptıranlara hapis cezası geliyor.
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.