Fatih Terim'in koronavirüs testi pozitif çıktı: Hastanede emin ellerdeyim
Spor
Fatih Terim'in koronavirüs testi pozitif çıktı: Hastanede emin ellerdeyim
Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, koronavirüs testinin pozitif çıktığını duyurdu.
AA
Dayım için Musa abi için…
Dayım için Musa abi için…
İlk kez Sebahattin hocanın oğlu Ersin’in üstünde gördüm, siyah beyaz çubuklu formayı.Video: Dayım için Musa abi için…Çok güzeldi…Şekerbegoviç’in, Arnavutoviç’in, Hüsamettin’in, Samet’in, Fikret’in, Necdet’in yılları.Beşiktaş’ı tut, Beşiktaş bunların hepsinden iyidir, sen Beşiktaş’ı tut, dedi, Ersin.Tuttum…Dayım kanser hastası.Fidan gibi delikanlı, nasıl yakışıklı anlatamam.Bizim evlerin köşelerinde bir Ali Rıza fotoğrafı durur.Çapa’nın soğuk odalarında, ölüme çeyrek kala çekilmiş o siyah beyaz fotoğraflarda bile ışıltısından bir şey kaybetmeyen dayım hala bakar bir kenardan bize.Galatasaraylı…Ama nasıl Galatasaraylı, öyle böyle değil.Köyde bir de Musa abi var.Ne olmuş, nasıl olmuş, ne zaman olmuş bilmiyorum, bir ayağı yok.Koltuk değnekleriyle gelip geçiyor dedemin kapısının önünden.Dayımla Musa abi bazen birlikte maç dinliyorlar radyodan.İkisi de hasta, ikisi de hasta Galatasaraylı.Takım galip geliyor, bizimkiler canlanıyor, takım mağlup oluyor, bizimkiler yorgan döşek.Öyle Galatasaraylılar…Dayım sürekli tembihliyor…“Galatasaray’ı tutacaksınız, bizim takımımız Galatasaray, anlaşıldı mı?” diyor.Anlaşıldı da…Ben Beşiktaş’ı tutuyorum, Ersin’le de konuştuk, siyah beyaz formayı seviyorum, hem de çubuklu.Neyi, niçin tuttuğumu da bilmiyorum, belki de Ersin’in siyah beyaz formasını tutuyorum.Ama olmuyor…Okulun bahçesine gidene kadar Galatasaraylıyım, Ersin’in üstündeki formayı görünce Beşiktaşlı.Siyah beyaz, çizgili, mübarek güneşte nasıl ışıldıyor biliyor musun, tertemiz.Dayım hasta…Kan kanserinin adı bizim köyde lösemi değil henüz.Dayım kan kanseri, hasta, ölecek, herkes biliyor, bir ben bilmiyorum, çocuğum.Dayımın öleceğini bilsem tutmam elbet ama çocuğum.Çocukça tutuyorum Beşiktaş’ı, en güzel halde, hayalde Beşiktaşlıyım…Bizim İsmail Hakkı’nın Galatasaray ısrarını kırabilirim, onu pek dert etmiyorum ama dayım hasta, mesele dayım.Bir sabah kalktım…Babam yatağın başında, başımı okşuyor, gülümsüyor.Eğildi, bir kardeşin oldu, dedi.Biz çocukken bir sabah kalkardık ve bir kardeşin oldu, derlerdi.Bizim zamanımızda bir sabah ansızın bir kardeşimiz olurdu, öyle öyle çoğalırdık biz.Sonra kardeşimi eve getirdiler.Baktım, böyle sarı marı, küçük, çelimsiz bir şey.Kardeşim oldu ama herkesin aklı başka yerde.Dayım hasta…Annem her sabah kalkıyor, namazını kılıyor, ineklerini sağıyor, yemeklerini yapıyor, küçük evini toparlıyor.Sonra düşüyoruz yola…Her gün, istisnasız her gün annemle 6 kilometre yol yürüyoruz, dayımın yanına gidiyoruz.Annem kardeşini seviyor, başını okşuyor, ona yemekler yapıyor.Dayım hasta, dayımın etrafında oynuyorum, üstüne çıkıyorum, yanına yatıyorum, o da seviyor beni.Akşam oluyor, tekrar evimize dönüyoruz.Annem yine ineklerini sağıyor, işlerini çekip çeviriyor, sabaha hazırlık yapıyor, sabahleyin tekrar düşüyoruz yola.Kervanı üçlüyoruz, kardeşim de katılıyor bize, annem onu da alıyor sırtına, yine yürüyor, yine yürüyoruz yanında.Dayım hasta, ölecek…Aynalara sığmayan o uzun boylu, yakışıklı delikanlı toprak olacak.Kendisi de biliyor bunu…Ara sıra eline bir ayna alıyor, yatağına uzanmış, kendine bakıyor, gövdesini süzüyor.Yanındakilere dönüyor, “Bu beden bu kadar erken toprak olmamalı” diyor.Çok yakışıklı bir adam, cam gibi, elmas gibi parlıyor, ruhunu arındırıp kendi gövdesine acıyor.Bir gün…Anneme döndü, köşede yatan kardeşimi gösterdi, “Abla bunun adı Fatih olsun” dedi.Fatih…Fatih kim?...Fatih kim olacak, Fatih Terim işte, Galatasaray’ın kaptanı.Dayım ile Musa abinin her hafta radyoya kulaklarını dayayarak dinledikleri Galatasaray’ın kaptanı Fatih Terim…Başka kim olacak?Kulağına ezan okudular, Fatih, dediler.Kardeşimin adını Fatih koydular ama ben sessizce Beşiktaş’ı tutuyorum, Ersin biliyor bunu.Yine bir sabah uyandım, herkes ağlıyor.Annem, dedem, ananem, öteki dayılarım, teyzem, herkes herkes ağlıyor.Bir şey anlamadım…Sonra dayımın odasına girdim.Upuzundu, daha da uzamış gibiydi, çenesi bağlıydı, bir aslan gibi yatıyordu.Ne olduğunu yine anlamadım, herkes ağladı, ben ağlamadım.O sezon…Fatih Terim, Galatasaray’ın kaptanı olarak sahaya çıktı, dayım bu alemden göç etti, Fenerbahçe, Trabzonspor’un önünde 1 puanla şampiyon oldu.Olmadı, göremedi…Kardeşimin adını koyduğu kaptanından bir şampiyonluk, sadece bir şampiyonluk istedi.Olmadı…Dayım öldü…Aradan epey zaman geçti.Yine bir gün okulun bahçesine gittim, Ersin’i gördüm.Ona dedim ki…Ersin, ben Beşiktaş’ı bıraktım, Galatasaray’ı tutuyorum, dayım öyle söyledi, onun için Galatasaray’ı tutmam gerekiyor...Ersin bir şey demedi.Annem, sarı kırmızı bir kazak ördü, Monaco forması formatında, ya da River Plate, ya da Peru Milli Takımı..Hangisini biliyorsanız artık…İşte öyle çapraz desenli, sarı kırmızı bir kazak ördü annem.O kazağı ben giydim, Fatih giydi, Şakir giydi, Haluk giydi, Galatasaraylı olan herkes giydi.Biz, hepimiz…Dayımdan sonra o kazağın gizemiyle, o kazağın yüküyle Galatasaraylı olduk.Yarın Galatasaraylılar için önemli bir gün…Hele benim gibi Galatasaraylılar için çok çok önemli bir gün.Ben Galatasaray’ın kazandığı her şampiyonluğa dayım adına sevinen, Beşiktaş’ın kaybettiği her şampiyonluğu da kendi adıma üzülen bir Galatasaraylıyım.Yarın Galatasaraylılar için önemli bir gün…Dayıma, Musa abiye takım kaptanıyken bir şampiyonluk veremeyen Fatih Hoca, onların ardından teknik direktör olarak tam yedi şampiyonluk verdi.Yarın Fatih Hocanın sekizinci, Galatasaray’ın yirmi ikinci şampiyonluk günü.Başaracaklarına inanıyorum.Dayım için…Musa abi için…Haydi bastır şanlı cim bom bommmm, cim bom bommm…
Fatih Kitabevi
Fatih Kitabevi
‘Kitap’ ve ‘ev’ kelimelerinin birleşip tek bir kelime haline getirilmesiyle sadece bir mekana ismini koymuş olmuyoruz; aynı zamanda ‘okumak’ fiilinin niteliğine ilişkin çok değerli bir muhteva biriktirmiş oluyoruz. ‘Ev’ dediğimizde insanın, insanların yaşadığı yeri kastetmiş oluyoruz, malum. ‘Kitabevi’ dediğimizde de kitapların yaşadığı yeri isimlendirmiş oluyoruz. Dikkatinizi çekerim; kitapların bulunduğu ya da barındığı yer demiyorum, kitapların yaşadığı yer diyorum. Kitabı kitabevlerinde arayıp bulan nesiller için bu söylediğim, uzun izahlara ihtiyaç duymadan rahatlıkla anlaşılabilecek bir şey...Video: Fatih Kitabevi Şimdi işler biraz değişti; kitap deyince akla ya online alışveriş yapılan sanal kitap marketler ya kitap fuarları ya da kitabı daha ziyade fon olarak alan kitap kafeler akla geliyor. Her geçen gün sayıları azalan eski usul kitabevleri, ya dönüşüyor ya da bir parçası olmadıkları, olamadıkları için bu rekabet çağında ayakta kalabilmenin mücadelesini veriyor. Kitabın hızla yayın endüstrisinin, keyif sektörünün, oyalanma kültürünün nesnesi haline geldiği bu yeni ortamlarda kitapların sadece kitap olarak var olabildiklerini söylemekte ben her geçen gün biraz daha fazla zorlanıyorum. Hayattaki her şeyin ‘değişim’ kavramını motto kabul ettiği bir zamanda, kitabevlerini zaten hiç yaşamamış genç arkadaşlarımıza bu sözlerimin nostaljik bir avuntu gibi geleceğinin farkındayım. Evet, kabul edelim etmeyelim, değişim gerçekten bu devrin kompozisyonunu belirleyen temel dinamik... Belki bugünün gençleri yakın gelecekte kağıda basılı kitap için, bugün bizim kitabevleri ile ilgili söylediklerimize benzer şeyler söyleyecek, basılı kitapları özleyecekler. Her şey durmadan değişiyor, bunun önüne geçmek pek mümkün değil görünüşe göre... Ama yine de ben biraz ‘eski kafalı’ kalmakta ısrar etmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Kırklı yaşlarına kadar süren uzatmalı gençlik yıllarını kitabevlerinde (ve dergi bürolarında), kitap kokusunu içine çekerek, kitap tozu yutarak, kitabı merkezine alan tadına doyulmaz sohbetlerde demlenerek yetişen nesiller olarak bizim değişimimiz bir yere kadar oluyor. Nefes aldığımız yerleri, mekanları, alışkanlıkları özlüyoruz. Neyse ki, eski kafalıların nesli de henüz tamamen tükenmiş değil! Fatih Yurdakul, yani herkesin ‘Fatih Abi’si, benim 82 yazı sonunda üniversite kaydı için Ankara’ya ilk geldiğim günden bildiğim, tanıdığım, sevdiğim güzel bir insan, çınar bir şahsiyet... Ankara’da kimbilir kaç nesildir, yolu onun kitabevinden geçmeyen kimse yoktur. Kendisi dört dörtlük bir eski kafalıdır ve kitabevi de yeri yıllar içinde birkaç kez değişse de her daim eski usuldür. Şimdi Hamamönü’nde restore edilmiş çok güzel bir tarihî Ankara evinde yeni bir başlangıç yapıyor Fatih Kitabevi. Cuma günü toplandık, bu yeni başlangıcın hayrına Kur’an dinledik, dualar ettik ve rahmetli Necdet Abi’yi hatırladık hep beraber. Bosna’dan, Aliya’dan söz ettik, Necdet Abi’nin sesinden hafızamızda Bosna davasının sesi olmuş o yakıcı şiiri dinledik. Fatih Abi’nin uzun ve masalsı ak sakalı gibi ağararak akıp gitti dakikalar... Bu satırlar sizde Fatih Kitabevi’nin reklamını yaptığım gibi bir intiba uyandırdıysa, haklısınız. Tam olarak bunu yapmaya çalışıyorum. Fatih Kitabevi, kitabın yaşadığı bir ev... Çay, çorba, börek, hepsi çok güzel... Ama hepsinden güzel olan; mekanın kitapla derinlik kazanması, bir hissiyatın, bir idrakin, bir karakterin solunabiliyor olması... Kapıdan girdiğinizde gurbetten vatanınıza dönmüş gibi oluyorsunuz. Böyle bir mekan bütün şehirler için herhalde çok değerlidir. Ama yıllardır mekansızlıktan muzdarip Ankara için adeta çölde bir vaha... Gitmeyen, görmeyen, yaşamayan susuzluktan şikayet etmesin!
İz peşinde: Yeni Şafak virüs avcılarıyla 5 saat geçirip çalışmaları takip etti
Koronavirüs
İz peşinde: Yeni Şafak virüs avcılarıyla 5 saat geçirip çalışmaları takip etti
Yeni Şafak, Kovid-19 ile mücadeledeki başarıda etkin rol oynayan filyasyon ekiplerinin çalışmasını takip etti. Doktorlar Mustafa Sever ve Yasin Özer, Fatih Karagümrük’te bir binaya girdi. Virüs şüphesi taşıyan Faruk Eldem ve Mücahit Aker, SMS yoluyla bilgilendirilmişti. Kapıda bu kez telefonla arandılar. Filyasyon formu doldurulduktan sonra ağız ve burunlarından sürüntü alındı, koruyucu kutuya koyuldu.
Yeni Şafak
Borlu el dezenfektanı: Haftaya raflarda olacak
Koronavirüs
Borlu el dezenfektanı: Haftaya raflarda olacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla seri üretimi yapılan borlu el dezenfektanın ismi belli oldu. Üretimi ve dağıtımı kesintisiz devam eden Borel önümüzdeki hafta raflarda olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, ürünle ilgili olarak “İçeriği sayesinde ellerin nemliliğini koruyor ve cildin tahriş olmasını önlüyor” dedi.
Yeni Şafak
Türkiye'nin üçüncü sondaj gemisi yola çıktı
Ekonomi
Türkiye'nin üçüncü sondaj gemisi yola çıktı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin üçüncü sondaj gemisinin yola çıktığını bildirdi.
AA
Fatih Terim koronavirüsü yendi donör olmak istediğini açıkladı
Spor
Fatih Terim koronavirüsü yendi donör olmak istediğini açıkladı
Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, kendisine yapılan son koronavirüs testinin negatif sonuçlandığını açıkladı.
Yeni Şafak
Fatih Terim: Virüsü yendim donör olmak istiyorum
Spor
Fatih Terim: Virüsü yendim donör olmak istiyorum
Bir süredir koronavirüs tedavisi gören Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, kendisine yapılan son testin negatif çıktığını ve uygun olursa plazma tedavisi için donör olabileceğini açıkladı.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.