'Venedik Bienali 15. Uluslararası Mimarlık Sergisi'
Hayat
'Venedik Bienali 15. Uluslararası Mimarlık Sergisi'
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) koordinasyonunda yürütülen Venedik Bienali 15. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu'nda, "Darzana" başlıklı proje yer alacak. Proje, Venedik ve İstanbul arasında bir köprü kurmak ve iki kentin ortak kültürel mirasını gelecek hayallerine yansıtmayı amaçlıyor.
AA
Türk Sineması
dünyaya açılıyor
Hayat
Türk Sineması dünyaya açılıyor
Türk Sineması Araştırmaları(TSA) projesi dünyaya açılıyor. TSA Koordinatör Yardımcısı Barış Saydam “TSA, İngilizce dil seçeneği yayına girdikten sonra yurt dışında Türk sinemasıyla ilgili şimdiye kadar açılmış en geniş kapsamlı kaynak olma özelliğini taşıyacak” dedi.
Yeni Şafak
"Uluslararası Taşköprülüzade Sempozyumu" yarın başlıyor
Hayat
"Uluslararası Taşköprülüzade Sempozyumu" yarın başlıyor
Osmanlı düşünce geleneğinin önemli isimlerinden olan Taşköprülüzade, 18-20 Kasım tarihleri arasında "Uluslararası Taşköprülüzade Sempozyumu"'nda anlatılacak. Ayrıca sempozyum esnasında, çoğu ilk defa gün yüzüne çıkartılan 21 ciltlik Taşköprülüzade Külliyatı'nın ilk eserleri de okuyucularla buluşacak.
IHA
Abdullah Gül röportajı ne söylüyor?
Abdullah Gül röportajı ne söylüyor?
Eski Cumhurbaşkanlarından Abdullah Gül, Karar gazetesinde yayımlanan röportajda farklı güncel meselelerden hareketle durduğu yeri göstermeye çalışmış. Röportajda dile getirilen hususları ayrı ayrı ele almanın anlamlı olmadığını söyleyebilirim. Zira ifade edilen görüşler Türkiye’nin karşılaştığı sorunlara yönelik orijinal bir yaklaşıma işaret etmiyor. Bu röportaj son yıllarda farklı taraflarca benimsenmiş ve adeta ideolojiye dönüşmüş yaklaşımlardan birinin tercih edildiğini gösteriyor. 2016’dan sonra iyice tahkim edilen muhafazakâr muhalefet vizyonunu temsil eden Karar gazetesine konuşması ve dile getirilen görüşler genel anlamda Abdullah Gül’ün durduğu yer hakkında fikir veriyor. Benzer yaklaşımlar eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu tarafından da aynı gazetede dile getirilmişti.Abdullah Gül, bahsettiğimiz röportajda dile getirdiği yorumlar ile yirminci yüzyıl paradigmasının ürünü Doğu-Batı zıtlığından hareket ettiğini gösteriyor. Bu zıtlıktan hareketle Türkiye’nin Batı ekseninden ayrılmaması gerektiğini belirtiyor. Batı ile birlikte hareket etmeyi Türkiye’nin menfaatinin gereği olarak takdim ediyor ve buradan hareketle bugünkü yönetimi Batı ekseninden ayrılmakla suçluyor. Türkiye’nin Batı ekseninden ayrılma kararını kızgınlıkla, heyecanına yenik düşerek verdiğini söylüyor. Türkiye’nin Batı ekseninden ayrılma kararının yanlışlığını Suriye’de gelinen noktayı örnek göstererek açıklıyor. Ayrıca Suriye’de Türkiye’yi doğrudan sorumluluk makamına oturtarak eleştiriyor.Bu görüşlerin herhangi orijinal bir bakış açısına işaret etmediğini uzun uzadıya izah etmenin manası yok. Faklı taraflarca dillendirilen ve genel kabul görmüş yaklaşımların konum belirlemek gayesi ile dillendirildiği açıktır. Konuşmacıya yöneltilen soruların muhafazakâr muhalefet yaklaşımını tahkim etme düşüncesinden çıktığını söyleyebiliriz.Röportajın sonunda Abdullah Gül, AK Parti’nin ilk dönemlerini kastederek dindar insanlar ve siyasal İslam gibi bir zıtlıktan bahsediyor. İlk dönemde dindar insanların herhangi siyasî bir görüşe bağlı kalmaksızın yönetimde bulunduğunu, bu insanların herhangi siyasî bir düşünceye bağlı kalmaksızın hareket ettiğini belirtiyor. Bahsettiği insanlarla birlikte demokrat ve özgürlükçü İslamî kimlikli siyasî hareketler sınıflandırmasını gündeme getiriyor. Abdullah Gül’ün tasnifinin liberal bir dünya görüşüne işaret ettiği açıktır. Bu bağlamda ya da karşıtlık oluşturacak şekilde siyasal İslam’ın çöküşünden bahsetmesi de oldukça anlamlıdır. Aynı şekilde Şehir Üniversitesi ve Bilim Sanat Vakfı hadiseleriyle ilgili bir soruya verilen cevaptaki şu cümle de dikkat çekicidir: “Öte yandan, diğer vakıfların bilahare Bilim ve Sanat Vakfı’na da kayyım tayin edilmesine tepkisini de önemli buluyorum.” Alıntıladığım bu cümle dindar insanlar, demokrat ve özgürlükçü İslamî kimlikli siyasî hareketler ve bunlarla karşıtlık oluşturacak şekilde siyasal İslam’ın çöküşü iddiasıyla oluşturulan bir bağlam içinde anlam kazanıyor. “Diğer vakıflar”la oluşturulan kategorinin tahkim edildiğini söyleyebiliriz.Röportaj dikkatle tahlil edildiğinde 15 Temmuz’dan sonra iyice farklılaşan siyasî çizgilerin tahkim edildiği anlaşılır. Özellikle KHK eleştirisi ve mağduriyet söylemiyle birlikte demokrat ve özgürlükçü İslamî kimlikli siyasî hareketler tasnifinin belirli bir anlayışa işaret ettiğini söyleyebiliriz. Bu tasnife kimler dâhil oluyorsa onlarla birlikte Batı ekseninde hareket eden bir Türkiye tasavvurunun öne çıkarıldığını söyleyebiliriz.Abdullah Gül’ün siyasal İslam’ın çöktüğü yönündeki sözleri de yeni bir iddia değildir. Oryantalist külliyat içerisinde bu başlıkla yayımlanmış birçok kitap ve makaleden söz edebiliriz. Hatta bu bağlamda oryantalist yakıştırmaların en ileri düzeyine işaret eden “ılımlı İslam” kavramını da hatırlamalıyız. Hatırlanması gerekli olan diğer oryantalist ve emperyalist yaklaşımlara işaret etmek mümkündür fakat röportajda özellikle siyasal İslam’ın çöküşü ile kastedilenin çok açık olmadığını belirtmeliyiz. Eski bir iddia bugüne taşınmakla yeni bir durum ya da ayrışma tarif ediliyor.Açıkça ifade etmek gerekirse Abdullah Gül, dindar insanların yönetimde bulunduğu ve bu doğrultuda şekillenmiş demokrat ve özgürlükçü İslamî kimlikli siyasî hareketler tasnifiyle bir bakıma belirli bir dünya görüşünü öne çıkarmış oluyor. Bu tarz bir yaklaşım, özellikle 15 Temmuz’dan sonra gündeme gelmişti. 2010’lardan sonraki derin ayrışmayı da burada hatırlatmak isterim.Rahmetli Erbakan’ın temsil ettiği hareketin Yeniden Millî Mücadele kökenli ve Batı eksenini tercih edenlerle Erdoğan’ın çizgisini benimseyenler olarak ikiye ayrıldığı bir siyasî ortamdan bahsedebiliriz.
İngiltere tarafından Türkiye'ye iade edildi: 4 bin 250 yıllık altın gaga ağızlı testi
Hayat
İngiltere tarafından Türkiye'ye iade edildi: 4 bin 250 yıllık altın gaga ağızlı testi
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde 4 bin 250 yıllık altın gaga ağızlı testinin İngiltere’den Türkiye’ye iade edilmesi üzerine düzenlenen törene katıldı. Arthur Gilbert, altın ve gümüş eserlerden oluşan koleksiyonunu tamamlamak için altın gaga ağızlı testiyi 1989’da Los Angeles’ta satın aldı. Londra’daki Victoria&Albert Müzesi’ne verilen gaga ağızlı testinin Anadolu’dan yasa dışı çıkarılması ihtimaline karşı kapsamlı araştırmalar yapıldı. Testinin araştırmalar ile Anadolu’ya ait olduğunun anlaşılması sonucunda, Gilbert Sanat Vakfı tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile temasa geçilerek, bugün Anadolu Medeniyetler Müzesi’ne iade edildi.
IHA
Tesbih müzesini açtı
Gündem
Tesbih müzesini açtı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce restore edilen Fatih'teki Siyavuşpaşa Medresesi'nin mekan olarak kullanıldığı İstanbul Sanat ve Medeniyet Vakfı Hilye ve Tesbih Müzesi'nin açılış törenine katıldı.
Yeni Şafak
12 kadim sanatımızın klavuzu
Hayat
12 kadim sanatımızın klavuzu
“Türk Sanatları Serisi”adlı çalışma, İBB Kültür A.Ş. ve Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından klasik sanatlarımızın gelecek nesillere aktarılması hedefiyle hazırlandı. Editör Fatma Yücel Ayık, vakfın 15 yıllık hayali olan bu çalışmanın, klasik sanatlarla ilgilenen okuyucunun başucu kitabı olacağını söylüyor.
Yeni Şafak
Vakıflar Genel Müdürlüğünden "Bilim ve Sanat Vakfı" açıklaması
Gündem
Vakıflar Genel Müdürlüğünden "Bilim ve Sanat Vakfı" açıklaması
Bilim ve Sanat Vakfı’nın mahkeme tarafından kayyum atanıncaya kadar Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetileceği açıklandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü, "Yapılan işlem yasanın amir hükmünün ifasından ibarettir. Bu eylem Bilim ve Sanat Vakfı’nın tüzel kişiliğinin korunması, maddi varlıklarına ve kuruluş amaçlarına sahip çıkılması eylemidir" açıklamasını yaptı.
IHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.