Castro'nun küllerinin 4 günlük yolculuğu başladı
Dünya
Castro'nun küllerinin 4 günlük yolculuğu başladı
Cumartesi günü hayatını kaybeden eski Küba Lideri Fidel Castro'nun küllerinin bulunduğu tabut, ülkenin başkenti Havana'dan Santiago de Cuba kentine doğru yola çıktı. Castro'nun külleri 4 gün sürecek yolculuğun sonunda, 1959 yılında Fulgencis Batista yönetiminin sona ermesine neden olan gerilla hareketinin başlangıç noktasına ulaşmış olacak. Külleri 3 Aralık'ta Santiago de Cuba kentine ulaşacak olan Castro için 4 Aralık'ta da cenaze töreni düzenlenecek.
IHA
50 yılın ardından ilk görüşmeler bugün
Dünya
50 yılın ardından ilk görüşmeler bugün
ABD'nin, Küba ile 50 yılı aşkın bir sürenin ardından normalleşme sürecini başlatma kararı çerçevesinde üst düzey ABD heyeti, Küba'da iki gün sürecek müzakerelere başlıyor. Obama, Küba ile ABD'nin normalleşme sürecine ilişkin, "Küba'nın geleceği için yeni bir umut doğdu" dedi.
AA
Trudeau’ya Castro tepkisi
Dünya
Trudeau’ya Castro tepkisi
Kanada Başbakanı Trudeau, Küba lideri Fidel Castro için yayınladığı taziye mesajıyla ABD'nin tepkisini çekti. Kendisi gibi Kanada Başbakanlığı yapan babası Pierre Elliot ile yakın arkadaşlığı olduğu bilinen Castro için övgü dolu mesaj yayınlamasına, ABD'li senatörler tepki gösterdi.
Diğer
Kuzey Kore’den Fidel Castro için 3 günlük yas
Dünya
Kuzey Kore’den Fidel Castro için 3 günlük yas
Kuzey Kore, Cuma günü hayatını kaybeden Küba lideri Fidel Castro için üç günlük yas ilan etti. Ülkedeki resmi binalarda bulunan bayrakların Castro için yarıya indirileceği açıklandı.
IHA
Latin Amerika'nın Musaddık'ı
Latin Amerika'nın Musaddık'ı
Bolivya’nın ilk yerli Devlet Başkanı Evo Morales’in bir askeri darbeyle devrilmesinde ABD’nin parmağı olduğunu gösteren emareler var. 20 Ekim’de gerçekleşen seçimler öncesinde Amerikalı senatörlerle Morales muhalifleri arasında gizli görüşmelerden söz ediliyor. Kamuoyuna sızdırılan bu görüşmelerde, Morales’in seçimleri kazanması halinde Bolivya’nın istikrarsızlaştırılmasına yönelik eylem plânları konuşulmuş. Görüşmelerde “Evanjelik Kilise”nin de darbe girişimini destekleyeceği belirtiliyor imiş. “Tropikal Trump” olarak anılan Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile ABD Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo’nun tutkulu birer Evanjelik olmaları, Bolivya’daki darbenin Evanjelik mimarları arasındaki ideolojik bağlantılara işaret ediyor.Ocak 2019’da Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ise Beyaz Saray’da düzenlediği bir basın toplantısına üzerinde “5 bin asker Kolombiya’ya” yazısının göründüğü bir dosya ile gelmişti. Bu mesajla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya gözdağı verilirken, ABD yanlısı güçlere sokağa çıkmaları halinde destek verileceği duyuruluyordu. Venezuala’da darbe girişimi beklendiği gibi bir sonuç vermedi ama sırada Bolivya vardı.ABD Latin Amerika’yı veya Güney Amerika’yı her zaman ‘arka bahçe’ olarak niteledi. “Monroe Doktrini”ne göre Latin Amerika ABD’nin egemenlik alanı içinde görülüyor. Dolayısıyla ABD’nin Latin Amerika’ya müdahaleleri adeta ‘hak’ olarak görüldü. Bu doktrin “Soğuk Savaş” döneminde daha fazla öne çıktı. 1800’lerin sonlarından itibaren ABD, Latin Amerika’ya defalarca müdahalede bulundu ve onlarca askerî darbenin arkasında yer aldı.“Soğuk savaş” döneminde ABD’nin “Sovyetler Birliği”ni çevreleme politikasının mimarı olan George Kennan 1950’lerin başlarında Latin Amerika’daki ABD Büyükelçilerine hitaben yaptığı bir konuşmada, ABD karşıtı hareketleri ezmek için acımasız araçlara ihtiyaç duyulacağını açıkça ifade etmişti. Kennan ABD karşıtlarının içine sızdığı liberal bir hükümet yerine ABD çıkarlarını koruyan otoriter bir rejimi tercih edeceklerini de söylemişti. Bu politikayla “Soğuk Savaş” dönemi boyunca Latin Amerika’da askerî darbeler teşvik edildi.ABD’nin Latin Amerika politikasında etkili olan kuruluşlardan biriyse 1948’de kurulan “Amerikan Devletleri Örgütü(OAS)” idi. ABD güdümündeki bu bölgesel kuruluşun Evo Morales’in devrilmesinde öne çıkması sürpriz değil. Morales’i istifa ederek Meksika’ya iltica etmeye mecbur eden olayların “OAS”ın Bolivya’daki seçim sonuçlarına ilişkin açıklamasıyla başladığını hatırlatalım. “OAS”a göre Morales’in galip çıktığı seçim sonuçları şüpheliydi.2016’da Cumhurbaşkanı seçilen Morales’in başını yakan, Maduro gibi ülkenin enerji ve maden kaynaklarını millileştirmiş olmasıydı. Tıpkı Küba’da Castro’nun, İran’da Musaddık’ın yaptığı gibi. 1950’lerde ABD, Fidel Castro’yu devirmek için girişimlerde bulunmuş ancak başaramamıştı. İran’da ise petrolü millileştiren Başbakan Muhammed Musaddık bir ABD-İngiliz ortak darbesiyle devrilmişti. Morales’in başına gelenler de Musaddık’tan farklı değil.Bolivya’da kalay, bakır, gümüş, altın, volfram, petrol ve uranyumun yanı sıra çok zengin lityum kaynakları var. Lityum uzay teknolojisi için stratejik bir maden. Morales’in ABD yanlısı askeri darbenin hedefi haline gelmesinde, ülke kaynaklarının küçük bir grup yerine yoksul halka tahsis edilmesine yönelik politikalar önemli rol oynadı. ABD’nin Bolivya’nın sözde kötü yönetilmesiyle bir derdi yok. Bütün mesele, ülke kaynakları üzerindeki kontrolün kimlerin elinde olacağıyla ilgili. Darbenin arkasından ipleri ele geçirenlerin Morales’in politikalarıyla çıkarları zedelenen küçük grubun üyeleri olmaları bu yüzden şaşırtıcı değil.Bolivya’da mesele kapanmış değil. Önce şaşkınlığa düşerek yalpalayan Morales cephesi toparlanmaya ve kaybettiği mevzileri yeniden kazanmaya çalışıyor. Bu mücadelenin nasıl sonuçlanacağını şimdiden kestirmek çok kolay değil ama giderek şiddetleneceği aşikar.
Neoconlar’ın Venezuela kumpanyası
Neoconlar’ın Venezuela kumpanyası
Venezuela’daki darbe girişiminin akamete uğrayacağı belliydi. Darbeyi tezgâhlayan güçler Maduro’yu tuzağa düşürmek istediler. Tuzak, daha fazla kan dökülmesi ve darbe çığırtkanı Juan Guaido’nun tutuklanmasıydı. Böylece Venezuela’ya Amerikan müdahalesine meşruluk kazandırılacaktı. Darbe girişiminin ardından ABD Başkanı Trump, Maduro’ya destek verdiği gerekçesiyle Küba’ya tam ve eksiksiz bir ambargo uygulayacaklarını duyurdu. Oysa Küba Fidel Castro’nun iktidara geldiği 1950’lerden bu yana Amerikan ambargosu altında yaşıyor. “ABD Senatosu”nda Trump yönetiminin “Küba dosyası”nı Florida’lı senatörler Marco Rubio ile Rick Scott ilerletiyor. Trump’ın Maduro yönetimine karşı daha sert bir politika izlemesi için bastıran Rubio ve Scott, Venezuelalı, Kübalı ve Nikaragualı muhaliflerle toplantılar düzenliyorlar. Senatör Rubio, Castro muhalifi Kübalı bir göçmen aileden geliyor.Florida rejim muhalifi Kübalıların yoğun olduğu bir eyalet. Küba asıllı Amerikalılar öteden beri Castro rejimine karşı sertlik politikalarını destekliyorlar. Florida eyaletinde 1.5 milyona yakın Küba kökenli, 200 bin civarında da Venezuela kökenli seçmen yaşıyor. Orta yaş ve üstündeki Kübalılar Cumhuriyetçiler’i destekliyor. Küba kökenli seçmenler Amerikan iç politikasında kritik bir denge unsuru. Florida Valisi Scott, Demokrat rakibinden 10 bin oy farkla Senatör seçilmişti. Florida’nın Senato’daki iki üyesi de Cumhuriyetçi. Rubio ise Trump’ın Florida’yı Kübalı Amerikalıların oyuyla kazandığına ikna etmiş gibi görünüyor.Rubio ve Scott’un “Beyaz Saray”daki müttefikleriyse Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton. Başkan Yardımcısı Mike Pence ise “Venezuela Kumpanyası”nın en üst düzeyde sesi oldu. “Soğuk Savaş” döneminde ABD’nin Latin Amerika’daki karanlık ve kirli geçmişinde önemli rol oynayan isimlerden Elliot Abrams da Pompeo tarafından “Venezuela Özel Temsilcisi” olarak atandı. İsrail yanlısı bir Neocon olan Abrams, Venezuela’ya askerî müdahale için Latin Amerika’da destek arıyor. Abrams’ın çabaları ‘diplomatik’ olmaktan öteye gidiyor tabii.Trump’ın “Venezuela Dosyası”nı yürüten şahinler, Maduro rejiminin ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit ettiğini öne sürüyorlar. Venezuela, dünyanın en zengin petrol kaynaklarına sahip. Venezuela’nın eski lideri Hugo Chavez’in petrol şirketlerini millileştirmesi Amerikan petrol şirketlerini çok kızdırdı. Venezuela’nın ABD için ulusal güvenlik tehdidi olduğuysa sadece bir kılıf. Kimse buna inanmıyor. Şahinler petrol şirketlerinin özel çıkarlarını ‘ulusal güvenlik’ gerekçeleriyle perdelemeye çalışıyorlar.John Bolton 17 Nisan’da Florida’daki Kübalı sürgünlerin düzenlediği bir toplantıya katıldı. 17 Nisan 1961’de “CIA” tarafından eğitilen ve finanse edilen 1500 Kübalı, “Domuzlar Körfezi”nde bir işgal girişimi başlatmıştı. Muhalif Kübalılardan oluşan ordu “2506 Tugayı” olarak biliniyor. “Mükemmel Fiyasko” olarak da anılan bu başarısız işgal girişimi Fidel Castro rejimini daha da güçlendirmişti.“Tugay 2506”dan hayatta kalan Kübalıların “Domuzlar Körfezi Harekâtı”nın 58. yılı vesilesiyle düzenledikleri toplantıda Bolton “SoğukSavaş” dönemini çağrıştıran bir konuşma yaptı. Bolton yarım kalan bu girişimin tamamlanacağı mesajı verdi. Bolton Küba, Nikaragua ve Venezuela’ya karşı çok sert davranacaklarını söyleyerek Latin Amerika’da yeni Soğuk Savaş’ın başladığını duyuruyordu. ABD askerlerini ülke dışındaki savaşlardan çekeceği vaadinde bulunan Trump’ın Neocon şahinler tarafından hacir altına alındığı anlaşılıyor. Neoconlar’ı eleştirerek Başkan seçilen Trump, Neoconlar eliyle Latin Amerika’nın karanlık geçmişini hortlatıyor. Bu geçmişte CIA destekli darbeler, darbe girişimleri, katliamlar, cinayetler, işkenceler, özel savaşlar var. ‘Trump’ın Neoconları’nın başlattığı kampanyanın kumpanyanın ‘demokrasi‘ ve ‘özgürlük’ söylemleriyle perdelenmesiyse tam bir komedi.
Hayalle gerçek arasında Fidel Castro
Hayat
Hayalle gerçek arasında Fidel Castro
90 yaşında hayata gözlerini yuman, 20. yüzyılın üzerinde en çok tartışılan lidelerinden Fidel Castro, ilginç kişiliği ile de öne çıkmayı başarıyordu. Tarih onu iyi ve kötü yanları ile yargılayacak. Biz ise sizin için dokuz ABD Başkanı eskiten Castro'nun hikayesinin ilginç noktalarını yazdık.
Yeni Şafak
Çin: Yakın yoldaşımızı kaybettik
Dünya
Çin: Yakın yoldaşımızı kaybettik
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Küba devriminin lideri ve eski Devlet Başkanı Fidel Castro'nun ölümüne ilişkin, "Castro'nun ölümü Küba ve Latin Amerika hakları için büyük bir kayıptır. Küba ve Latin Amerika halkı mükemmel evladını, Çin halkı da yakın bir yoldaşını ve samimi bir dostunu kaybetti." ifadelerini kullandı.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.