Lefkoşa'da Türkiye karşıtı zirve: Yunanistan GKRY ve Mısır iş birliği için anlaştılar
Dünya
Lefkoşa'da Türkiye karşıtı zirve: Yunanistan GKRY ve Mısır iş birliği için anlaştılar
Üçlü zirve kapsamında Lefkoşa’da bir araya gelen GKRY Cumhurbaşkanı Anastasiadis, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Türkiye’yi hedef aldı. Doğu Akdeniz’deki gerilim konusunda Türkiye’yi suçlayan liderler, iş birliklerini sürdüreceklerini açıkladı. Zirvede ayrıca Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nun kurucu tüzüğü imzalandı.
Diğer
Doğu Akdeniz’de gözden kaçanlar – 1
Doğu Akdeniz’de gözden kaçanlar – 1
Son dönemde Doğu Akdeniz’de baş döndürücü hızda gelişmeler yaşanıyor. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) aleyhteki politikalarına rağmen Türkiye hem sahaya hem de masaya ağırlığını koymuş durumda. Türkiye ağırlığını koydukça da çıkan çatlak ses sayısı giderek artıyor. Elbette tüm bu sesler ve baş döndürücü gelişmeler arasında gözden kaçan gelişmeler var. Konu önemli ve sıcak olduğu için detayları atlamamak gerekiyor. Bu bakımdan tamamını tek bir yazıda ifade etmek güç olacağı için bu yazımda onlardan ilkini ele alıp, bir sonraki yazımda bir diğerini detaylandıracağım.İSRAİL, MISIR VE GKRY ARASINDAKİ SORUNLARDoğu Akdeniz’de ispat edilen ve tahmin edilen potansiyel enerji kaynaklarına ilişkin olarak son dönemde atılan en stratejik adımlardan bir tanesi Türkiye’nin Libya ile vardığı mutabakattı. Bu mutabakat pek çok açıdan önem taşıyor ancak sadece Yunanistan’ın gösterdiği tepkiler bile Türkiye’nin ne denli büyük bir iş yaptığının göstergesi. Öte yandan Avrupa Birliği (AB) tarafından da yükselen tepkiler bizi pek şaşırtmıyor. Zira karşımızda; hiçbir yetkisi yokken, normal bir devletmiş ve adanın tamamını temsil ediyormuş gibi 2003, 2007 ve 2010 yıllarında GKRY’nin bölge ülkeleriyle Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin hakları hilafına yaptığı anlaşmalara sessiz kalan, üyesi Yunanistan’ın Libya’nın kıta sahanlığı haklarını gasp etmesine göz yumarak çifte standart uygulayan bir AB var.Biz konumuza dönelim. Geçtiğimiz günlerde İsrail, GKRY’nin tek taraflı ilan ettiği sözde münhasır ekonomik bölgesinde (MEB) kalan “Afrodit” sahasında Rum tarafınca verilen ruhsatlara göre çalışmalarını sürdüren şirketler, İsrailli “Delek”, Teksas merkezli “Noble Energy” ve çok uluslu “Shell”e resmi bir yazılı bildirimde bulundu. İsrail bildiriminde, söz konusu şirketlere, sahanın geliştirilmesi (ticarileştirilmesi) için mutlaka İsrail’in onayının alınması gerektiğini belirtiyor. Elbette ilk bakışta bu durum Türkiye’nin Libya ile mutabakatı ile ilişkilendirilebilir. Oysa İsrail, kendi MEB’indeki küçük bir rezerve sahip olduğu düşünülen “Yishai” sahasıyla komşu ve 2011 yılında keşfedilen “Afrodit” sahasının kendi onayları olmadan ticarileştirilmemesi gerektiğini 2012 yılından bu yana dillendiriyor. Çünkü İsrail’in en başından beri Afrodit’ten çıkacak gazın kendi sahasından çekileceği gibi bir tezi var.Diğer yandan, Afrodit sahası keşfedildiğinden bu yana tahmin edilen rezerv miktarı sürekli olarak aşağı yönlü güncelleniyor. Sahada halen üretime başlanılamamasının ardında çıkarılabilir doğal gaz miktarının mütevazi sevide olmasının yanısıra diğer farklı ekonomik gerekçeler de var. Ancak İsrail’in sahadaki şirketlere yazılı bildirim yaparak, ihtilaf çözülmeden ticarileştirme adımının atılamayacağına yönelik resmi bildirimde bulunması, Afrodit’ten üretim yaparak Mısır’a boru hattıyla gaz ihraç etme hayali kuran GKRY’nin ve Mısır’ın Akdeniz kıyısındaki İdku şehrinde kurulu sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracat terminalinin pay sahibi ve aynı zamanda işletmecisi Shell’in planlarını suya düşürebileceğini söyleyebiliriz. Aslına bakarsanız İsrail’in bu yazılı bildirimi aynı zamanda, Doğu Akdeniz’de Türkiye’siz çözüm arayan cephenin kendi içinde kötü bir krize doğru yol aldığının da bir göstergesi.İSRAİL’İN KONUŞULMAYAN STRATEJİSİİsrail’in bu yazılı bildiriminde ortaya koydu stratejisinin oldukça basit bir temeli var. İsrail, bölgede her geçen gün çok daha rekabetçi hale gelen doğal gaz piyasasında öncelikli olarak kendi sahasında bulunan rezervleri paraya çevirme derdinde. Akdeniz doğal gaz piyasasının yeni LNG tedarikçileriyle (ABD ve Mozambik) daraldığı, eski tedarikçilerin (Katar) üretimlerini arttırma kararı aldığı ve Mısır’ın yeniden denkleme girdiği bir döneme giriyoruz. Bu yüzden İsrail’in stratejisini, “Afrodit” sahasında ticarileşecek doğal gaz miktarı mütevazi kalsa da Doğu Akdeniz’de alternatif başka bir arz kaynağı olmaması ve bu işten para kazanılacaksa bunu öncelikle kendisinin kazanması gerektiği üzerine kurduğu görülüyor.ÇÖZÜM NE OLMALI?Hemen belirteyim ki bölgede Türkiye’siz bir çözüm arayışı beyhude bir çabadan ibaret. Bu durum benim ülkemi sevmemden dolayı ortaya attığım bir iddia değil aksine sahadaki, masadaki ve piyasadaki gerçeklerin doğal bir sonucu. Bu sonuca bağlı olarak bölge ülkelerinin meşru zeminlerde Türkiye ile masaya oturması gerektiği artık bölgedeki diğer ülkelerin medya organlarında da ifade edilmeye başlandı. Elbette Türkiye, çıkarlarına ve uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarına saldıran bu ülkelere masada gerekli cevapları veriyor. Öte yandan Türkiye’nin sahada bir oldu bittiye asla izin vermeyeceğini de hatırlatmak gerekiyor.
Doğu Akdeniz’de yeni denge
Doğu Akdeniz’de yeni denge
Son dönemlerde Doğu Akdeniz’de çok hızlı değişen dengelere ve olaylara şahit oluyoruz. Doğu Akdeniz’de daha önce “Eski Durum ve Eski Denklem” var iken şimdi ise “Yeni Durum ve Yeni Denklem “ oluşmaya başladı.ESKİ DURUM VE ESKİ DENKLEMDoğu Akdeniz’de eskiden Mısır, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin öncülüğünde Türkiye’yi dışlayan bir Doğu Akdeniz politikası vardı. Türkiye ve KKTC için en kritik olanı da GKRY’nin adanın tek sahibi gibi bölge ülkeleri Mısır ve İsrail ile sözde MEB anlaşmasının bulunmasıydı.GKRY, tek taraflı olarak belirlediği münhasır ekonomik bölge ile ev sahibi olan Türkiye ve KKTC’yi saf dışı etme politikası yürütüyordu.Bunun bir parçası olarak da uluslararası alanda öne çıkan enerji şirketleriyle gerçekleştirdikleri ruhsatlandırma ile çıkarılacak doğalgaz konusunda bölgede hak sahibi olan Türkiye ve KKTC’yi devre dışı bırakarak kendi aralarında paylaşma hususunda senaryoları bulunuyordu. Diğer taraftan Doğu Akdeniz’de çıkarılacak doğalgazın taşınması için de Türkiye güzergahını bloke ederek farklı rotalar üzerinde çalışılıyorlardı. Çıkarılacak doğalgazın miktarı fazla olursa bunu East-Med projesi ile hayata geçirerek Yunanistan üzerinden AB ülkelerine transferi sağlanacaktı.Ama Doğu Akdeniz’de çıkarılan ve keşfedilen doğalgaz miktarının bu kadar uzun bir mesafede taşınmasının maliyeti doğalgazın gelirinden daha fazla olacağı için ortada kalan bir East-Med projesi ve taşınma sorunu vardı.Diğer bir rotayı ise Doğu Akdeniz’de çıkarılacak gazın önce Mısır’a ve buradan da LNG olarak Avrupa’ya taşınması oluşturuyordu.Bununla beraber kendi aralarında bir oluşum sağlamak ve bölgede işbirliği geliştirmek için bir araya gelen İsrail, İtalya, Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Filistin yönetimi ve Ürdün’ün yer aldığı Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nda da Türkiye’yi dışlayan bir yaklaşım sergileniyordu. Bu yaklaşıma ve dışlayıcı platforma ABD, Fransa ve AB Komisyonu’nun verdiği desteği de eklemekte fayda var.Dolayısıyla, doğalgazın keşfedilmesinden taşınmasına ve pazarlanmasına kadar geçen dönemde bölgenin en önemli aktörü ve ülkesi olan Türkiye’nin denklemde olmadığı bir süreç ve bu sürecin belirlediği zoraki olarak oluşturulan bir enerji denklemi vardı.YENİ DURUM VE YENİ DENKLEM Türkiye’nin son dönemlerde Doğu Akdeniz’de sondaj konusundaki çalışmaları ve deniz sınırları anlaşmaları ile daha aktif bir politika izlemesi, eski durumun neden olduğu eski denklemde değişikliklere neden olacaktır.Türkiye bir taraftan doğalgazın keşfi konusunda sahaya gönderdiği sondaj gemileri diğer taraftan tek taraflı olarak ilan edilen deniz sınırları ve dolayısıyla diğer aktörlerin imzaladıkları münhasır ekonomik bölge anlaşmalarına tepki olarak attığı yeni adımlarla, yeni durum ve yeni bir denklemin başlangıcı olarak öne çıkmaktadır. Bu hususta özellikle Türkiye-Libya deniz sınırı anlaşması son derece mühim.Ayrıca bu adımların bölgede Türkiye aleyhine oluşturulan yapay enerji denkleminin bozulmasına katkı yapacağı açıktır.NE KADAR ÇOK DOĞU AKDENİZ UZMANI VARMIŞDoğu Akdeniz meselesini Türkiye’de sürekli gündemde tutan, kitap yazan ve gazetedeki köşemde sayısız yazı yazan birisi olarak son günlerde, Doğu Akdeniz konusunda konuşan ve yazanlara bakınca insan hayret ediyor.Hayatında Doğu Akdeniz ile ilgili bir yazı yazmayan ve enerji konusunda bir haber olan birçok kişinin birden Doğu Akdeniz enerji uzmanı olması, ne de çok Doğu Akdeniz uzmanımız varmış dedirtiyor.
Doğu Akdeniz’de yeni dengeler
Doğu Akdeniz’de yeni dengeler
Doğu Akdeniz her geçen gün yeni gelişmelere ev sahipliği yapıyor. Son yıllarda bölgede İsrail, Mısır ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) sondaj çalışmaları, keşfedilen kaynakların transferi ve yeni işbirlikleri ile öne çıkarken yeni dönemde Türkiye’nin de bölgede hem sondaj hem de sismik araştırmalarla öne çıktığı görülmektedir.Video: Doğu Akdeniz’de yeni dengelerTürkiye Doğu Akdeniz’e Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin ardından Fatih sondaj gemisini göndermişti. Fatih sondaj gemisinin gerçekleştirdiği çalışmalara tamamlayıcı olarak da kısa bir süre önce Yavuz sondaj gemisini bölgeye gönderdi. Yakın zamanda da Oruç Reis sismik araştırma gemisinin bölgeye gönderileceğinin açıklanmasıyla Türkiye’nin Doğu Akdeniz bölgesinde kısa sürede birçok stratejik adım attığı görülüyor.Bugün Türkiye, GKRY’nin Doğu Akdeniz bölgesinde haksız bir şekilde gerçekleştirdiği sondaj çalışmaları ve doğalgaz keşifleri karşısında geçmişte olduğu gibi tepki açıklamaları yapmak yerine artık sismik aramalar ve sondaj çalışmalarıyla cevap veriyor.Olması gereken de bu açıkçası.Türkiye bu stratejik adımlarla bir taraftan kendi haklarını korurken diğer taraftan KKTC’nin verdiği ruhsatlandırmalar ile KKTC’nin hakkı olan hidrokarbon kaynaklarının sahipliği konusunda öncülük etmiş oluyor.AB ÜLKELERİ VE DOĞU AKDENİZTürkiye’nin Doğu Akdeniz’de başlattığı sismik arama ve sondaj çalışmaları GKRY ve Yunanistan’ın yanında AB’yi de rahatsız etmişe benziyor. AB ülkeleri Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de durdurma ve Türkiye’nin bölgede olası güç olma trendini kırarak Türkiye’nin yeni yol haritasını boşa çıkarma çabası içerisindeler.Türkiye gerçekleştirdiği sondaj çalışmaları sonucunda olası hidrokarbon kaynaklarını keşfettiği takdirde bir yandan bölgede kurulacak yeni doğalgaz denkleminde önemli bir aktör olma ihtimalini güçlendirecek diğer yandan coğrafi konumu nedeniyle bu bölgedeki kaynakların uluslararası piyasalara transferinde en uygun rota haline gelecektir.En önemlisi de Türkiye Doğu Akdeniz’de bir güç olduğu takdirde, AB ülkelerinin şu an doğalgazda Rusya’ya yüksek oranda bağımlı oldukları gibi Türkiye’ye de bağımlı hale geleceklerinden kaygı duymalarıdır.Bu nedenle, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de aktif bir şekilde yürüttüğü yeni stratejisine bölge ülkelerinden daha fazla tepki gösteriyorlar. Hatta bu tepkiyi bir adım öteye taşıyarak, Türkiye’ye yaptırım uygulamaya kadar getirdiklerini görüyoruz.Bu nedenle AB ülkeleri Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de aktif yeni yol haritasına karşı yeni yaptırım kararlarını açıkladı. AB tarafından açıklanan yeni bildirgede, AB ve Türkiye arasında yürütülen kapsamlı havacılık anlaşması müzakerelerinin dondurulması, Avrupa Yatırım Bankası’nın kredi desteğinin yeniden gözden geçirilmesi, mali yardımlarda kesintiye gidilmesi ve Ortaklık Konseyi ile üst düzey diyalog toplantılarının da askıya alınması öne çıkan kararlar arasında yer alıyor.Bu kararlar açıkçası yıllarca AB ülkeleri tarafından Türkiye’ye uygulanan çifte standart kararlardan bazıları. AB, bir nevi GKRY ve Yunanistan’ın tercümanlığını yapıyor.Bugün Doğu Akdeniz’de AB’nin Türkiye’ye yönelik tavırlarından ve aldığı kararlardan ortaya çıkan sonuç şunu gösteriyor ki; Türkiye’nin bölgede güçlü ve dinamik bir şekilde var oluşu ve aktif politikalar izliyor olması bazı uluslararası aktörleri rahatsız ediyor. Zaten tüm bu yaptırım kararlarının odak noktasında da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hareket alanını sınırlamak ve ilerleyişini durdurmak yatıyor.Nitekim uluslararası aktörlerin bu yönde çaba sarf etmekten asla vazgeçmediği de açık bir şekilde görülüyor. Peki bu kararlar Türkiye için çok anlam ifade eder mi? Bence, AB tarafından alınan bu kararların Türkiye için bir anlamı olmaz.
Türkiye'yi hedef alan ortak bildiriye Dışişlerinden sert tepki: Adresi halen kavrayamadılar
Gündem
Türkiye'yi hedef alan ortak bildiriye Dışişlerinden sert tepki: Adresi halen kavrayamadılar
Dışişleri Bakanlığı; Yunanistan, Mısır ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) liderlerinin katılımıyla düzenlenen üçlü zirve sonrası yayımlanan ve Türkiye'nin hedef alındığı bildiriye sert şekilde tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, "Bu bildiriye Mısır’ın da dahil olması ise, Mısır yönetiminin Doğu Akdeniz’de işbirliği yapabileceği gerçek adresi halen kavrayamamış olduğunun göstergesidir." denildi.
Yeni Şafak
Rum kesiminden ‘Türk sahil güvenliği uyarı ateşi açtı’
yalanı
Dünya
Rum kesiminden ‘Türk sahil güvenliği uyarı ateşi açtı’ yalanı
Rum medyasının "Türk sahil güvenliği, Kıbrıs Rum deniz polisinin botuna uyarı ateşi açtı" iddiası yalanlandı. Güvenlik kuvvetleri, Rum tarafının bahsettiği şekilde, karasuları ihlali gerçekleştirilerek herhangi bir tacizde bulunulmadığını ve ateş açılmadığını belirterek, "Bu haber her zaman olduğu gibi Rum tarafınca olmayan olayı, senaryoya dönüştürerek Kıbrıs Türk Halkı’na karşı yürütülen menfi bir politikadır" açıklamasında bulundu.
Diğer
Tam yol ileri
Gündem
Tam yol ileri
Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’nin haklarını korumakta kararlı olan Ankara, Yavuz sondaj gemisini Rumların ‘münhasır ekonomik bölge’ ilan ettiği 7. parsele gönderdi. Yavuz, 7 Ekim’de Güzelyurt-1 kuyusunda sondaja başlayacak. Paniğe kapılan Rumlar, mürettebatı tutuklamakla tehdit etti. Yavuz ise 24 saat TSK’nın korumasında.
Yeni Şafak
Kimin gazını kime satıyorsun
Ekonomi
Kimin gazını kime satıyorsun
Doğu Akdeniz'i tek yanlı parselleyerek uluslararası şirketlere kiralayan Güney Kıbrıs Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), ilk doğalgaz gelir paylaşımı anlaşmasını gaz yatağına ulaşan Amerikan Noble Enerji firmasıyla yaptı.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.