ENI ve Total kaçtı
Dünya
ENI ve Total kaçtı
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını korumaktaki kararlılığı üzerine İtalyan ENI ve Fransız TOTAL, 7. parseldeki tartışmalı sondaj faaliyetlerinden çekildi. Türkiye kıta sahanlığında Rumların hükümsüz ruhsatlarına dayanarak sondajına izin vermeyeceğini duyurmuştu. Bölgede Fatih ve Yavuz arama ve sondaj çalışmalarını sürdürüyor.
Yeni Şafak
Atina F-16 uçuramadı
Dünya
Atina F-16 uçuramadı
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 1 Ekim’de kutladığı ‘Kıbrıs kuruluş yıl dönümü’ etkinliğinde Yunanistan’a ait F-16 savaş uçaklarının Başbakan Kiriakos Miçotakis’in talimatıyla uçmasının engellendiği iddia edildi.
Yeni Şafak
Güney Kıbrıs'taki camiye çizilen haç ve ırkçılık içerikli yazılar silindi
Dünya
Güney Kıbrıs'taki camiye çizilen haç ve ırkçılık içerikli yazılar silindi
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Limasol kentinde aşırı sağcı bir grup tarafından Piskobu Camisi'ne sprey boyalarla haç resmi çizilip, "Türklere ölüm" yazılması büyük tepki toplamıştı. Bugün o yazılar, Rum Kesimi makamlarının talimatıyla temizlendi.
DHA
Dışişleri'nden Rum basınına yalanlama
Gündem
Dışişleri'nden Rum basınına yalanlama
Dışişleri Bakanlığı, sözcü Tanju Bilgiç'in Kıbrıs'taki garanti sistemi konusunda Rum basınında yer alan haberler hakkında yaptığı yazılı açıklama yayımladı.
IHA
İsrail'den Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne destek
Dünya
İsrail'den Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne destek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın KKTC ziyaretinde verdiği mesajlar ve Maraş konusunda yaptığı açıklamalar sonrası işgalci İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne destek verdiğini duyurdu. İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lior Haiat, "İsrail, GKRY'ye tam desteğini ve dayanışmasını yineliyor" açıklamasında bulundu.
AA
Türkiye'den Rum okullarında ders kitaplarından Atatürk'le ilgili sayfaların yırtılmasına tepki: Düşmanca ve kabul edilemez
Gündem
Türkiye'den Rum okullarında ders kitaplarından Atatürk'le ilgili sayfaların yırtılmasına tepki: Düşmanca ve kabul edilemez
Dışişleri Bakanlığı, Rum okullarında okutulan ders kitabından Atatürk’le ilgili sayfanın yırtılması hakkında açıklama yaptı. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, "GKRY’nin bu çağdışı, düşmanca ve kabul edilmez tutumunu şiddetle kınıyoruz" denildi.
Diğer
Akdeniz’e Ankara ve İstanbul’dan bakmak
Selçuk Türkyılmaz
Akdeniz’e Ankara ve İstanbul’dan bakmak
Dışişleri Bakanlığı Sözcümüzün “Mısır, Yunanistan, GKRY, Fransa ve BAE Dışişleri Bakanlarının bugün Doğu Akdeniz ve Libya konusunda yayınladıkları ortak bildiri” ile ilgili bir soruya verdiği cevapta kullandığı dilin yeni bir bakış açısına işaret ettiği anlaşılıyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcümüzün cevabında muhatap olan her ülkenin Türkiye açısından pozisyonu Doğu Akdeniz ve Libya açısından tanımlanmış. Tanımlama için seçilen kavramları “mandacı, sömürgeci, Türkiye’ye düşmanlık, terör destekçisi ve şer ittifakı hamiliği” şeklinde sıralayabiliriz.Yunanistan ve GKRY’ı tanımlamak için tercih edilen mandacı ve sömürgeci kavramlarının Mısır’ı kapsadığı belirtilmiş. BAE’nin faaliyetlerini tanımlamak için Türkiye düşmanlığı kavramı tercih edilmiş. Aynı ülkenin Doğu Akdeniz ile bir alakasının bulunmadığının altı özellikle çizilmiş. Yunanistan ve GKRY’ye Türkiye ile diyaloğa girmeyerek bölge dışı aktörlerden medet umdukları için mandacılık ve sömürgecilik suçlaması yöneltilmiş. Mısırlı yöneticiler de kendi halkının menfaatlerini korumamakla suçlanmış. BAE’nin Doğu Akdeniz ile alakasızlığının vurgulanması da dikkat çekicidir.Fransa’nın Suriye bağlamında terör destekçisi bir ülke olarak tanımlanması, üzerinde dikkatle durulması gerekli bir adımdır. “Suriye’de terör devletçiği kurma emellerine ağır bir darbe vurduğumuz Fransa’nın ise, bu ruh hâli içinde Türkiye’ye karşı oluşturulan şer ittifakının hamiliğine soyunduğu” belirtilerek Libya’daki faaliyetlerine de dikkat çekilmiş. Cevap ilgili ülkeleri aklıselime, uluslararası hukuka ve teamüllere uygun hareket etmeye davetle bitirilmiş.Türkiye’nin geçmişteki resmî söylemlerinde mandacı ve sömürgeci tanımlarının ne ölçüde yer aldığı izaha muhtaç bir meseledir. Fakat en azından elli yıla varan bir zamandır hâkim olan zihniyetin bir yansıması olarak sömürgecilik, kolonyalizm, mandacılık, emperyalizm, antiemperyalizm gibi kavramlar resmî söylemlere yansımadı. Hatta yirminci yüz yılın başlarından itibaren bu kavramlar bir ölçüde Marksist ideolojinin tekeline geçmiştir. Dolayısıyla eleştirel bir bakışı yansıtması bakımından bu kavramları içeren bir metni ideolojik olarak Sovyetler’le eşleştirmek bir gelenek olmuştu. Bugün Türkiye’nin bu kavramları kullanmasını önemsemek gerekir.Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bu yılın başında Cezayir, Senegal ve Gambiya ziyaretlerinden sonra Fransa’nın sömürgecilik dönemi suçlarına dikkat çekmişti. Her ne kadar Gambiya, İngiltere sömürgesi olsa da Batı ve Kuzey Afrika’da Fransa’nın kolonyalist ve sömürgeci faaliyetleri öne çıkar. Modern kölecilik sisteminin Batı Afrika’da başlatıldığını da bilmemiz gerekir. Dolayısıyla Dışişleri Bakanlığı’nın mandacılık ve sömürgecilik vurgusu tesadüfî değildir. Mandacılık sisteminin Osmanlı’nın mağlubiyetinden sonra ortaya çıkan yeni tip kolonyal sömürgecilik olduğunu hatırladığımızda Türkiye’nin dikkatinin dağınık olmadığını anlayabiliriz. Seçilen kavramlar, coğrafyamızla alakalıdır ve bir tarihe işaret eder.Geçen yüz yılda siyasî perspektifimiz Avrupa ve Amerika’ya göre şekillenmişti. Hatta Türkiye’de aydınlar Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamalarına göre kanaat ifade ederdi. Varlığına anlam katmayı beceremeyen kişilerin, Fransa’nın kendi hastalarına bakmayı bile beceremediğini görünce ne yapacaklarını şaşırması doğal bir sonuçtur. Yıllarca Fransa hariciyesine göre Ermeni tezlerini benimsediler, Suriye ve ayrılıkçı Kürt hareketleriyle ilgili olarak aynı merkezin bakış açılarını benimsediler. O zamanlarda yol gösterici ve akıl veren pozisyonda idiler. Fakat Türkiye, yukarıdaki cevapta olduğu gibi kendine göre bir tanımlama yapmaya başlayınca aydınların pozisyonu da değişti. “Şer ittifakı”ndan bahsediliyor ve onlara hamilik yapanlar açıkça gösteriliyor.Bir süredir sömürgecilik tarihinin okullarda ders olarak okutulması gereğinden bahsediyoruz. Hemen fark edileceği gibi sömürgecilik, kolonyalizm, mandacılık, emperyalizm, antiemperyalizm, küreselcilik, küresel sermaye, millîlik ve yerlilik, millî devlet, imparatorluk ve devlet, millet, ulus gibi kavramlar yeni anlamlarıyla gündemimizdedir. Bu kavramların ideolojik angajmanlara kurban edilmeden yeni kuşaklarla birlikte sınıf ortamlarında işlenmesi bir zorunluluktur. Yerli ve millî perspektif inşa edebilmek için meseleleri Paris, Londra ve New York’a göre ele alamayız. Dünyaya Ankara ve İstanbul’dan, Anadolu, Balkanlar ve Kafkasya’dan bakmayı öğrenmemiz gerekiyor.
S-400’ler Türkiye’ye Doğu Akdeniz’de net bir üstünlük sağlayacak
S-400’ler Türkiye’ye Doğu Akdeniz’de net bir üstünlük sağlayacak
Kıbrıs ve Doğu Akdeniz üzerinde bir taraftan küresel güçlerin enerji konusunda hegemonya mücadelesi devam ederken diğer taraftan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) kontrolünde ABD’nin desteklediği illegal ve gayri kanuni sondaj çalışmaları yapılıyor. Uzmanlara göre uluslararası deniz hukukunu ihlal eden GKRY ve ABD, KKTC’nin ve Türkiye’nin deniz hukukundan kaynaklanan haklarını ihlal etmektedirler.Video: S-400’ler Türkiye’ye Doğu Akdeniz’de net bir üstünlük sağlayacak Başka bir deyişle ABD hegemonik gücünü kullanmaya veya Türkiye’yi test etmeye çalışmaktadır. Bölgesel bir güç olan Türkiye Doğu Akdeniz’de ülkesinin hak ve menfaatlerini küresel güçlerin ve maşası ülkelerin illegal sondaj çalışmalarına karşı etkin bir şekilde koruma görevini başarılı bir şekilde sürdürmektedir. Esasında illegal sondaj çalışmalarının tali nedeni bu bölgede gerilim yaratma amaçlı olduğu asıl temel nedenin ise Türkiye’yi enerji denkleminden çıkarma isteğidir. Bu konuda ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun İsrail’de İsrail, Yunanistan ve GKRY ileyaptığı toplantıda bu yönde alınan kararlar alındığı bilinmektedir. Ayrıca bölgede sondaj çalışması yapabilmek için Türkiye ve KKTC’den izin alınması hususu da deniz hukukuna göre elzemdir. Türkiye son dönemde yeni bir ‘Milli Petrol Politikası’ oluşturmuştu. Oruç Reis, Barbaros Hayreddin Paşa ve Fatih gemileriyle sismik araştırmalar sonucu Doğu Akdeniz’de 3 trilyon metreküpü aşkın doğalgaz varlığı belirlenmişti. Türkiye’yi ayağa kaldıracak nitelikte bir doğal gazın Türk bilim adamları tarafından tespiti ülkemizin doğal gaz arz güvenliğinde söz sahibi olan bir ülke konumuna da geldiğine işaret etmesi bakımından da çok önemliydi şüphesiz.Son dönemde Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbon rezervleri, bölgesel dinamiklerin yeniden şekillenmesine yol açmıştır. Değişen dinamikler, enerji rekabetinin ve ihtilaflı konuların giderek artmasına ve krizlerin daha da derinleşmesine sebep olmuştur. Keşfedilen hidrokarbon rezervleri ile enerji ticaretinde ihracatçı olmak isteyen bölge ülkeleri arasındaki rekabet ve deniz yetki alanlarının belirlenmesi, çıkarılacak rezervlerin hangi güzergahtan geçerek satışının yapılacağı konusundaki anlaşmazlıklar ve enerji talep piyasasında en yüksek paya sahip olan Avrupa ülkelerinin enerji ithalat bağımlılığında Rusya, Cezayir ve Nijerya’ya alternatif olarak yeni pazar arayışlarına girmesi krizi derinleştiren başlıca konular olmuştur. Yaşanan süreçte, İsrail, Mısır, Lübnan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve en önemlisi Türkiye’nin attığı adımlar, her geçen gün önem kazanmaktadır.Küresel güç odakları ve Batı’nın bütün dikkati Doğu Akdeniz’de ortaya çıkan dev enerji rezervlerine cevrilmiş tabiri caizse Suriye iç savaşından sonra dünya devletleri kendilerini bir enerji savaşının içinde bulmuşlardı. Küresel güç odakları enerji savaşlarında birbirlerine karşı hegemonya mücadelesi verirken enerjiye sahip bölge ülkeleriyle yeni ittifaklar oluşturarak bölgede hakimiyet tesis edecek baskı tehdit ve operasyonlara başlamışlardı. Bilindiği gibi Amerika(PENTAGON) uzun zamandan bu yana Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma füze sistemlerini almasına karşı çıkarak Türkiye’yi çeşitli yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyor. Amerika’nın S-400 savunma füze sistemlerine neden karşı olduğu konusunda ortaya sürdüğü iddialar tutarlı görünmüyor. NATO sistemlerine uyumsuz veya F-35’ler için bir tehdit iddiası askeri uzmanlarca kabul görmüyor ve ABD’nin bu konudaki tezleri çürütülüyor. S-400’ler konusunda daha önce kaleme aldığım iki köşe yazısında NATO ve ABD’nin Türkiye’de birçok başarısız veya başarılı darbelerin arkasında olduğunun inkar edilemeyecek bir şekilde ortaya çıktığını yazmıştım. ABD’nin son dönemlerde FETÖ terör örgütünü kullanarak gerçekleştirmeye çalıştığı iki darbe girişimi ve 15 Temmuz Kalkışması ve son finans darbesinde de başarılı olamaması nedeniyle bu kez Türkiye’nin terörle mücadelesini iç savaş algısına çevirip Türkiye’ye müdahale edebileceğini bu nedenle PKK’nın Suriye kolu YPG’yi onbinlerce TIR silah ve mühimmat desteği ile eğitim vererek terör örgütünü ordulaştırmaya çalıştığını da özellikle belirtmiştim.‘AÇIKLAMALAR ABD’NİN TÜRKİYE’Yİ BOMBALAMA SEÇENEĞİ ÜZERİNDE DURDUĞUNU GÖSTERİYOR’ Bu kez Rus uzman Perenciyev; “ABD uçakları Türkiye’yi tehdit etmezse S-400 sistemleri F-35’ler için tehdit olmaz” açıklaması yaptı. S-400 savunma sistemlerinin F-35’lerin sistemine girebileceği iddiaları sonrası ABD’ye ortak bir komisyon kurmayı teklif ettiklerini açıklayan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, S-400 Türkiye’de olursa, F-35’lerin sistemine girer iddiasını doğru ve gerçekçi bulmuyoruz demişti. S-400’lerin ABD uçakları için yalnızca Washington’un Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmesi halinde tehlike oluşturacağının altını çizen Rus uzman sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD’nin rahatsızlık açıklamaları, biraz farklı bir şeyi, yani Washington’un olası bir seçenek üzerinde, Türkiye’yi bombalama seçeneği üzerinde durduğunu gösteriyor. Bu seçeneğin uygulanması halinde, S-400 tüm planları bozacak ve tehdit unsuru haline gelecek. Eğer ABD böyle bir adım atmazsa, S-400 onlar için hiçbir tehdit oluşturmayacak.”Türkiye’nin Rusya’dan 2.5 milyar dolara satın aldığı S-400 hava savunma sistemine Amerika’nın (PENTAGON’un) neden NATO’yu bahane ederek karşı çıktığını Alman dergisi Stern en güzel biçimde ortaya koydu... Alman dergisi Ankara’nın Rusya’dan alacağı sistemle kendi hava sahasının hakimi olacağını yazdı. Alman dergisi Stern, Türkiye’nin S-400 almasının Doğu Akdeniz’de net bir üstünlük sağlayacağını ifade ederek ABD’nin S-400’e karşı çıkmasının arkasındaki nedenin de bu olduğunu ifade etti.Türkiye geçtiğimiz hafta içinde 3 bakan ve Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın ile ABD’ye çıkarma yaptı diyebiliriz. En kritik görüşme Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın TRUMP ile görüşmesiydi. Bu görüşmede Albayrak,S-400 başta olmak üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajlarını bizzat iletti. Ankara S-400 konusunda Kongre’nin CAATSA’yi Türkiye’ye iletmesi durumunda TRUMP’ın 3’üncü kez veto yetkisini kullanmasını bekliyor. Ancak ABD kurumları ve Kongre Türkiye’nin haklı tezlerine kapalı görünüyor. Kongrenin CAATSA’yi özellikle TRUMP için çıkartmış olması, Erdoğan ve Trump arasındaki diplomatik iyi ilişkiler bakalım TRUMP’ın kararını etkileyecek mi?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.