Bir enstitü var enstitüden içeri
Bir enstitü var enstitüden içeri
Medyanın gündemi seçim sonuçlarıyla felç olmuşken ülkemizde pek çok heyecan verici gelişme yaşanıyor. Fakat, yoğun siyasi gündem nedeniyle kendilerine yeterince yer bulamıyorlar.Video: Bir enstitü var enstitüden içeriTürk sivil havacılığının en büyük operasyonlarından biri olan, yeni havalimanı taşınma süreci, beklenenden de kısa bir sürede tamamlandı. Böylece, ticari, lojistik ve mimari bir ‘zafer anıtı’ olan İGA tam anlamıyla faaliyete geçti.Şeamet tellallarına inat her şey tıkır tıkır çalışıyor. İlk gün oradaydık. Uçuşların bir İsviçre saati titizliğinde çalışmasına, alışveriş ve yiyecek-içecek sisteminin hatasız işlev görmesine, bu işe gönül ve akıl vermiş olanları bile hayran bırakacak başarılı başlangıca tanıklık etme fırsatı bulduk.Başka bir heyecan verici gelişme kültürel diploması alanında, Yunus Emre Enstitüsü’nün etkinlikleriyle ülkemizin tanıtımına ve marka değerine yaptığı katkılarla yaşanıyor.Bugün Türkiye’nin en önemli üç meselesi nedir diye sorulsa; “kendisini uluslararası düzeyde ifade etme” konusunu mutlaka saymak gerekir.Devlet, bu anlamda çok önemli adımlar attı. Bunların en başında da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı (CİB)’nın kurulması geliyor.Kamu diplomasisinin, yani Türkiye’nin yurtdışında algılanma sürecinin yönetilmesi, CİB koordinasyonluğunda planlanmış. Bu anlamda, kamu diplomasisiyle doğrudan ilişkili olan Türkiye Radyo Televizyon (TRT) gibi, Anadolu Ajansı gibi pek çok kuruluş CİB ile ilişkilendirilmiş.Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Yunus Emre Enstitüsü (YEE) gibi bazı kuruluşlar ise henüz Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde...Dünyada 60’a yakın kültür merkezi ve 150’yi aşkın irtibat noktası olan Yunus Emre Enstitüsü, Türkiye’nin uluslararası alanda bilinirliğini, güvenirliğini ve itibarını artırmayı amaçlıyor. Bunu, çok önemli bulduğumuz dil, kültür-sanat ve bilim-akademi olmak üzere üç ana eksen üzerinden yürütüyor.YEE, geleceğin kültür diplomatlarını yetiştirmek üzere “Kültürel Diplomasi Uygulamalı Eğitimi” başlattı. Zorlu bir yazılı sınav ve mülakatla eledikleri bin başvurucudan 100 kadar katılımcıyı seçerek eğitim programına dâhil etmişler.Üç ay sürecek eğitimle uluslararası kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütlerinde çalışmak isteyenlere, kültürel diplomasinin en ince detayları öğretiliyor. Katılımcılar, panel, atölye çalışmaları, kültür ve sanat etkinlikleri, laboratuvar çalışmaları ve sosyal medya yönetimi gibi alanlarda uzmanlardan eğitim alıyor.Biz de hasbelkader, bu eğitim kapsamında, katılımcılarla bir araya gelme fırsatını yakaladık.Çok heyecan vericiydi. Bu kadar iyi yetişmiş, merak ve derinlik sahibi insanı bir araya toplamış olmaları geleceğe dair ümitlerimizi bir hayli artırdı.YEE’nin faaliyetleri bununla sınırlı değil… Çalışmaları dünyanın dört bir yanında sürüyor.Daha geçen hafta, dünyanın beş kıtasındaki 20 farklı şehirde yapılacak “Türk Filmleri Haftası” projesini başlatmışlar. Geleneksel Türk Sineması’nın 100’e yakın örneği, yıl boyunca Arnavutluk, İngiltere, Hırvatistan, Rusya, Almanya, İspanya, Avusturya, Ürdün, Lübnan, Bosna Hersek, Sırbistan, Fas, Güney Kore, İtalya, Macaristan, Romanya, Kazakistan, Fransa, ABD ve Kanada’da düzenlenen özel haftalarda gösterilecekmiş…Enstitü, şimdi de “Türkiye Haftası” projesini başlatmış. 2019 yılı boyunca dünyanın farklı noktalarında “Göbeklitepe: İnsan ve Hayat” temasıyla sergiden konferansa pek çok etkinlik düzenleyeceklermiş…Goethe Enstitüsü’nde -yine hasbelkader- öğretmenlik yapmış biri olarak bu tür faaliyetlerin ne kadar etkili olduğuna tanıklık etmiştik. Almanların bu işi yıllardır nasıl yürüttüklerini gözlemleyebildiğimiz için bizimkilerin onlardan aşağı kalır bir yanı olmadığını görebiliyoruz.O nedenle, izlenmesi, takip edilmesi, desteklenmesi ve geliştirilmesi son derece önemli bu kuruluşun, ülkemizin değerlerinin tanıtılmasında etkili olacağına hiç şüphemiz yok.
Viyana’da son Osmanlı ve Yaratıcı Öfke
Ergün Yıldırım
Viyana’da son Osmanlı ve Yaratıcı Öfke
Öfke, patlayandır, kızgınlıktır, coşkudur. Yaratıcı öfke tekevvün eden ruhtur. Kızgınlığın, coşkunun ve isyanın tekevvünü. Düşüncenin patlaması ve parlamasıdır. Ruhun isyan ve iskânıdır. Ekrem Tahir, Yaratıcı Öfke eserinde bunu yapar. Dil, aydın, iman, kadın, edebiyat, düşünce, tercüme, şiir, medeniyet… Birçok mesele sıralanır kitapta. Hepsi de birbiriyle halkalanarak entelektüel bir dünyayı inşa ve ihya eder. Yaratıcı Öfke hem betimler, hem kritiğe eder, hem de tezler sunar. Batı’ya, modernitey...
Orta Çağ'ın en yüksek binası bin yaşında
Hayat
Orta Çağ'ın en yüksek binası bin yaşında
Dünyanın en yüksek binası olma özelliğini 1874'e dek elinde bulunduran ve inşaatına 1015'te başlanan 142 metre uzunluğundaki Strazburg Katedrali 1000 yaşında. Katedrali Fransız yazar Victor Hugo "Devlik ve zarafet harikası", Alman edebiyatçı Goethe ise "Sayısız kollarıyla cennete yükselen ağaç" olarak tasvir etmişti.
AA
Kâğıt ve leke
Gökhan Özcan
Kâğıt ve leke
Çevremizi, dünyayı, hayatı, hatta âlemi hayatımıza eşlik eden bir dekor gibi görmeye başladık sanki. Önünde durup gülümseyerek fotoğraf çektirdiğimiz bir fon... Yeni zamanların getirdiği idrak kayıplarının en önemlilerinden biri bu insanlar için... Her şeyin bütünlüğü içinde anlamlı olduğumuzu büyük ölçüde unuttuk. Bu geniş açıyı kaybettiğimiz için kendimizde olan biteni büyütüp hayatı oradan anlamaya, her şeyin anlamını o dar açıdan çıkarmaya çalışıyoruz. Her geçen gün benmerkezli bir hayata da...
Sevgilinin mezarı için bulunamayan o yaseminler/ Goethe, Chul Han, Han Derenoğlu
Fatma Barbarosoğlu
Sevgilinin mezarı için bulunamayan o yaseminler/ Goethe, Chul Han, Han Derenoğlu
Covid 19 salgını ile birlikte taziyeler değişti. Teselli değişti, yas değişti, değişimin izini haberler üzerinden, tv dizileri üzerinden takip etmeye çalışıyorum. Ekranda gördüğüm mezarlık sahneleri vidyo olarak yayınlanınca tekrar tekrar seyrediyorum. En son Masumlar Apartmanı’nın 40. bölümündeki mezar sahnesini bir kaç defa izledim.Mezar taşında Ela Özdemir kızı İnci Derenoğlu yazıyor. İnci “ayyaş ve sorumsuz bir baba”nın yaraladığı çocukluğunun gölgesi ile yer aldı dizide.Evlendiği Han ise, k...
Sağlığımızı kaybetmeden para kazanmak mümkün değil mi
Sağlığımızı kaybetmeden para kazanmak mümkün değil mi
Bakkallarda satılan Gripin ve Aspirin’den, yan etkileri kalp krizine yol açacak kadar ağır ilaçlara ne zaman geçtik bilmiyorum.Çok değil bundan 30-40 yıl kadar önce bu basit ilaçlarla iyileşiyorduk.Şimdi ne değişti de bu kadar ilaca sarılıyoruz.Ne değişti de bu kadar ilaca rağmen sağlığımızdan şikayetçiyiz.Video: Sağlığımızı kaybetmeden para kazanmak mümkün değil miBabam derdi ki, eskiden insanlarda kuvvei maneviye vardı, sağlamdı, kolay sarsılmazdı, şimdi adını moral koydular zırt pırt bozuluyor.‘Dert de şifa da Allah’tan’ anlayışımız da mı zayıfladı acaba?İlaçlara ve doktorlara fazla mı önem veriyoruz?**Sağlığın herşeyden önce geldiğini, onu kaybetmeden bilmemiz gerekiyor ama bunu yapabilmek de kolay değil.Kanuni Sultan Süleyman bile yapamamış.Kanuni, Zigetvar Kalesi alınırken hasta yatağında söylediği o meşhur dizeyi herkes bilir;Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibiOlmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi.Yani diyor ki, Halkın gözünde devlet (iktidâr) gibi değerli bir şey yok ama bu doğru değil, şu dünyada bir nefes sıhhat kadar büyük ve değerli bir güç yoktur.Şiirin devamı da var;Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdırOlmaya baht-ü saadet dünyede vahdet gibi.Yani: Saltanat dedikleri sadece bir dünya kavgasıdır. Dünyada Allah’a yakınlık gibi büyük saadet ve baht açıklığı olamaz.Ko bu ayş-ü işreti çünkim fenâdır âkıbetYar-ı bâkî ister isen olmaya tâat gibi.Yani: Bu eğlenceyi yemek içmeyi bırak, sonu kötüdür. Eğer ebedi bir sevgili istiyorsan ibadet gibisi yoktur.Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd-ü adet,Gelmeye bu şîşe-i çerh içre bir saat gibi.Yani: Ömrün, kumlar sayısınca sınırsız ve hesapsız olsa bile, bu feleğin fanusunda (çıtasında) bir saat gibi bile gelmez.Şiirin son mısrası şöyle:Ger huzur etmek dilersen ey Muhibbî fâriğ ol,Olmaya vahdet cihanda kuşe-i uzlet gibi.Yani: Ey Muhibbi (kendisini kastediyor), eğer huzur içinde olmak istersen, feragat sahibi ol, vazgeç… Dünyada yalnızlık köşesine çekilmek gibi Allah’a yakınlaşma olmaz.**Günlük hayhuylar, kaygılar, moda eğilimler, asıl önceliklerimizi değiştiriyor.Alman filozof Goethe doğru söylemiş; İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını harcarlar.**145 ülkede 154 bin kişi baz alınarak hazırlanan 2018 Gallup Küresel Duygu Raporuna göre, 2017 yılı insanlar için en kötü sene olarak kayıtlara geçti.2009 ve 2013 yılları arasında antidepresan tüketim miktarı yaklaşık 2 kat artarak 37 milyon 867 bin 254’e ulaştı.**Mutluluk kaynağı olan değerlerde, ilk sıranın her dönem sağlık olması onun varken kıymetini bilmememizden ve sonra bedelini ağır ödememizden kaynaklanıyor.**Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2018 verilerine göre halkın yüzde 69’u kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade etmiş.Bunu sırasıyla; yüzde 15,5 ile sevgi, yüzde 8,8 ile başarı, yüzde 4,2 ile para ve yüzde 2,2 ile iş takip etmiş.Yine TÜİK verilerine göre son iki yıldır mutluluk oranında, kadınlar erkeklerden daha iyi.Yaş gruplarına göre en yüksek mutluluk oranı 65 ve üzeri yaş grubunda.En düşük mutluluk oranı 45-54 yaş grubunda görülmüş.Araştırmada, evli kadınların evli erkeklere göre daha mutlu olduğu görülüyor. Eğitim durumuna göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; en yüksek mutluluk oranı, yüzde 59 ile bir okul bitirmeyenlerde görülmüş.Belki de onları bu ‘cehalet’ korumuştur!Ahalinin son durumu bu.**Ne diyordu rahmetli Barış Manço şarkısında;Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker Doğru tartan esnaf rahat huzurlu gezer Eğrinin ve doğrunun hesabı mahşerde Dünyada biraz huzur her şeye bedel Sağlığın nasıl gülüm sen ondan haber ver İlaç neye yarar vade gelmişse eğerHalk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Han senin hamam senin konaklar senin Tarla senin çiftlik senin bağ bostan senin Diyelim ki dünya malı tümünden senin Ağız tadıyla yersen bir şeye benzerHalk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Barış der biraz tuzum ekmeğim olsa Buz gibi pınar suyundan bir testim olsa Bir de şöyle püfür püfür bir çınar gölgesi Kaç kula nasip olur ki keyfin böylesi Bir lokma ye, bir yudum iç, bir oh çekiver İlaç neye yarar vade gelmişse eğerHalk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi**Sanırım bu şarkıyı daha sık dinlemek gerekiyor
Yunus'tan Goethe'ye Peygamber şiirleri bu kitapta toplandı
Hayat
Yunus'tan Goethe'ye Peygamber şiirleri bu kitapta toplandı
Peygamber Efendimiz hakkında, çok çeşitli form ve biçimde yazılmış şiirler bir kitapta toplandı. Kitapta Yunus Emre, Sezai Karakoç, Şeyh Galib, Von Goethe gibi birçok edebiyat üstadının şiirleri yer alıyor.
Yeni Şafak
İstanbul Devlet Opera ve Balesi "Faust"u sahneledi
Hayat
İstanbul Devlet Opera ve Balesi "Faust"u sahneledi
İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından Alman yazar Goethe'nin aynı adlı eserinden Fransız Charles Gounod'nun bestelediği "Faust" operasının prömiyeri gerçekleştirildi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.