Mavi Balina ve Momo’dan sonra şimdi de Mavi Bebek: Çocuklar kurtulmak için yardım istiyor
Hayat
Mavi Balina ve Momo’dan sonra şimdi de Mavi Bebek: Çocuklar kurtulmak için yardım istiyor
Çocukları hedef alan oyunlara bir yenisi eklendi. Mavi Balina ve Momo’dan sonra şimdi de Blue Baby (Mavi Bebek) oyunu çocukların korkulu rüyası oldu. Bir banyoda geçen oyun çocuklara akıl almaz korkular yaşatıp ölüme kadar sürükleyebiliyor. Bu oyun sonrası psikolojisi bozulan birçok çocuğun kendilerine ulaştığını belirten USMED AR-GE Başkanı Engin Dinç, çocukların korkularından ailelerine durumu anlatamadıklarını söyledi. Peki, Mavi Bebek nasıl bir oyun, çocukları nasıl tehlikeler bekliyor ve aileler neler yapmalı?
Yeni Şafak
Bu koyunu almak isteyenler 5 ay sıra bekliyor: Sahip olan kişiyi kısa sürede zengin ediyor
Gündem
Bu koyunu almak isteyenler 5 ay sıra bekliyor: Sahip olan kişiyi kısa sürede zengin ediyor
Bursa’da bir girişimci Avrupa’nın en kaliteli koyun ırkını ithal ederken, almak isteyenlere ise 5 ay sonraya gün veriyor. Getirdiği 100 koyunun 2 yılda 700 adet yavrulama özelliği bulununca küçükbaşta hızlı çoğalma ve kısa sürede erişkinlik isteyen üreticiler bu koyunlara büyük rağbet göstermeye başladı. Kaliteli koyun ırklarını Türkiye’ye kazandırdığını ifade eden Mustafa Aydın, "Zwartbles koyunu verimliliğiyle göz kamaştırıyor. Bu koyun et ve süt olarak çok verimli ayrıca çok sayıda doğurma özelliği var tek seferde üçüz doğum yapabiliyor. Bu koyunlar 8 ayda bir üçüz yavruluyor. Bu da alan kişinin çok büyük kazanç elde etmesini sağlıyor. Bu koyunların yavruları 100 günde 45 kilo ağırlığa ulaşıyor. Gelişimi çabuk olduğu için sahip olan kişiyi kısa sürede zengin ediyor" dedi.
IHA
Türkiye’nin ilk yerli şehir oyunu Bursa Kültür AŞ’den
Teknoloji
Türkiye’nin ilk yerli şehir oyunu Bursa Kültür AŞ’den
Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Bursa Kültür AŞ bir ilke imza attı. Kurum, aileleri ile nitelikli zaman geçirmek isteyen meraklı öğrenciler için kurgusu, içeriği ve tasarımı ile Türkiye’nin ilk yerli şehir oyunu ‘Bilgin Bursa’yı çıkardı.
IHA
Taht oyunlarında kardeşlik payı
Hayat
Taht oyunlarında kardeşlik payı
Kösem Sultan:Haremin Gölgesinde Taht Oyunları adlı kitap Can Alpgüvenç imzasıyla okurla buluştu. Alpgüvenç, Osmanlı döneminde yaşanan taht kavgalarını roman diliyle yeniden kurgulayarak anlatıyor.
Yeni Şafak
National Geographic’de birinci olan tek Türk kadın fotoğrafçı: Başarı tesadüf değil
Hayat
National Geographic’de birinci olan tek Türk kadın fotoğrafçı: Başarı tesadüf değil
2017 yılında National Geographic Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nın birincisi olan ilk ve tek Türk kadın fotoğrafçı F. Dilek Uyar, 2020 Sony Dünya Fotoğrafçılık Yarışması’nda Türkiye Ulusal Ödülü'nü kazandı. Bitlis’te koyun sürülerinin zorlu ve tozlu yolculuğunu kayıt altına aldığı fotoğraf ile dünya basınında da büyük beğeni toplayan Uyar, “Bunlar demek ki tesadüf değil” diyerek kendi yolunda emin adımlarla yürümeye devam ediyor.
Yeni Şafak
Suriyeli Selva Türkiye'de gerçek oyunlar oynayacak
Gündem
Suriyeli Selva Türkiye'de gerçek oyunlar oynayacak
İdlib'deki bombardımanlardan korkmaması için babasının "savaş oyunu" öğrettiği, her bomba ve uçak sesinde kahkaha atan küçük Selva'nın görüntüleri izleyenlerin yüreğini sızlatmıştı. Küçük kızın yaşadığı dram, İçişleri Bakanlığı'nı harekete geçirdi. Ailesiyle birlikte Türkiye'ye getirilen Selva artık, gerçek oyuncaklarla oynayıp, bomba ve uçak sesleri duymadan gülecek.
AA
Suriyeli minik Selva'nın yürekleri burkan savaş oyunu
Dünya
Suriyeli minik Selva'nın yürekleri burkan savaş oyunu
Suriyeli baba, 4 yaşındaki küçük kızına uçak ve bomba seslerini tatlı bir oyun olarak öğretti. Tek bir şart var; oyunun bozulmaması için her bomba sesinde ailecek gülmek.
Yeni Şafak
Bu karikatür değişir zannederken
Bu karikatür değişir zannederken

Severim ben Genco Erkal’ın oyunculuğunu. Çoğu tiyatro kökenli Türk oyuncu gibi “bakın şimdi oynayacağım” yaklaşımıyla malul olsa da ortalama üzeridir oyunculuğu. Bu şerhi düştüm, zira “oynama!” ekolünün sadık bir takipçisiyim ben. Fazladan her bakış, fazladan her mimik ya da jest “oyun”u bozar bana kalırsa. Ama bu daha ziyade bir pazar yazısının konusu ve bugün günlerden cumartesi… Bugünkü meselem başka…

Yılların tiyatro oyuncusu ve yönetmeni Genco Erkal, şu kaynağını bir türlü anlayamadığım araştırmalardan birine dayanarak “Türk halkının yüzde 73’ü hayatında hiç tiyatroya gitmemiş” diyerek yakınıyor. Bugünkü meselem o.

Önce şunu hatırlatayım. Bu rakamın, yani “Türk halkının yüzde 73’ü hayatında hiç tiyatroya gitmemiş” rakamının yapıldığı araştırmanın sıhhatini bilmiyorum. Ancak bu, uluslararası bir endeks anketi ise -daha önce de yazdım bunu- ben bu araştırmalara hiç ama hiç güvenmiyorum. Zira bu anketlere göre Türkiye’de okuma oranı sürekli düşüyor. Oysa Türkiye’de kitap basım rakamları da, yayınevi sayısı da sürekli artıyor. Eh, bu kitaplar çöpe atılmıyorsa bu araştırmalarda bir kasıt var demektir. Hele şu malum “gelişmişlik endeksi” araştırmaları ise tam felaket… Örneği yine vereyim: Kişi başına düşen tuvalet kâğıdı “gelişmişlik göstergesi” bu anketlere göre, tuvalet kullandıktan sonra ellerini sabunla yıkamak ise değil. Böyle olunca %94 sabun kullanımı ile Bosna Hersek birinci, %92 kullanımla Türkiye ikinci çıkacağına bilmem kaç metreyle Hollanda birinci çıkıyor gelişmişlikte. Üstelik Hollanda’da sabun kullanma oranı %65 civarında.

Diyelim ki öyle değil ve diyelim ki Genco Erkal’ın verdiği rakam son derece güvenilir bir araştırmanın sonucu. Gerçekten halkımızın %73’ü hayatında hiç tiyatroya gitmemiş olsun. Bu öncelikle kimin, kimlerin yol açtığı bir sorundur?

Yanlış hatırlamıyorsam Darülbedayi yani İstanbul Şehir Tiyatroları 1914’te, Devlet Tiyatroları da 1949’da kuruldu.

Yani Türkiye’nin en büyük şehri 106 yıldır, Türk devleti ise 71 yıldır tiyatroyu kesintisiz şekilde destekliyor. Diğer şehir tiyatrolarını, özel tiyatroları, Kültür Bakanlığı’nın seneler içerisinde tiyatrolara aktardığı desteği falan saymıyorum. “Tiyatro mutlaka desteklenmelidir” fikri çok yerleşik bir fikirdir memlekette ve sürekli kabul görür.

Yine zihnim beni yanıltmıyorsa Genco Erkal, 1960’lı yıllardan beri sahnede. Yani 60 yıldır sahne tozu yutuyor. Ve bu sonuçta hiçbir payının olmadığını düşünüyor olmalı ki “halkımızın %73’ü hayatı boyunca hiç tiyatroya gitmemiş” diyerek yakınabiliyor.

Alın size, kırk kısım tekmili birden bir “üstten bakan Jakoben” karikatürü…

Sevgili Genco Erkal. Siz ve sizin gibi tiyatroya emek verenler yıllardır devletin, şehir yönetimlerinin, bakanlıkların desteğine rağmen başarılı olamamışsınız bence. Halkımızın sadece %27’sine erişim sağlayabilmişsiniz. Olmamış bir şekilde yani. Bunun özeleştirisini yapmak yerine “sızlanmak” ve “cahiller şekerim, tiyatroya bile gelmiyorlar” noktasına ilerlemek, bir dünya Brecht oyunu yönetmiş ve oynamış sizin gibi birine bence yakışmıyor.

Yaptığınız oyunları “halka indirmek” yerine “yüksek sanat” peşinde koşmak bir tercihtir elbet. Ama bu tercihi yaptığınızda sızlanmaya pek de hakkınız yok.

Brecht’in tercihi doğrudan “halkla beraber yükselmek” idi malum. O kahvehanelerde, fabrika çıkışlarında, parklarda, bilcümle “buluntu mekânlar”da icra etti sanatını. Gerektiğinde çatır çatır kavga etmeyi göze aldı hiç sızlanmadan.

Yanlış anlaşılmasın. Genco Erkal da öyle başladı kariyerine. Brecht gibi yani. Köylerde, fabrikalarda oyunlar oynadı. Ama işte sonra “çok çabuk sıkıldı” bundan. “Yüksek sanat” daha cazip geldi sanırım.

Türk Jakobeni ise sürekli mızmızlandı. Devlet desteği aldı mızmızlandı, almadı mızmızlandı, oyununa seyirci geldi mızmızlandı, gelmedi mızmızlandı ama hiç kavga vermedi. Hep “güvenli bir alan”dan halkı suçladı. Belli belirsiz politik düzeni suçladı. Yönetme sırası kendi desteklediği politik iktidara gelince suçladığı şeylerin tamamını kendisi yapmaktan da geri durmadı.

Bu karikatür değişecek sanarak hayat tükettik biz de. Bu karikatür hiç değişmedi oysa.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.