AB ekonomisi 2020 yılında yüzde 6,4 küçüldü
Ekonomi
AB ekonomisi 2020 yılında yüzde 6,4 küçüldü
Avrupa Birliği ekonomisi, yeni tip koronavirüs salgınının etkisiyle 2020 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,4 daraldı. Böylece, 2020 yılı genelinde AB ekonomisi yüzde 6,4, Avro Bölgesi de yüzde 6,8 küçüldü.
AA
Koronavirüs İngiliz ekonomisini vurdu: 311 yılın en sert daralması yaşandı
Ekonomi
Koronavirüs İngiliz ekonomisini vurdu: 311 yılın en sert daralması yaşandı
Tüm dünyada hızla yayılan ve ekonomileri de ciddi anlamda etkileyen koronavirüs salgını İngiliz ekonomisine 311 yılın en sert daralmasını yaşattı. İngiliz ekonomisi, 2020 yılında yeni tip koronavirüs salgınının etkisiyle yüzde 9,9 daraldı.
AA
Alman hükümeti 2021 büyüme tahminini yüzde 3’e düşürdü
Dünya
Alman hükümeti 2021 büyüme tahminini yüzde 3’e düşürdü
Almanya'da hükümet, bu yıl için daha önce yüzde 4,4 olarak açıklanan resmi büyüme beklentisini Kovid-19’da ikinci dalga ve bununla gelen sert kısıtlamalardan dolayı aşağı yönlü revize etti. Alman ekonomisinde toparlanmanın daha az ivmeyle de olsa 2021'de devam edeceğini belirten Altmaier, "Kovid-19 salgınında durum hala ciddi. Virüsün yeni türleri tehlikesi devam etmekte. Bu nedenle, başardığımız şeyi aceleyle riske atamayız” değerlendirmesinde bulundu.
AA
OECD'nin raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin güzel haber
Ekonomi
OECD'nin raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin güzel haber
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı Ekonomik İnceleme Raporu'nda, 2020 daralma beklentisi yüzde 1,3'ten yüzde 0,2'ye revize edilirken, 2021'de yüzde 2,6 ve 2022'de ise yüzde 3,5 büyüme öngörüldü.
AA
Fatura gittikçe ağırlaşıyor: İngiltere yüzde 20, Fransa yüzde 14 küçüldü
Ekonomi
Fatura gittikçe ağırlaşıyor: İngiltere yüzde 20, Fransa yüzde 14 küçüldü
Koronavirüs ülke ekonomilerinde de büyük bir erozyona yol açtı. Yılın ikinci çeyreğinde OECD bölgesinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) yüzde 9,8 daraldı. İngiltere %20,4, Fransa %13,8, İtalya %12,4 ve Almanya %9,7 küçüldü.
Yeni Şafak
15 Temmuz darbe girişimi ve ekonomiye maliyeti
15 Temmuz darbe girişimi ve ekonomiye maliyeti

Türkiye, uzun yıllar boyunca askeri darbelere ve siyasi müdahalelere maruz kaldı. Yaşanılan 1960 ve 1980 askeri darbeleri, 28 Şubat 1997-post modern darbesi, 17-25 yargı darbe girişimleri ve 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi nedeniyle Türkiye ekonomisi dizayn edilmeye çalışılmış ve dolayısıyla ekonomi büyük ölçüde zarara uğratılmıştı.

15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ekonomiye verdiği tahribatı diğer darbelerin neden olduğu maliyeti belki tam olarak hesaplamak zor olsa da kredi derecelendirme kuruluşları tarafından verilen kredi notunun kaybedilmesi, ekonomik büyümenin düşmesi, faizlerin yükselmesi, yabancı yatırımcılar üzerindeki algı, kurlardaki hareketlenmeler gibi olumsuz durumların ekonomik göstergeler üzerindeki yansımaları ekonomi için önemli bir maliyet olarak öne çıkmaktadır.

EKONOMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin birçok alanda olumsuz yansımaları olduğu gibi ekonomi üzerinde de belirli bir maliyeti oldu.

15 Temmuz darbe girişimi ile oluşacak kaos ortamı ile başta ekonomide istikrarsızlık oluşturulması hedeflenmişti. Ancak darbe girişiminin bertaraf edilmesi ile beraber hedeflenen kaos ortadan kaldırılmış ve ekonomik ve siyasi belirsizlik ortamı oluşturma hedefi amacına ulaşmamıştır. Bunun sonucu olarak da ekonomide darbe girişiminin gerçekleştiği yılın yani 2016 yılının 3. Çeyreğinde ekonomik büyümede meydana gelen daralma bir sonraki çeyrekte pozitif ekonomik büyümeye çevrilmişti.

15 Temmuz darbe girişiminin olumsuz etkilediği alanların başında kredi derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlar geliyor. Zaten kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye verilen notlar konusunda çok da objektif olmayan kararları vardı.

Fitch tarafından 2012 yılında ve Moody’s derecelendirme kuruluşu tarafından 2013 yılında Türkiye’ye verilen “yatırım yapılabilir seviyesi” kredi notu 2016 yılında 15 Temmuz darbe girişiminin hemen sonrasında Fitch ve Moody’s tarafından düşürüldü.

Dolayısıyla, Türkiye 2012 yılında Fitch ve 2013 yılında Moody’s derecelendirme kuruluşlarından aldığı “yatırım yapılabilir” notunu kaybetti.

Her ne kadar kredi derecelendirme kuruluşlarının verdikleri notlar her şey olmasa da ekonomiler için oluşturulan negatif algı açısından önemli olabiliyor.

Dolayısıyla Fitch, Moody’s ve Standard&Poors (S&P) kredi derecelendirme kuruluşları tarafından Türkiye’ye verilen kredi notlarının düşürülmesi ve oluşturulan olumsuz algının ardından döviz kurlarında meydana gelen dalgalanma, darbe girişiminin Türkiye ekonomisine maliyeti olarak öne çıkmaktadır.

Ancak 15 Temmuz gibi darbe girişimi, ülkenin siyasi istikrarının kaybedilmesine neden olabilecek en büyük zorluk ve ekonomi için negatif anlamda büyük bir şok olmasına rağmen, Türkiye’nin son yıllarda 17-25 yargı darbe girişimlerinde olduğu gibi yaşadığı şoklarda elde ettiği tecrübe, ekonomide oluşan veya oluşturulmaya çalışılan şokların etkisini azalttı.

Diğer yandan, Türkiye’nin geçmiş dönemlerde yaşadığı tecrübe ile ekonomik kırılganlık yaşamamak için önem verdiği güçlü kamu maliyesi göstergeleri yani kamu borç stokunun ve bütçe açığının GSYH içindeki payının düşük olması ve uluslararası piyasalar ile entegrasyonun devamı sayesinde 15 Temmuz darbe girişiminden piyasaların olumsuz etkilenmesinin önemli ölçüde önüne geçilmiş oldu.

Ülkelerin kişi başı geliri
Ülkelerin kişi başı geliri

Dünya Bankası, her yıl 1 Temmuz tarihinde ülkelerin sahip oldukları kişi başı dolar gelirine göre ülkelerin hangi gelir grubunda olduğunu belirliyor. Yani ülkeleri kişi başı dolar gelirlerine göre sınıflandırıyor.

Dünya Bankası 1989’dan beri kullandığı bu metodolojiye göre ülkeleri esas olarak üç gelir grubuna göre sınıflandırılmakta. Bu gelir grupları düşük gelirli, orta gelirli ve yüksek gelirli ülkeler. Bu gelir gruplarından orta gelir grubu için kullanılan kişi başı gelir bandı çok geniş olduğu için orta gelir grubunda, alt orta gelirli ve üst orta gelirli olarak iki alt grup kullanılmakta.

Açıkçası en fazla ülke de, orta gelir bandında yer almakta.

DÜNYA BANKASI BU SINIFLAMAYI NEYE GÖRE BELİRLİYOR?

Ülkelerin sınıflandırılmasında kullanılan kişi başı gelir, iki faktör tarafından belirlenir. Birinci faktör temel makroekonomik göstergeler. Kişi başı gelir, temel makroekonomik göstergelerden ekonomik büyüme, enflasyon, döviz kurları ve nüfusla değişebilir. Diğer faktör ise ulusal hesap yöntemleri ve verilerdeki değişikliklerdir.

Diğer yandan Dünya Bankası tarafından sınıflandırmada kullanılan gelir eşikleri de, IMF tarafından kullanılan Özel Çekme Hakları (SDR) deflatörü kullanılarak yıllık enflasyona göre ayarlanıyor.

DÜNYA BANKASI ÜLKE SINIFLAMASINI NASIL YAPIYOR?

Dünya Bankası’nın 1 Temmuz 2020 tarihinde açıklanan yeni verilerine göre kişi başı geliri 1,035 doların altında olan ülkeler düşük gelirli ülkeler olarak sınıflanırken, 1,036-12,535 dolar kişi başı gelire sahip olan ülkeler ise orta gelirli ülkeler olarak sınıflanmakta.

Orta gelir grubu için belirlenen kişi başı gelir eşiği geniş olduğu için bu gelir grubu ikiye bölünmekte. Kişi başı geliri 1,036 - 4,045 dolar arasında olan ülkeler alt orta gelirli ülkeler olurken, 4,046- 12,535 dolar kişi başı gelire sahip olan ülkeler ise üst orta gelirli ülkeler olarak sınıflandırılıyor.

Kişi başı geliri 12,535 dolardan yüksek olan ülkeler ise yüksek gelirli ülkeler olarak sınıflandırılmakta.

TÜRKİYE ÜST ORTA GELİR GRUBUNDA

Dünya Bankası’nın 2020 yılı Temmuz ayı verilerine göre Türkiye, 2019 yılı itibariyle 9,128 dolar kişi başı geliri ile üst orta gelir grubunda yer alıyor. Orta gelir grubunun gelir bandı geniş olduğu için bu gelir grubunda yer alan ülkelerin bu bölgeden çıkması daha çok zaman almaktadır.

Alt orta gelirden üst orta gelire çıkmak kolay olsa da, üst orta gelirden yüksek gelirli ülkeler grubuna yükselmek zaman alabiliyor. Bu duruma bazen yaşanılan düşük büyüme bazen de özellikle orta gelir grubunda yer alan ülkelerdeki kurlardaki artış nedeniyle kişi başı gelirin düşmesi sebep oluyor. Bu nedenle orta gelir grubunda yer alan ülkelerin bir üst gelir basamağı olan ve her ülkenin hedeflediği yüksek gelirli ülkeler grubuna yükselmesi biraz zaman alıyor.

KİŞİ BAŞI GELİR VE SATIN ALMA PARİTESİNE GÖRE KİŞİ BAŞI GELİR

Kişi başı gelir hesaplamasında ülkelerin GSYH’si nüfusa bölünerek kişi başı gelire ulaşılmaktadır. Ancak bu sınıflandırma için yapılan eleştirilerde ülkelerin satın alma gücünü ve birçok önemli hususu ihmal ettiği ifade edilmektedir.

Satın alma gücü paritesine göre hesaplanan kişi başı gelirde ise ülkeler arasındaki fiyat farklılıklarını açıkladığı ve farklı paraların satın alma güçlerini gösterdiği için daha anlamlı olabilir. Bu nedenle iki gelir hesaplaması arasında büyük fark ortaya çıkmaktadır.

Şöyle ki, 2018 yılı kişi başı gelir 9, 693 dolar iken satın alma gücü paritesine göre 28, 384 dolar olarak hesaplanmıştı.

Dolayısıyla, iki gelir hesaplaması arasındaki bu yüksek fark nedeniyle hangisinin baz alınması gerektiği konusu hep tartışılmaktadır.

Türkiye büyümede Avrupa'ya fark attı: Birçok ülke daralırken Türkiye peş peşe 3 çeyrek büyüdü
Ekonomi
Türkiye büyümede Avrupa'ya fark attı: Birçok ülke daralırken Türkiye peş peşe 3 çeyrek büyüdü
Küresel ekonomiye ilişkin tedirginliklerin ve belirsizliklerin arttığı bir ortamda 12 Avrupa ülkesi ilk çeyrekte daralırken, Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüdü. Avrupa'da ilk çeyrekte en fazla büyüyen ülke yüzde 2,7 ile Romanya, en çok küçülen ülke ise yüzde 5,4 ile Fransa oldu.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.