Göz altı kırışıklıklarına veda edin
Hayat
Göz altı kırışıklıklarına veda edin
Göz altı kırışıklıkları yaşla birlikte gelen, bazen cilt tipine göre daha çok veya az oluşan, beslenme, yaşam tarzı ve stresle yakından ilgili, pek çok kişinin problemidir. Kırışıklıkların oluşma hızını yavaşlatmak için geç kalmış sayılmazsınız.Peki göz altı kırışıklıklarından nasıl kurtuluruz? Uzmanlar doğal malzemelerle kırışıklıklara veda etmenin tarifini verdi.
DHA
Burun estetiği ameliyatı Rinoplasti, hangi koşullarda “yapılmamalı ve yaptırılmamalı”
Burun estetiği ameliyatı Rinoplasti, hangi koşullarda “yapılmamalı ve yaptırılmamalı”
Estetik ameliyatlara olan talep her geçen gün artarken bilinçli karar almak artık çok daha önemli. Karar verme aşamasına gelmiş olsanız bile güvenilir bir estetik cerrahi uzmanının görüşleri fayda sağlayacaktır.
Diğer
Güzellik uğruna dudaklarından oldu
Hayat
Güzellik uğruna dudaklarından oldu
İzmir'de bir güzellik merkezine dudak dolgusu yaptırmak için bir güzellik merkezine giden 35 yaşındaki Burcu Şahin'in dudaklarına büroda çalışan malzemeci tarafından dolgu yapıldı. İşlem sonrası dudakları şişen ve damarları çatlayan kadın avukatı aracılığıyla merkez hakkında şikayette bulundu..
Diğer
İnsandan sonra
İnsandan sonra
“Sıfır Nüfus/Life After People” adında bir belgesel seyrettim geçenlerde. Yaşadığımız şu günlerin birinde, saatler belli bir dakikayı gösterdiğinde, yeryüzündeki insanların tamamı bir anda yok olsa ne olurdu sorusuna cevap aranıyordu belgeselde. Bilimsel verilerle mevcut işleyişte her şeyin nereye varacağı hesap edilmiş. Bir dakika sonra, üç dakika, on dakika, bir saat, bir gün, üç gün, bir ay, bir yıl, on yıl sonra ne olacağı sırayla kurgulanıyor.Pek çok soruya objektif cevaplar bulunmuş bu şekilde.Nedir o sorular?Mesela sisteme can veren enerji aygıtları insanlar tarafından kontrol edilmeden daha ne kadar çalışmalarını sürdürebilirler? Onlar stop ettiğinde ne olur?Büyük şehirlerde insan eliyle kurulan düzen bozulursa her şey nereye varır?İnsanların beslediği bütün o evcil hayvanlar karınlarını nasıl, neyle doyurur?Mesela elektriklerin kesilmesiyle birlikte nükleer santrallerin soğutma üniteleri de durursa, ısınan reaktörler patlamaz mı? Patlarsa yeryüzü ne hale gelir?Ya belli aralıklarla su boşaltarak basıncı azaltılan o devasa barajlar yıkılırsa?Uzatmayayım; belgeselde akla gelebilecek pek çok felaket senaryosu yazılmış ve bilimsel verilerle takibi yapılmış. Bütün bunların toplamından oluşan ana senaryoya göre, önce gerçekten korkutucu bir gezegen haline geliyor dünya. Her şey birbirine giriyor adeta. Şehirler yıkılıyor, kara parçalarının büyük bir bölümü sular altında kalıyor, evcil hayvanların büyük kısmı salgın hastalıklar ve açlık sebebiyle telef oluyor.Bütün bu kaos yaşandıktan sonra doğal hayat kendini yenilemeye başlıyor, çevre kirlerinden arınıyor. İnsanın doğrudan ya da dolaylı olarak yol açtığı bütün sonuçlar, sebepleriyle birlikte yavaş yavaş yeryüzünden siliniyor. Dünya kendine geliyor, hayat eski canlılığına, eski zenginliğine, eski güzelliğine adım adım geri dönüyor. Ve yeryüzü 250-500 yıl gibi bir zaman aralığı içinde hepimizin yaşamayı çok isteyebileceği sakinlikte bir cennete dönüşüyor.İnsan ihtiraslarının bütün çirkin eserlerinin yeryüzünden tek tek sökülüp atıldığı böyle bir kendi tabiatına dönüş hareketine kim katılmak istemez. Yağmur ormanlarında özgür bir sarmaşık olmayı, göçmen kuşlarla birlikte soğuklar basmadan sıcak diyarlara uçmayı, Himalayalar’a kar olup yağmayı, Toroslar’da baharı beklemeyi, Nil nehriyle birlikte kıvrılıp Afrika’nın içlerine akmayı, Fuji dağının eteklerinde bir kiraz çiçeği olup açmayı, Sahra çölüne şavkı vuran nefes kesici bir mehtap olmayı kim istemez.Güzellik deyince dünyanın her köşesinden nice güzellikler geliyor hatırımıza. Yok etmek, bozmak, kirletmek, tüketmek için uğraşıp durduğumuz nice güzellikler... Bıçkın aşıklar gibiyiz adeta, bir yandan delice seviyor, bir yandan güne güne tüketiyoruz sevdiğimizi.
Güzel iyilik
Güzel iyilik
Oldukça basit bir cümle: İyilik iyidir. Basit kelimesi için sözlüğe bakalım: Sâde, ârızasız, açık, geniş, yaygın, yalın, kolay. Zaten ‘kolaylaştırınız’ deniliyor. Zorlaştırmayınız.Video: Güzel iyilikDünyanın en cömert milletiyiz, ülkesiyiz. Üstelik bu, hiçbir karşılık beklemeden, hesap gütmeden yapılıyor. Siyaset değil, insaniyet adına. Allah rızası için. Güzellik işte buradan başlıyor.İnsanımızın merhametli ve maharetli eli, en uzak yerlere kadar ulaşıyor. Çoktan herkes verir, verebilir. Kıymetli olan, azdan verebilmektir. Veriyoruz.Yetmiş yıllık kasıtlı politikalar sonucu bazı vasıflarımızı kaybetmiş olabiliriz. Özünden uzaklaşanlar, kaynağına hasımlık edenler elbette var. Hep olumsuz örnekler önümüze konulduğu için çoğunluğu böyle sanıyoruz. Hayır. Her ağacın çürük meyvesi olur. Kalanlar nasıl? İyi ve fazla.Bizi ayakta tutan sütunların sağlam olduğunu görüyoruz. Merhametli millet olma özelliğimiz devam ediyor. Dirayetimiz hâlâ kırılmadı. Metanetimiz sürüyor. Dayanışma duygumuz yüksek. Samimiyiz. İyilik yaparken, yardım ederken, karşılık beklemiyoruz. Son söz: Dua et yeter.Ciddi musibetler atlattık. İmtihanlardan geçtik. İç ve dış saldırılara maruz kaldık. Siyasi ve maddi operasyonları göğüsledik. Sonuç? Milletin irfanı ve gayretiyle beraber mazlumların, gariplerin, misafirlerin duası. Başka türlü izah etmekte zorlanıyoruz.***İyiliği yalnızca yardımlaşmaktan, ihtiyaç sahiplerini sevindirmekten ibaret görenlerden değiliz.İyilik kavramının geniş bir çatısı var. Misal: Bize fenalık eden insanlardan bile duamızı esirgemeyiz. Allah ıslah etsin. Bu da bir iyilik çeşidi değil midir?Genellikle durmamız gereken yerde ve sınırda durmuyoruz. Böylece yerimizi ve haddimizi bilmemiş oluyoruz. İnsanın yerini ve haddini bilmesi de iyiliktir. Hem kendine, hem başkalarına yaptığı bir iyilik. Sınırı geçen insanın nerelere kadar gittiğini her gün görüyor ve yaşıyoruz. Üzücü şeyler.Hakkına razı olmayanlar için haksızlık yapma kapısı hızla açılır. Hakkaniyetten ayrı düşmek bizi zalimlerden yapar. Adı üstünde; düşmek. Hakkına razı olmak, hakkaniyet yolundan ayrılmamak da kıymetli bir iyiliktir. Kimseye zarar vermemiş oluruz.Dostlarımızın, kardeşlerimizin hukukunu ve izzetini korumak zorundayız. Bu öncelikle kendimize iyiliktir. Koruyan korunur. Maalesef bazen şöyle oluyor: Korumamız gereken bir şeyi kullanırken buluyoruz kendimizi. Değerleri, emanetleri, insanları…Galiba bu: En büyük iyilik, güzel örnek olmaktır.***Elimizden ve gönlümüzden çıkan her iyilik, bereketiyle beraber geri döner. Bildiğimiz ve inandığımız budur.İnsan bir başkasına değil, evvela kendisine iyilik yapar. Bir yeteneğin elinden tuttuğumuzda, bir suyun önünü açtığımızda, manevî olarak elimizden tutulur, önümüz açılır. Zayıflarla birlikte biz de kuvvetleniriz. Onlar ayağa kalkar, biz ise yürürüz.
İddialaşmayla vaazla bu kadar; artık irfanî eserlerden zevk biriktirelim!
İddialaşmayla vaazla bu kadar; artık irfanî eserlerden zevk biriktirelim!
Manevi hayatımızın ruhu dindarlık seviyemizin ilmihal ölçümüne sığdırılmaya çalışıldığı sürece ne hayatın görünmez bağlarından ne gönülden gönle ulaşan çift yönlü yollardan ilham alabiliyoruz. Ne de bilmeden devam ettiğimiz ve eşyanın içinden yükselen o kesintisiz zikirden.Video: İddialaşmayla vaazla bu kadar; artık irfanî eserlerden zevk biriktirelim!Misal bir sanat eserine güzel diyebilmemizin yegâne koşulu icracısının hangi mahalleden olduğuyla belirleniyorsa, kültür sanat zevkimiz şahsi kriterlere ve egolara endeksliyse ebette medeniyetin yapı taşı olan manevi hayatın kalbine değemeyiz.Gelgelelim ısrarla düşünsel, fikrî, ideolojik, felsefi ve mahalleli söylemlerin kıskacındayız ve bu şekilde kalbimizin içindeki nurun parıltılarında gerçeğe odaklanmamız imkânsız hale geliyor.***Gerçeğe odaklanmak neden şart? Çünkü bizzat maneviyat bu. Kalbin sırrında zuhur eden mananın sahibi olmak! Eskiler ‘gerçek’ dermiş Hazreti insana. Yani insan ‘tammodel’ olduğunda ‘en güzel suret’ ile ‘kendi’ bir oluyor. Gerçek’leşmiş oluyor.Manevi gerçeğimiz eğer manasını tabir edemediğimiz ve nefsimizde ispat edemediğimiz itikadî bilgilerden, hatta farz ibadetleri yerine getirmekten ibaret olsaydı, cemaatler evliya kaynardı.Hele cemaatlerin egosu! “Gel vatandaş, hak yol biziz, bize katıl, bu kitapları okumadan olmaz, bırakın şunları, bize katılın!” Böyle ayrımcılık yapa yapa gençleri ateist deist hale getirip bir de günah keçisi ilan etmek nasıl da körleştiriyor gerçeğe bakma melekesini kaybeden gözlerimizi, gönlümüzü.Dini cemaatlere katılıp devletin belli kademelerine eleman yerleştirmekle ‘güzel ahlak’ımız tamam olsaydı, bugüne kadar milyonlarca kâmil insanımız yetişip yeni nesillere ‘canlı Kuran’ modeli olarak sunulurdu!Hangi itikadî tartışmalarla, hangi cemaat tarafından tekele alınmış dini bilgilerle bir kalbin imanına katkıda bulunabilirsiniz ki? Toplu irşad diye bir gerçek olsaydı, nefsin merhalelerinde süluk yapmanın, mücahede ve müşahadenin bir anlamı olmazdı.İlme’l yakîn bilgiyle nefsini Müslüman etmek mümkün olsaydı, bilgi çağında binlerce kâmil yetişmiş olup gönül fethine çıkardı, Semerkand’dan Saraybosna’ya.***Emperyal niyetlilere karşı içte ve dışta direnirken kendi nefsimizin zaaflarına karşı da savaş veriyor, bilerek bilmeden mücahede ediyoruz. İçerde ve dışarıda, enfüste ve afakta sonsuz bir mücadele bu. Yeryüzünün bütün savaşları bir tür ‘kendini bilme’ savaşı aslında. Ki güçlü silahlarını karşılıklı pazarlıklarla etkisiz hale getirebileceğiniz bir düşman ülkeyi belki yenebilirsiniz ama nefsin askerlerini her cephede birden yenmek kolay değil.Her fırsatta yazdığım gibi: Kini yensen kibir çıkıyor, kibri dizginlesen haset çıkıyor, onu yensen, gazap, şehvet, gırla gidiyor. Nefis ordusunu dağıtacak silahlar kişiye özel bir imalat gerektiriyor. ‘Kültür ve sanat’ işte bu yüzden kendini bilme yolcusu için kalp ilminin hazine sandığı.Bilinmeyi seven Rabbimiz var, kalp ilminin ifadelerini çoğaltıyoruz güzelin dilinde. Kalbin anadilinde. Nefsin sığ katmanlarından birlikte yükselmenin ifadelerini dil zevkiyle bulmaya çalışıyoruz. Evet bizlerin de kültür ve sanat cephesindeki dil / gönül direnişimiz bu şekilde kesintisiz sürüyor.Artık defalarca söylediğimiz, her vesileyle başka bir yönünden ele aldığımız gibi, güçlü bir toplumun kültür sanatının olmazsa olmazı olan maneviyatın belli bir zevk ve birikimle, bir adap, edep ve üslupla oluşması için gerçeğe talip olan ‘gönül erleri’ gerekiyor.Bunların yetişmesi için yani birlikte öğrenmemiz ve güzelleşme yolculuğuna çıkmamız için artık ideolojik, çekişmeli, polemikli, sen ben davalı bütün üslupların terk edilmesi gerekiyor.Gerçeğin bilgisi talibin nefsinde ispat edilmediği sürece, ayne’l yakin olarak hayata geçmediği sürece, manayı tabir edemiyoruz. Ne de cereyan eden olayların tabirini yapabiliyoruz hakkıyla. İçimizdeki tortuların dışarıya nasıl aksettiğine dair iz süremiyor ve her şey ile her şeyi birbirine bağlayan o ‘uçsuz ip’e tutunamıyoruz.***Acizane acil önerim şudur. Tasavvuf tarikat üzerine övgü ve sövgülerine, cemaat yobazlığına, iman tekelciliğine, ideolojik İslamcılık kavgalarına, nefs-i emmare seviyesindeki şahsi tartışmalara bir son vererek: İç dünyalarımızda yankılayan o ‘gerçek dili’ ifade etmeye başlayalım. Ki kültür sanat birikimi canlansın!Anadolu irfanına nefes veren o ümmi dil elan işitiliyor mayamızda. Bu dili sanatın her alanına yepyeni ifade biçimleriyle tahvil edebiliriz. Mana dili, insanlığımızın gerçeğindeki evrensel dildir aynı zamanda.Hiç umulmadık bir ‘yabancı’ eserden ilham almanız, tevhid gerçeğine dair bir yakîn yaşamanız her zaman mümkündür. Sanatın gücü buradadır, kalpten kalbe her daim kendi yolunu bulmasında. (Tevhid sanatçısının izinde, güzelin ölçülerine dair kitabımızda mevzuyu farklı yönlerden ele aldık. Bkz: Güzelin binbir yüzü / H yayınları, 2015)Şiire, edebiyata, romana, minyatüre, mimariye, çevreye, ilahilere, divanlara, menakıplara, mesel ve kıssalara bugünün ruhuyla katmanlı, derinlikli, sırlı manalar vermekle gerçeğin içine doğru süluk etmeye başlayalım artık.Hakikat diline ki gündelik hayatın gerçeğidir, anlam katabilen gönül ehli her devirde mevcut. Tıpkı her devirde ve her coğrafyada gönül titreten eserler vücuda getiren sanatçıların insanlık kültürüne her daim kıymet kattığı gibi.Enfüste ve afakta bu gerçeğin dilini işitebilmek bizim marifetimizle mümkün. Dini vaazlarından öte gönüldeki manasıyla işiteceğiz gerçek erleri, erenleri, eserleri! Bazen bir notanın nefesinde toplumun türkü şarkı zevki yeniden gelişir. Evet, marifet bugün için kültür ve sanat alanında hakkıyla eserler vücuda getirmektir.Tasavvuf düşmanları, ayet tartışan ilahiyatçılar, selefi kafalar, şekilden öte manaya odaklanmayı sünnet dışı bulanlar vesaire ateist deist gençleri günah keçisi ilan etmekle vakit kaybetmesinler artık.En azından tasavvuf kültürünün geleneğimizde bugüne kadar ürettiği hemen her alandaki eşsiz sanat eserlerine odaklansınlar, zevk edinsinler, birikim kazanıp sonraki kuşaklara evrensel emaneti taşımaya katkıda bulunsunlar vesselam.
Dünya'nın saklı cennetlerinden fotoğraflar
Hayat
Dünya'nın saklı cennetlerinden fotoğraflar
Dünyada sanki başka bir gezegenmiş gibi hissettiren mükemmel yerler var. Her ne kadar yeryüzünün her noktasını artık keşfetmiş olsak da, hala bizi büyüleyen ve nasıl oluştuğunu merak ettiğimiz birçok yer bulunuyor. İşte pembe göllerden nefes kesen dağlara, sanki başka bir gezegenden olduğunu düşündüğümüz eşsiz yerler:
Diğer
Boş yere güzelliğe servet harcamışım
Hayat
Boş yere güzelliğe servet harcamışım
Yaşadığı lüks hayatı bırakarak en büyük hayali köye yerleşmek olan 90'lı yılların ünlü mankeni Bilun Dohmen, şatafatlı hayatın onu mutlu etmediğini söylüyor. Dohmen "Eskiden yüzlerce dolar verip yüz ve vücut kremleri alırdım. Şimdi hakiki zeytinyağı sürüyorum. Boş yere servet harcamışım" diyor.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.