Hacı Bektaş-ı Veli’nin portresi Hollanda’da satıldı: Alıcı Türkiye’den
Hayat
Hacı Bektaş-ı Veli’nin portresi Hollanda’da satıldı: Alıcı Türkiye’den
Hacı Bektaş-ı Veli ve Sarı Saltuk’un resmedildiği 371 yıllık portre Hollanda’da satıldı. Portrenin 40 bin euro'ya Türkiye’den satın alındığı açıklandı.
AA
İçişleri Bakanlığı'ndan 81 il valiliğine 'Hacı Bektaş Veli’yi Anma' ve 'Muharrem ayı' genelgesi
Gündem
İçişleri Bakanlığı'ndan 81 il valiliğine 'Hacı Bektaş Veli’yi Anma' ve 'Muharrem ayı' genelgesi
İçişleri Bakanlığı Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri ile Muharrem ayının aynı döneme denk gelmesi üzerine 81 il valiliğine genelge gönderdi. Genelgede, Hacı Bektaş Veli’yi Anma programlarına katılmak isteyen vatandaşlara destek olunması istenirken, Muharrem ayında Yas-ı Mateme ortak olma ve oruç açma lokmalarına vali ve kaymakamların da katılımıyla cemevi yöneticileri, vakıf veya derneklerdeki vatandaşlar ve kanaat önderleriyle birlikte olunması istendi.
Diğer
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Alevi Bektaşi vatandaşlarımız üzerinde oynanan alçak oyunu hep birlikte bozacağız
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Alevi Bektaşi vatandaşlarımız üzerinde oynanan alçak oyunu hep birlikte bozacağız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nevşehir'de “Hacı Bektaş Veli'nin Hakk'a Yürüyüşünün 751. Yıl Dönümü Anma Programı”nda konuştu. 'Alevi, Bektaşi vatandaşlarımız üzerinde oynamaya çalıştıkları kirli oyunu sizlerin de gördüğüne ben inanıyorum.' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Alçak oyunu hep birlikte bozacağız.' ifadelerini kullandı.
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan  Hacı Bektaş Veli'nin türbesini ziyaret etti
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan Hacı Bektaş Veli'nin türbesini ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nevşehir'de Hacı Bektaş Belediye Meydanı'nda Hacı Bektaş Veli'nin Hakk'a Yürüyüşünün 751. Yıl Dönümü Anma Programı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi'ni ziyaret etti.
DHA
Gönülsüz akıl, akılsız gönül
Gönülsüz akıl, akılsız gönül
“Bir insanın dışarıdan abdest almasıyla temizliği tamam olmaz. İçinde kötü huylar kaldı mı, kötü huylu olması dolayısıyla, makbul bir insan olması mümkün olmaz! Bu neye benzer?.. Video: Gönülsüz akıl, akılsız gönülBir şişenin içinde içki olsa, bu içki şişesini götürsen, deryanın kenarında on yıl dışını yıkasan, yine temiz olmaz.” Böyle diyor Hacı Bektâş-ı Velî, Makalat’ında. Bence kalb’in ne demek olduğunu, anlam ve önemini fazla söze bırakmayarak pek güzel özetliyor. Kalb, içimizde her daim Hakkı gösteren pusula. Vicdanın, ahlakın, erdem ve güzel hasletlerin kaynağı o. Kalbimizi samimiyet ve ihlasla kirlerinden arındırmaya çalışmadan insaniyetimizi geliştirmek, nefsimizi olgunlaştırmak mümkün görünmüyor. Kim ki kalbi aynı kaldığı halde kendini olgun gibi göstermeye çalışıyorsa boşunadır, en küçük bir gerilimde tekrar kötü huylarına dönüverir.Ramazan boyunca ele almaya çalıştığımız “kalb” konusunun en zorlu meselesi “kalbin akletmesi”… Bu konu hayli zorlu ve kalb meselesinin künhüne vakıf olmaksızın anlaşılması müşkül. Bitirirken bu bahisle ilgili de bir öz ve özet gerekiyor. Hem akıl hem hikmet hem bilgi hem kalb (gönül) konularına epeyce kafa yormuş olan Sait Başer üstadımız imdadımıza yetişiyor. Üstat, bizim bu sene Ramazan yazılarımızı kalb olarak belirlememiz üzerine, buna gönderme yaparak geçenlerde sosyal medyadan “Akılsız gönül, gönülsüz akıl yahut düştüğümüz yerden kalkmak” başlıklı bir makale yayınladı. Müsaade ederseniz, “kalbin akletmesi” konusunda söyleyeceklerimizi gayet güzel ve vazıh bir biçimde ifade eden bu makaleden bir alıntı yapmak istiyorum.“İnsanoğlu kendindeki melekelerin her birini ayrı bir değer olarak görmeye meyilli. Onları ayrı ayrı adlarla birbirinden ayırarak anlamaya döneli beri, uzmanlıkların o ayrımlar zemininde şekillenmesi anlayışı güç kazanalı beri kendi iç birliğini bile kaybetti. Artık bir canımız var, bir ruhumuz var, nefsimiz var, aklımız var, gönlümüz var, vicdanımız var… Var oğlu var! Şuurumuz, şuuraltımız, şartlanmalarımız, reflekslerimiz, insiyaklarımız… Bunların her birini ayrı birer varlık alanıymış gibi mütâlâa eder olduk. Öyle olunca da aynı özün her bir haline, tutum ve yönelişine başka biriymiş gibi şaşkınlıkla bakıyoruz. Tabiatıyle de kendimizi çözemiyor, anlayamıyor, dahası yabancılaşıyoruz. Kendi gerçekliğimizden korktuğumuzu bile söylemek mümkün.Kendimize yabancılaşmış halimizle de âlemin esrarını çözme iddiâsında, gözümüz fezâda yıldızların keşfi derdindeyiz. Neyi nasıl bildiğini bilmeyen, kendine yabancılar olarak alemi bilmek de bizim komedimiz... Öyle olunca bütünlüklü bünyemizin ihtiyaçları bu parçalı algı bombardımanından, tahriklerinden sakinleşemediği demlerde sükunet bulma adına mecburen birlik ihtiyacına üfürükçülerden, astrologlardan, falcı veya medyumlardan cevap devşirmeye koyuluyor. Bu garabet, öyle bir karmaşık meseleye dönüyor ki; zamanla, kendimizdeki paramparça kişilik algısının bazı elemanlarını tercih ettiği iddiasıyla diğer cüzlerimizi itip kakıyor, dahası bu tutumumuzu dışa vurarak medeniyet tarif ve tasniflerine kadar götürüyoruz. Derdi büyütüp karmaşıklaştırdıkça, çözüm daha da zorlaşıyor, çapraşıklaşıyor gayet tabiî…Neymiş ‘Akıl Medeniyeti’ varmış, ‘Gönül Medeniyeti’ varmış. Bunlardan akıl yani Batı medeniyeti; sömürü ve zulmün ürünü maddî gücü sebebiyle, zahirdeki refaha dayanılarak üstün görülmüş ve bir ilkeye bağlamak gerekince de temel sebebin akıl olduğuna hükmedilmiştir… Akıl insanın asıl öznesiymiş ve gönül taraftarlarına baskınmış! Batı merkezli medeniyet işte o aklın eseriymiş ve Batı’nın üstünlük sebebi de akılmış! Tabiî bu tasnife ‘inanıldığı’ an, gözü güç ve iktidarda olan birisiyseniz ve de kendinizi ‘Doğulu’ sayıyorsanız, âdetâ apriori hâle gelen bu iddia sebebiyle kendi dünyanıza öfkeyle bakmaya başlıyorsunuz. O öfke zamanla nefret kılığına da bürünüyor, dünyanızı yok etmekten başka yol bulamıyorsunuz. Doğu denilen coğrafya parçalarındaki modern ‘devrimler’e o dikkatle bir bakın isterseniz.Artık illa akılla gönülü kavga ettirmek zorundadır âlem halkı!Akılsız gönülü tercih(!) eder görünen dindara mı üzülürsünüz, gönüle kapalı olduğunu iddia eden ‘rasyonalist’e mi?Sanki gönülsüz akletmek imkanı varmış, yahut aklı dışarda tutabilecek bir ‘pür’ gönül mümkünmüş gibi?...”Kaşgarlı Mahmut’un, gönülü akılla tarif etmesini, Yusuf Has Hacip’in akılı: “Şefkat dolu bir gönül” diye tanımlamasını delil gösteren üstat, bilinen en eski zamanlardan beri bizim geleneğimizin bu iki değeri ayırmadığı kanaatinde. Felaketimizin önce akıl düşmanlığı ile, imanı taklitle benimsenebilir bir tarife indirgemekle başladığını sonra da pozitivizmin yine gönül düşmanı, maddeci dünyasına evrildiğimizi, toplumumuzun bu iki âfet arasında asırlar geçirerek, öle yite bu günlere geldiğimizi düşünüyor. “Bari artık bundan sonra düştüğümüz yeri anlasak ve ayağa kalkma modelimizi oradan çıkartsak” diyor.
Hacı Bektaş Veli'yi anma etkinlikleri yoğun katılımla gerçekleşti
Hayat
Hacı Bektaş Veli'yi anma etkinlikleri yoğun katılımla gerçekleşti
Hacı Bektaş Veli'nin Hakk'a Yürüyüşünün 751. Yıl Dönümü Anma Programı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın teşrifleri ile yoğun bir katılımla gerçekleşti. Burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Hacı Bektaş-ı Veli irfanı bugün de yolumuzu aydınlatmayı sürdürüyor' ifadelerini kullandı.
Diğer
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Hacı Bektaş Veli Dergahı'na ziyaret
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Hacı Bektaş Veli Dergahı'na ziyaret
Hacı Bektaş Veli'nin Hakk'a Yürüyüşünün 751. Yıl Dönümü Anma Programı'na katılmak için Nevşehir'e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, programdaki konuşmasının ardından Hacı Bektaş Veli Dergahı'nı ziyaret etti.
AA
Türkçenin meseleleriyle yüzleşmek
Düşünce Günlüğü
Türkçenin meseleleriyle yüzleşmek
Dil; bir milletin kendini bulduğu, ifade ettiği ve dış dünya ile bağ kurduğu zemindir. Böyle bir zeminin sağlam olması banisinin fikren sıhhatine, üzerine inşa edilen binanın da selametine işaret eder.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.