Af Örgütü: Rusya destekli Suriye rejimi savaş suçu işledi
Dünya
Af Örgütü: Rusya destekli Suriye rejimi savaş suçu işledi
Uluslararası Af Örgütüne göre, Rusya destekli Suriye rejim güçleri Suriye’nin kuzeydoğusunda 'savaş suçu' işledi. Raporda Suriye rejim güçlerinin 5 Mayıs 2019 ile 25 Şubat 2020 arasında İdlib, Hama ve batı Halep’te sivillere yönelik saldırılarında 18 tıbbi tesis ile okulun hedef alındığı bildirildi.
AA
Libya, İdlip ve Türkiye’yi bir araya getiren anlam dünyası
Libya, İdlip ve Türkiye’yi bir araya getiren anlam dünyası

Mağlup olup Halep’i terk etmek zorunda kalan silahsız insanları hedef gözetmeksizin ateş ederek öldürdüklerinde, içinde bulunduğu bütün olumsuz şartlara rağmen Türkiye’den başka itiraz eden ülke yoktu. Geride kalan insanları gözünü kırpmadan öldürebilecek bir zihniyetten insanlık adına olumlu bir davranış beklenemezdi. Türkiye sürece müdahale etti ve harabelerin arasına sıkışıp kalmış insanlar İdlip’e doğru taşındı. Bu görüntüler Suriye’de bir dönemin bittiğine, muhaliflerin mağlubiyetine işaret ediyordu. Esed, bir sistemin ve zihniyetin ürünüydü. Vebalini İslam dünyasına yüklemiş olsalar da Esed’in Müslümanları temsil ettiğini düşünmek büyük haksızlıktır. Azınlık rejimleri kolonyalist dönemin mirasıdır ve postkolonyal döneme damga vurmuştur. Halep’i terk etmek zorunda kalan ve Suriye ölçeğinde mağlup olan muhaliflere, basit ve etkili bir araca dönüşen terörist yaftasıyla yaşam hakkı dahi tanınmadı.

15 Temmuz 2016’da Türkiye’yi içeriden teslim alacaklarına güçlü bir şekilde ikna olmuşlardı. O gecenin sabahından itibaren öncü kuvvetlerin Cerablus istikametinden Suriye içlerine yönelmesi, Türkiye için de yeni bir döneme işaret ediyordu. Nitekim bir buçuk ay gibi kısa bir zaman sonra Fırat’ın batısına yönelik askerî müdahale başladı. Bu, Suriye siyasetinde köklü değişiklikler anlamına geliyordu. Uzun dönem terörü bahane ederek Türkiye’yi Suriye’de hareketsiz kılmışlardı. Terörist faaliyetleri bilinmesine rağmen içeriden ve dışarıdan çok güçlü desteğe sahip olan FETÖ’ye açıktan müdahale edilemediği için sürecin kontrolünü ele geçirmişti. Kırk yıldan uzun bir zamanda kurulan düzen sayesinde manevra kabiliyeti yüksek olan FETÖ, aynı anda PKK, CHP ve Esed ile yakın temas hâlindeydi. Temasın çok daha geniş olması gerekir. Türkiye’nin FETÖ’yü etkisizleştirmesiyle beraber Suriye’ye müdahale etmesine, muhaliflerin Halep’ten çıkarılmasıyla karşılık verdiler. Çünkü Türkiye Suriye olaylarına yeni bir yaklaşım getirmeye başlamıştı.

İdlip’e sığınan Suriyeli muhaliflere terör yaftasını yapıştıranların Afrin’e ve Fırat’ın doğusuna yapılan müdahalelere karşı çıkmaları Türkiye açısından basit bir muhalefet sorunu değildi. Suriye’nin kuzey bölgelerinden Türkiye’ye yönelik terörist saldırıların son yıllarla sınırlı olmadığı da biliniyordu. Fransa’nın 1920’deki işgalinden itibaren Suriye, Türkiye karşıtı örgütlerin merkezi hâline gelmişti. Bu örgütlerin terör faaliyetlerini de kolonyalist dönemin mirası olarak görmek gerekir. Fransa’nın 1980’lerde eş zamanlı olarak terörist Ermeni gruplara ve PKK’ya destek olmasını, Fransız kolonyalizmini göz önünde bulundurmadan anlayamayız.

2011’den itibaren FETÖ yapılanmasıyla açık bir mücadeleye giriştiği için Türkiye’nin antiemperyalist bir siyaset takip ettiğini söylememiz basit bir iddia değildir. FETÖ’nün Ermeni iddialarını 1960’ların ortasından itibaren benimsediğini gösteren belgeler, Türkiye karşıtlığının çok yönlü ilişkilerle kurumsallaştırıldığını gösterir. Erdoğan’ın kararlı tutumu, terör yapılarını gerçek kimlikleri ile ortaya çıkmaya zorladı. FETÖ ve PKK gibi bağımlı yapıların Esed ile birlikte hareket etmesi, Türkiye’nin teslim olmamasının sonucudur. FETÖ, PKK, Esed ve diğerleri kolonyalist dönemin mirasıdır ve İslam dünyasının güçlü bir direnç üretmesiyle bu ilişkiler görülmeye başlanmıştır. BAE ve İsrail de Osmanlı sonrasında İngiltere tarafından ihdas edilmiş iki ayrı kolonyalist yapıdır. Bu açıdan devlet niteliği kazanamamış ve örgütlerden biraz daha büyük kolonyalist dönem mirası yapıların birlikte hareket etmesi şaşırtıcı değildir. Esed, PKK ve FETÖ arasındaki bağların Türkiye’nin zorlayıcı direnci ile görünür hâle gelmesinde olduğu gibi İslam dünyasının ürettiği direnç ile BAE ve İsrail arasındaki ilişkiler görünür hâle geldi. Bağımlı yapıların ve devletçiklerin coğrafya ile bağlarının son derece zayıf olduğunu söyleyebiliriz. Coğrafyanın aslî parçası olamadıkları ya da derin bir kopuş yaşadıkları için teröre sarılmaktan başka bir çözüm üretemiyorlar.

Coğrafyamız açısından yirminci yüz yılın tarihini millîlik ve evrenselcilik çatışması bağlamında ele almanın yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü bu bağlamın içinde birbirinden oldukça farklı devlet anlayışları, kültür politikaları ve örgütlenme biçimleri vardır. Salgından sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözünün düşünce dünyamızda da bir karşılığının olacağı açıktır. Libya, İdlip ve Türkiye’yi bir araya getiren anlam dünyasını keşfetmek zorundayız.

Esed'in iddiası: İsrail Halep'teki askeri noktalarımıza saldırdı
Dünya
Esed'in iddiası: İsrail Halep'teki askeri noktalarımıza saldırdı
Beşşar Esed rejimi, İsrail uçaklarının Suriye topraklarına girerek, ülkenin kuzeyinde yer alan Halep ilindeki bazı askeri noktalara hava saldırısı düzenlediğini ileri sürdü. Söz konusu bölgede, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun emrindeki terörist grupların bulunduğu biliniyor.
AA
Emperyal güç merkezleri, liberaller ve Türkiye’nin Suriye’de ahlakî siyaseti
Emperyal güç merkezleri, liberaller ve Türkiye’nin Suriye’de ahlakî siyaseti

İçeride ve dışarıda uygulanan bütün baskı ve yönlendirmelere rağmen Türkiye’nin Suriye siyaseti İdlip’de de başarıya ulaşmaktadır. Ahlakî bir temel üzerinde bina edilmiş olması bu siyaseti ayrıcalıklı kılmaktadır. Baskıların şiddeti, Türkiye’nin ahlakî duruşunun günlük angajmanlara kurban edilmesine yol açıyor fakat bir zaman sonra ahlakî duruşun kıymeti takdir edilecektir. Bugünden geçmişin hadiselerini ortaya çıkarmaya çalıştığımız gibi yarın da bugünün kıymeti anlaşılacaktır. O yarının çok uzak olmadığını, Türkiye’nin sahadaki güçlü varlığından anlayabiliriz. Küresel güç merkezlerinin kolonyalist ve emperyalist müdahalelerine rağmen Türkiye, İdlib’de de en temel insanî ihtiyaçların karşılanabileceği bir alan oluşturmayı başardı. Bunu en azından otuz yıllık dönemi göz önünde bulundurarak değerlendirebiliriz.

1990’da Irak, Bosna ve Cezayir’de başlayan emperyalist müdahaleler yakın coğrafyamızda secter düşüncelerin ve hareketlerin önünü açtı. Aynı dönemde emperyalizme eklemlenmiş ılımlı yapıların önü de açıldı. Bunlar da liberalizmin sonuçlarıydı. Irak ikinci defa işgal edildiğinde Türkiye’de ılımlı yapılar ve liberal çevreler Amerika’nın bölgemizde işlediği cinayetleri gözlerden uzak tutmaya çalıştı. FETÖ okullarının Amerika’nın müdahale ettiği bölgelerde yoğunlaşmaya başlaması oldukça önemliydi. Emperyal merkezlerin liberalizmi açısından liberal okullar oldukça önemliydi. FETÖ okullarının işlevini, yabancı okulların rolünü hatırlayarak anlamak mümkündür. Irak işgal edildi, secter düşüncelerin ve hareketlerin yaygınlaşması için şiddet bütün türleriyle uygulandı, mezhep çatışmalarının önü açıldı, liberal okullarda parçalanmış coğrafyanın elitleri hazırlandı. Bu olaylar Türkiye’ye FETÖ okullarının Türkçe yarışmaları üzerinden servis edildi. Emperyal merkezlerin şiddet siyaseti üzerinde durmak gerekir.

Türkiye, geçmiş yıllarda bölgemizdeki emperyalist müdahalelere belirli bir düzeyde direnmiş olsa da bireysel çabalar farklı şekillerde bertaraf edildi. Erdoğan’ın “one minute” çıkışının farklı boyutlarının olduğuna dair şüphe yok fakat o gün Davos’ta coğrafyamıza yönelik küresel emperyalist müdahalelerle ilgili yeni bir bakış açısının ortaya çıktığı açıktır. “One minute”tan sonra Türkiye’de liberal çevreler, Erdoğan’a tavır almaya başladılar. 2011 seçimlerinde içerideki çatışmanın gün yüzüne çıkması coğrafyamız açından bir dönüm noktasıdır. Özellikle FETÖ ile mücadelenin başlamasını coğrafyamızı anlamak açısından önemsemeliyiz. Küresel emperyalizme ve onun bölgemizdeki FETÖ gibi temsilcilerine karşı mücadelenin başladığı günlerde Erdoğan, hem içeriden hem de Suriye’de olduğu gibi dışarıdan kuşatılmaya başlandı.

Savaş başladıktan sonra Türkiye’ye yönelen mülteci akınını Suriye’nin insansızlaştırılarak yeni yerleşimler oluşturulması bağlamında düşündüğümüzde bir hamle ile birden çok hedefe ulaşıldığı anlaşılır. Hem Suriye boşaltılıyor hem de Türkiye etkisizleştiriliyordu. Secter yapıları, ılımlı bağımlı yapılar eşliğinde anlayabiliriz. MİT TIR’larına müdahalede FETÖ ile birlikte mezhebî ve etnik ilişkilerin önemli bir rol oynamasını tesadüflerle izah edemeyiz. Emperyalist müdahaleler, Türkiye’yi Suriye ve Irak’ta etkisizleştirdikçe coğrafya çözülecekti.

Yirminci yüz yılda Türkiye, Arap yarımadasından uzaklaştırılmıştı. Suriye’nin yeni yerleşimciler için insansızlaştırılması uzaklaşmayı kalıcı hâle getirmek içindir. İçeridekilerin Esed ve Kuzey Irak ile yakın temas içinde olmaları emperyalist müdahalelerin bir plan dâhilinde icra edildiğini gösterir. Buna rağmen mülteci ve göçmen sorununda Türkiye’nin ahlakî temelden sapmamış olması, coğrafyanın geleceği açısından çok kıymetlidir. Bu, yüz yıl sonra coğrafyamızda yeni fikirler, yeni bakış açıları anlamına gelir.

İdlip’de de kalıcı bir statünün temellerinin atılmasını coğrafyamız ve Suriyeliler için ileriye doğru atılmış büyük bir adım olarak görmek gerekir. Halep düşerken bütün coğrafya düşmüştü. Şehri terk etmek zorunda kalan masum insanların canı için pazarlık yapıldığı günlerde katiller Helep’i her taraftan kuşatmış, silahsız insanlara siperden ateş diyordu. Açık söyleyelim ne dünya savaşlarında ne de başka savaşlarda böylesi bir tablo görülmemişti. Otobüsler enkazların altında kalan insanları taşımak için zamanla yarışmıştı.

Halep’ten kaçışın 15 Temmuz’dan hemen sonra vuku bulması çok önemlidir. 2014’te Türkiye’yi Suriye’de etkisizleştirmişler ve bir halkı toptan yok etmek istemişlerdi. FETÖ meselesini liberal hukuk kavramlarıyla tanımlamak coğrafyaya yabancılaşmak anlamına gelir.

İki günde iki havaalanı: TSK'nın vurduğu Neyrab askeri askeri havaalanı da kullanılamaz hale geldi
Dünya
İki günde iki havaalanı: TSK'nın vurduğu Neyrab askeri askeri havaalanı da kullanılamaz hale geldi
Esed rejiminin, İdlib'e yönelik saldırılarda sıklıkla kullandığı Halep'teki Neyrab askeri havaalanı, TSK tarafından hedef alınmasının ardından kullanılamaz hale geldi. Bu saldırı Suriye rejiminin bölgedeki hareket alanını iyice daralttı. TSK önceki gün de Halep’in doğusundaki Kuveyras askeri havaalanını hedef almış ve Suriye rejimi buradaki hava araçları ve ekipmanlarını Neyrab’a nakletmişti.
AA
Esed güçleri 9 yıl sonra muhaliflerden aldıkları yerleşimlerde mezarlıkları da yıkıyor
Dünya
Esed güçleri 9 yıl sonra muhaliflerden aldıkları yerleşimlerde mezarlıkları da yıkıyor
Beşşar Esed rejimi güçleri, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi içerisinde yer alan Batı Halep'te 9 yıl aradan sonra ele geçirdikleri ve nüfusu zorla göç ettikleri yerleşimlerde sivil mezarlıklarını dahi yıkıyor. Esed ordusunun milis gücü olarak bilinen 'Şebbiha' ve rejim askerleri, Halep'in batı kırsalında dün ele geçirdikleri Heyyan ilçesinde mezar taşlarına yaptıklarını görüntüleyerek sosyal medyada paylaştı.

Yeni Şafak
Esed'in kiralık katilleri 'Şebbihalar' 9 yıl sonra muhaliflerden aldıkları yerleşimlerde mezarlıkları da yıkıyor
Dünya
Esed'in kiralık katilleri 'Şebbihalar' 9 yıl sonra muhaliflerden aldıkları yerleşimlerde mezarlıkları da yıkıyor
Esed kiralık katilleri "Şebbiha" ve rejim askerleri, Halep'in batı kırsalında dün ele geçirdikleri Heyyan ilçesinde mezar taşlarına yaptıklarını görüntüleyerek sosyal medyada paylaştı.
AA
Rus savaş uçakları Halep'teki 2 hastaneyi vurdu
Dünya
Rus savaş uçakları Halep'teki 2 hastaneyi vurdu
Muhaliflere ait uçak gözlemevine göre, Rus savaş uçakları, İdlib'de Kefrenbil beldesi ile Bsankol, Musibin, Erbain, Rami ve Has köyleri, batı Halep kırsalında da Daret İzze ilçesi, Etarib beldesi ve Tukad köylerini vurdu.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.