Hasan Efendi kimdir? İsmailağa cemaatinin yeni lideri Hasan Kılıç'ın hayatı
Özgün Haberler
Hasan Efendi kimdir? İsmailağa cemaatinin yeni lideri Hasan Kılıç'ın hayatı
İsmailağa Cemaati'nin lideri ve şeyhi olan Mahmut Ustaosmanoğlu, bilinen adıyla Mahmut Efendi 93 yaşında vefat etti. Cenazesi bugün Ali Haydar Efendi'nin yanına yani Eyüpsultan Sakızağacı mezarlığına defnediliyor. Mahmut Efendi'nin vefatının ardından İsmailağa cemaatinin yeni lideri kim olacak, Mahmut Hocaefendi'nin yerine kim geçecek? sorusu merak ediliyordu. Cenaze namazının ardından açıklama yapan Mahmut Efendi'nin oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu cemaatin yeni liderini, Mahmut Efendi'nin yerine geçecek ismin Hasan Efendi olduğunu açıkladı. Peki, İsmailağa cemaatinin yeni lideri Hasan Kılıç kimdir, Hasan Efendi kaç yaşında, nerelidir? İşte detaylar...
Yeni Şafak
Mahmut Efendi'nin yerine geçecek ismi oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu açıkladı!
Özgün Haberler
Mahmut Efendi'nin yerine geçecek ismi oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu açıkladı!
İsmailağa cemaatinin lideri muhterem Mahmut Ustaosmanoğlu'nun cenazesi kılındı. Cenaze namazının ardından Mahmut Efendi'nin oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu İsmailağa cemaatinin yeni lideri olacak ismi açıkladı. Mahmut Efendi'nin yerine kim geçecek? sorusu yanıt buldu. Peki, İsmailağa cemaatinin yeni lideri kim olcak? Mahmut Efendi'nin yerine kim geçecek? İşte ayrıntılı bilgiler...
Yeni Şafak
Of’tan Çarşamba’ya; Mahmud Efendi’nin müridi Hasan Efendi
Ersin Çelik
Of’tan Çarşamba’ya; Mahmud Efendi’nin müridi Hasan Efendi
Mahmud Efendi Hazretleri, Rabbine uğurlanırken cenazeye akın eden yüz binlerin aklının bir kenarında samimi bir soru vardı. Bundan sonra İsmailağa Cemaati’ne manevi önderliği kim yapacak? Aslında bu soru bir süredir hem dillendiriliyor hem de yanıtı aranıyordu. Bu sorgulama devam ederken zaman zaman çeşitli fitneler de ortaya çıktı. Bazı çekişmeler yaşandı. Ya da böyle bir görüntü ortaya çıktı. Kimse çıkıp ‘vekil benim’ demedi ama bazı isimler dillendirildi, etrafında toplanıldı. Bilinen vekil i...
Eksiğimiz iyi yetişmiş insandır
Eksiğimiz iyi yetişmiş insandır
Bilimde, felsefede, teknolojide, siyasette, üst düzey devlet görevlerinde, irşadda ve eğitimde muhtaç olduğumuz insana, yeterli kalite ve sayıda sahip olduğumuzda “ülkemizi ve bağımsızlığımızı korumak, Müslümanlar olarak İslam’ı hakkıyla temsil ederek ümmeti toparlamak ve insanlığa kurtuluş yolunu göstermek, yalnızca göstermekle kalmayıp hürriyet ve adaleti bütün dünyada hakim kılmak” şeklinde özetleyebileceğimiz asıl davamızı gerçekleştirme yolunda ilerlememmiz mümkün olacaktır.Video: Eksiğimiz iyi yetişmiş insandırSon günlerde yoğunlaşan “insan modelimiz ve yetiştirme yolu” üzerindeki tartışmalar, yazılar, resmi ve sivil teşebbüsler eksiğimizin farkında omak bakımından ümit vericidir.“Kavganın kimseye faydası yok, bu filmleri çok seyrettik, 80 öncesi bir nesili kaybettik, 15 Temmuz öncesi bir nesili kaybettik, artık çağdaş, birbirini seven ileri düzeydeki ülkeleri yakalayacak bir nesil yetiştirmeliyiz, biz buharlı makinayı, matbaayı ıskaladık, şimdi bir şansımız var, dünya üç boyutlu eğitime geçiyor, bizde de eğitimimizi yenilemeliyiz ki, çağdaş ülkelerle birlikte yarışalım yoksa sömürü çemberinin içinde kalacağız, sonuçta birbirimizi boğazlayarak acımız dinmeyecek…”Yukarıdaki paragrafı bir watsap grubundaki mesajdan kaydetmiştim. Benzeri mesajlar ve yazılarda eksik gördüğüm husus “insanımızı kucaklaştıracak ve çağı yakalayıp aşacak bir nesli” yetiştirmek için bence şart olan manevi kılavuzun ve harcın eksikliğidir. “İleri düzeydeki ülkeleri yakalayıp orada kalacak bir nesil” bu ülkelerin içine düştüğü çağdaş krizi çözemeyecek, insanlığın ıztırabını dindiremeyecektir. Doğru anlaşılmış ve özümsenmiş bir İslamın kılavuzluğu olmadıkça çağdaş bilim ve teknolojinin insanlığa getireceği şey, erdemin ve adaletin değil, gücün hakim olmasından ibarettir. Bugün en güçlü devletler, zayıfları sömürme bakımından en zalim devletlerdir.Şu halde bize lazım olan çağdaş bilimlerin ve teknolojinin yanında İslam imanı, hayat yolu ve ahlakıdır. Milli eğitim ve kültür politikamız “çağdaş insan yetiştirmeyi” değil, “çağı yakalayıp kendi değerleriyle aşan insan” yetiştirmeyi hedeflemelidir. Okullardaki seçmeli dînî derslere ve İmam Hatip Okullarına bile tahammül edemeyen bir zihniyet ile bu kutsal amaca ulaşmak mümkün değildir.Evet, eksiğimiz iyi yetişmiş insandır ve bu eksiklik bir asır öncesinden beri hissedilmiş, zamanın resmi kurumlarından ümit kesen hamiyyet sahibi ve iyi yetişmiş bir avuç insan ortaya bir örnek (Islah-ı Medâris) koymuştur. Birkaç yazıda yolu ve yöntemi bugün de geçerli olan bu yöntemi hikaye edeceğim (Geniş bilgi için benim İslami Hareket Öncüleri isimli kitabımın dördüncü cildine bakılabilir). Zeynelâbidîn Efendi, Islah-ı Medâris-i İslâmiye hareketini, doğuşu ve ortadan kaldırılışı itibariyle derinden etkilemiş bir zattır. Paşa Dairesi, bir zamanlar “Zeynelâbidîn Efendi Medresesi” olarak anılır olmuştur. Bu zat, Islah’ın kurucularından olmanın yanında siyasî hayat tecrübesine sahiptir. İkinci Meşrutiyet’ten sonra Konya meb’usu olup siyaseti ve ülkeyi idare edenleri yakından görüp tanıyınca iyi yetişmiş bir alim olan küçük kardeşi Ahmet Ziyâ Efendiye “Bana kırk kişi yetiştirip gönderin, devleti kurtarayım.” diye haber göndermiştir.”Islâh-ı Medâris-i İslâmiyye, 1909 yılında Konya’da kurulan ve 1917’de kapatılan, bu kısa hayatına rağmen memleket eğitim ve öğretiminde olumlu yönde derin izler bırakan bir ilim ve irfan yuvasıdır. Islâh-ı Medâris-i İslâmiyye, gerek fizikî mekan olarak, gerek faaliyet olarak Bekir Sami Paşa Medresesi’nin bir bakıma vârisi veya halefidir. Bekir Sami Paşa Medresesi, 1846 yılında, Tanzimat dönemi Konya Valilerinden Ebu Bekir Sami Paşa (ö. 1265/1849) tarafından hem medrese, hem de Nakşibendî tarikatının Hâlidiyye- Müceddidiyye kolunun dergâhı olarak yaptırılmıştır. (Medresenin yeri, son zamanlarda Merkez Bankası Konya şubesinin yeri olmuştur.) Bu medrese, kısaca “Paşa Dairesi” adıyla da anılmaktadır. İlk Müderris ve şeyhi Mehmet Himmet Efendi’nin, 16 yıllık hizmet döneminin ardından 1862 yılında vefat etmesi üzerine Ziya Efendi’nin babası Bahaeddin Efendi bu medrese ve dergâha müderris ve şeyh olarak gelmiş; kardeşlerinden Hasan Kudsî Efendi ile birlikte üç oğlu Zeynelâbidin, Rif’at ve Ziya Efendiler de daha babalarının sağlığında aynı medresede müderris olarak görev yapmaya başlamışlardır. Bahaeddin Efendi’nin 42 yıllık aralıksız bir hizmet döneminden sonra 1906 yılında vefat etmesi üzerine, büyük oğul Zeynelâbidin Efendi, müderrislik görevinin yanında, bir medrese olduğu kadar bir dergâh olarak da görev yapan Paşa Dairesinin şeyhliğini de üstlenmiştir.Bahaeddin Efendi, kardeşi Hasan Kudsî Efendi ve üç oğlu, medresedeki müderrislik ve şeyhlikleri yanında, medreselerin ıslahı konusunda da kafa yorar, fikir üretirler. Bu dönemde medreselerin içine düştüğü durumdan şikâyet umumidir ve gerek hükümet merkezi İstanbul’da, gerek taşrada yaygın çare arayışları vardır.(Islah-ı medaris ile devam edelim).
İsmailağa Cemaati yeni lideri Hasan Efendi kimdir? Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi'nin vasiyeti cenaze töreninde açıklandı
Hayat
İsmailağa Cemaati yeni lideri Hasan Efendi kimdir? Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi'nin vasiyeti cenaze töreninde açıklandı
İsmailağa Cemaati'nin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi 93 yaşında Hakk'a yürüdü. Cenazesi bugün Ali Haydar Efendi'nin yanına Eyüpsultan Sakızağacı mezarlığına defnedildi. Cenaze töreninde söz alan Mahmut Efendi'nin oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu cemaatin yeni liderinin Hasan Kılıç Hocaefendi olduğunu açıkladı.
Yeni Şafak
Osmanlı öğrenciye kiraz dağıtmak için vakıf kurdu
Hayat
Osmanlı öğrenciye kiraz dağıtmak için vakıf kurdu
Selçuklu ve Osmanlı’nın hüküm sürdüğü her yerde var olan vakıflar sıra dışı, ilginç hizmetler de verdi. Esir kurtaran, askere harçlık veren, öğrencilere kiraz ve üzüm yediren, âlimlere lojman tahsis eden, borçlunun borcunu ödeyerek hapisten kurtaran, hayvanların su içebilmesi için tekne yaptıran vakıflar, zarif ve nahif hizmetleri toplumla buluşturdu.
Yeni Şafak
Asrı Saadet ne demek? Asrı Saadet kelime anlamı nedir?
Özgün Haberler
Asrı Saadet ne demek? Asrı Saadet kelime anlamı nedir?
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet (s.a.v.)'in hayatından bahsedilirken söz edilen Asrı Saate ifedesi Arapça bir kelime öbeğidir. Arapça asr (devir, zaman, çağ) ve saâdet (mutluluk, bahtiyarlık) kelimelerinden meydana gelen asr-ı saâdet terimi “mutluluk dönemi, insanların en bahtiyar oldukları çağ” mânasını taşımaktadır. Asrı Saadet ne demek, hangi döneme nedir? sorusunun yanıtı için ayrıntılar bilgiler yazımızda.
Yeni Şafak
Prense kahve yok…
Prense kahve yok…
Hasan Efendi, Tahtakale’de küçük bir dükkân işletiyor, baharatçılık yapıyor, aynı zamanda çiğ kahve satıyor.Osmanlı esnafı, temiz, dürüst, namuslu bir adam.1857 yılında bir oğlu oluyor Hasan Efendi’nin, adını Mehmet koyuyor.Video: Prense kahve yok…Okul yaşına gelen Mehmet, babasının yanında çıraklık yaparken bir yandan da Süleymaniye Medresesi’nde eğitim görüyor.Çarşı pazar işleri hoşuna gitmiş olacak ki, daha 14 yaşındayken ticarette karar kılıyor ve babasından dükkânı devralıyor.Mehmet, babasının küçük dükkânında bazı değişiklikler yapıyor.Önce kahveden başlıyor işe…O güne kadar çiğ halde satılan kahveyi kavurup dibeklerde öğüttükten sonra ahşap küplere dolduruyor, dükkânın önüne diziyor.Aman Allah’ım…Bir anda mis gibi kahve kokusu, o Tahtakale’nin ara sokaklarına yayılıyor, etraf neşeleniyor, bambaşka bir hava oluşuyor.Rivayet odur ki…İnsanlar sırf kuru kahvenin kokusunu alabilmek için Mehmet’in dükkânının önünden geçiyor.Kurukahveci Mehmet’in namı yayıldıkça yayılıyor, İstanbul sınırlarını aşıyor.Zamanın gümüş çarkları dönüyor, bir yandan da dünya değişiyor, yenileniyor, devletler yıkılıyor, devletler kuruluyor.Genç Mehmet, “Mehmet Efendi”ye, Osmanlı “Cumhuriyete” evriliyor.Ve nihayet emri hak vaki oluyor, Mehmet Efendi 1931 yılında vefat ediyor.Oğulları…Hasan Selahattin, Hulusi ve Ahmet Rıza Beyler, babalarının mesleğini, yani “kuru kahvecilik” işini devam ettiriyor.Bu üç kardeş 1934 yılında, babalarının vefatından üç yıl sonra, ata yadigârı mesleği ölümsüzleştirip “Kurukahveci” soyadını alıyor.Mehmet Efendi’nin vefatından sonra mahdumları işi daha da büyütüyor.Birisi kavrulup öğütülmüş Türk kahvesinin toplu üretimini yapıyor.Öteki okyanusların ötesine taşıyor.Öteki logosuyla, ambalajıyla ilgileniyor, pazarlama şeklini geliştiriyor.Hâsılı kelâm…Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan değerlerden biri olan “Kurukahveci Mehmet Efendi” kahveleri, tüm dünyada bilinen, tanınan bir markaya dönüşüyor.Avrupa’dan Asya’ya, birçok yerde zevkle, keyifle içiliyor, höpürdetiliyor.Geçen gün Youtube’da bir video izledim…Riyad Valisi Suudi Meclis Üyesi Prens Faysal bin Bandar el Suud…Arabasının arkasında oturmuş…Camı açık, etraftakilerle bir şeyler konuşuyor…Birisi elinde kahve tepsisiyle Prens Faysal’ın arabasına yaklaşıyor, kahve ikram ediyor.Prens soruyor, “Bu nedir?” diyor.Kahveyi getiren adam, “Türk kahvesi, Mehmet Efendi Türk kahvesi” diyor.Prens yüzünü ekşitiyor…Sıcak mıcak, öyle bir şeyler geveliyor, kahveyi almıyor, geri çeviriyor.Kendisine ikram edilen kahvenin Türk kahvesi, meşhur Kurukahveci Mehmet Efendi’nin kahvesi olduğunu öğrenince kahveyi reddediyor.Prens Faysal bin Bandar’ın bu görüntülerini, Prens Abdullah bin Sultan el Suud da, Twitter hesabından paylaşarak altına şu notu yazıyor…“Bugün, bir Suudi vatandaşı olarak Türkiye bize yönelik politikasını değiştirmediği sürece Türkiye’de üretilen, hatta Türk gümrüklerinden geçmiş tüm ürünleri boykot edeceğimi ilan ediyorum. Ne bizim, ne de hükümetimizin onlara ve ürünlerine ihtiyacı var…”Döndüm…Prens Faysal’ın Türk kahvesini reddettiği görüntüleri bir kere daha izledim.Amerika’yı protesto etmek için cebindeki İPhone’u yere atıp çiğneyen arkadaş vardı ya…Onu hatırladım.Sıradan bir vatandaş da olsan, prens de olsan, kral da olsan fark etmiyor, bunu anladım.Yahu zaten kahveyi almışsın, ülkene sokmuşsun, cezveye koymuşsun, pişirmişsin, fincana dökmüşsün.Diyorsun ki…Ben bunu içmem, Türkleri protesto ediyorum.Sen dedin diye, o iş öyle olmuyor işte.Senin protesto ettiğin o kahvenin 148 yıllık hikâyesi var, dünya kabul etmiş, içiyor.Kurukahveci Mehmet Efendi’nin markalaşma tarihi bile senin krallığından eski.En fazla ne olur…Kurukahveci Mehmet Efendi’nin muhteşem kahvesini protesto eden ilk prens olarak tarihe geçersin.Hepsi bu, başka da bir şey olmaz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.