Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Afyonkarahisar'da soğuktan donmak üzere olan dokuz yavru köpek kurtarıldı
Gündem
Afyonkarahisar'da soğuktan donmak üzere olan dokuz yavru köpek kurtarıldı
Afyonkarahisar'da boş bir fabrikanın bahçesinde dondurucu soğukta birbirine sokularak hayatta kalmaya çalışan 9 yavru köpek, hayvanseverler tarafından kurtarıldı. Anneyi de bulan hayvanseverler, köpek ve yavrularını korumaya aldı.
DHA
Antalya'da vahşet: Kaplumbağaları başlarına vurup, kabuklarını kırarak öldürdüler
Gündem
Antalya'da vahşet: Kaplumbağaları başlarına vurup, kabuklarını kırarak öldürdüler
Antalya'nın Alanya ilçesinde, çok sayıda kaplumbağa başlarına vurulup, kabukları kırılarak öldürülmüş olarak bulundu. Hayvanseverler sosyal medyada kaplumbağaların fotoğraflarını paylaşarak kaplumbağaları öldürenlerin bulunmalarını istedi.
DHA
Tanınmaz haldeki köpekten 3,5 kilo tüy çıktı
Gündem
Tanınmaz haldeki köpekten 3,5 kilo tüy çıktı
Manisa'da, hayvanseverlerce bakımsızlıktan tüyleri uzamış ve keçeleşmiş şekilde bulunan köpek tıraş ettirildi. Tıraşın ardından 10 kilodan 6,5 kiloya düşen köpeğin, 3 yaşında erkek terrier olduğu ortaya çıktı.
DHA
Evcil hayvanlar sahipleriyle birlikte gömülebilecek
Dünya
Evcil hayvanlar sahipleriyle birlikte gömülebilecek
İtalya'da bazı özel kuruluşlar kişilerin evcil hayvanlarının doğumlarında yasal ücretli izin kullanma hakkı tanıyor.
Diğer
Hayvana da yazık, insana da…
Hayvana da yazık, insana da…

Son zamanlarda “sokak köpeği” olarak isimlendirilen sahipsiz hayvancağızlarla ilgili akıl almaz haberler okuyoruz. Hatırlayacaksınız, en son Kayseri’de 25 köpeğin saldırısı sonucu bir lise öğrencisi hayatını kaybetti.

Video: Hayvana da yazık, insana da…

Tespit edebildiğim kadarıyla memlekette iki türlü düşüyor köpekler sokağa. Birincisi zaten sokakta doğanlar ve tabiri caizse sokağın raconunu böylelikle bilenler. İkincisi ise bir şekilde sahiplenildikten sonra sahibi tarafından sokağa tekrar salıverilenler.

Konuştuğum uzmanlar, “çeteleşme” faaliyetinin daha ziyade bu ikinci gruptan köpeklerin marifeti olduğunu anlattı. Sokağa salınmak bu hayvanlarda bir şekilde öfkeye, paniğe, şaşkınlığa sebebiyet verebiliyormuş. Dahası “racon” da bilmedikleri için “sokakta yaşamak” bu hayvanlar için bir tür büyük sınava dönüşebiliyormuş.

Aslında bu argüman pekâlâ insanlar tarafından oluşturulan bir takım çeteleşmeler için de kullanılabilir ama konumuz o değil malum. Dolayısıyla “bir ünlem işareti” koyalım buraya ve devam edelim yolumuza.

Bir hayvanı sahiplenmek yahut satın almak (ki kedi-köpek cinsleri için bu ikincisine fena halde karşıyım) gerçekten büyük sorumluluk. Aileniz iki kişiyse üç, üç kişiyse dört fert oluyorsunuz. Gününüzü, tatillinizi, hayatınızı ailenizin bu yeni ferdine göre belirliyorsunuz. Bir süre size “iyi fikir” olarak gelen hayvan beslemeden sıkılıp ondan kurtulmak istediğinizde ise çoğunlukla evcil hayvan için felâket sayılabilecek bir vicdansızlık biçimine dönüşüyor verdiğiniz karar.

Şunu şöylece söylemek lazım: Modern insan için “evcil hayvan besleme düşüncesi” genellikle özenti ve hayranlık ile başlayıp yine genellikle bıkkınlık ve kurtulma fikriyle son buluyor.

Oyuncak ya da hobi olsa sıkıldığınızda tavan arasına kaldırıp kurtulursunuz. Fakat söz konusu bir canlı olunca işler epeyce değişir değil mi?

Sosyal medyada hemen her gün hayvanseverlerin “sahipleri tarafından sokağa atılmış hayvancağızlar”ı sahiplendirme çağrılarını ve çabalarını görüyorum.

Ne yapılması gerekir peki? Nasıl olmalı bu işler?

Öncelikle kıymetli dostum Ersin Çelik’in radikal önerisi ile başlayayım. Ersin diyor ki “evcil hayvan sahibi olmak isteyen insanlara bir çeşit yasal düzenleme ile bazı şartlar konulsun. Niçin evcil hayvan almak istediğini belirtsin insanlar, evcil hayvana bakıp bakamayacakları tespit edilsin. Evin küçük çocuğu istedi diye alınıp üç gün sonra sokağa bırakılacak hayvanların sahiplenilmesinin önüne geçilsin.”

Bana her bakımdan ilginç geldi bu öneri. Pratikte uygulanamaz belki ama bir çeşit “evcil hayvan bakabilir ehliyeti” zannediyorum modern insanın vicdansızlığının önüne bir miktar geçebilir.

Diğer yandan belki şunu ısrarla anlatmak lazım insanlara: Hayvanseverliğin yegâne yolu bir hayvana sahip olmak değildir.

Ne demek istiyorum? Şunu: Kızım mesela, neredeyse konuşmaya başladı başlayalı eve kedi almak istiyordu. Biz bunun yerine “sokak hayvanlarını besleme, onlara göz kulak olma” fikrini aşıladık ona küçüklüğünden bu yana. Şimdi sokağımızın bütün kedileriyle ve kıdemli köpeğiyle arasında gayet şık bir ilişki var. Şimdi büyüdü de. İsterse bir, hatta iki kedinin tüm sorumluluklarını üstlenebilecek durumda. Fakat gördüğüm kadarıyla sokak hayvanlarının dertleriyle dertlenmek ona yetiyor da artıyor.

Bir hatırlatma da bu konuda üzerine düşeni layıkıyla yapmayan yerel yönetimlere olsun. Yasada “sokak hayvanlarının kısırlaştırılması ve sonra tekrar kendi doğal ortamlarına salınması” sarahaten belirtilmesine rağmen çoğu yerel yönetim bu işle ilgilenmiyor. Kısırlaştırma olmayınca sahipsiz hayvan sayısı artıyor, sahipsiz hayvan sayısı arttıkça sorunlar katlanıyor.

Allah göstermesin, bir yavrumuzu daha kurban verip “vah tüh” etmemek için hayvanseverlerin, yerel yönetimlerin ve ilgili bakanlığın el ele verip bir eylem planı yapması şart…

Hayvanseverler neyi sevmezler?
Hayvanseverler neyi sevmezler?

Son zamanlarda köpek saldırısı vakaları çoğaldı. Durum ciddi bir hal aldı ve çoğu belediyeler ya da ebeveynler hayvanseverlerin saldırılarından korkularına buna bir çare bulamıyorlar.

Önce sizinle bazı düşüncelerimi paylaşacak, sonra hayvanların öldürülmeleri konusundaki fıkhi hükümleri söyleyeceğim.

Video: Hayvanseverler neyi sevmezler?


Kâinatı Allah bir bütün olarak yaratmış ve her varlığa bir görev yüklemiştir. Hiçbir şey boşuna yaratılmamış. Bütünüyle varlık âlemi, çokluk içinde bir tekliği, vahdeti temsil eder. Yani iyi okunduğunda bunca çokluğun, aslında yaratıcının tekliğini anlattığı görülür.

Her hayvanın bir görevi vardır ve birini bu karmaşık denklemden çıkardığınız zaman bozulma başlar. Mesela arılar ya da karıncalar hiç olmasa hayat biter. Bu birinci mesele.

İkinci olarak insanın tabiatı rast gele bozup imha etmesi, onun hem kendi yaradılış gayesine, hem de tabiatın yaradılış gayesine aykırı davranması sayılır ve Kuranıkerim ifadesiyle bu bir fesattır.

‘Bir insanı haksız yere öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir’ diye çevirdiğimiz ayetteki nefs kelimesi aslında ‘bir insan’ değil ‘bir can’ demektir. Öncelikle insan kast edildiği için ‘insan’ diye çevrilir. Ama nefs/can kelimesinin işaretiyle bundan, diğer canlıların da haksız yere öldürülemeyeceği anlaşılmış olur. ‘Haksız yere öldürülemez’ ifadesi, ‘hak ederse öldürülür’ anlamını da içerir.

Hayvan haklarından ilk söz eden hukuk İslam hukukudur. İşin imani, ahlaki ve hukuki boyutuna temas eden pek çok nas ve hüküm vardır. Bunları anlatmanın yeri burası değildir. Ama İslam fıkhının sadece yarı resmi ‘ihtisap’ teşkilatına bakanlar medeniyetin ne anlama geldiğini görürler. Muhtesipler devlet kontrolündeki gönüllü denetçilerdir ve trafikteki hayvanların palanına, yemine, zayıflığına, yüküne kadar müdahale edebilirler.

Ne var ki, mesele bugün sırf bir hayvan hakkı, ya da hayvanseverlik meselesi olarak görünmüyor. İşin içinde başka şeyler de var. Hayvanseverlik insani bir duygu ama bugün salt bir hayvan hamiliği olarak karşımıza çıkmıyor. Fıtri duygularla hayvanları seven, koruyan ve kollayan masumların yanında hedefi hinlikler olanlar da var. Hayvanseverlik de, çevrecilik gibi, yeşilciler hareketleri gibi siyasi ve ideolojik birer savaş aracı haline getirilebiliyor. Bir hayvanın ya da bir ağacın arkasına saklanıp insanı, düzeni, yönetimi hedef alabiliyorlar. Bunları da görmemiz gerekiyor.

İspanya’nın vahşi hayvan parçalama sporlarını alkışlayan Batı ve Batıcılar, tavuk katili Yahudiler, fok ve yunus katliamcıları bize hayvan hakkı öğretmeye kalkışmasınlar. Öyle görünüyor ki, asılları itibariyle masum ve insani görülen bu sevici hareketler işi başka mecralara götürebiliyorlar. Hayvanlara tecavüz ve işkence gibi ahlaki çöküntü ifade eden haberler yaygınlaştırılıp sıradanlaştırılması gibi bir arka planın bulunabileceğinden de ciddi endişe duyulması haklı. Hayvan haklarına tecavüzü dramatik ve duygusal bir üslupla veren çevreler, bu ahlakın ya da ahlaksızlığın bize nereden geldiği, bunun hangi dünya görüşünün ürünü olduğu üzerinde durmuyorlar.

İnsanların evlerinde hayvan beslemelerinin sebepleri nelerdir? Bu bir canlıya duyulan safi bir merhamet midir? Yoksa insansevmezlik ve insanlara duyulan güvensizlik ve nefret mi? Dünyanın en çok ev hayvanı besleyen ülkesi ABD’nin yine dünyada en çok insan öldüren, milyonlarcasını katleden, milyonlarcasını aç bırakan ülke olmasıyla hayvenseverlik arasında ne tür bir ilişki vardır? Safari zevkleri için Afrika’da vahşi hayvanları besleyenler, bunu oradaki insanları öldürerek yapmıyorlar mı?

Her yıl köpek saldırılarından onlarca insanımız telef olurken hayvanseverler seslerini çıkarıyor mu?

Diyelim ki, yalnızlığını bir nebze giderebilmek için evde beslediği hayvanı, ek sıkıntı getirmesin diye kısırlaştıran hayvanseverler, bununla o hayvanın doğal bir hakkını engellediklerinin farkında mıdırlar?

Hayvan hakları meselesi bütünüyle tabiat ve çevre meselesinden, dünya görüşünden ayrı tutulabilir mi? Birini öne çıkarıp diğerlerini gölgede bırakma bir art niyetin eseri olamaz mı?

Peki, neden bugün bireyler, belediyeler, yönetimler hayvanseverlerden, feministlerden, LGTB, TCEP’lerden korkar hale geldiler? Bunun kaynağı safi bir insani hak talebinden ibaret midir? Bu korkuya prim vermek adım adım bütün kalelerin teslim edilmesi anlamına gelmez mi?

Bunları kafamızın bir yerine kaydedelim ve asıl konumuza gelelim. Cumaya.

Atık malzemeler yuva oluyor
Hayat
Atık malzemeler yuva oluyor
Edirne'de bir grup hayvansever çöpten topladıkları atık malzemelerle sokak hayvanları için kulübe yapıyor. Bunu Allah rızası için yaptıklarını söyleyen veteriner Uluç Erkan, "Hayvanları seviyoruz ve onların burada kötü şartlarda yaşamasına göz yumamayız" dedi.
AA
Hortum, sopa ve biber gazlarıyla birbirlerine girdiler!
Gündem
Hortum, sopa ve biber gazlarıyla birbirlerine girdiler!
Antalya'da, iki hayvan koruma derneğinin temsilcileri birbirine girdi. Hortum, sopa ve biber gazlarıyla birbirine saldıran gruptan 3 kişi hafif yaralandı. Temsilciler, karakola giderek birbirlerinden şikayetçi oldu.
IHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.