Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Heveskârlar
Heveskârlar
Cumartesi gece yarısı medyaya verilen 104 emekli amiralin hazırladığı bildiri, içeriğinin ötesinde, geçmiş tecrübelerimize ilişkin çağrışımlarıyla dikkat çekti, tepki uyandırdı. Konu araştırılıyor elbette. Ancak beni bu olayda en çok düşündüren; bildirinin sonuçlarına ilişkin öngörülü olmaları beklenebilecek bir tecrübeye sahip imzacıların, bunu göze almasıdır… Elbette emekli askerler görüş beyan edebilirler -ki televizyonlarda her gün onlarcasını dinliyoruz-. Elbette tehdit ve şantaja dönüşmey...
136 başsavcı o refleksi nasıl gösterdi?
136 başsavcı o refleksi nasıl gösterdi?

15 Temmuz darbe kalkışmasının yaşandığı gecenin ilk saatlerinde, işin nereye varacağının kestirilemediği anlarda, olup bitenleri endişeli şekilde takip eden insanlara “Bu darbe öncekiler gibi başarılı olamayacak galiba” dedirten, bu anlamda kitlelere ümit, heyecan, moral, cesaret veren bir takım gelişmeler olmuştu.

Bu tür gelişmelerden bir tanesini çok iyi hatırlıyorum.

Saat 23.00 sularında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın darbe kalkışmasıyla ilgili soruşturma başlattığı haberi.

Devamında İstanbul’dan, başka yerlerden de aynı tür son dakika haberleri yansıdı televizyon kanallarına.

“Bu defa yargı başka türlü refleksler veriyor” dedirten haberlerdi bunlar.

Yargı mekanizması, önceki darbelerin hepsinde çok kötü sınavlar vermiş, bazılarında darbeyi yapanların kuyruğuna takılarak hukuku da katletmişti.

Ama bu defa işte başka türlü bir tepki veriliyordu.

15 Temmuz kalkışmasının olduğu dönemde Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev başında, şu an Yargıtay üyesi olan Harun Kodalak vardı.

Dün sabah Kodalak ve yine o dönem HSYK üyesi olan, darbe gecesi sokaklara çıkıp halkın arasına karışarak direnişe katılan, arabası kurşunlanan Muharrem Özkaya ile Kanal 7 yayınında bir araya geldik, o meşum gecede olup bitenleri konuştuk.

DARBELER TARİHİNDE DARBE SIRASINDA AÇILAN İLK SORUŞTURMA

Kalkışmanın ilk saatlerinde HSYK üyesi Muharrem Özkaya, Başsavcı Harun Kodalak’ı arayıp, soruşturma açılması yönündeki fikrini iletiyor.

Bu konuşmanın hemen ardından Kodalak, dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı arayıp “Soruşturma açmayı düşünüyorum, ne dersiniz” diye soruyor. Bozdağ, “Aç, iyi olur” diyor.

Karar veriliyor, soruşturma açılacak ama acaba nasıl bir yöntem izlemeli?

Devamını Kodalak’ın sözleri üzerinden aktaralım:

“Bin yılda bir yaşanacak bir hadise. Yanınızda kâtibiniz yok. Tutanak tutarak soruşturma açacak bir durum söz konusu değil. Sonunda kararı verdim, Ankara Emniyet Müdürü Mahmut Karaarslan’ı arayıp, ‘Sayın müdürüm Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olarak soruşturma açıyorum. Size yakalama, gözaltı hakkını tanıyorum. Meşru müdafaa hakkını kullanabilirsiniz. Ama teslim olanlara karşı da kötü muamele de bulunmayın. Hukuk içinde gereğini yapın’ dedim.”

Bu ‘sözlü talimat’, Türkiye’nin darbeler tarihinde, darbe devam ederken açılmış ilk soruşturma anlamına geliyordu.

Kodalak şöyle devam ediyor:

“Sonradan da düşündüm nasıl yapılabilir diye. Başka bir yöntem aklıma gelmedi. Kamu otoritesi tamamen bozulmuş. Devlet içinde bir grup seçimle gelmiş Cumhurbaşkanı’na karşı, hükümete karşı, kurumlara karşı bir kalkışma içindeler. Bu şartlarda yapılabilecek tek şeyin ‘irade beyanı’ olduğunu ve bunu kamuya duyurma olduğunu düşündüm.”

2014 HSYK SEÇİMİNDEN SONRA YARGININ HAVASI DEĞİŞTİ

O gece için bu ‘irade beyanı’ gerçekten kıymetli oldu.

Yargının, darbelere karşı ilk defa dik duruş sergileyeceği görüldü ve bu, hem adli talimatı uygulamakla yükümlü emniyet güçlerine, hem de sokaklarda ya da televizyonlarda bu haberleri gören topluma büyük moral ve cesaret verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın darbeye karşı çok erken refleks göstermesi çok değerliydi tabii ama toplamda o akşam, Türkiye genelinde başsavcılıkların tamamının aynı duruşu sergilemesi bunu daha da kıymetlendirdi.

136 başsavcının tamamı, gece saat 03.00’e kadar darbeye karşı pozisyonlarını aldılar, kendi sorumluluk bölgelerinde kalkışmaya destek veren eylemler olması halinde bunu soruşturma konusu yapacaklarını ortaya koydular.

O günün HSYK, bugünün Danıştay üyesi Muharrem Özkaya, yargıda ve emniyette FETÖ ile mücadelede 15 Temmuz öncesi kaydedilen ilerlemelerin o gece olumlu yönde karşılığını bulduğu görüşünü dillendiriyor.

Şöyle diyor:

“2014 HSYK seçiminden sonra Yargıda Birlik Grubu’nun oluşturduğu o kurul, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin atamasını yaptı. Başsavcılar değişti, komisyon başkanları değişti. Bu yapıyla iltisaklı olduğunu bildiğimiz unvanı bulunan hâkim ve savcılar görevlerinden uzaklaştırıldı. Yerlerine gelen o başsavcılar bu duruşu gösterdi.”

2014 Ekim ayında yapılan HSYK seçimini, yargıdaki FETÖ’cülere karşı hemen herkesin, bütün hâkim/savcıların bir araya gelip örgütün kurul içindeki çoğunluk gücünü güç bela kırabildiği bir seçim olarak hatırlıyoruz.

Öyle değil de tersi olsaydı, 2014 Ekim’inde o makas değişikliği olmamış olsaydı, yargıda ipler tümden örgütün eline geçmiş olacak, geri dönüşü çok daha zor bir döneme girilmiş olacaktı.

Takvim yapraklarını bugünden ya da 15 Temmuz’dan geriye doğru yürütünce, bu gücün kırılmasının, bir yönüyle FETÖ’nün son seçenek olarak darbeye yönelmesinde, diğer yönüyle 15 Temmuz gecesi yargının darbeye karşı net bir tutum almasında etkin bir faktör olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor.

Eski HSYK üyesi Ahmet Kaya'ya "FETÖ üyeliği"nden 12 yıl hapis
Gündem
Eski HSYK üyesi Ahmet Kaya'ya "FETÖ üyeliği"nden 12 yıl hapis
Eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi Ahmet Kaya, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
AA
Yargıtay ‘dur’ dedi
Gündem
Yargıtay ‘dur’ dedi
FETÖ yargısının en kritik isimlerinden eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici’ye, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırarak FETÖ üyeliğinden verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasına itiraz edildi. Yargıtay Hamsici’nin, FETÖ’ye üyelikten değil, yöneticilikten cezalandırılmasını istedi.
Yeni Şafak
Eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici'nin cezası belli oldu
Gündem
Eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici'nin cezası belli oldu
Eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılarak FETÖ üyeliğinden 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
AA
Eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'a FETÖ'den 10 yıl hapis cezası
Gündem
Eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'a FETÖ'den 10 yıl hapis cezası
Eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'a, "FETÖ yöneticiliği"nden, etkin pişmanlık indirimi uygulanarak 10 yıl hapis cezası verildi.
AA
Adil Öksüz’ü mahrem imamlar mı gizliyor?
Adil Öksüz’ü mahrem imamlar mı gizliyor?

15 Temmuz kanlı kalkışmasının başarısızlıkla sonuçlanması üzerine 16 Temmuz sabahı darbe merkezi ‘ Akıncılar Üssü’nden’ kaçarken yakalanan darbenin karakutusu Adil Öksüz 3 yılı aşkın bir süreden bu yana güvenlik ve istihbarat birimlerimizin bütün çabalarına rağmen yakalanamadı.

Video: Adil Öksüz’ü mahrem imamlar mı gizliyor?

Bu durum güvenlik birimlerimizin başarısızlığından çok Adil Öksüz’ün FETÖ ve arkasındaki azmettirici güç CIA tarafından infaz edilmiş olabileceği ihtimalini ortaya koyuyor. Diğer bir varsayım ise Adil Öksüz’ün hala sağ olduğu Öksüz’ün mahrem İmamlar içinde 1 numara olma nedeniyle diğer mahrem imamlar tarafından koruma altına alınmış olma ihtimalidir. Zira FETÖ’nün örgüt hiyerarşisinde ‘Mahrem Hizmet’ adını verdiği gizli yapılanması ile ilgili olarak Ankara Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmalarda çarpıcı bilgilere ulaşılmıştı. Örgüt elebaşı Gülen’in onun için 50 hakimi yakarım’ dediği Öksüz’ün TSK içindeki mahrem kadrolarının eğitilmesi ve yönlendirilmesindeki etkin rolü soruşturmada ortaya çıkarılmıştı. Kanlı kalkışmaya kadar TSK içindeki FETÖ’cü yapının Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının yaverleri, istihbarat, personel gibi kritik birimlere konumlanmasında Öksüz’ün de başında olduğu mahrem imamların etkisinin olduğu belirtiliyor. Mahrem imamların ayrıca gizlenme, saklanma ve sızma konularında profesyonelliği ise Öksüz’ün sağ olabilme ihtimalini göz ardı etmemizi elzem kılıyor. Adil Öksüz’ün darbe sabahı Akıncılar üssünden kaçarken yakalanması sonrasında bir FETÖ operasyonu ile yargıdan serbest bırakılması Kazan Emniyeti, Jandarması ve yargısına sızmış FETÖ’cüler vasıtasıyla gerçekleştirilmesi darbe öncesinde bu kurumlara sızarak yakalanma riskine karşı tedbir alındığını açıkça gözler önüne seriyor.

Öksüz’ün yakalanması sonrasında kendisine, gözaltına alındığı Kazan Jandarması’nda ve yargıda korunup kollandığına dair bir dizi özel muamele yapılarak, adli görev kötüye kullanılarak suistimal edildiği, bizzat HSYK müfettişleri tarafından tespit edilmişti. İsyan hareketini planlayan ve yöneten bu önemli ismin üç gün içinde serbest bırakılması ‘’Kalkışmanın’’ arka planını aydınlatabilecek en önemli delil olan GPS cihazının da bu alçağa teslim edilmesi, şüphesiz isyan hareketinin merkezi Akıncılar Üssü veya Kazan’daki FETÖ’nün kripto elemanlarının devreye girdiğinin önemli bir işaretiydi. Bu durum, yazılı ve görsel medya da Öksüz’ün günümüze değin neden yakalanamadığı, bu kişinin devletin elinde itirafçı mı, yoksa MİT ajanı mı olduğu iddialarından başlayarak bir dizi senaryo dile getirildi. Neredeyse FETÖ kalkışması ve yapılan soruşturmalar ikinci plana itilmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında FETÖ’nün Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz’ün serbest bırakılmasıyla ilgili yürütülen soruşturmayı tamamlayarak mahkemeye gönderilen iddianamede ‘’28 şüpheli yer aldı. İddianameye göre şüpheliler hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulurken, 13 şüphelinin asker, 14 şüphelinin Emniyet Genel Müdürlüğü personeli, 1 personelin ise Başbakan’lıkta Başbakanlık Müşaviri olduğu belirtildi. İddianamede, darbe girişiminin ardından FETÖ’nün sözde “Hava Kuvvetleri Komutanlığı imamı” Öksüz yakalandıktan sonra düzenlenen tutanakların zamanında adliyeye gönderilmediği, üzerinde ele geçirilen suç delili niteliğindeki eşyaların gerekli incelemeler yaptırılmadan Öksüz’e teslim edildiği ve Ankara Batı Adliyesi’ne ulaştırılan soruşturma evrakının eksik olduğu belirtiliyordu.’’

ANKESÖR OPERASYONUNDAN GÖZ ALTINA ALINAN ASTSUBAY İLYAS KAYTANCI CEZAEVİNE KONDU

Son operasyonda tutuklanan FETÖ’nün sözde “TSK imamı” firari Adil Öksüz’ün serbest bırakılmasıyla ilgili aralarında asker, polislerin ve eski başbakanlık müşavirinin de bulunduğu 28 sanık hakkındaki davada yargılanan Astsubay İlyas Kaytancı’nın bu kez örgüt içi haberleşme amacıyla kullanılan ankesör-sabit kontörlü hattan arandığı ortaya çıktı. GPS cihazı ve tutanağı karakola götüren astsubay olarak da bilinen Astsubay İlyas Kaytancı mahkemede Adil Öksüz’ü tanımadığını onu camia imamı zannettiğini belirtmesi mahkeme başkanı tarafından inandırıcı bulunmadığı için Kaytancı tutuklanmıştı.

Bu olay bize kripto FETÖ’cüleri deşifre etmede çok dikkatli olmamız gerektiğini açıkça ortaya koyması açısından önemli sanırım.

FETÖ elebaşı Gülen'in eski hakime 'o bizim anamız' dediği ortaya çıktı
Gündem
FETÖ elebaşı Gülen'in eski hakime 'o bizim anamız' dediği ortaya çıktı
FETÖ elebaşı Gülen'in, eski HSYK İkinci Daire Başkanı Nesibe Özer'den, "O bizim anamız" diye bahsederek özel olarak kitap ve eşarp hediyesi gönderdiği belirlendi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.