Adana’da HTŞ/HAD operasyonu: 6 gözaltı
Gündem
Adana’da HTŞ/HAD operasyonu: 6 gözaltı
Adana’da terör örgütü HTŞ/HAD adına faaliyet içerisinde oldukları belirlenen 6 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Şafak vakti yapılan operasyonla şüpheliler yakalandı.
IHA
HTŞ göstericilere saldırdı: 5 sivil yaralı
Dünya
HTŞ göstericilere saldırdı: 5 sivil yaralı
Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam’a (HTŞ) bağlı teröristler eylem yapan sivillerin üzerine ateş açması sonucu, 5 sivil yaralandı.
IHA
HTC akıllı telefonlarla Bitcoin madenciliği yapılabilecek
Teknoloji
HTC akıllı telefonlarla Bitcoin madenciliği yapılabilecek
HTC’den yapılan bir duyuru ile geliştirilmeye devam edilen DeMiner uygulaması sayesinde Exodus akıllı telefonlarda Monero (XMR) kripto paranın kullanılabileceği ve XMR madenciliğinin yapılabileceği duyuruldu.
Diğer
HTS kayıtları açıklanacak kel görünecek
Gündem
HTS kayıtları açıklanacak kel görünecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’un siyasi ayağıyla ilgili ipucu verdi. Telefon HTS kayıtları açıklandığında Türkiye’de çok farklı hava eseceğini belirten Erdoğan, “Bunun için biraz sabırlı olmamız gerekiyor. Bu adımlar atılacak. Her taraf süt limandır zannedilmesin. Açıklandığı anda zaten artık kel görünecektir” dedi.
Yeni Şafak
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan flaş HTS kayıtları çıkışı: Açıklandığında kel görünecek
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan flaş HTS kayıtları çıkışı: Açıklandığında kel görünecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun 'HTS kayıtları açıklansın' çıkışı ve Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin HTS kayıtlarına ilişkin iddialara “Bu kayıtlar ortaya döküldüğünde Türkiye’de çok daha farklı bir hava eser ve esecektir. Açıklandığı anda zaten artık kel görünecektir” dedi.
Yeni Şafak
Soçi mutabakatını kim bozdu?
Soçi mutabakatını kim bozdu?

Dönemin ABD Başkanı Obama’nın bizzat açıkladığı Irak ve Şam İslam Devleti (DEAŞ) karşıtı stratejik planda, bu sefer Washington, DEAŞ’a karşı Avrupa-Atlantik ülkeleriyle birlikte hareket edecek Arap ülkelerini içeren geniş tabanlı bir koalisyon oluşturmaya öncelik verdiğini ifade etmişti. Bu koalisyonun temel stratejik hedefi, Ortadoğu ve dünya için tehdit teşkil eden DEAŞ’ın yok edilmesiydi. Arap Baharı projesinde ABD’nin hedefi sadece DEAŞ değildi şüphesiz. ABD kendi kurguladığı DEAŞ hamlesi ile Ortadoğu’daki enerji kaynaklarına dair tüm kararların ve tasarrufların son söz merciinin kendisi olduğunu gösterdi. DEAŞ sebebiyle ABD’den bağımsız olarak hareket edebilecek devletlere açık bir gözdağı verildi. Günümüzde de bu proje ABD tarafından Suriye İdlip’de HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) üzerinden uygulanmak isteniyor. CIA ve MOSSAD, İdlib’deki HTŞ’nin varlığını örgüte sızarak sürdürmek suretiyle 17 Eylül 2018’de Türkiye-Rusya arasında imzalanan Soçi mutabakatını tabiri caizse dinamitlemektedirler. ABD’nin HTŞ’yi terör örgütü listesinden çıkaracağına yönelik mesajları güvenilir kaynaklar tarafından ortaya atılmaktadır.

Varılan anlaşmaya göre, muhalif gruplarla Suriye hükümetine bağlı güçler arasında silahlardan arındırılmış bir bölge oluşturulacak, muhalifler bulundukları alanda kalacak ve ‘terör örgütleri’nin faaliyetlerini sonlandırmak için ise Ankara ağırlıklı Moskova ile birlikte çalışılacaktı. Diğer önemli bir madde de Soçi mutabakatı kapsamında, 15 Ekim’e kadar bölgede bulunan ve Türkiye’nin de “terör örgütü” kabul ettiği Heyet Tahrir el-Şam gibi El Nusra bağlantılı örgütler ile ağır silahların bölgenin dışına çıkarılması kabul edilmişti. Zirveden çıkan ve ABD’yi ilgilendiren önemli bir gelişme de Ruhani ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın PYD ve YPG’yi Suriye’nin geleceğine yönelik en büyük tehdit olarak görmeleriydi. İdlib düğümünün çözülmesi ardından yeni hedefin PKK/PYD’nin etkili olduğu Menbiç ve Fırat’ın doğusu olacağı konusunda fikir birliğine varılmıştı.

MEHMETÇİKLERİN KANININ DÖKÜLDÜĞÜ BİR YERDE GÜVENDE OLAMAZSINIZ

Erdoğan, gazetecilerin soruları üzerine, Putin’le yaptığı görüşmede Türk askerlerine yapılan saldırılar kapsamında Rusya’nın da verdiği hasarı ele aldıklarını söylemesi, Suriye ordusu güçlerinin saldırılarına Rusya’nın da katıldığını kaydetmesi dikkat çekti. Erdoğan’ın Rusya’yı da sorumlu tuttuğu saldırıları “katliam” olarak tanımlaması ve Suriye-Rusya ikilisinin ‘sivil halkı hedef aldığını’ vurgulaması Rusya’ya yönelik önemli bir mesajdı. Bu saldırıların gerçekleşmesinde İran destekli milislerin de rol oynadığını belirten Erdoğan, Rusya ile beraber diğer Astana Süreci ortağına da suçlama yöneltmiş oldu. Erdoğan’ın, “Mehmetçiklerin kanının döküldüğü bir yerde, kendini ne kadar büyük görürse görsün, hiç kimsenin güvende olamayacağını da burada açıkça söylüyorum” sözleri ise Putin’i hedef almıştı.

Rusya ise yaptığı açıklamada İdlib’de yaşanan gerginlikten Türkiye’yi sorumlu tuttu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova “Bugün yaşananların nedeni olarak Türkiye’nin 17 Eylül 2018’deki Soçi mutabakatına kronik bir şekilde uymamasını ve Ankara’nın asker göndermesini görüyoruz” şeklindeydi. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov da Türkiye’nin “İdlib’de teröristleri etkisizleştirme sözünü” yerine getirmediğini iddia etti.

İDLİB SURİYE’DEKİ REJİM MUHALİFLERİ VE TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİNİN SÜRÜLDÜĞÜ BÖLGE

İdlib, ABD’nin başını çektiği Körfez çetesi, Rusya ve Suriye’nin tüm rejim karşıtlarını HTŞ ve El-Kaide orijinli terör örgütlerinin belirli bir strateji ile sürülerek toplandığı bir bölge durumuna özellikle getirildi. Türkiye Soçi mutabakatı gereği terör örgütlerini elimine etmek isterken Rusya ve rejim bir plan dahilinde ılımlı rejim karşıtlarını çoluk çocuk demeden devamlı bombalayarak ılımlı ve radikal terör örgütlerinin ayrıştırılmasını engelledi. Diğer taraftan CIA, MOSSAD, GIP (Suudi Arabistan) istihbarat birimlerinin terör örgütlerine sızarak bölgede kaos stratejileri yaratması ABD ve Rusya’nın desteklediği PKK/PYD’nin, yine Rusya’nın desteklediği Esed rejiminin güçlü bir şekilde masaya oturması içindi. Türkiye’ye minimal bir rol verilmek istenmesi üzerine bilindiği gibi TSK kısa bir süre önce İdlib’e girdi. Oyun büyük, Türkiye’yi HTŞ ve bazı terör örgütlerini Soçi mutabakatı gereği İdlib’de etkisiz hale getirmemekle suçlayanlar, Türkiye’nin masaya güçsüz bir şekilde oturmasını istiyorlar. Erdoğan Putin, Macron ve Merkel ile diplomatik kanalları zorluyor. Dileriz ki Putin, Soçi mutabakatını bozan ülkeleri bu kez görür ve Soçi mutabakatında terör örgütleri ve rejim muhaliflerini birbirinden ayırarak kabul ettiğini bu konudaki imzasını hatırlar ve kendine gelir. Ancak unutulmasın ki “Zor oyunu bozar”.

İdlip’i Gazze, Türkiye’yi Ürdün yapmak istiyorlar
İdlip’i Gazze, Türkiye’yi Ürdün yapmak istiyorlar

Körleme satranç oyunu şiddetlenmişti. Hani şu, ortada bir satranç masası olmayan… Masanın üzerinde satranç taşları olmayan… Sadece zihinde oynanan satranç türünden bahsediyorum.

Körleme satrancın başta Türkiye olmak üzere oyuncuları “Suriye satrancında” zihinleri zorlayan hamleler yaptı bugüne kadar.

Bugün körleme satranç İdlip sahasında bildik satranca dönüştü.

İdlip’te körleme ile bildik satranç arasındaki ince çizgi, aktörlerin sahada “vekalet verdikleri üzerinden” hala hamle yapıyor olması.

Birkaç gün içinde körleme satranç, İdlip masasında bildik satranç oyununa dönüşecek. Vekillerin yerini asıllar alacak gibi.

Bu kritik eşikte Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Rusya lideri Putin arasında gelişecek yeni bir perspektif “sulh” yolunu açabilir. Bu bir temennidir ve şuracıkta dursun.

Ama an itibariyle sahada “piyonlar” üzerinden büyük bir “çatışma”, savaşa dönüşmek üzere!

SATRANÇ MASASININ GÖRÜNEN SADECE İKİ TARAFI YOK!

İdlip sahasında gerilim had safhada. Rusya ile Türkiye karşı karşıya gelir mi diye düşünmenin lüzumu yok. Çoktan geldik bile!

Bu aşamada, sahada “vekalet” üzerinden alan hakimiyeti kurmak bir yana, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) özellikle rejim ve Rusya’nın güney doğu hattından İdlip’e yürümesine karşılık kuzey doğu hattında tahkimatını neredeyse tamamladı.

Tarafların kara gücü olarak kullandığı “vekiller” var. Rejim, Şii milisleri ve paralı askerleri (Ruslar dahil) sahaya sürmüş durumda. Türkiye’nin karadaki partneri kısa adı SMO olan Suriye Milli Ordusu. Havada ise Rusya var.

Zaten bizi sıkıntıya düşüren de bu. Rus askerleri karada çatışma ortamının dışında. Ne var ki TSK’nın ya da SMO’nun operasyonlarına karada direnemeyen rejimin imdadına Rusya havadan yetişiyor. İdlip hava sahasını kontrol eden Rusya bir şekliyle ikna edilemediği sürece karada işimiz güçleşiyor

Körleme satrancının masası İdlip’te kuruldu ve bildik satranca dönüştü.

İdlip satranç masasının sadece görünen iki tarafı yok. Yani bir yanda Türkiye ve SMO diğer yanda rejim ve Rusya yok. Bir bakıyorsunuz masanın yancıları zaman zaman masadaki “piyonlar”ı hareket ettiriyor. Amerika işte bu noktada önemli. Almanya ve Fransa da elbette. İran’ın durumunu hiç tartışmıyorum bu aşamada.

VATANSIZLARLA BAŞIBOZUKLAR MAZLUMLARI KALKAN YAPIYOR

Çünkü İdlip’te sıkışan milyonlarca sivilin yanı sıra onlarla iç içe olan Türkiye’nin de terör örgütü olarak tanıdığı gruplar var. Bunların başında kısa adı HTŞ yani Heyet Tahrir el Şam .

Geçtiğimiz günlerde “silah bırakmaya ve buharlaşmaya en yakın örgüt” demiştim HTŞ için. Son dönemde bölgeden gelen haberler de buna işaret ediyor.

Ne var ki emperyal güçlerin taşeronu diğer birçok terör örgütü hala silah bırakmamakta, buharlaşmamakta kararlı görünüyor. Çünkü “vatansız” bunlar!

Yabancı savaşçı diye adlandıranlar da var. Batı’nın safraları olarak Suriye’ye gönderdikleri de… Zaten sıkıntı da buradan çıkıyor.

Türkiye’yi Soçi Mutabakatı’nın uygulanmasında en çok sıkıştıran, zor durumda bırakan da o terör grupları.

İdlip’teki satrançta “taşlar”ı hareket ettirerek hamle yapan iki taraf yok. Bakıyorsunuz öyle anlarda öyle taşları hareket ettiriyorlar ki bu ne Türkiye’nin ne de Rusya’nın müdahil olabildiği türden.

İdlip’in Türkiye sınır boylarındaki kamplarda zaman zaman yapılan “Türkiye aleyhtarı” gösterileri böyle görenlerdenim. Yine bazı “başıbozuk” saldırıları böyle görmekteyim. “Türkiye kapıları açsın” diye bağıranları da…

İDLİP’İ GAZZE, TÜRKİYE’Yİ ÜRDÜN YAPMA PROJESİNE HAYIR

Türkiye’nin İdlip’teki sivilleri korumak gibi insani bir sorumluluğu var. Yine Türkiye içine akacak yeni bir göç dalgasıyla demokrafimiz ve sosyolojimizin değişmesine karşı da.

Çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek yerinden yurdundan sürüldü. Hama’dan, Humus’tan, Halep’ten süpürüle süpürüle İdlip’e ve Türkiye’nin yanı başına hapsedildi.

Tıpkı Filistinlilerin İsrail tarafından Ürdün’e ve Gazze’ye sürülmeleri gibi…

Şimdi Türkiye’ye sınırlarımız içinde olan Suriyelilerin kalması ve İdlip’te tıpkı Gazze Şeridi gibi bir alanda Suriye’nin meşru ve gayri meşru tüm muhaliflerini kontrol etmesi görevi verilmek isteniyor.

Rusların en son teklifi buydu. “İdlip’in Türkiye sınırı boyunca yüzde 40’lık alanını kontrol edin” denmişti.

Bunun ileride bir felaket olacağını gördük.

İnsani olanı yapmak boynumuzun borcu. Ama Türkiye’nin göç ve göçmen sorunu ile İdlip’teki “silah bırakmayan” terör grupları üzerinden tehdit edildiğini artık ayan beyan gördük.

“Suriyelisiz Suriye” projesine karşı çıkmak… Suriye’nin “butik devletçikler” halinde parçalanmasına karşı çıkmak… PYD/PKK terör koridoruna karşı çıkmak….

Ve elbette, içimize akan Suriyeliler nedeniyle değişen sosyolojimizin dengesini korumak gibi zorunluluklarımız var.

İşte bu yüzden bugün İdlip’te alacağımız risk, gelecekte yaşayacağımız büyük sorunlardan çok daha küçük kalıyor.

Yanılıyor muyum?

HTŞ ile barışma sinyali
Dünya
HTŞ ile barışma sinyali
ABD, İdlib’in önemli bir bölümünü kontrol eden muhalif gruplardan Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) konusunda ağız değiştirdi. El-Kaide’nin devamı olduğu iddiasıyla şimdiye dek HTŞ’yi ‘terör örgütü’ olarak tanımlayan Washington, bu grubun bir süredir sadece Esed’le mücadeleye odaklandığını ve uluslararası bir tehdit oluşturmadığını deklare etti.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.