Günün en anlamlı haberi
Gündem
Günün en anlamlı haberi
Kars'ın Sarıkamış ilçesinde göç yolunda yorgun düşen ve uçamayan yaban kazının tedavisi yapılacak. İnönü Mahallesi'nde yaşayan Seher Aslan (62), evinin bahçesinde uçamayan yaban kazını görünce kümesine koyarak muhafaza altına aldı. Aslan, kazı doyurduktan sonra Sarıkamış Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü'ne bağlı ekiplere teslim etti.
AA
Yenikapı metrosunda büyük insanlık ayıbı
Yenikapı metrosunda büyük insanlık ayıbı
Yürüme engelli Abdullah Ünal, Yenikapı Metro İstasyonu’nda kendisine saygı duymayarak asansöre binme önceliği vermeyen duyarsız vatandaşlara çektiği videoyla tepki gösterdi. Asansör sırasında beklediği görüntüleri sosyal medyada paylaşan Ünal, videonun altına “Utanın artık, utanın” yazdı. Yenikapı Metro İstasyonu’nda asansörü kullanmak isteyen engelli vatandaş Abdullah Ünal, kendisine öncelik tanımayan yolcuların ayıbını videoya çekerek sosyal medyada paylaştı. Asansöre binmek için tekerlekli sandalyesi üzerinde sıra bekleyen Abdullah Ünal, yürüme engeli bulunmayan yolcuların duyarsızlığına tepki göstererek yanında bulunan arkadaşının çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaştı. 
IHA
Radyo programından insanlık dersi
Radyo programından insanlık dersi
Avustralya'da oğlu öldükten sonra zor duruma düşen genç kadının imdadına radyo programı yetişti.
Yeni Şafak
Boz ayıdan insanlık dersi!
Boz ayıdan insanlık dersi!
Görüntülerde hayvanat bahçesindeki suya düşen bir karga sudan çıkmak için çırpınıyor. O sırada yemek yiyen aç bir ayı sudaki kargayı görüyor. Havuzun kenarına gelen boz ayı suya eğilerek kargayı sudan çıkarıyor. Kargayı yemesi beklenen ayı, dönerek yarım bıraktığı yemeği yemeye devam ediyor.
Diğer
PSV'li taraftarlar insanlığın onuru ile oynadı
Spor
PSV'li taraftarlar insanlığın onuru ile oynadı
İspanya'da insanlığı utandıran anlar yaşandı... PSV Eindhoven maçı için Madrid'e gelen Hollandalı taraftarlar, bozuk para attıkları mültecilerle alay etti. Mülteciler yerdeki paraları aldıkça 'oley' çeken taraftarlara, Madridliler tepki gösterdi.
Diğer
Suriyeli kuyumcudan insanlık dersi
Dünya
Suriyeli kuyumcudan insanlık dersi
2 yıl önce ABD'nin Dallas eyaletine yerleşen ve kuyumculuk yapan Nuh isimli Suriyeli mülteci, maddi sıkıntı çeken müşteriye karşı yaptıklarıyla adeta dünyaya insanlık dersi verdi. İzleyenleri gözyaşlarına boğan Suriyeli Nuh'un bu davranışı, kısa sürede milyonlarca kez izlendi.
Diğer
Ölçme bilgisi
Ölçme bilgisi
“Bazen her şeye yeniden başlamalıyım diye düşünüyorum” dedi gözlüklü olan. “Bunun için önce bir şeyleri bitirmek gerekmiyor mu?” dedi yanında oturan. Bir yerden başlamalı... Ama nereden? Durduramıyorsak hiç ya da yavaşlatamıyorsak en azından, belki de tutup koparmalıyız günün akışını herhangi bir yerinden. Ki, her şeyi yeniden görebilmenin, anlamayı deneyebilmenin, bir şeyleri yeniden başlatabilmenin, azıcık da olsa değiştirebilmenin küçük de bir imkanı olsun.Video: Ölçme bilgisiBu kabuktan uyanmanın imkansız olmadığına dair küçücük de olsa bir umudumuz olsun. Dursun her şey ve sonra isterse yeniden başlasın. Her kırılma, hayatı zorlayan ve fakat farkında olmadığımız, belki farkında olmayı istemediğimiz tehlikeli bir gerilimin ifşa olmasını sağlar. Bir daha gözlerimizi kapatamayız hayatın un ufak olarak etrafa dağılan irili ufaklı parçalarına. O sarsıcı parçalanmayı görmekten kaçamayız daha fazla. O halde, neden korkalım, neden çekinelim kırılmalardan? Neden çekinelim akıp giden günleri orta yerinden koparıvermekten? Madem ki elimizden kayıp giden şeylerin farkına varmamızı sağlayacak, madem ki gözlerimizi kaçırdığımız yerlere bakmaya mecbur edecek bizi, neden endişe edelim kırılmaktan? Bu en çok ihtiyacımız olan şey değil mi bizim? Neden kaçınalım bu sonsuzmuşçasına uzayıp giden unutkanlığın darmadağın olmasından? Hatırlamak değil mi bizi kendimize geri getirecek olan şey? Hayatımızı geri istemiyor muyuz hepimiz? Herkesin hikayesinden kendi hikayemize geri dönebilmek istemiyor muyuz? Kapıldığımız her şeyi bir an durdurup yeniden, kendimiz gibi başlayabilmek istemiyor muyuz yaşamaya? Ama gerçekten yaşamaya... Öyle bir yerdeyiz ki artık, yürüyüp dururken bir şeyleri değiştirmenin imkanı kalmadı. Durmalı, durdurmalıyız akıp giden her şeyi. Uyanmanın, silkinmenin, sarsılarak düştüğümüz yerden ayağa kalkmanın başka yolu yok. “Yıkansam, yıkansam, hep o güneşlerle yıkansam/ Düşleri tenime geçse yaz rüzgarlarının/ İzine pek rastlamasam/ Ama kalbini sert ve serin tutan bir denizciye/ Bunu bir daha sorsam/ Ne çıkar bir daha sorsam/ Sonra hiç konuşmasam, sonra hiç konuşmasam/ Ve bu yorgun, bu üzünçlü yüreği/ Benim değilmiş gibi, benim değilmiş gibi/ Kimse görmeden bir yol kenarına bıraksam” diyor Edip Cansever insanı savunmasız bırakan şiirlerinden birinde. İnsan mezura ile ölçemez insanlığının boyunu. Duygularını yan yana koyarak ölçer ve düşüncelerini. Sözlerini, kelimelerini dizerek ardı ardına belki de bir ipe... Hayallerini sonra, hayallerinin kırılan yerlerini... İnsan, başkalarına pek de açmadığı sırlarıyla ölçebilir ancak insanlığının boyunu. İçinin kimselerin pek de haberdar olmadığı sızılarıyla ölçebilir. İnsan eline bir mezura alarak ölçemez insanlığının boyunu. Duygusuz sayılara, hazır formüllere, ezbere denklemlere bakarak anlayamaz insan, adına hayat dediğimiz bu çalkantılı oyunu. Bir de şunu düşünün; içinde kendi anlamını bulamayan bir sözlük ne hisseder? Bitmesini istediğinizde uzayıp giden, hep sürmesini istediğinizde sonu geliveren zamanlar da var. “Yakanı bırakmayan şeyleri tanımak istiyorsan!” dedi meczup, “elinden bırakamadığın şeylere bir bak!”
Dünyanın alacağı şekli, İslâm’ın teo-politiği belirleyecek...
Dünyanın alacağı şekli, İslâm’ın teo-politiği belirleyecek...
Papa’nın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ziyareti, İslâm dünyası ile Batılıların güdümündeki küresel sistem arasındaki ilişkilerde her bakımdan milattır.Papa Francis’in Abu Dabi’de stadyumda yönettiği âyin, BAE Emiri Zayed ile Ezher Şeyhi Yusuf el-Tayyib başta olmak üzere diğer kişilerle yaptığı görüşmeler, özelde Arap dünyasının genelde ise İslâm dünyasının teo-politik ve jeo-politik haritalarını tersyüz edecek yüzyıllık bir stratejinin kilometre taşıdır.Video: Dünyanın alacağı şekli, İslâm’ın teo-politiği belirleyecek...Ziyaretin zamanlaması bu açıdan oldukça mânidardır ve burada söyleyeceklerimi doğrulayacak uzun vadeli sonuçlar doğurmaya gebedir.“İnsanlık Kardeşliği” başlığıyla gerçekleştirilen bu ziyaret iddia edildiği gibi bölgeye “barış, huzur ve kardeşlik” getirmeyecek. Aksine, bölgenin jeo-stratejik sınırlarının da, teo-politik sınırlarının da kanla çizilmesine yol açacak bu ziyaret.Bu ziyaret, öncelikle teo-politik amaçlıdır: İslâm’ın protestanlaştırılması projesinin resmen başlatılmasıdır bu. Bu meseleye birazdan döneceğim...İSLÂM DÜNYASININ GELECEĞİNİ JEO-POLİTİK HARİTALAR DEĞİL TEO-POLİTİK HARİTALAR BELİRLEYECEK...Ama önce şu tespiti yapmam gerekiyor burada: Papa’nın ziyareti, daha önce Trump’ın Körfez ülkelerine yaptığı, Trump, Sisi, Suud Kralı’nın o garip küre üzerine el basarak kararlaştırdıkları jeo-politik eksenli adımın bir sonucudur.Önce Trump geldi, jeo-politik temelleri attı; sonra da Papa geldi, teo-politik stratejiyi ilan etti.Burada şu noktanın altını özellikle çizmek isterim: İslâm dünyasının geleceğini, jeo-politik haritalardan çok, teo-politik haritalar belirleyecek.Bu nokta çok önemli.Yüzyıl önce, Osmanlı’yı çökerterek, Müslüman Hindistan’ı parçalayarak, Arap dünyasını paramparça ederek, İslâm dünyasının jeo-politik ve jeo-stratejik haritalarını çizmiş, İslâm medeniyetinin yürüyüşünü durdurmuştu emperyalistler.Şimdiyse, teo-politik ve teo-stratejik haritalarını tarumar ederek İslâm’ı durdurmak istiyorlar. Yüzyıllık stratejileri bu.İslâm’ın durdurulması ne demek, neyi kastediyorum bununla?İslâm’ın dönüştürülmesi demek.İslâm’ı nasıl dönüştürmek istiyorlar peki?İSLÂM’IN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ VE SAHTE SÜNNÎ-ŞİÎ ÇATIŞMASI PROJESİÖncelikli olarak İslâm dünyasının tarihî eksenini belirleyen, Türkiye’nin başını çektiği, binyıldır temsil ettiği, İslâm’ın sancaktarlığı rolünü üstlendiği Ehl-i Sünnet Omurga’yı çökertmek istiyorlar.O yüzden Ehl-i Sünnet Omurga’nın üç sacayağını oluşturan Pakistan’ı hadım ettiler, Mısır’ı teslim aldılar, Türkiye’ye diz çöktürmek için her tür yolu deniyorlar.O yüzden son çeyrek asırda İran’ın önü açıldı: İran, Arabistan coğrafyasına jeo-politik olarak yerleştirildi; önümüzdeki yüzyıllık süreçte İran’ın bölgeye teo-politik olarak da yerleşmesini sağlayacak gerekli zemin oluşturuldu.Buradan şimdilik sahte bir Sünnî-Şiî çatışması icat ederek, İslâm dünyasının toparlanma imkânlarını bütünüyle yok etmek, İslâm İçi Savaş’ın tohumlarını ekmek istiyorlar.Bu sahte Sünni-Şiî çatışmasının Sünnî kanadını, Sünnîlikle ilişkisi izafî Suudların başını çektiği Vehhâbî Körfez coğrafyasına yıkıyorlar! İran’la Vehhâbîleri birbirine düşürerek -Suriye, Irak, Lübnan, özellikle de Yemen’de olduğu gibi- İran’ın önünü açıyorlar!Böylelikle, yüzyıl sonrasında Türkiye’nin başını çekeceği Sünnî dünyayla, yani Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirme hayalleri kuruyorlar ve atılan stratejik adımlarla bu hayali, adım adım gerçeğe dönüştürecek temelleri atıyorlar.UZUN VADEDE HEDEF TÜRKİYE!Türkiye, aslâ bu oyuna gelmeyecek, gelmemeli. Onun için de derin, sükûnetle, stratejik zekâyla hareket ederek Suud ve Körfez ülkeleri üzerinden hazırlanan teo-politik planları püskürtecek adımlar atmalı.İkinci olarak da, Suudlar, Mısır ve Körfez ülkeleri üzerinden İslâm’ı dönüştürerek protestanlaştıracak teo-politik bir strateji izliyor emperyalistler.Papa’nın ziyareti, tam da bunun startını veren sonuçları bakımından son derece tehlikeli, uzun vadede Türkiye’yi hedef alan bir ziyarettir.Şunu iyi bilelim: Emperyalistlerin derdi, Ortadoğu’nun petrol yatakları, tabiî kaynakları filan değil.Batıların asıl derdi, İslâm’ı dönüştürmek, İslâm’ın İslâm dünyasını toparlayarak yeniden bir medeniyet hamlesi gerçekleştirmesine soyunmasını sağlayacak dinamikleri yok etmek!İslâm dünyasının yeniden bir medeniyet sıçraması gerçekleştirmesini mümkün kılacak tek ülke Türkiye! Protestanlaştırma projesini püskürtecek tek ülke Türkiye!O yüzden Türkiye’de ürpertici bir sekülerleşme süreci yaşanıyor olmasına rağmen Türkiye’nin güçlenmesi, bölgesel güç hâline gelmesi Batılıları ürkütmeye, Batılıların kâbus görmelerine yetiyor!Altını tekrar çiziyorum: Türkiye’de İslâmî değerlerin aşınması, anlam boşluğunun oluşması, sığ bir Kemalizm anlayışının tam da bu nedenle tavan yapması, elbette tedirgin edici gelişmeler.Bu sorunları tespit edip üzerinde kafa yormak zorundayız. Bunun için köklü, sahici bir özeleştiri süreci başlatmamız, toplumun değerlerine sahip çıkması için önemli adımlar atmamız ve yaşadığımız bu sosyo-kültürel çözülmeye aşmamız gerekiyor öncelikle.İşte ondan sonra Türkiye, bölgenin kaderinin belirlenmesinde, bin yıl önce olduğu gibi bir kez daha tarihî rolünü oynamaya başlayacak, Batılıların İslâm’ın protestanlaştırılmasına dönük teo-politik stratejilerini biz püskürteceğiz Allah’ın izniyle...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.