İsrail Hafter’den vazgeçmiyor: Terör örgütüne askeri, lojistik ve istihbari destek verilsin talebi
Dünya
İsrail Hafter’den vazgeçmiyor: Terör örgütüne askeri, lojistik ve istihbari destek verilsin talebi
İsrail merkezli düşünce kuruluşu BESA (Begin-Sadat Stratejik Araştırmalar Merkezi), Tel Aviv yönetiminin Libya'nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'e bağlı milislere lojistik, istihbari ve eğitim desteği sağlaması ve ABD üzerindeki nüfuzunu kullanarak Washington'un Trablus hükümetine desteğini durdurması gerektiğini yazdı.
Yeni Şafak
Gerilim devam ediyor: İşgalci İsrail Lübnan sınırına takviye kuvvet gönderecek
Dünya
Gerilim devam ediyor: İşgalci İsrail Lübnan sınırına takviye kuvvet gönderecek
İşgalci İsrail ordusu dün bir "güvenlik" olayı yaşandığını iddia etmesi üzerine Lübnan'ın güneydoğusundaki Kafarşuba bölgesinde bazı hedefleri vurmuştu. İsrail'in bugün yaptığı, 'Lübnan ve Suriye sınırlarından sorumlu Kuzey Komutanlığı'nı özel kuvvetler ile takviye edecekleri' açıklaması ise gerilimin tırmanacağının sinyallerini veriyor.
AA
İsrail'den gizli destek: Mossad ajanları Hafter'in komutanlarını Mısır'da eğitiyor
Dünya
İsrail'den gizli destek: Mossad ajanları Hafter'in komutanlarını Mısır'da eğitiyor
İsrailli gazeteci Joseph Millman, Londra merkezli haber portalı Middle East Eye’daki makalesinde, bazı Mossad ajanlarının Hafter’in ileri gelen komutanlarını Mısır’da eğittiği yazdı. İsrail’de yayımlanan Jerusalem Post gazetesi, İsrailli subayların 2019 yılı Ağustos ve Eylül aylarında Hafter milislerini Libya’nın doğusunda sokak savaşları konusunda eğittiğini kaydetti. İran’a karşı “Düşmanımın düşmanı dostumdur” prensibinden hareket eden İsrail yönetimi Mısır, Suudi Arabistan ve BAE ile yakınlaşırken, “Dostumun dostu dostumdur” diyerek Libya'da Hafter ile de iş birliğine gitmeyi hedefledi.
AA
Kudüs Bilinci Derneği’nden iki kitap
Kudüs Bilinci Derneği’nden iki kitap

Kitapların adını değil, yayımlayan derneği yazımın başlığına taşımamın nedeni, her iki kitabın da hiç alışık olmadığımız bir şekilde okura sunulmuş olmasındandır:

Kudüs Gündemi 2018 adlı kitapta jenerik bile yer almazken, 14 Temmuz Esbat Kapısı Direnişi adlı kitap ise çok kısa bir jenerikle okurlara sunulmuştur. Her iki kitapta da takdim ve giriş yazılarında özel bir imzaya yer verilmemiştir. Ki, bunlar resmi kurumların, belediyelerin ve STK’ların ilgili yayımlarından alışık olduğumuz, Tek Parti devrinden beri süregelen bir banalitenin kırılması cihetinden önemlidir. Dolayısıyla bunlarda dernek başkan ve yöneticilerinin at nalı tarzındaki fotoğraflarıyla karşılaşmadığımız gibi, profesyonel metin yazarları tarafından kotarılıp, devlet erkanının adıyla sunulan takdim ve teşekkür içerikli güzellemelerden de mahrum bırakılıyoruz. Ama bu samimiyeti öne çıkaran, lafı değil işi kendi ciddiyetine karine kılan bir mahrumiyet olması bakımından son derece değerlidir.

Kitapların sahibi olan Kudüs Bilinci Derneği’nden bahsetmeme gerek yok; merak edenler, kimi kategorileri henüz boş olsa da kudusbilinci.org adlı siteden dernek hakkında bilgi edinebilirler.

Kitaplara gelince:

Yorumlu almanak tarzında hazırlanan Kudüs Gündemi 2018 (Tayfun Medya, tarihsiz), yıl vurgusundan anlaşılacağı ve giriş yazısında açıklandığı üzere, “...Fanatik Yahudilerin sayılarını artırarak düzenledikleri Mescid-i Aksa baskınları, İsrail’in Kudüs’ü Yahudileştirmek ve Batı Şeria’nın İsrail’e ilhakını sağlamak yaptığı çalışmalar, Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü ve İsrail’in orantısız güç kullanması, Türkiye’nin buna verdiği tepki sonucu İsrail-Türkiye ilişkilerinin bazı konularda keskinleşmesi, İsrail’in Kudüs’e giden Türklerde gözaltı ve sınır dışı (etme) olaylarını artırması, ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması, İsraillilerin Netanyahu’nun yolsuzlukları nedeniyle meydanlara çıkıp aylarca sürdürdükleri protesto gösterileri, özelde İsrail – Suudi Arabistan genelde İsrail – Körfez ülkeleri ilişkilerinin alenileşerek farklı bir dönemece girmesi, Netanyahu hükumetinin Trump yönetimiyle aşırı yakınlaşması”yla ilgili haberler, siyasi açıklamalar, medya yorumları bu almamakta derlenip toparlanmak suretiyle kalıcı hale getirilmiş. Böylece, çoğu uzun yıllardan beri olagelen ve halen bir sonraki yıllara da taşınan Kudüs merkezli olaylar, problemler konusunda bir hafıza kaydı gerçekleştirilmiş, Kudüs meselesini kendilerine dert edinenler ve edinecek olanlar için bir yılın belgeleri bütünlüklü olarak maddileştirilmiştir.

Yine kitabın giriş yazısında, “Haberler incelendiğinde az da olsa çelişkili veya yanlış bilgilere rastlandı. Ancak kitapta hata yapan değil yapılan hata öne çıkarıldı. Bu noktada hiçbir kurum, kuruluş ve kişi hedef alınmadan sadece vakıaya dikkat çekildi” şeklinde yapılan hassasiyet beyanının gerek mahiyeti gerekse sunulma tarzı itibariyle biraz sorunlu olduğunu söylemeden geçmeyelim.

Şundan ki, hatalı bilgilerin tashihi son tahlilde yararlı olmakla birlikte, verilişlerindeki asıl maksadın örtülmesi ve okurların belli bir doğrultuda şartlandırılmaları bakımında çok uygun olmayabilir. Öte yandan söz konusu tashihlerin verilişinde muhataplar, öznelerin kimliği belirtilmediği için sunumunda karmaşaya sebep olunurken, bunların haber başlığından ya da metninden, örneğin -mevcudundan daha küçük puntolarla- bir derkenar şeklinde ayrılmamış olması da bir grafik- tasarım kusuru olarak öne çıkmıştır.

Kudüs Verileri 2018; Kudüs’e Dair başlıkları altında sunulan iki ekin, kitabı tamamlayan bir fotoğraf albümünün ise, içerikleri ve güzellikleriyle kitabı zenginleştirdiği aşikardır.

14 Temmuz 2017 Esbat Kapısı Direnişi adlı kitap (Tayfun Medya, genişletilmiş 2. baskı, Ankara 2020), Meryem Betül Eren ile Özgür Aslan tarafından hazırlanmış.

Esbat kapısı, sur içine değil, sur içinde hareme girilen, en işlek kapılardan biridir.

Bu kitapta İsrail’in, 14 Temmuz 2017 tarihinde, İsrail askerlerine saldırdıkları iddiasıyla Filistinli üç genci Kubbetüssahra’nın yanında şehit ettikten sonra, zorbalığını kendine mesnet edinerek, haremi Müslümanlara ve dolayısıyla ibadete kapatmasına karşı Esbat kapısında verilen 14 günlük çetin mücadele, 19 günlük bir envanter halinde fotoğraflar eşliğinde gün gün işlenmiştir.

İlkinde olduğu gibi bu kitapla da Kudüs Bilinci Derneği’nin amaçladığı şey, mührünü şimdiden Kudüs’ün özgürleşeceği günlere yöneltmiş olan bir hafıza kaydıdır.

Kudüs Bilinci Derneği, bu çalışmalarıyla da teşekkürü hak etmektedir.

İsrail, Lübnan’ı vurdu
Dünya
İsrail, Lübnan’ı vurdu
İsrail, Lübnan’ın güneydoğusundaki Kafarşuba bölgesinde bazı Hizbullah hedeflerini vurdu. İsrail Başbakanı Netanyahu, “Kuzey sınırlarımızda yaşananları takip ediyoruz. İran’ın Suriye sınırımıza asker konuşlandırmasına izin vermeyeceğiz” dedi. Hizbullah da bazı İsrail hedeflerini vurduğunu duyurdu.
Yeni Şafak
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneydoğusundaki Kafarşuba bölgesini havan saldırılarıyla hedef aldı
Dünya
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneydoğusundaki Kafarşuba bölgesini havan saldırılarıyla hedef aldı
İsrail ordusu, Lübnan sınırında yaşayan İsrail vatandaşlarına, bölgede meydana gelen bir "güvenlik olayı" nedeniyle evlerinde kalma çağrısı yaptı ve ardından Lübnan'ın güneydoğusundaki Kafarşuba bölgesinde bazı hedefleri vurdu.
AA
İsrail orduya ait bir İHA'nın Lübnan sınırları içinde düştüğünü açıkladı
Dünya
İsrail orduya ait bir İHA'nın Lübnan sınırları içinde düştüğünü açıkladı
İsrail yönetimi, orduya ait bir insansız hava aracının (İHA) Lübnan sınırları içinde düştüğünü açıkladı. Açıklamada, İHA'nın gerçekleştirdiği operasyonel göreve ve neden düştüğüne ilişkin bilgi verilmedi.
AA
Salgın Netanyahu’yu köşeye kıstırdı..
Salgın Netanyahu’yu köşeye kıstırdı..

Küresel salgın her ülke yönetimini bir bir sınavdan geçiriyor. Bu sınavda iyi not alanlar da var, geçersiz not olan yönetimler de var. Küresel salgının en fazla vurduğu ülkeyse ABD oldu. Trump’ın salgına verdiği cevaplar, salgının daha da yayılmasına sebebiyet verdi. Gelinen noktada vaka sayılarında ve hastane yatışlarında ciddi artışlar yaşanıyor. Salgına karşı mücadelede gösterilen zaafiyetin Kasım seçimlerinde Trump’ı zorlayacağıysa açık şekilde görülüyor. Yapılan anketlere göre Trump zayıflıyor, Demokrat aday Joe Biden ise yükseliyor.

Salgın, Trump’ın Ortadoğu’daki en iyi arkadaşı olan Binyamin Netanyahu’yu da çok ciddi şekilde sarstı. İsrail’de son bir yıl içinde üç seçim yapıldı. Netanyahu’nun liderliğini yaptığı “LİKUD” partisi ve müttefiki partiler de , “Generaller Partisi” olarak bilinen “Mavi-Beyaz” cephesi de bu seçimlerde hükümet kuracak sayıya ulaşamadı. Trump yönetiminin İsrail’e yaptığı bütün kıyaklara rağmen, yenilenen bütün bu seçimlerde Netanyahu başarısız oldu.

“Mavi-Beyaz” bloku, Netanyahu ile koalisyon hükümeti kurmayacağını her defasında ilân etmişti. Netanyahu hakkında üç ayrı yolsuzluk suçlamasıyla dava açılmıştı. Mavi-Beyaz’ın koalisyona razı olması Netanyahu’ya yeniden dokunulmazlık kazandıracaktı. Mavi-Beyaz’ın seçmenleriyse “LİKUD” ile koalisyona sıcak bakmıyorlardı. Bu yüzden İsrail’de bir dördüncü seçim gündemdeydi. Ancak salgın, iki partiyi bir araya getirdi. “LİKUD” ve “Mavi-Beyaz” “dönüşümlü Başbakanlık” modelinde anlaştı. 17 Mayıs’ta göreve başlayan yeni hükümette Başbakanlık, Netanyahu’ya verildi. Netanyahu 18 ay sonra yerini Mavi-Beyaz’ın lideri Benny Gantz’a bırakacak. Netanyahu’nun anlaşmaya bağlı kalıp kalmayacağıysa merak konusuydu.

Filistinliler açısından iki parti arasında ciddi bir fark bulunmuyor. İki parti de işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerinin ilhak edilmesini savunuyor. Trump da “Yüzyılın Anlaşması” olarak ilân ettiği sözde “Ortadoğu Barış Plânı”nı duyururken iki Siyonist lideri Beyaz Saray’da bir araya getirmişti. Filistinliler ise haklı olarak bu plâna şiddetle karşılar.

Şu sıralar kendi derdine düşen Trump, “Ortadoğu Barış Plânı”ndan hiç söz etmiyor. Trump plânın yürütülmesini Başdanışmanı ve Damadı Jared Kushner’e bırakmıştı. Netanyahu ile “Kushner ailesi” öteden beri yakın dostlar. Bu ilişkinin Trump yönetiminin Filistinlileri sıkıştırarak sözde barış plânını kabul etmeye zorlama girişimlerinde de etkili olduğu açık.

Netanyahu Temmuz başlarında “Batı Şeria”nın büyük bölümünü ilhâk etmeyi plânlıyordu. Amerikan medyasında yer alan haberlere göreyse Beyaz Saray’dan Netanyahu’ya acele etmemesi gerektiğine dair mesajlar gönderilmiş. Bu telkinlerin yanı sıra “COVİD 19” salgınının yol açtığı sorunlar ilhâk planını sekteye uğratmış görünüyor. Koalisyon ortağı Benny Gantz da Netanyahu’nun “ikinci dalga” olarak zuhur eden salgına karşı odaklanması gerektiğini söylüyor. Netanyahu ile hükümet kurduğu için seçmenlerince ihanetle suçlanan Benny Gantz salgınla mücadelede Netanyahu’nun kendisini ön plâna çıkarmasından ayrıca rahatsızdı.

Ne var ki Netanyahu yönetimi salgının durdurulmasını sağlayamadı. Ekonomi krizde ve İsrail iş gücünün dörtte biri işsiz kaldı. İsrail gençleri haftalardır sokaklarda Netanyahu hükümetini protesto ediyorlar. Anketlere göre Netanyahu’nun onay puanı da çok ciddi oranlarda düştü.

Yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla yargılanan Netanyahu’nun duruşması salgın gerekçesiyle Ocak 2021’e ertelenmişti. Ertelemeyi Netanyahu’nun avukatları istemişti. Netanyahu’yu bekleyen en büyük tehlike de, bu. Şimdi Netanyahu’nun hükümeti bozarak yeni bir seçimi zorlayacağı konuşuluyor. Netanyahu’nun Başbakanlık koltuğunu Benny Gantz’a bırakmayı istemediği söyleniyor. Yeni bir seçim ise yargılamayı uzatmak anlamına geliyor. Salgınla mücadelede gösterilen yetersizliğin yanısıra ekonominin çöküşünün “LİKUD” içindeki Netanyahu karşıtı hizipleri cesaretlendirdiği de ayrıca ifade ediliyor. Netanyahu’nun koalisyon ortağı “Mavi-Beyaz” ise salgın fırtınasından yara almadan sıyrılmaya çalışıyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.