Enerji savaşında yeni dönem: Türk-İsrail ortaklığı
Ekonomi
Enerji savaşında yeni dönem: Türk-İsrail ortaklığı
ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve üst düzey danışmanıJared Kushner’ın Ankara’ya gelmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğantarafından kabul edilmesinin yankıları hem uluslararası basındahem de Türkiye’de ses getirmeye devam ediyor. Enerji uzmanlarınagöre bu ziyaret Türkiye-İsrail ilişkileri açısından da yenibir dönemi beraberinde getirebilir. Uzmanlar, Mısır’ın İsrail’idevre dışı bırakarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaptığıenerji anlaşmasına yanıtın, Türkiye-İsrail ortaklığı vegazın Anadolu’dan Avrupa’ya taşınması üzerindenverilebileceği görüşünde.
Yeni Şafak
Trump ve damadının İslam alemine bayram hediyesi
Trump ve damadının İslam alemine bayram hediyesi
İslam alemi, bu mübarek Ramazan ayından rahmet, mağfiret, ve bereket beklemek yerine, nefret, hıyanet ve şiddeti beklemeye başladı. Nerdeyse son on yıldır olduğu gibi, bu yıl da Ramazan İsrail’in Gazze saldırıları ile başladı. İslam dünyasına ama özellikle Ortadoğu’ya Ramazan’ın manevi havasından ziyade, Bayram sonrası açıklanacağı ilan edilen Trump’ın Filistin’e dair sözde asrın planının yarattığı endişe havası hakim oldu.Video: Trump ve damadının İslam alemine bayram hediyesiBir an durup düşünelim: Bu güne kadar sadece propagandası yapılan ama içeriği hakkında bilgi verilmeyen bu hayali planın bölgeye barış getireceğini varsayalım. Ne güzel olur değil mi? Ama biz, yine de soralım:Bu plan Balfour Deklarasyonu ile başlatılan zulüm ve şiddeti unutturacak mı?Siyonistlerin hak etmediği bir coğrafyayı önce yurda sonra ırkçı bir Yahudi Devleti’ne döndürmesinin sonuçları sona erecek mi?Yerinden-yurdundan edilen milyonlarca Filistinlinin geri dönüşü sağlanacak mı? Geri dönseler bile atalarının evlerinde, barklarında, bağ ve bahçelerinde kurdukları hayalleri torunları sürdürebilecek mi?Sadece toprağını sevdiği, huzur ve barış içinde yaşamak istediği için hapishanelere atılan veya İsrail’in ajitasyonu ile şiddete bulaşan binlerce esir ve mahpusa hayat hakkı tanınacak mi? Tanınsa bile kayıp yılları, arzu ve emelleri iade edilebilecek mi?Kudüs, Mescid-i Aksa, Sahratullah, Burak Duvarı, Halilurrahman, Beytullahm Doğuş Kilisesi ve diğer mukaddes yerler, eski statükolarına geri dönecek mi? Müminlerinin özgürce ibadetine, ziyaretine açılacak mi?Mavi Marmara şehitlerinin acısı, gazilerinin sızısı; Anadolu Ajansı’nın Gazze bürosuna yapılan İsrail saldırısı unutulacak mı?Barış uğruna bunların hepsinden vaz geçtik diyelim..İsrail’in yok olma korkusu dinecek mi? Irkçı bir devlet olmaktan, Büyük İsrail hedefinden uzaklaşacak mi?Yahudileştirme fantezisi ile İslam aleminin kalbine bir bomba gibi yerleştirmeye çalıştığı Kudüs’ü başkent yapma sevdası bitecek mi?Evet, dahası var. Çoluk-çocuk, kadın-erkek, masum demeden can almayı marifet, kendilerini dünyanın efendisi sayan zihniyet tedavi olacak mi?Bir anlık bütün bunların da olduğunu hayal edelim. Sonra kendimize gelip bir daha soralım:Bu güne kadar İsrail’in her türlü cinayetine göz yumanlar, pişmanlık duyup insanlık kisvesi giyebilecek mi? Daha da önemlisi, zulme seyirci kalıp sonra bundan prestij ve iktidar devşiren Müslüman liderlerin alçak ihtirasları sönecek mi?Bir tüccar, bir cambaz, bir sirk illüzyonisti olan Trump ve cinayetleri müseccel Netanyahu’nun akrabası damat Kushner’in dümen suyuna giden Sisi, Muhammed bin Selman, Muhammed b. Zayed doğru yolu bulup, ıslah olacaklar mı?Damat Kushner’in, bir kaç gün önce Ramazan Bayramı mesajı verir gibi mehdisi kayınpederinin planından söz ederken, söylediklerine kulak verelim:“Eski bildiklerimizi söylemeyelim, iki devletli çözümden de söz etmeyelim” diyen ve detaylar için sır vermeyen damat; Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak kabul edilmesi konusunda ise gizemli davranmıyor. Adeta Ramazan sonrası İslam alemine bayram hediyesi (!) sunuyor. Zaten hayata geçirilmiş bu planın sürdürüleceğini söylemekten kaçınmıyor. Açıklamalarıyla, son altmış yıldır meseleye taraf olan, kafa yoran siyasetçileri, bilim adamlarını, kanaat önderlerini ve daha önemlisi masum Filistinliler ile ırkçılığı reddeden Yahudileri bayram sonrasına hazırlıyor. Projenin detayları saklanırken, İsrail için güvenliği önceleyen, Filistinliler için de bazı imkanları öneren bir plandan söz edilip şimdiden İsrail ve ötekiler ayrımı yapılıyor. Başka bir deyişle, İsrail’i korumak adına, utanmadan, Filistinlileri satın alacak bir projenin ipuçları sergileniyor.Kuşkusuz, iktidar vaadi veya mevcut iktidarlarını koruma sözü ile ikna edilecek; şantaj ile korkutulacak liderler vardır ama bölgede satın alınabilecek halk yoktur. Trump ve damadı geriye dönüp baksalar bunu kolaylıkla fark edeceklerdir. Gerek İngilizlerin Filistin’deki Manda yönetimleri, gerekse İsrail’in kuruluşundan veya 1967 savaşından sonra yapılan bütün planlar; aciz görülen, sürekli baskı ve kuşatma altında tutulan ve hatta öldürülen halktan geri dönmüştür. Geçmişte Peel Komisyonu, BM taksim planı, Oslo ve Camp David hep satın alınan ve alınamayanların kavgalarına sahne olmuştur. Satın alınanlar kâğıt üstünde imzaladıkları karar ve projelerini hiç bir zaman sahaya taşıyamamışlardır. Kendisini akıllı, eski ABD başkanlarını aptal bulan Trump’a ve damadına bunun behemehal hatırlatılması gerekmektedir. Zira, şartlar ne olursa olsun yukarıdaki soruları cevaplayamayan hiç bir proje Filistin’de hayata geçirilemeyecektir.Mübarek Ramazan-i Şerif’in ülkemize ve bütün İslam alemine hayır, insaf, iz’an ve şer ile mücadele azmi getirmesini diliyorum.
Trump’ın ‘Filistin Plânı’nın akıbeti ne olacak?
Trump’ın ‘Filistin Plânı’nın akıbeti ne olacak?
ABD Başkanı Trump’ın “Filistin meselesi”ne nihaî çözüm için, ‘Yüzyılın Anlaşması’ diye nitelediği bir barış plânı hazırlattığı biliniyordu. Ancak bu plânın detayları henüz kamuoyuna açıklanmadı. Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner’in yürüttüğü plân aylardır körün fili tarif ettiği hikâyeye dönüştü. Trump, plânın açıklanmasını İsrail’de 9 Nisan’da yapılacak seçimden sonrasına ertelemişti. Trump, sözde barış plânının seçimlerde bir referanduma dönüşmesini istememiş. Trump’ın erteleme gerekçesi böyle izah ediliyor.Video: Trump’ın ‘Filistin Plânı’nın akıbeti ne olacak?Trump’ın plânının çerçevesi taraflara eşit mesafede yer alan bir ekip tarafından değil, İsrail yanlısı olarak bilinen küçük, dar bir grup tarafından çiziliyor. Filistinli taraflar ise Trump’ın İsrail yanlısı politikaları sebebiyle görüşmelerden çekildiler. Filistin ile ABD arasındaki diplomatik temaslar kopmuş durumda. Trump yönetimi önceki ABD hükümetlerinin göze alamadığı ölçülerde İsrail yanlısı kararlara imza attı. ABD’nin İsrail Büyükelçiliği Tel Aviv’den Kudüs’e taşındı, “Birleşmiş Milletler”e bağlı “Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu”na (UNRWA) ABD’nin yaptığı malî katkı iptal edildi, “Filistin Kurtuluş Örgütü”nün Washington’daki ofisi kapatıldı. ABD, İsrail’i rahatsız eden kararlar aldığı için Birleşmiş Milletler’e bağlı “UNESCO” ile “İnsan Hakları Konseyi”nden de çekildi.ABD Senatosunda, “Filistin için İsrail’i Boykot Girişimi BDS”ye yaptırım getirilmesinin yanı sıra İsrail’e 38 milyar dolarlık askerî yardım içeren yasa paketi onaylandı. Paket Kongre’deki diğer onay aşamalardan geçer ise, yasalaşacak. Trump, “İran Nükleer Anlaşması”ndan çekilerek Netanyahu’nun bir isteğini daha yerine getirdi. Netanyahu İsrail’i ‘Yahudi devleti’ olarak tanımlayan bir ulus devlet yasası çıkararak, 2 milyona yakın Arap nüfusu ikinci sınıf vatandaşlar derecesine indirdi. Trump bu oldu-bittiye de sessiz kaldı.Trump, Netanyahu’ya yaptığı kıyakların karşılığında ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak nitelediği barış plânına İsrail’in onay vermesini bekliyor. Ancak Netanyahu plâna olumlu yaklaşacağına dair bir işaret vermiş değil, tam aksine başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletine razı gelmeyeceğini ve Batı Şeria’daki yerleşimlerden ödün vermeyeceğini gösteren açıklamalar yaptı. Bazı Siyonist kalemler ise plânın İsrail açısından sakıncalı olduğu uyarısı yapıyorlar.Netanyahu’nun Trump’ın barış plânını sekteye uğratacağına dair işaretlerden biri, Yahudi ırkçısı olarak bilinen üç küçük partiyle seçim ittifakı yapmasıydı. ABD’nin terör örgütleri listesine aldığı “Meir Kahane” hareketiyle ilişkili bu partilerle Netanyahu’nun işbirliği yapması Trump’ın barış plânı için kötü haber. İşgal edilmiş Filistin topraklarından Filistinlilere bir çakıl taşı bile vermeye yanaşmayan bu partilerin İsrail meclisine girmeleri veya İsrail Hükümetinde yer almaları, Trump’ın plânının önündeki en ciddi engellerden biri.ABD’deki “İsrail Lobisi”nin ana örgütleri de Netanyahu’nun ittifak hamlesini eleştiren açıklamalar yaptılar. Bazı yorumculara göre bu ittifak, Amerikan Beyaz Irkçı örgütü “KKK (Ku Klux Klan)” ile ABD Başkanının anlaşma yapmasına eş değer. Netanyahu’nun seçimleri kazanması halinde bu partilerle yapılacak bir koalisyon hükümetinin Trump’ın barış plânına olumlu yaklaşacağına ihtimal verilmiyor. Şimdiye kadar Trump’a her istediğini yaptıran Netanyahu, Trump’a neleri yaptırmayacağını da bu ittifak girişimiyle göstermiş oldu.9 Nisan’da Netanyahu kaybeder ise, kurulacak yeni hükümet Trump’ın Filistin plânına olumlu yaklaşır mı? İster Netanyahu’lu bir hükümet, isterse başka bir hükümet olsun, Trump kendi plânını İsrail’in kabul etmesi için ciddi bir baskı uygulayabilir mi? Yoksa, ‘Yüzyılın Anlaşması’ fiyaskoyla mı sonuçlanır? Trump’ın heybesinde neler olduğunu görmek için vakit erken ama 9 Nisan’dan sonra İsrail’de büyük bir gürültü kopacağını şimdiden söyleyebiliriz.
Ortadoğu, ABD ve İsrail’in niyetlerine kurban edilemez…
Ortadoğu, ABD ve İsrail’in niyetlerine kurban edilemez…
ABD Başkanı Trump geçenlerde Washington’da “Cumhuriyetçilerin Siyasi Eylem Konferansı’nda” yaptığı konuşmada yıllardır ABD’nin bir türlü kabullenmediği gerçeğin altını çizdi. Irak’taki politikalarının başarısızlığına değinerek kendi yaptıkları hava limanında dahi uçağı inerken ışıkların güvenlik amacıyla söndürüldüğünü ifade etti. Trump bir bakıma haklı “Sen 19 senedir işgal altında tutuğun bir ülke için 7 trilyon harca, sonra da güvenliğini sağlayamadığın için korkarak uçağının ışıklarını söndür…”Video: Ortadoğu, ABD ve İsrail’in niyetlerine kurban edilemez…Dile kolay, 7 trilyon dolar. Ortadoğu ve Afrika’da bir ülkeye 7 trilyon harcamak o ülkenin en az 3 kez imar edilmesi anlamına gelir. Hangi ülke olursa olsun yatırımların artması, işsizliğin sona ermesi, kişi başına düşen milli gelirin katlanması demektir.ABD’nin, Irak’ı imar ve inşa etmek gibi bir niyeti olsaydı şimdi terörün olmadığı, güvenlik sorunun sona erdiği bir Irak’la karşılaşırdık. ABD’nin Irak ve Suriye’de var olmasının tek bir nedeni var; İsrail’in ayakta kalmasını sağlamak. ABD’nin sadece Irak’a 7 trilyon, Suriye’ye resmi olarak 200 milyar dolara yakın para harcaması ancak bu şekilde açıklanabilir. Zaten Trump yönetimi de bu niyetini gizlemeyerek, katıldığı bir televizyon konuşmasında Ortadoğu’da bulunma nedenlerini “İsrail’i korumak” olarak belirtmişti.Trump’un damadı ve Ortadoğu özel danışmanı Jared Kushner’in de bu göreve getirilmesinin öncelikli nedeni Ortadoğu’da İsrail çıkarlarına uygun yeni bir alan açmak. Zaten bir süredir, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan bu niyetin ilk temsilcileri olmaya soyundular. Arakasından Mısır ve Ürdün bu blok içinde yer almaya başladı. ABD’nin, Mısır ve Ürdün’ü bu blokta tutmak için 60 milyar doların üzerinde bütçe ayırdığı kulislerde konuşuluyor. Bu paranın da İsrail veya ABD’den değil, Suudi Veliaht Prens Muhammed Selman’ın hibesiyle olacağı ayyuka çıkmış durumda.ABD öncelikle Ortadoğu’da anti-İsrail bloğu oluşturmaya çalışıyor. Bu konuda ilk yeşil ışığı Çad Devlet Başkanı İdris Deby’nin İsrail ziyareti ile verdiler. Sudan’ın en önemli aktörlerinden kabul edilen İstihbarat Başkanı Salah Abdullah Guş ve Mossad Başkanı Yossi Cohen’in “gizlice” Münih’te bir araya geldiği dedikoduları Sudan basınında gündeme getirildi.Irak’a yapılan yüklü miktarda harcamanın arkasında İsrail’e karşı güvenli bir bölge oluşturarak; Irak’ın, İran’a meyil göstermesini engelleyerek, kontrol altına almak. İran’dan gelebilecek tehdidi çok güvendiği ve para harcadığı Irak’taki üsleri ile önleyebilmek. Bu bakımdan Irak, İran’ın dizginlenmesi için ABD’den yardım almaya devam ediyor.ABD’nin Suriye’de sadece Irak misyonuyla hareket ettiğini düşünmemek gerekir. Trump gerçekten Suriye’den çekilme konusunda samimi olabilir ancak; Irak’tan asla çekilmez. ABD’nin Suriye politikasının, bölge ülkelerini oyalamaya dönük olduğu görülüyor. Türkiye’yi YPG/PYD terör örgütü ile oyalamaya çalışırken Rusya ve İran’ın rejime destek vermelerine seyirci kalarak aslında bu ülkeleri belli bir bölgeye “hapsetmek” istiyor.Trump’ın başkan seçilmeden önce söylediği ve uygulamaya çalıştığı İsrail ve Filistin arasında kalıcı barışı sağlama iddiası hep İsrail’in çıkarlarına hizmet etti. Aklı başında hiçbir Ortadoğu lideri Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınmasını kabullenmez. Kabul ettiğinde de sonunun felaket olacağını görür. ABD’nin amacının İsrail’in bölgede elini daha fazla güçlendirmeye yönelik olduğunu Selman dahi diğer kukla liderler de bilmesine rağmen neden bu oyunun taşeronları haline geldiklerini anlamak zor değil. Çünkü Birleşik Arap Emiri, Suudi Veliaht ve darbeci Sisi, kendi gelecekleri ile İsrail’in güçlenmesi arasında bir bağ olduğunu düşünüyorlar.Bu bloklaşmanın önünde tek engel, İslam dünyasında Başkan Erdoğan gözüküyor. Sadece Ortadoğu halkları değil dünya Müslümanları Filistin ile ilgili bir mesele ortaya çıktığında Erdoğan’ı duymak, dinlemek istiyorlar. Erdoğan’ın Filistin konusundaki haklı hassasiyetini ABD, İsrail ve onların taşeron devletleri çok yakından biliyor ve Erdoğan engelini aşmaya çalışıyorlar.Erdoğan, Filistin halkının desteklenmesi, haklarının çiğnenmemesi gibi konularda çok güçlü bir irade gösterdi. Bu irade devam ettiği sürece ABD’nin İsrail hamiliğine soyunması ve bölge çıkarlarını devam ettirmesi zor görünüyor. Bu zorluğu aşmak için ABD, Suriye’de oyalama taktikleri güderken Afrika boynuzunda Türkiye’nin, bölge halkının menfaatlerini yükseltmeye yönelik girişimlerinin önünü tıkamaya çalışıyor.İsrail’in bölgede güçlendirilmesi için ABD, İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri daha güçlü bir operasyon deneyeceklerdir. Türkiye, Katar ve İran blokunun bölgeyi istikrarsızlaştırdığı iddiası en büyük argümanlarıdır. Türkiye ve Katar’ın radikal sünni hareketlere destek verdiğini söylerken İran’ı da, Suriye’de mezhepçi bir dış politika izleyerek Arap Sünnileri dışladığını ifade edeceklerdir.Öncelikle Türkiye’nin, İran ve Katar’dan farklı bir konumu var. Türkiye, hiçbir zaman ayrımcı, etnisiteye dayalı, mezhepçi bir politika izlemedi. Terörü hiçbir zaman desteklemedi ve DEAŞ’e karşı en önemli mücadeleyi veren ülke oldu. İran’ın mezhepçi bir siyasetten kurtulamadığı doğrudur; fakat bu, İsrail ve ABD’nin bir meselesi değil bölge ülkelerinin kendi aralarında halletmeleri gereken bir sorundur. Türkiye ile ilişkileri “iyi” diye Katar cezalandırılırken aynı Katar’ın ABD ile olan güçlü ilişkileri görmezlikten gelinmektedir.Bu tür bloklaşmayı diğer taraf istese bile sancılı bir ayrışmadır. Çünkü Ortadoğu’da bölgesel tehditler de vardır. Türkiye bu konuda çok kararlı bir politika izleyerek iyi bir sınav veriyor ve stratejik ortaklıkları geliştirmeye çalışıyor. ABD karşı çıkıyor diye İran’ı dışlamıyor, aksine bölge barışı için karşılıklı uzlaşma yollarını arıyor.ABD’nin Irak işgali, Suriye’deki terör örgütlerine desteği, Suud Prensini ve Körfez Emirini öne çıkarması birbirinden bağımsız olaylar değildir. Yapılan her şey, Trump’ın bir televizyon kanalında dediği gibi “İsrail’i kollamak ve korumak” içindir. Bu yüzden bölge ülkeleri 70 yıldır bölgeyi kan gölüne çeviren İsrail’e ve onu kollayan ABD’ye dur demek için kendilerine çeki düzen vermelidir. Ortadoğu, ABD ve İsrail’in amaç ve çıkarlarına kurban edilemez.
Geri zekalı!
Dünya
Geri zekalı!
Trump’ın damadı ve İsrail’in ABD’deki adamı Jared Kushner, New York Times’e yaptığı açıklamada Filistin halkına, “Filistinliler gerçek olmayan hayallere inanan, beyni yıkanmış halka dönüştü” sözleriyle hakaret etti.
Yeni Şafak
Netanyahu: Arap ülkelerin liderleriyle gizli görüşmeler yapıyoruz
Dünya
Netanyahu: Arap ülkelerin liderleriyle gizli görüşmeler yapıyoruz
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin diplomatik ilişkiye sahip olmadığı bazı Arap ve Müslüman ülkelerin liderleriyle kamuoyuyla paylaşılmayan çok sayıda gizli görüşme yaptıklarını söyledi.
AA
Filistin’i haritadan silme planı
Dünya
Filistin’i haritadan silme planı
ABD toprak değişimleriyle Filistin’i haritadan silmek istiyor. İsrail-Filistin çatışmasına çözüm bulma rolüne soyunan ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın hazırladığı Ortadoğu planının taslakları gazeteci Vicky Ward tarafından bir kitapta ifşa edildi
Yeni Şafak
Ortadoğu barışı Yahudi damada emanet!
Dünya
Ortadoğu barışı Yahudi damada emanet!
Ortadoğu barışını tesis etmeye talip olan Donald Trump, Filistin-İsrail çatışmasını çözmesi için Yahudi damadı Jared Kushner’i görevlendirecek. Kabinesini şekillendirmeyi sürdüren Trump, azınlıklar, Müslümanlar ve diğer göçmenlere yönelik olumsuz sözleriyle tanınan isimlere ağırlık veriyor.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.