Bağımsızlık Köyü: Madde bağımlılarını tedavi edilecek
Hayat
Bağımsızlık Köyü: Madde bağımlılarını tedavi edilecek
Kemerburgaz'da madde bağımlılarına yönelik tarımla terapinin uygulanacağı "Bağımsızlık Köyü Değişim Seninle Mümkün" projesinin açılış töreni yapıldı. Eyüpsultan Belediye Başkanı Köken, "Bağımsızlık Köyü, bağımlılıkla mücadelede en güzel örneklerden bir tanesi. Burası inşallah ülkemiz için bir mihenk taşı olacaktır" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fidan, "Özgün düşüncelerle hazırlanmış bir proje. Maksat bu kötü alışkanlıklardan muzdarip olan insanları toprakla hemhal etmek, bitkiyle haşır neşir etmek, tabiatla kucaklaştırıp topluma faydalı bireyler olarak dönüşümünü sağlamaktır" açıklamasında bulundu.
AA
TEM'de kilometrelerce kuyruk: Polis tek tek denetledi
Koronavirüs
TEM'de kilometrelerce kuyruk: Polis tek tek denetledi
Koronavirüs tedbirleri kapsamında trafikte sürücü ve yolcuların kimlik kontrollerin denetimi devam ediyor. TEM Otoyolu'ndaki denetimde kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Vatandaşların daha sakin ve yazlık bölge olan Kumburgaz taraflarına doğru seyahat ettikleri gerekçesiyle trafiğin olması gerekenden daha yoğun olduğu öğrenildi.
DHA
Faaliyeti sona erdirilen çekiciler otoparklara toplandı: Vakfın otoparkları bomboş kaldı
Gündem
Faaliyeti sona erdirilen çekiciler otoparklara toplandı: Vakfın otoparkları bomboş kaldı
Faaliyeti sona erdirilen İstanbul Trafik Vakfı'na ait çekiciler otoparklara toplandı. Kemerburgaz'da bulunan otoparkta toplanan çekiciler havadan da görüntülendi.
DHA
Zihinsel Engelliler Çağdaş Sanat Sergisi
Zihinsel Engelliler Çağdaş Sanat Sergisi

Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde, 14 Kasım’a kadar açık olan Zihinsel Engelliler Çağdaş Sanat Sergisi’nden söz etmeden önce, galeriyle ilgili kısa bir bilgi vermeliyim ki, zaten halka açık olan Kemerburgaz Kent Ormanı’nın yeniden açılmasındaki gibi, o da

Video: Zihinsel Engelliler Çağdaş Sanat Sergisi


bir skandala malzeme olmasın.

Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi, Taksim Maksemi olarak bilinen, I. Mahmud döneminde inşa edilmiş tarihi Su Deposu’ndadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi burayı restore ederek, 2008 yılında, zikrettiğimiz adla hizmete açmıştır.

Gezi Eşkıya Kalkışması’nda, elli kişilik bir çete tarafından, güvenlik kameraları kırılmış; idari bürodaki bilgisayarları parçalanmış; Amerikalı, Alman, Mısırlı ve Çinli isimlerin de aralarında yer aldığı kırk bir sanatçının eserleri tahrip edilmiş, Rana el Şami’nin barışı simgeleyen ‘Beyaz Kuşlar’ı asılı bulunduğu yerden sökülerek tekmelerle parçalanmış, 7 Vadi 60 Kanat Gölgesi konseptiyle hazırlanan ve 2. Uluslararası İstanbul Trienali’nde sergilenen sanat eserleri de yağmalanmıştı.

Neyse ki, eşkıyanın gücü taşlara sökmediği için binası sağlam kalmış, kalkışmanın kolluk gücüyle bastırılmasını izleyen günlerde galeri eski haline getirilmişti.

Zihinsel Engelliler Çağdaş Sanat Sergisi işte burada yer alıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Engelliler Merkezine bağlı (ki, bu Merkez de Ekrem’den önce kurulmuştur) okullarda görev yapan 20 öğretmenin proje koordinatörlüğünde gerçekleştirilen serginin küratörlüğünü, yine aynı merkezde çalışan ressam Engin Beyaz yapmış.

Küratör Beyaz’dan aldığım bilgiye göre, sergi 17-35 yaş arası otistik, down sendromlu, mental 800 öğrencinin ferdi veya müşterek çalışmalarından oluşuyor.

Şimdi sergiye dönüşen projeyle, zihinsel engelli bir bireyin el-göz koordinasyonuna, kas gelişimine, daha genel bir söyleyişle engelli ferdin fiziksel gelişimine katkı sağlamayı amaçladıklarını belirten Beyaz, bunu engellilerin ferdî gelişimi ve grup çalışmalarına uyumu şeklinde ikili bir çabayla gerçekleştirmeye çalıştıklarını ve bu sayede, öğrenciler arasından gerçekten farklı bakışa, tasavvura, tahayyüle, dile ve çizime sahip olanları da keşfetmeyi hedeflediklerini söyledi.

Sergilenen tüm çalışmaları birebir görmeye gayret ederek gezebilmiş olmanın verdiği cesaretle söyleyebilirim ki, sergi şu iki övgüyü hak ediyor:

1- Zihinsel engellilerin, hangi nedenle olursa olsun, toplum dışına itilmelerinin büyük bir hata olacağına dair yapılan vurgu ile, özel eğitim, yönlendirme, özendirme yoluyla mevcut toplumsal hayata katabilecekleri yeni renklere aracılık edilmesi,

2- Özel eğitim, yönlendirme ve özendirmenin sanatla birleştirilmesi halinde, zihinsel engellilerin şahsında yeniden üretilebilecek olan hayat sevgisinin, verilecek ilgili eserler yoluyla pekiştirilmesi ve dolayısıyla onların gündelik hayatın tam ortasına yerleştirilmelerinin mümkün olduğunun gösterilmesi.

Zihinsel Engelliler Çağdaş Sanat Sergisi’ne bu iki hak edişten baktığımızda, çağdaş ve sanat nitelemelerinin isabetli olup olmadıklarını tartışmak, kendiliğinden abes olacaktır.

Zira buradaki çağdaş’ın, şimdiki zaman idrakine; sanatın da maharete, marifete veya hünere nispetle söylendiği aşikardır. Dolayısıyla şimdi zamanın müdriki olarak çağdaşlığı, kendi zamanını hoşluk, mutluluk içinde yaşama; en geniş anlamıyla zanaattan sanata uzanan marifeti de (zihin ve el becerisinin düzeyi ne olursa olsun) her insana verilmiş ortak nimet olarak görme şeklinde anladığımızda, sergiyi doğuran amaç ve uygulama çabası da hedefine ulaşmış olacaktır.

Bu manada, Degas’ın şu sözünü nakletmemin tam yeridir:

Sanat sizin gördüğünüz değil, başkalarının görmesini sağladığınız şeydir.

Meselenin bu sözdeki isabeti aşan önemli bir yanı daha var. Şöyle ki, dünyanın en ünlü sanatçıları şu iki şeyi özellikle talep ederler: 1-Aydınlık (ışık), 2-Sadelik. Bu iki esas, sanat yapma kaygısından sıyrılarak sanat yapabilmenin koşulu olmakla daima el üstünde tutulmuş, sanat yapma kaygısının aynı zamanda sanatsal üretim açısından bir şartlanmaya (kendi kurgusunun esaretine girmeye) neden olması ve bu cihetle sanatçının önünde kalın bir sis perdesi oluşturması yönünden üstesinden gelinmesi çok zor bir problematik olarak algılanmıştır.

Her şey bir yana, zihinsel engellilerin eserlerinden söz konusu problematiğin aşılabilirliğine dair çok önemli kanıtlar devşirmemiz mümkündür.

Küratör Engin Beyaz’a, sayılarının fazlalığı nedeniyle isimlerini zikredemediğim proje koordinatörlerine ve sergiye emek veren herkese teşekkür ediyorum.

Şov bitti
Gündem
Şov bitti
İBB’nin “İmara değil, halka açıyoruz” dediği Kemerburgaz Kent Ormanı’nı, daha önce imara açılmış gibi lanse etmesi tepki çekti. Alanın devlet ormanı niteliğinde olduğu ve hiçbir şekilde imara açılamayacağını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanlığı noktayı koydu: Açıklamaların halkı yanlış bilgilendirmekten başka amacı yok!
Yeni Şafak
Mehmet Tevfik Göksu: 'İmara değil halka açıyoruz' demek vicdansızlık
Gündem
Mehmet Tevfik Göksu: 'İmara değil halka açıyoruz' demek vicdansızlık
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili ve Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB), 'Kemerburgaz Kent Ormanı' projesiyle ilgili slogana sert tepki gösterdi. Göksu “İmara değil halka açıyoruz’ demek, sanki önceki yönetim bu ormanı imara açmak istemiş gibi bir algı yaratılıyor. Bu büyük bir vicdansızlıktır” dedi. Göksu, söz konusu bölgenin önceki yönetim zamanında park alanı olarak düzenlendiğini söyledi.
DHA
Bakanlıktan Kemerburgaz Kent Ormanı açıklaması: Halk yanlış bilgilendiriliyor
Gündem
Bakanlıktan Kemerburgaz Kent Ormanı açıklaması: Halk yanlış bilgilendiriliyor
Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan basında yer alan Kemerburgaz Kent Ormanı’nı, “İmara Değil, Halka Açıyoruz” başlıklı habere ilişkin yapılan açıklamada, "‘Kiraya verilecek mesire yerleri üzerinde sabit tesis yapılamaz’ ibaresi açık olarak yer almaktadır. Hal böyleyken Kemerburgaz Kent Ormanı’nı, yeni yapılmış veya daha önce imara açılıyormuş gibi lanse ederek, ’İmara değil, halka açıyoruz’ şeklinde sosyal medya paylaşımları yapmanın halkı yanlış bilgilendirmekten öte başka bir amacının olmadığı aşikardır" denildi:
IHA
Sudan kavgalar
Sudan kavgalar

Basın ve sosyal medyada Hamidiye Suyu konusunda bir kavga başlatıldı. Hamidiye sularını tüketen bazı şirketlerin anlaşmalarını sonlandırdığı ve bunun İBB’ye karşı bir tavır olduğu yazıldı. İBB’nin kendi programlarında katılımcılarına başka bir markayı ikram etmesiyle de dedikodu pazarına yeni bir malzeme üretti.

Video: Sudan kavgalar


Bütün bunlar olurken, yıllarca önce Hamidiye Suyu tarihçesini Bâkî Kente Âb-ı Bekâ (İstanbul 2006) başlığıyla yazmış olduğumdan dolayı bana da söz hakkı düştü.

Önce şunu belirtelim. Hamidiye Suyu bir vakıf, bir miras ama daha da önemlisi halkın malıdır. İnsan için hayat kaynağı olan su üzerinden siyaset yapmak hem ayıptır, hem de günahtır. Bu arada benim hangi şirketin kimden neyi alacağına ayar verme hakkım olmadığı gibi; başkasının da hakkı yoktur. Ama hakikatı bilmek herkesin hakkıdır.

İşte size Hamidye Suyu hikayesi:

İstanbul tarih boyunca her zaman su fakiri bir kent olmuştur. Bu yüzden Bizans döneminde, Osmanlı asırlarında güçlü yöneticilerin bu kente yaptıkları en büyük hizmet, uzaklardan su getirtmek olmuştur. Sultan II. Abdülhamid de bu büyük hizmeti yapan yöneticilerden biridir. Bir taraftan halkın ihtiyacı, diğer tarafatan büyüyen ve içinde çalışanları ile adeta küçük bir şehri andıran Yıldız Sarayı’nın şehir suyuna ortak olması; sultanı çözüm arayışlarına sevketmiştir. Uzun araştrmalar ve teknik incelemeler sonucunda, Cendere Vadisi’nde boşa akan kaynak sularının birleştirilerek şehre getirtilebileceği anlaşıldı. Dönemin sivil ve askeri mühendisleri çalıştırılarak kısa zamanda en son teknoloji ile bir sistem kuruldu. Böylece 1902 yılı ortalarında İstanbul’un muhtelif semtlerinde yapılan çeşmelere Hamidiye Suyu akıtıldı.

Yapım masrafları, Padişah’a tahsis edilmiş olan Hazine-i Hassa’dan karşılandı. Dolayısıyla projenin hizmete geçmesinden sonra çıkabilecek bakım ve onarım masrafları da dikkate alınarak, Hamidiye Suyu’nun idaresi Hazine-i Hassa Nezareti’ne verildi. Ancak bu idare bir süre sonra, önce Ticaret ve Nafa Nezareti’ne; II. Meşrutiyet yıllarında ise İstanbul Belediyesi’ne devredildi. Belediye, Yıldız Sarayı’nın devre dışı kalması nedeniyle, mevcut suyu muhtelif yerlere akıtıp sistemi geliştirdi. Nitekim, 1925 yılında, Cendere’deki buharlı su makineleri elektrikli makinelere dönüştürülerek şehre günde dokuz yüz ton su pombalanmaya başladı. Elimizdeki veriler vakıf sular hükmünde olan Hamidiye sularının bu yıllardaki işletme şekli hakkında yeterli bilgi vermemektedir. Fakat belediyenin pul uygulamasıyla kaynak sularından aldığı vergi istatistiklerinden anlaşıldığına göre; 1930 yılında, vergilendirilmiş 183 bin ton su tüketiminin 30 bin tonu Hamidiye’den sağlanmıştır.

Buna rağmen, Hamidiye Suyu isale hatlarının şehrin büyüme ve gelişmesine paralel bakım ve onarımları yapılamamıştır. Kontrolsüz büyüyen şehirde motorlu araçların artmasıyla yollar yeniden düzenlenmiştir. Bu sırada isale hatlarının bir bölümü devre dışı bırakılmıştır. Nitekim 1950’li yıllara gelindiğinde Hamidiye Suyu’nun artık eskisi kadar tüketilmediği görülmektedir. Hamidiye çeşmeleri birer birer devre dışı kalmış; bu boşluğu da ticari firmalar doldurmaya başlamıştır.

Bu gelişme, İstanbul Belediyesi’ni de harekete geçirmiştir. Onlar da Hamidiye Suyu’nun modern ve hijyenik yöntemlerle şişelenip dağıtımını sağlayacak girişimler başlatmıştır. 1972 yılında Hamidiye kaynak sularının modernizasyonu işi bir İtalyan firmasına ihale edilmiştir. Anlaşmaya göre, Kemerburgaz’da Eğrikemer mevkiinde Hamidiye suyunun yedi ve sekizinci maslaklarının bulunduğu yerde 6.5 milyon harcanarak yeni tesisler kurulacaktı. Projeye göre, su hiç el değmeden şişelenip dağıtıma sunulacaktı. Ama beklenen olmadı.

O güne kadar tüzel kişiliği vakıf sular altında bulunan Hamidiye Suyu işletmesi, 7 Mart 1979 tarihinde Hamidiye Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne dönüştürülerek ambalajlı su üretimine başlamıştır. Standart ve galon şişelerle su üretmeye başlayan şirket, 1980 yılında kaynak suyu ruhsatı almıştır. 1988 yılında, anonim şirkete dönüştürülen Hamidiye Su işletmeleri, 1989 yılında da “Belpa Belediye Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” unvanını almıştır.

İstanbul 1990’lı yılların başında tarihinin en susuz dönemlerini yaşamaya başlamıştı. Bu yüzden gerek özel sektör ve gerekse belediye su dağtımına yönelmişlerdi. Mayıs 1991’de doksan yıllık Hamidiye Suyu işletmesine “Halk Su Belediye Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” unvanı verilip -bugün olduğu gibi- dönemin kısır siyasi tartışmalarına konu edilmiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1994 yılında İstanbul Belediye Başkanı seçilmesi akabinde; şirket tekrar “Hamidiye Kaynak Suları Anonim Şirketi” unvanına kavuştu. Bu tarihten itibaren sürekli modernize edilen şirket, su üretim kapasitesini ve dağıtımını da arttırdı. Yapılan çalışmalar kaynak suyu şirketinin kalitesini yükseltirken markaya da uluslararası bir şöhret kazandırdı.

Lafın kısası: Suyumuzu siyasete alet edip ağzımızın tadını kaçırmayın.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.