Sahibinin Sesi
Sahibinin Sesi
CHP’nin Emekli Monşeri Ünal Çeviköz, mandacı zihniyetin günümüzdeki müseccel markasıdır.Made in U.S.A “German Marshall Fund”daki konuşması, Türkiye’de “ABD’nin namı hesabına özel görev yapan bir siyasetçi” olduğunu açıkça gösterdi.*“Sahibinin Sesi” Mister Çeviköz’in zırvaları şöyle sıralanıyor:*ABD’nin Seçilmiş Başkanı Joe Biden’dan Türkiye için “demokrasi” vurgusu bekliyoruz.*CHP iktidarında, S-400’leri iptal edeceğiz.*Türkiye, Libya’ya Silah Ambargosu içeren BM kararına uymadı.*KKTC’de kapalı ...
Diyarbakır'da eylem hazırlığındaki PKK'nın gizli şehir yapılanmasına operasyon: İki teröristin hastanede çalıştığı ortaya çıktı
Gündem
Diyarbakır'da eylem hazırlığındaki PKK'nın gizli şehir yapılanmasına operasyon: İki teröristin hastanede çalıştığı ortaya çıktı
Diyarbakır’da düzenlenen operasyonlarda metropollerde eylem hazırlığında olan 5 terörist yakalandı. Kırsalda silah ve bomba eğitimi alan teröristlerden ikisinin hastanede çalıştığı, birinin ise KHK ile ihraç edildiği belirlendi.
IHA
Makam sahipleriyle çalışan işçiler memurlardan 20 kat daha fazla mesai alacak
Makam sahipleriyle çalışan işçiler memurlardan 20 kat daha fazla mesai alacak
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifinin K Cetvelinde fazla çalışma ücreti verilecek personel ile bunlara yapılacak ödeme tutarları ve süreleri belirlenmiştir. Makam sahiplerinin yanında çalışmanın külfetinin yanında bazen de mali olarak avantajlı durumu vardır. Bu görevlerde çalışanların özel yaşamları büyük oranda bitmektedir. Çünkü bunların günün her zamanında makam sahiplerinin yanında bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde bu görevlerde çalışmaları mümkün değildir. Bir de bunların ...
Kanun hükmünde temizlik
Gündem
Kanun hükmünde temizlik
OHAL’e dayanılarak çıkarılan kanun hükmünde kararnameler FETÖ’nün kamudan ayıklanmasında önemli rol oynadı. Çıkarılan KHK’lardan öne çıkanlar özetle şöyle:
Yeni Şafak
Belediyelerdeki görevde yükselme süreçlerinde kritik değişiklikler yapıldı
Belediyelerdeki görevde yükselme süreçlerinde kritik değişiklikler yapıldı

Kamu personel yönetiminin en zayıf uygulandığı kurumlar belediyeler ve bağlı kuruluşlarıdır dersek herhalde abartma olmaz. Sayıştay raporlarına bakıldığında bu durum açıkça görülmektedir. Bu yazımızda 2 Temmuz’da yürürlüğe konulan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’le getirilmeye çalışılan kritik düzenlemeler ile 375 sayılı KHK’deki değişiklikleri açıklamaya çalışacağız.

Yeni düzenleme ile getirilen en kritik yenilik

Hem kamu kurumlarında hem de belediyelerde görevde yükselme sınavına girmeden istisnai yöntemlerden yararlanarak müdür kadrolarına atanma yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik ile belediyelerde bu durumun önüne kısmen de olsa engel olunmaya çalışılmıştır.

Sınavsız olarak belediyelerdeki müdür ve şube müdürü kadrosuna atanmada zabıta müdürü ve itfaiye müdürü kadroları asansör olarak sıklıkla kullanılmaktaydı. Bu nedenle sınavsız olarak müdür ve şube müdürü kadrolarına atanmayı zorlaştırmak için sınavsız atanılan zabıta müdürü ve itfaiye müdürü kadrolarında en az iki yıl çalışma şartı getirilmiştir. Daha önce bu kadrolarda bir ay gibi çok kısa süre görev yapanlar sınavsız olarak müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmekteydi. Adeta zabıta müdürü ve itfaiye müdürü kadroları asansör vazifesi görmekteydi. Yeni düzenleme kısmen de olsa bunun önüne geçmiştir.

Ayrıca, yönetmelik kapsamı dışındaki daha üst görevlerde bulunanların müdür ve şube müdürü olarak sınavsız atanabilmesi için de en az altı ay süreyle çalışmış olma şartı getirilmiştir. Buna göre Yönetmelik kapsamı dışındaki daha üst görevlerde en az altı ay bulunanların, alt görevlerde çalışma süresi şartı hariç olmak üzere, aranan diğer özel şartları taşımaları kaydıyla, yönetim hizmetleri grubu, araştırma, planlama ve savunma hizmetleri grubu ve hukuk hizmetleri grubunda gösterilen kadrolar ile unvan değişikliğine tabi kadrolara sınavsız, genel hükümlere göre atanabilmesi mümkün olabilecektir. Bu düzenleme öncesinde de üst düzey kadrolarda kısa sürede bulunmak müdür kadrolarına atanmak için yeterli olmaktaydı. Ancak, yapılan düzenleme sonrasında en az altı aylık çalışma zorunluluğu getirilerek sınavsız atanmanın devri azaltılmıştır. Özellikle belediye başkan yardımcılığı kadroları sınavsız olarak müdür kadrosuna atama için sıklıkla kullanılmaktaydı.

Elbette bu düzenlemeler sorunu kökten çözmemiştir. Ancak, sınavsız müdür atamaları oldukça zorlaştırılmıştır. Muhtemeldir ki şimdi de belediyeler zabıta müdürü ve itfaiye müdürü kadrolarına asaleten atama yapıp vekaleten de belediyelerdeki müdür kadrolarına baktıracaklardır. Bundan sonra belediyelerdeki özel kalem müdürü kadrolarının da asansör kadro olarak sıklıkla kullanıldığını da göreceğiz. Zira bu kadrolarda belirli bir süre çalışma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Maalesef belediyeler, personel yönetiminde kurallara en az riayet edilen kurumlardır.

Mahalli idarelerde uygulanan görevde yükselme yönetmeliği halen yürürlükte

Bu düzenleme yürürlüğe girdi girmesine de İçişleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın müştereken çıkardığı Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik halen yürürlüktedir. Belediyelerin de bu yönetmeliğin kapsamında olduğu düşünüldüğünde kafa karışıklığı oluşması doğal hale gelmiştir. Dolayısıyla aynı konuda her iki yönetmelikte farklı farklı düzenlemelerin olduğu açıkça görülmektedir. Öyleyse çelişki halinde nasıl bir uygulama yapılacaktır?

Her iki yönetmeliğin genel ve özel olduğunu iddia etmemiz oldukça zordur. Son düzenleme esas alınmalıdır gibi bir yaklaşımda sıkıntılı gözüküyor. Keşke bu tür düzenlemeler yapılırken biraz daha dikkatli olunsaydı da oluşabilecek muhtemel sıkıntılar kökünden çözülmüş olsaydı.

Kadrolu müşavir kadrosuz müşavir dönemi

“Torba kanunda yapılan değişiklikler kamu personeline nasıl yansıyacak?” başlıklı yazımızda 375 sayılı KHK’de yapılan değişikliklerin sıkıntılarından bahsetmiştik. Yaşanacak muhtemel sıkıntıların biraz daha ayrıntılı açıklanması gerekmektedir.

Görevden alınan bazı genel müdürler görevden alınma zamanına bağlı olarak müşavir olarak atanabilecekken bazıları sadece bakan müşaviri maaşı alacaklar. Bu durum kendi içerisinde tutarsızlık barındırmaktadır. Tek kelimeyle özetlemek gerekirse 703 sayılı KHK ile görevden alınan müşavirlerin hiçbirisi tekrar müşavir olarak atanamayacaktır.

7247 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici maddesinde yer alan; genel müdür ve üstü kadro, pozisyon ve görevlerden 9/7/2018 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği 26 Haziran 2020 tarihe kadar olan dönemde alınan veya görevi sona eren kamu görevlileri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde talepte bulunmaları halinde, önceki yöneticilik görevlerinin ilgisine göre Cumhurbaşkanlığı’na bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlarda müşavir veya danışman kadro veya pozisyonlarına ya da bakanlıkların merkez teşkilatlarında bakanlık müşaviri unvanlı kadrolara atanabileceklerdir.

İşte sorun burada çıkmaktadır. Bir tarafta genel müdür ve üstü kadrolarda bulunup da müşavir kadrosunda bulunanlar veya müşavir olarak atanma imkânı verilenler, diğer tarafta ise genel müdür ve üstü kadrolarda bulunup ta müşavir olarak atanamayan ama müşavir maaşı alacak olanlar. Bu durumun adil olduğunu düşünmek oldukça zordur. Kaldı ki bunlara müşavir maaşı verip de müşavir kadrosundan mahrum bırakmak çok sağlıklı bir yöntem olmamıştır. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz ama bir dönem genel müdür veya üzeri kadrolarda bulunanların araştırmacı veya mühendis vb. kadrolarında bırakılmaları doğru değildir. Müşavir maaşı verip te müşavir kadrosuna atamamak hangi amaca hizmet edecektir? Bu kişilerin yıllarca amirliğini yaptığı kişilerin emri altında çalışmaya zorlanması çok sağlıklı bir durum olmasa gerektir. Kaldı ki fiili uygulamada bu kişilere herhangi bir iş verilmesi de söz konusu olmamaktadır.

Diğer yandan 7247 sayılı Kanun’daki yeni düzenleme sonrasında genel müdür ve üzeri kadrolarda bulunanlar görevden alındıktan sonra süresine bakılmaksızın müşavir kadrosuna atanmaktadır.

Benzer durumun 703 sayılı KHK öncesinde görevden alınan valiler için de geçerli olduğunu ifade etmek isteriz. Maalesef yapılan yeni düzenleme yeni bir tartışmayı başlatmış ve sorun çözülene kadar da tartışma devam edecektir.

7247 sayılı Kanun’un 21’inci maddesine gerek var mıydı?

375 sayılı KHK’nin geçici 33’üncü maddesi aynen yerinde dururken ve burada yer alan iki yıllık sınır ortadan kaldırılmışken yeni düzenlemenin 21’inci maddesi ile getirilen geçici 37’nci maddenin niçin konulduğunu anlamış değiliz. Yani maddenin olması ile olmaması arasında fark olmadığını düşünüyoruz.

Müsteşar ve müsteşar yardımcılarının son durumu değişti mi?

703 sayılı KHK ile yeni sistemde müsteşar, müsteşar yardımcısı ve merkez valisi ile kadroları kaldırılan diğer üst kademe kamu yöneticilerinin mevcut kadroları, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle yeni düzenleme yapılıncaya kadar şahıslarına bağlı olarak saklı tutulacak ve sadece müsteşar, müsteşar yardımcısı ve merkez valisi olup da kadroları iptal edilenlerin mali, sosyal hak ve yardımları, Cumhurbaşkanı’nca belirlenecek usul ve esaslar yürürlüğe girinceye kadar, bu maddenin yayımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre ödenmeye devam edecekti.

Şuana kadar Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle yeni bir düzenleme yapılmadığı için hem bunların kadroları şahsa bağlı hale getirildi hem de mali, sosyal hak ve yardımları aynen muhafaza edildi. Geçen bunca zamana rağmen kararnamenin hala niçin çıkarılmadığını merak ediyoruz.

Belediyelerdeki görevde yükselme süreçlerinde kritik değişiklikler yapıldı
Belediyelerdeki görevde yükselme süreçlerinde kritik değişiklikler yapıldı

Kamu personel yönetiminin en zayıf uygulandığı kurumlar belediyeler ve bağlı kuruluşlarıdır dersek herhalde abartma olmaz. Sayıştay raporlarına bakıldığında bu durum açıkça görülmektedir. Bu yazımızda 2 Temmuz’da yürürlüğe konulan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’le getirilmeye çalışılan kritik düzenlemeler ile 375 sayılı KHK’deki değişiklikleri açıklamaya çalışacağız.

Yeni düzenleme ile getirilen en kritik yenilik

Hem kamu kurumlarında hem de belediyelerde görevde yükselme sınavına girmeden istisnai yöntemlerden yararlanarak müdür kadrolarına atanma yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik ile belediyelerde bu durumun önüne kısmen de olsa engel olunmaya çalışılmıştır.

Sınavsız olarak belediyelerdeki müdür ve şube müdürü kadrosuna atanmada zabıta müdürü ve itfaiye müdürü kadroları asansör olarak sıklıkla kullanılmaktaydı. Bu nedenle sınavsız olarak müdür ve şube müdürü kadrolarına atanmayı zorlaştırmak için sınavsız atanılan zabıta müdürü ve itfaiye müdürü kadrolarında en az iki yıl çalışma şartı getirilmiştir. Daha önce bu kadrolarda bir ay gibi çok kısa süre görev yapanlar sınavsız olarak müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmekteydi. Adeta zabıta müdürü ve itfaiye müdürü kadroları asansör vazifesi görmekteydi. Yeni düzenleme kısmen de olsa bunun önüne geçmiştir.

Ayrıca, yönetmelik kapsamı dışındaki daha üst görevlerde bulunanların müdür ve şube müdürü olarak sınavsız atanabilmesi için de en az altı ay süreyle çalışmış olma şartı getirilmiştir. Buna göre yönetmelik kapsamı dışındaki daha üst görevlerde en az altı ay bulunanların, alt görevlerde çalışma süresi şartı hariç olmak üzere, aranan diğer özel şartları taşımaları kaydıyla, yönetim hizmetleri grubu, araştırma, planlama ve savunma hizmetleri grubu ve hukuk hizmetleri grubunda gösterilen kadrolar ile unvan değişikliğine tabi kadrolara sınavsız, genel hükümlere göre atanabilmesi mümkün olabilecektir. Bu düzenleme öncesinde de üst düzey kadrolarda kısa sürede bulunmak müdür kadrolarına atanmak için yeterli olmaktaydı. Ancak, yapılan düzenleme sonrasında en az altı aylık çalışma zorunluluğu getirilerek sınavsız atanmanın devri azaltılmıştır. Özellikle belediye başkan yardımcılığı kadroları sınavsız olarak müdür kadrosuna atama için sıklıkla kullanılmaktaydı.

Elbette bu düzenlemeler sorunu kökten çözmemiştir. Ancak, sınavsız müdür atamaları oldukça zorlaştırılmıştır. Muhtemeldir ki şimdi de belediyeler zabıta müdürü ve itfaiye müdürü kadrolarına asaleten atama yapıp vekaleten de belediyelerdeki müdür kadrolarına baktıracaklardır. Bundan sonra belediyelerdeki özel kalem müdürü kadrolarının da asansör kadro olarak sıklıkla kullanıldığını da göreceğiz. Zira bu kadrolarda belirli bir süre çalışma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Maalesef belediyeler, personel yönetiminde kurallara en az riayet edilen kurumlardır.

Mahalli idarelerde uygulanan görevde yükselme yönetmeliği halen yürürlükte

Bu düzenleme yürürlüğe girdi girmesine de İçişleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın müştereken çıkardığı Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik halen yürürlüktedir. Belediyelerin de bu yönetmeliğin kapsamında olduğu düşünüldüğünde kafa karışıklığı oluşması doğal hale gelmiştir. Dolayısıyla aynı konuda her iki yönetmelikte farklı farklı düzenlemelerin olduğu açıkça görülmektedir. Öyleyse çelişki halinde nasıl bir uygulama yapılacaktır?

Her iki yönetmeliğin genel ve özel olduğunu iddia etmemiz oldukça zordur. Son düzenleme esas alınmalıdır gibi bir yaklaşımda sıkıntılı gözüküyor. Keşke bu tür düzenlemeler yapılırken biraz daha dikkatli olunsaydı da oluşabilecek muhtemel sıkıntılar kökünden çözülmüş olsaydı.

Kadrolu müşavir kadrosuz müşavir dönemi

“Torba Kanunda Yapılan Değişiklikler Kamu Personeline Nasıl Yansıyacak?” başlıklı yazımızda 375 sayılı KHK’de yapılan değişikliklerin sıkıntılarından bahsetmiştik. Yaşanacak muhtemel sıkıntıların biraz daha ayrıntılı açıklanması gerekmektedir.

Görevden alınan bazı genel müdürler görevden alınma zamanına bağlı olarak müşavir olarak atanabilecekken bazıları sadece bakan müşaviri maaşı alacaklar. Bu durum kendi içerisinde tutarsızlık barındırmaktadır. Tek kelimeyle özetlemek gerekirse 703 sayılı KHK ile görevden alınan müşavirlerin hiçbirisi tekrar müşavir olarak atanamayacaktır.

7247 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici maddesinde yer alan; genel müdür ve üstü kadro, pozisyon ve görevlerden 9/7/2018 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği 26 Haziran 2020 tarihe kadar olan dönemde alınan veya görevi sona eren kamu görevlileri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde talepte bulunmaları halinde, önceki yöneticilik görevlerinin ilgisine göre Cumhurbaşkanlığı’na bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlarda müşavir veya danışman kadro veya pozisyonlarına ya da bakanlıkların merkez teşkilatlarında bakanlık müşaviri unvanlı kadrolara atanabileceklerdir.

İşte sorun burada çıkmaktadır. Bir tarafta genel müdür ve üstü kadrolarda bulunup ta müşavir kadrosunda bulunanlar veya müşavir olarak atanma imkânı verilenler, diğer tarafta ise genel müdür ve üstü kadrolarda bulunup ta müşavir olarak atanamayan ama müşavir maaşı alacak olanlar. Bu durumun adil olduğunu düşünmek oldukça zordur. Kaldı ki bunlara müşavir maaşı verip te müşavir kadrosundan mahrum bırakmak çok sağlıklı bir yöntem olmamıştır. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz ama bir dönem genel müdür veya üzeri kadrolarda bulunanların araştırmacı veya mühendis vb. kadrolarında bırakılmaları doğru değildir. Müşavir maaşı verip de müşavir kadrosuna atamamak hangi amaca hizmet edecektir? Bu kişilerin yıllarca amirliğini yaptığı kişilerin emri altında çalışmaya zorlanması çok sağlıklı bir durum olmasa gerektir. Kaldı ki fiili uygulamada bu kişilere herhangi bir iş verilmesi de söz konusu olmamaktadır.

Diğer yandan 7247 sayılı Kanun’daki yeni düzenleme sonrasında genel müdür ve üzeri kadrolarda bulunanlar görevden alındıktan sonra süresine bakılmaksızın müşavir kadrosuna atanmaktadır.

Benzer durumun 703 sayılı KHK öncesinde görevden alınan valiler için de geçerli olduğunu ifade etmek isteriz. Maalesef yapılan yeni düzenleme yeni bir tartışmayı başlatmış ve sorun çözülene kadar da tartışma devam edecektir.

7247 sayılı Kanun’un 21’inci maddesine gerek var mıydı?

375 sayılı KHK’nin geçici 33’üncü maddesi aynen yerinde dururken ve burada yer alan iki yıllık sınır ortadan kaldırılmışken yeni düzenlemenin 21’inci maddesi ile getirilen geçici 37’nci maddenin niçin konulduğunu anlamış değiliz. Yani maddenin olması ile olmaması arasında fark olmadığını düşünüyoruz.

Müsteşar ve müsteşar yardımcılarının son durumu değişti mi?

703 sayılı KHK ile yeni sistemde müsteşar, müsteşar yardımcısı ve merkez valisi ile kadroları kaldırılan diğer üst kademe kamu yöneticilerinin mevcut kadroları, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle yeni düzenleme yapılıncaya kadar şahıslarına bağlı olarak saklı tutulacak ve sadece müsteşar, müsteşar yardımcısı ve merkez valisi olup da kadroları iptal edilenlerin mali, sosyal hak ve yardımları, Cumhurbaşkanı’nca belirlenecek usul ve esaslar yürürlüğe girinceye kadar, bu maddenin yayımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre ödenmeye devam edecekti.

Şu ana kadar Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle yeni bir düzenleme yapılmadığı için hem bunların kadroları şahsa bağlı hale getirildi hem de mali, sosyal hak ve yardımları aynen muhafaza edildi. Geçen bunca zamana rağmen kararnamenin hala niçin çıkarılmadığını merak ediyoruz.

Ağalara beleş kadrolar dahil memuriyette bekleme süreleri
Ağalara beleş kadrolar dahil memuriyette bekleme süreleri

Bugünkü yazımızda memuriyette iken ayrılanların tekrar memuriyete dönmesinde aranılan bekleme sürelerini ve istisnalarını başlıklar halinde açıklayacağız.

İstisnai kadrolara atanmada bekleme sürelerine dikkat edilir mi?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 97/A ve B bentlerinde memuriyetten çekilenlerin 6 ay, çekilmiş sayılanların ise 1 yıl geçmeden yeniden devlet memurluğuna alınamayacakları hükme bağlanmıştır. Ancak mülga DPB vermiş olduğu bir görüşte istisnai memuriyetlere yapılacak atamalarda bu hükme uyulmayacağını belirterek yeni bir ayrıcalık oluşturmuştur. Bu başkanlığın vermiş olduğu görüşte şu hususlara yer verilmiştir.

“657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 59’uncu maddesinde belirtilen istisnai memurluklara mezkur kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile 48’inci maddede yazılı genel şartları taşıyanlar arasından memur atanmakta ve ilgililer hakkında 657 sayılı Kanun’un atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışında kalan bütün hükümleri uygulanmaktadır. Bu itibarla, yukarıda sözü edilen bekleme sürelerinin istisnai memuriyetlere atanmada söz konusu olmadığı, istisnai memuriyetlerden başka kadrolara naklen atamalarda da aynı esasların geçerli olduğu ancak istisnai memuriyet kadrolarında çalışmakta iken çekilen veya çekilmiş sayılanların diğer kadrolara atanmaları halinde ise bekleme sürelerine tabi olduğu mütalaa edilmektedir.”

Bu görüşle birlikte memuriyetten istifa eden birisi tekrar memuriyete dönmek ister ve bekleme sürelerini bertaraf etmek isterse yapması gereken sadece istisnai kadrolara atanmasını sağlamaktır. Bize göre herhangi bir nedenle istifa eden bir memur bekleme süresine tabi olmadan istisnai kadroya atanamaz. Ancak, DPB’nin vermiş olduğu görüşün esas alınması gerekmektedir.

İstisnai memuriyetlerle ilgili başka hangi istisnalar vardır?

657 sayılı Kanun’da yer alan hükümler çerçevesinde bu konuyla ilgili olarak şunları söyleyebiliriz; 1- İstisnai kadrolardan diğer memuriyet kadrolarına çok kısa zaman sonra atama yapılması mümkündür. (Bu durumun hukuki olmakla birlikte etik olmadığını ifade etmek istiyorum)

2- Bu şekilde yapılan atamalarda adaylık hükümlerinin uygulanmayacağı yönünde hem Danıştay kararları hem de Devlet Personel Başkanlığı görüşleri bulunmaktadır. Ayrıca, naklen atanılacak kadro istisnai kadro da olsa naklen geçişte muvafakat şarttır.

3- Aynı hususlar aday memur olarak görev yapanların istisnai kadrolara atanmasında da geçerlidir. Çünkü, istisnai kadrolara atanma halinde 657 sayılı Kanun’un uygulanmayacak hükümleri arasında atanma hükümleri yer almaktadır ve bu atamanın içerisine naklen atama da girmektedir. Dolayısıyla 657 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinde yer alan kısıt uygulanmayacaktır. Ayrıca, istisnai kadroya atanılması halinde adaylık eğitimi de uygulanmayacaktır.

4- İstisnai memuriyet kadrosunda görev yapmakta iken istifa eden bir personelin 657 sayılı Kanun’un 97’nci maddesinde belirtilen 6 aylık süreyi doldurmadan istisnai memuriyet kadrolarının dışında devlet memuriyetine dönmesi de mümkün değildir. Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşü de bu yöndedir.

6- İstisnai kadrolarla ilgili kamu vicdanını yaralayan bir durum olduğu dikkate alındığında mutlaka bu konuda yasal düzenleme yapılmalıdır.

7- İstisnai memuriyet kadrolarına atandıktan sonra 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye tabi sözleşmeli personel pozisyonlarına atanma talebinde bulunanların sınava tabi olmaksızın sözleşmeli personel olarak açıktan atanması mümkündür.

8- Lise mezunu bir kişinin 1’inci dereceli özel kalem müdürlüğü kadrosuna istisnai memur olarak atanması bize göre mümkün değildir. Ancak, Devlet Personel Başkanlığı vermiş olduğu bir mütalaada şu ifadelere yer vermiştir; “657 sayılı Kanun’un istisnai memurluklara ilişkin 59’uncu maddesi kapsamı içinde özel kalem müdürlüklerine yer verilmiş olup, mezkur kanunun istisnai memurluklara atanmada aranacak şartlara ilişkin 60’ıncı maddesinde ‘İstisnai devlet memurluklarına 48’- inci maddede yazılı şartları taşıyan kimselerden atanmalar yapılabilir’ hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler çerçevesinde, 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde yazılı genel şartları taşıyan kimselerden özel kalem müdürü kadrosuna atama yapılabileceği mütalaa edilmektedir.”

Doğrusu bu görüşe katılmamız mümkün değildir. Çünkü, 657 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesinde hangi öğrenim düzeyinde bulunanların hangi derecedeki kadrolara atanacağına yer verilmiştir ve lise mezunları en fazla 3’üncü dereceli bir kadroya atanabilmektedir. Dolayısıyla 1’inci derecedeki özel kalem müdürlüğü kadrosuna lise mezunu bir kişinin atanması mümkün değildir. Ancak, cari olan ise bu görüş olup, gerisi hikayedir.

İstifa eden memur KPSS ile atanırsa bekleme süresine tabi olur mu?

Memur statüsüne girdikten sonra istifa edenler KPSS sonuçlarına göre atanmış olsalar da bekleme süresine tabi olurlar. Usulüne göre istifa eden devlet memurunun yeniden atanması için geçmesi gerekli olan 6 aylık sürenin başlangıç tarihinin de istifanın onaylandığı tarih olduğunu belirtmek isteriz. Merkezi yerleştirme sonucu ÖSYM tarafından bir kadroya yerleştirilen adayın atamasının yapılması için ilgili kuruma başvuru tarihi itibariyle de bu sürenin dolmuş olması gerekmektedir.

Diğer personel kanunlarına tabi olanlardan istifa edenler bekleme sürelerine tabi olur mu?

1- Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışmakta iken istifa eden bir personelin,

2- Hakimler ve Savcılar Kanunu’na tabi olan savcı ve hakimlerden görevinden istifa edenlerin,

3- 399 sayılı KHK’nin 3/c maddesinde belirtilen sözleşmeli personel pozisyonuna tabi olanların,

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi bir kadroya atanmasında söz konusu kanunun 97’nci maddesinde geçen bekleme sürelerine tabi olmadıklarını söyleyebiliriz. Tersi durumda da bekleme süreleri aranmaz. Yani memur olarak çalışanlardan istifa edenlerin yukarıda belirtilen bir göreve atanması halinde de bekleme sürelerine tabi olmadan atanmaları söz konusudur. Ancak, bazı hallerde idari işlemlerle kısıtlama getirildiği görülebilmektedir. Örneğin, sözleşmeli personel pozisyonlarına atanan personel, atanmasını takiben istisnalar dışında 3 yıl geçmedikçe halen görev yaptıkları kuruluşlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına atanamayacaklardır. Bu durumun ciddi bir hukuki yaptırımı olmadığını söyleyebiliriz.

Disiplin cezası nedeniyle görevine son verilen aday memurların durumu nedir?

657 sayılı Kanun’un 57’nci maddesinde; adaylık devresi içinde veya sonunda, 56’ncı ve bu madde hükümlerine göre ilişikleri kesilenlerin (sağlık nedenleri hariç) 3 yıl süre ile devlet memurluğuna alınmayacakları hükme bağlanmış olup, aldığı disiplin cezası nedeniyle görevine son verilen aday devlet memurları, 2914 sayılı Kanun hükümlerine tabi bir kadroya atanmasında 657 sayılı Kanun’un 57’nci maddesinde öngörülen bekleme sürelerine tabi değildirler.

OHAL Komisyonu ara vermedi: KHK'lılarla ilgili bazı davalar sonuçlandı
Gündem
OHAL Komisyonu ara vermedi: KHK'lılarla ilgili bazı davalar sonuçlandı
FETÖ’nün darbe girişimi sonrası KHK’lar ile 125 bin 678’i ihraç, 3 bin 213’ü rütbe alma, 270’i yurtdışı öğrencilikle ilişiği kesme, 2 bin 761 kurum ve kuruluş kapatma olmak üzere toplam 131 bin 922 tedbir işlemi gerçekleştirildi.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.