Lübnan'da görev yapan AFAD ekipleri yurda döndü
Gündem
Lübnan'da görev yapan AFAD ekipleri yurda döndü
Lübnan'da yaraları sarmak üzere bulunan AFAD, Sağlık Bakanlığı UMKE ve Türk Kızılayı ekipleri, çalışmalarını sonlandırarak Türkiye'ye dönüş yaptı. AFAD Başkanı Güllüoğlu, "Devletimizin, hükümetimizin vermiş olduğu imkanlar ölçüsünde Beyrut'un ve Lübnan'ın yanında olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
AA
Cinsiyet azınlığı inşa teşebbüsleri
Cinsiyet azınlığı inşa teşebbüsleri

Azınlıklar, çoğunlukla dini ve ırki boyutlarıyla kabul edilir. Türkiye’de azınlık deyince Hristiyan ve Yahudiler akla gelir. Bizde geleneksel yaklaşım hala etkili. Lozan Antlaşması’nda da azınlık bu manada kullanılır. Bu nedenle Kürtler hiçbir zaman azınlık kabul edilmemiştir. Çünkü onlar Müslümandır, anasır-ı İslam’dır. Birleşmiş Milletler ise ırk, mezhep ve din gibi unsurlara azınlık der. Azınlık kavramını genişletir. Küreselleşme, azınlık haklarını öne çıkarıyor. Onların kolektif haklarının tanınmasını gündeme getiriyor. Çok kültürlülük tezi de bunu destekliyor. Bundan dolayı azınlıklar yoğun bir biçimde politikleşiyor.

Azınlık politikalarında hakların bireyselliği yanında kolektif boyutlar da savunulur. İnsan hakları, kolektif düzlemde de gündeme gelir. Kolektif kimlik talepleri bu haklarla birleşir. Sonuçta azınlık olgusu, çeşitli boyutları ile dünyayı ciddi manada meşgul eden bir sorun. Şimdi yeni bir azınlık olgusundan bahsediliyor: Cinsiyet azınlığı.

Cinsiyet azınlığı kavramını Birleşmiş Milletler kullanıyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ayırımcılıkla mücadele perspektifine dayanır. Her çeşit ayırımcılığı yasaklayan teminatlar oluşturmaya çalışır. Uygulanan ayırımcılık gerekçelerini listeler. Bu listelerde “diğer statüler” tabirini kullanır. Bu tabiri açık uçlu bırakır. Cinsiyet azınlıkları kavramı da bununla ilişkilendirilir.

Cinsiyet azınlıkları ile yeni bir azınlık tarzı meşrulaştırılır. Onun da diğer azınlıklar gibi çeşitli haklara sahip olması gerektiği söylenir. Evrensel haklar içine yerleştirilir. Dünya milletlerine bu haklar deklare edilir ve yine çeşitli paydaşlarla bunun teşviki yapılır. Bu hukuksal ve uluslararası meşruiyet ile piyasaya sürülen cinsiyet azınlıkları, artık dünyada yerini almaya başlar. Kimlerdir bu azınlıklar? Nasıl bir yönelimleri var? Dünyada nasıl bir destek buluyorlar? Devletlerle ve toplumlarla nasıl bir ilişkisi olacak? Bunlar BM ve AB gibi Batı dünya görüşünün cinsiyet politikalarını benimseyen kurumların destekleriyle gündemimizde olacak.

Cinsiyet azınlıkları kavramı, “cinsel yönelimleri” eril ve dişil olmanın sınırlarında kalmayanların oluşturduğu gruptur. Yani eşcinseller, lezbiyenler, pedofililer, zoofililer. vs bir azınlık haline getiriliyor. LGBT, bu azınlığın şemsiye yapısı. BM ve AB kurumlarının insan hakları, kadın hakları ve hatta çocuk hakları artık buna göre dönüşüyor. Mesela BM, Çocuk Hakları Komitesi de Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ayrımı yapılarak ayırımcılık yasağı tanımlanmaktadır. Bu konuda yeterli mücadele edilmediğinden bahseder. Hatta bu komite Birleşik Krallık hakkında “uygulamada bazı çocuk grupları, örneğin… lezbiyen, gey, biseksüel ve trans(LGBT) çocukların… ayırımcılık ve toplumsal damgalanma yaşamaya devam etmeleri” hususunda kaygılarını belirtiyor. Böylece çocukların bile eşcinsel, lezbiyen tutumlarını olumlu görmekte ve korumaya çalışmaktadır.

Cinsiyet azınlıklarının küresel sermaye tarafından da yoğun bir biçimde çeşitli kampanyalar, propagandalar, filmler, sosyal medya projeleri vs. ile desteklenmesi de oldukça ilginç. Çünkü şimdiye kadar politik, dini ve kültürel azınlıklar konusunda bu şirketlerin hiçbir desteği olmadı. Sadece devletlerin, STK’ların, toplumsal hareketlerin ve entelektüellerin önemli çabaları vardı. Ancak ilginç bir biçimde dünya devi olan sermaye çevreleri şimdi açıktan açığa cinsiyet azınlıklarını destekliyor. Türkiye’de de bunu görüyoruz. Bugüne kadar beyaz burjuvazinin kültürel ve dini azınlıkları destekleyen bir tutumları olmadığı halde son bir yıldır etkili bir biçimde cinsel azınlık inşa etme yönünde büyük kampanyalar yapıyorlar. Toplumda insanların kendilerini cinsellik temelinde ayrı ve farklı bir aidiyet için yerleştirmelerini teşvik ediyorlar. Özellikle gençlerin kendilerini eşcinsel ve lezbiyenlik temelinde bir farklı grup içinde algılamalarını özgürlük ve insan hakları temelinde pazarlıyorlar.

Bu yeni azınlık inşası, hem dünyada hem de Türkiye’de önemli sorunlara gebe. Toplumu en içgüdüsel yerde farklılaştırma, çözme ve ayırma stratejisi işlenmekte. Yeni azınlık politikasında en büyük darbeyi aile alıyor. Çünkü aile, cinsel meşruiyet, sadakat, dayanışma, evlilik, beraberlik yeri olma anlamını kaybetmeye başlıyor. Evlilik ve aile kurma cazibesi azalıyor. Cinsiyet azınlıkları, aile yerine geçen farklı bir grup aidiyeti üretmeye başlıyor. Cinsiyete dayalı bir grup bilinci yükseliyor. Cinsiyetçilik, yeni bir aşamaya ulaşıyor. Trans-cinsiyet ve cinsiyet akışkanlığı popülerleşiyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği küresel ideoloji haline geliyor.

İyi Parti ne yapmaya çalışıyor?
İyi Parti ne yapmaya çalışıyor?

Siyasette canlılığını koruyan iki tartışma konusu var.

Biri, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine CHP’nin adayı olarak girip yüzde 30,6 olmayı başaran Muharrem İnce’nin son günlerde yeni bir parti ya da hareket başlatmak üzere kımıldanması.

Diğeri, İyi Parti’ye yönelik MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı ve bu çağrıya Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın destek veren açıklamalar yapması.

Bugünkü yazımızda ikinci konuya, yani İyi Parti ekseninde ortaya çıkan gelişmelere odaklanacağız.

Devlet Bahçeli’nin son daveti yeniymiş gibi bir algı oluştu ama bu doğru değil.

Geçen yıl tam da bu vakitler Bahçeli, İyi Parti’ye yönelik şöyle bir çağrıda bulunmuştu:

“Fiziken orada, fikren aramızda bulunan dava arkadaşlarımın müştereken karar alıp Milliyetçi Hareket Partisi’ne dönüşün tarihi sorumluluğunu yerine getirmeleri halisane ve samimi beklentimdir.”

Bu açıklamayı hatırlayınca, MHP liderinin İyi Parti’ye yaptığı son davetin yeni değil, ‘tekrarlanmış’ bir davet olduğunu düşünebiliriz.

Yeni olan, Cumhur ittifakının büyük ortağı olarak Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu davete sıcak cümlelerle destek vermiş olması.

Erdoğan, bir soru üzerine ama her kelimesi önceden ince ince düşünülmüş izlenimi veren değerlendirmesinde şöyle dedi:

“Makul çizgide bir davettir. Terör örgütleriyle el ele olmak, milli ve yerli olarak düşündüğümüz İYİ Parti’ye hiç uygun düşmeyebilir. Böyle bir sıkıntının olması hasebiyle, böyle bir davet gerçekleşmiş diye düşünüyorum. Ülke genelinde bir bütünleşmenin gereğini düşünüyorum”.

Bu açıklamaların ardından gözler “Acaba ne diyecekler” merakıyla İyi Parti’ye çevrildi.

Partinin temel meselelerde nerede durduğunu anlatmak üzere Meral Akşener tarafından geniş şekilde yetkilendirildiği anlaşılan Sözcü Yavuz Ağıralioğlu,

“Cumhur ittifakına girmeyeceğiz” diyerek Bahçeli’nin yaptığı, Erdoğan’ın desteklediği çağrıya olumsuz cevap vermiş oldu.

Aslına bakarsanız, siyaseti yakından izleyenler açısından buraya kadar yazdıklarımızın şaşırtıcı bir yönü bulunmuyor.

Bahçeli’nin çağrısı, Erdoğan’ın desteği, İyi Parti’nin mesafeli bir tutumla cevap vermesi.

Diğer yandan, İyi Parti’yi izlemeyi ilgi çekici kılan bir başka nokta daha var.

O da, HDP faktörü nedeniyle Millet İttifakı ile de araya mesafe koymuş olmaları.

Geçen yıl “İçinde HDP’nin olduğu bir bileşende artık olmayacağız” cümlesiyle yine Parti Sözcüsü Ağıralioğlu tarafından deklare edilen bu duruş acaba korunuyor mu?

Önceki gün Ağıralioğlu’nu aradım, İyi Parti etrafında gelişen tartışmalardan yola çıkarak kendisine bu konularla ilgili sorular yönelttim.

CHP ile partilerinin ilişkisini şöyle bir ifade ile özetliyor Ağıralioğlu:

“Müştereklerimizin azlığına rağmen kesişme yerlerindeki kuvveti yönetiyoruz.”

Asıl soru bu değil tabii.

İyi Parti, CHP ile yan yana durmaktan, görünmekten dolayı rahatsızlık beyan eden bir parti değil.

Asıl soru, bundan sonra yapılacak seçimlerde, içinde ‘HDP bileşeni olan’ bir kurgu oluşması halinde nasıl bir refleks gösterileceği sorusu.

Yavuz bey, geçen yıl ilan ettikleri bu duruşun devam ettiğini anlatmak için şöyle bir yeni cümle kuruyor:

“Biz HDP’nin resmi olarak nefes aldığı bir yerde olamayız”.

Bu cümle, içinde HDP olan bir ittifakta zinhar yer almayız anlamına geliyor mu? Evet, geliyor.

Peki bu deklarasyon, İstanbul seçimlerinde olduğu gibi, aynı adaya oy verme biçiminde ortaya çıkan örtülü ittifak, ya da ‘dolaylı paslaşmaya da’ artık kapıları kapatan bir niteliğe sahip mi?

Ya da şöyle soralım:

En son İstanbul seçimlerinde oluşturulan kurgu, bundan sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde tekrarlanırsa İyi Parti nerede duracak? Aynı yerde mi?

Başka bir yerde mi?

Ağıralioğlu bu soruyla ilgili olarak “evet” ya da “hayır” netliğinde bir cevap vermedi.

Ama ben bu konularda sorular yöneltirken kendisi lafı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teklifimizdir dediği bir yere getirdi.

“Teklifimizdir” dediği şeyi şöyle anlattı:

“Yüzde 50 artı 1 değişsin. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişsin, Bundan doğacak değişikliklerden ilk istifade edecek olan Sayın Cumhurbaşkanı olacaktır. Yani, yüzde 40’a mı düşer, kaça düşerse düşsün. Bu sistem değiştiği andan itibaren yine en avantajlı olan Tayyip Bey olacaktır. Olsun. Yeter ki bu sistemin memleketin yükünü çekemez hale geldiği görülsün ve bundan vazgeçilsin. Bu teklif Tayyip Bey için bir tekliftir.”

İyi Parti kanadından böyle bir teklif yapılıyor ama buna da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın evet demesi kolay görünmüyor.

Ankara aşiretlerle temasta
Gündem
Ankara aşiretlerle temasta
Türkiye’nin desteğiyle, Libya’da iç savaşın seyri değişti. Libya UMH’ye bağlı güçler, Türkiye’nin de desteğiyle sahada durumu tersine çevirdi.
Yeni Şafak
PKK buradan çıksın
Gündem
PKK buradan çıksın
Deyrizor’da aşiretlerin terör örgütü PKK/PYD’ye isyanı büyüyor. İki lideri suikasta kurban giden Al Akidet aşiretinin başkanı İbrahim El Hevil başkanlığında toplanan çeşitli aşiretlerden 5 bin kişi PKK’nın bölgeden çıkarılmasını ve ABD ile örgüt arasındaki petrol anlaşmasının iptalini istedi. Aşiretler taleplerinin yerine getirilmesi için 1 ay süre verdi.
Yeni Şafak
Türkiye'nin yardım eli dünyanın dört bir yanına ulaşıyor: Tıbbi malzeme yardımı Beyrut'a ulaştı
Dünya
Türkiye'nin yardım eli dünyanın dört bir yanına ulaşıyor: Tıbbi malzeme yardımı Beyrut'a ulaştı
Lübnan'a tıbbi malzeme yardımı getiren ve buradaki arama kurtarma çalışmalarına katılan Türk ekiplerini geri götürecek Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) ait A400M tipi uçak başkent Beyrut'a indi.
AA
Bakan Koca'dan saldırıya uğrayan sağlık çalışanına destek
Koronavirüs
Bakan Koca'dan saldırıya uğrayan sağlık çalışanına destek
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ağrı Doğubayazıt Devlet Hastanesinde görev yapan bir sağlık çalışanının, Kovid-19 şüphesiyle teste gönderilen hasta ve yakınına yaptığı "sosyal mesafeye uyma" uyarısı üzerine saldırıya uğradığını belirterek, "Sağlık çalışanları her türlü fedakarlığa hazır ama buna değil." ifadesini kullandı.
AA
İstanbul'da Jandarmadan 240 timle koronavirüs denetimi
Koronavirüs
İstanbul'da Jandarmadan 240 timle koronavirüs denetimi
İstanbul'da, 1206 Jandarma personelinden oluşan 240 tim, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında denetim yaptı. Kurallara uymayan iş yeri sahipleri ve vatandaşlara uyarılarda bulunuldu.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.