Az gelişmişliğin bedeli “medeniyet”
Düşünce Günlüğü
Az gelişmişliğin bedeli “medeniyet”
Bugün Afrika’daki bir çok ülkenin gelişememiş olmalarının sebebi kıta insanın çalışamayacak kadar tembel ve yeteneklerden mahrum oluşu mudur? Yoksa maruz kaldıkları iklim şartları mıdır? Kötü yönetim, işle(ye)meyen demokrasi, borçlu hükümetler bir sebep midir yoksa bunlar da kıta tarihinde görmezden gelinen bir dönemin etkilerinin sonucu mudur?
Yeni Şafak
Afrika kıtası  ne kadar geniştir?
Selçuk Türkyılmaz
Afrika kıtası ne kadar geniştir?
Sömürgecilik ve kolonyalizm kavramları birbirinin yerine kullanılmamalıdır. İki kavram arasındaki fark basit değildir. Kesin bir bilgiye dayanmadan bu iki kavramın geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren birbirinin yerine kullanılmaya başlandığını söyleyebilirim. Bunda dönem şartlarının etkili olduğunu düşünüyorum. İki kutuplu dünya kurulmuştu ve yeni sistem hem düşünme biçimimizi hem de kavramlarımızı değiştirecekti. Bir tarafta Çarlık Rusya’sının kolonyalist imparatorluk mirasını dönüştürere...
FETÖ, Türk coğrafyasında yeni tip kolonyalizmin taşıyıcısıdır
Selçuk Türkyılmaz
FETÖ, Türk coğrafyasında yeni tip kolonyalizmin taşıyıcısıdır
Çarlık Rusya’sından Sovyetlere geçişi sağlayan yıkıcı bir devrimdi fakat ikisi arasındaki devamlılık zannedilenden daha fazlaydı. Sovyetler, Çarlık döneminde ulaşılan coğrafî alan üzerine kuruldu ve aynı etnik unsurları ihtiva etmekteydi. İkisi arasında kültür ve ideoloji bakımından benzerlikler vardı. Her iki dönemde değişmeyen en önemli özelliklerden biri imparatorluk coğrafyasının merkezinde Rus ve Slavların bulunmasıydı. Çarlık döneminde Kazak bozkırlarında devasa şehirler kurulurken nüfusun...
Şüpheli şüphe
Selçuk Türkyılmaz
Şüpheli şüphe
Afganistanlı bir arkadaşım anlatmıştı. Kabil’deki bir caminin imamı cemaate not bırakarak sırra kadem basmış. Notu bırakan kişi Müslüman olmadığını bildiriyor. Arkadaşım, babasının tanık olduğu bu olaydan Refik Halit Karay’ın meşhur “Antikacı” adlı öyküsünde geçen şeyh ajan hikâyesini anlattığım zaman bahsetti. Karay, Halep’te karşılaştığı antikacıyı yıllar sonra Kudüs’te King David Oteli’nde İngiliz subayı olarak görür. Bu ajan subay, kardeşini Halep’te kendi yerine şeyh antikacı olarak bırakır...
ABD, hiçbir zaman İngiltere’nin sömürgesi olmadı
Selçuk Türkyılmaz
ABD, hiçbir zaman İngiltere’nin sömürgesi olmadı
Sömürgecilik ve kolonyalizm kavramlarının birbirinden farklı anlamlara geldiğini fark ettiğimde çok şaşırmıştım. Biri tarih boyunca karşılaşılan bir olguya karşılık gelirken diğeri belirli bir dönemi ve olaylar zincirini işaret etmektedir. Fakat Türkçe'de sömürgecilik kavramı her iki manayı ifade eder hâle gelmiştir. Dolayısıyla zaman içinde büyük bir anlam karmaşası ve belirsizliği ortaya çıkmıştır. Avrupa dillerinde iki farklı kavram hâlâ kullanımdadır. Yirminci yüzyılın başlarında kolonyalizm...
Mali Başbakanı daha yerli ve millîdir
Selçuk Türkyılmaz
Mali Başbakanı daha yerli ve millîdir
Birkaç yıl önce İzmir Belediyesine başkan olarak seçilen şahıs, Paris Belediye Başkanı ile sosyal medya üzerinden Fransızca olarak yazışmıştı. Türkiye’de geleneksel medyada şöhretli bir kişi de bu yazışma ile İzmir’e belediye başkanı olan şahsın çıtayı çok yükseltmiş olduğunu vurgulamış, bu sebeple de memnuniyetini göstermişti. Şöhretli şahsın Fransızca yazma becerisi dolayısıyla başkanı övdüğü çok açıktı. Bu fütursuz övgünün temelinde oto-oryantalist bir bakış vardı ve meşhur şahsın kendinden o...
Dimyat, pirinç, ev ve bulgur
Selçuk Türkyılmaz
Dimyat, pirinç, ev ve bulgur
Sömürge ve sömürgecilik kavramlarıyla koloni ve kolonileştirme kavramları arasındaki farklılıklar örtüşen anlamlara göre çok daha fazladır. Bu sebeple iki kavram hiçbir şekilde birbirini karşılamaz. Fakat Türkçe’de II. Dünyası Savaşı’ndan sonra kolonyalizmi karşılamak üzere sömürgecilik kavramı kullanılmıştır. Bu durum da belirsizliğine yol açmıştır. Hâlbuki daha önceleri müstemleke ve istismar kavramları birbirinden farklı anlamları karşılamak üzere bir arada kullanılıyordu. Anlam belirsizliğin...
Batı’nın kadir-i mutlak bir güç olduğunu vehmettiler
Batı’nın kadir-i mutlak bir güç olduğunu vehmettiler
Sömürgeci Avrupa devletleri ve ABD’nin Çin’e tazminat davaları açacağı, yüklü miktarlarda para talep edeceğine dair haberler söylenti olmaktan çıkıyor. ABD ve Avrupa devletlerinin Çin’i durdurmak gibi bir amaçlarının olduğu konuşuluyordu, şimdi harekete geçmeleri şaşırtıcı değil. Üstelik bu davranış kolonyalist geleneğin bir parçasıdır. Çin’in suçlamaları kabul etmeyeceği açık olmasına rağmen ne yapacağına dair herhangi bir işaretten de bahsedemiyoruz, fakat yine de Çin ile kolonyalist geleneğe sahip devletler arasında gerilimin belirli düzeyde bir süre daha devam edeceğini söyleyebiliriz.Kolonyalist geleneğe sahip zengin Avrupa devletleri ve ABD’nin, salgından en çok etkilenen ülkeler olmasını sıradan bir hadise olarak göremeyiz. Bu durumu komplo teorileri ile açıklamak da gerçekliği anlamamızı kolaylaştırmaz. Yirmi birinci yüz yılın başında ortaya çıkan şaşırtıcı bir gerçekliği izah etmekle kendi konumumuzu da belirleme şansına sahip olabiliriz. Batı’yı aklamaya çalışanlarla her şeye gücü yeten derin güçleri işaret edenlerin zihin dünyası birbirine benzer. Her iki görüş Batı’nın kadir-i mutlak bir güce sahip olduğu vehminden doğmaktadır. Çin’in yükselişini durdurmak için parasına el koymak, suçlu ilan ederek uluslararası alanda yalnızlaştırmak, itibarını yıpratmak, hataya sürüklemek gibi birbiriyle ilişkili birçok hamlenin bir anda ortaya çıkması kolonyalist geleneğin canlılığına işaret ederken emperyal merkezlerin çaresizliğini de gözler önüne serer. Yükselen Asya karşısında güce sarılmaktan başka bir çare üretemediklerini söyleyebiliriz.Gözle görülemeyen bir virüs emperyal merkezlerin itibarını yere serdi. Çin’i suçlu göstermekle Avrupa ve Amerika’nın korku imparatorluğunun yıkılışını gözlerden uzaklaştırmaya çalıştıklarını düşünebiliriz. Asya ve Afrika’nın fakir ülkelerinin çaresiz kalması, emperyal merkezlerde sanatçıların konserler vererek yüklü miktarda olduğu söylenen bağışlarla çaresizlik içinde kıvranan ülkeleri kurtarması gerekiyordu. Indiana Jones’ta gösterildiği gibi Batılı doktor ve hemşirelerin mucizevî hikâyeleriyle yeni bir dönem başlardı. “Yeniden Asya” gibi iddialı sözler de unutulurdu. Fakat bu sefer tam tersi oldu. Emperyal güç merkezleri çaresizlik içinde kıvrandı. Büyü bozuldu, “büyük anlatı” sona erdi. Asya’nın, Afrika’nın doktor ve hemşireleri İngiliz hastaları tedavi ederken salgına yakalanıp öldü. Bu, Batılı kahramanlar hikâyesinin sonuç bölümüdür.Suçlama doğrudan Çin’e yönelmiş olsa da süreç Asya ve Afrika’nın bütününü ilgilendirmektedir. Bağımlı yapıların varlık nedeni emperyal güç merkezlerine yönelik inançlarıydı. Bu iman; FETÖ, PKK-PYD, DHKPC gibi bağımlı terör yapılarını doğurdu. Batı’da kadir-i mutlak bir güç olduğunu vehmettiler. Esasen bu yapılar yirminci yüz yılın şartlarında ortaya çıktı. Fakat bağımlı terör yapılarından daha önemli olan, varlığını emperyal merkezlere borçlu sermaye gruplarıdır. Gayr-i millîlik bu gruplarının alâmet-i fârikası idi. Hem emperyal devletlere hem de küresel sermayeye bağlı olmaları hasebiyle dokunulmazlık zırhına bürünmüşlerdi. Üstelik bağımlı terör yapıları, bağımlı gayr-i millî sermayenin müdahale aracıydı. Salgın dolayısıyla emperyal güç merkezlerinin itibar kaybı, geçici bir zaaf olarak görüldüğü takdirde bağımlı yapılar inançlarını kaybetmeyecektir. Terör faaliyetlerindeki artış ve toplumsal huzursuzluk çıkarma yönündeki çabalar güç kaybının geçici görüldüğüne işarettir. Bu yönde bir algı oluşturmak istediklerini de söyleyebiliriz.BAE gibi bağımlı büyük yapılar da varlığını emperyal merkezlerle kurduğu ilişkiye borçludur. BAE’nin İslam dünyasına yönelik yıkıcı faaliyetleri ile FETÖ’nün Türkiye’de yaptıkları arasında mahiyet itibarıyla bir fark yoktur. BAE’nin Türkiye’deki bağımlı yapılara para aktarmak suretiyle etki oluşturduğu biliniyor. Aynı şekilde İslam coğrafyasında yerli ve millî oluşumları engellemek için her türlü faaliyeti de desteklemektedir. Bu açıdan Türkiye’nin, BAE’ye yönelik açıklamalarını çok yönlü olarak görmek gerekir. Bu uyarı veya tehdit, emperyal merkezlere bağımlılık üreten yapılarda bir karşılık bulmayacaktır ama onların etki sahasında muhakkak yansımaları olacaktır.Gayr-i millî bağımlı yapılarla coğrafyaya bağlılığı olmayan küçük devlet yapılarının birlikteliğini gösteren birçok işaretten bahsedebiliriz. Bu dönemin onlar için varlık yokluk savaşına dönüştüğü açıktır. Türkiye içerideki yapıları etkisizleştirdikçe coğrafyadan kopmuş BAE gibi bağımlı devlet yapılarının da Türkiye karşıtlığı ile harekete geçtiğini görüyoruz. Bu da yeni bir eşikte olduğumuza işarettir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.