Sinop'ta kaybolan 5 yaşındaki otizmli çocuğu 300 kişilik ekip arıyor
Gündem
Sinop'ta kaybolan 5 yaşındaki otizmli çocuğu 300 kişilik ekip arıyor
Sinop'ta pazartesi günü evlerinin penceresinden kaçarak kaybolan, ikiz kardeşlerden 5 yaşındaki otizmli İbrahim Ay'ın bulunması için arama çalışmaları sürüyor. Yaklaşık 300 kişilik ekip, sisle kaplı köydeki ormanlık alanda küçük çocuğu arıyor.
DHA
Ahmet Mekin, eşini gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurladı
Hayat
Ahmet Mekin, eşini gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurladı
Türk sinemasının emektar oyuncularından, 'Altın Portakal' ödüllü Ahmet Mekin'in (Kurteli) (88), kanser tedavisi gördüğü hastanede, dün hayatını kaybeden eşi Kumral Şükran Kurteli (82), Balıkesir'in Erdek ilçesinde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
DHA
Yeşilçam'ın usta ismini üzen hastalık: Eşinin başından bir an olsun ayrılmıyor
Hayat
Yeşilçam'ın usta ismini üzen hastalık: Eşinin başından bir an olsun ayrılmıyor
Türk sinemasının emektar oyuncularından Ahmet Mekin zor günler geçiriyor. Kanser tedavisi gören 63 yıllık hayat arkadaşı oyuncu Kumral Şükran Kurteli'nin hastanedeki odasında başından ayrılmayan Mekin, "Allah'tan ümit kesilmez, bekliyoruz. Sağ olsunlar tüm hastane yönetimi, doktorlar ve sağlık çalışanları eşimle güzel ilgileniyor" diyor.
DHA
Ünlü e-ticaret sitesinde vatandaşı isyan ettiren gecikme!
Ekonomi
Ünlü e-ticaret sitesinde vatandaşı isyan ettiren gecikme!
Türkiye’de elektronik cihaz alımında ilk akla gelen online alışveriş sitelerinden biri olan İstanbul Bilişim'de gecikme isyanı yaşanıyor. Alanında Türkiye'de en çok satış yapan bilişim firmasının internet sitesi üzerinden ürün satın alan çok sayıda kişi kendilerine teslimat yapılmamasından dolayı mağdur durumda iken, parasını ödeyip teslim alamadığı ürünün ikinci taksitini ödeyenler bi yana, neredeyse 70 günlük bekleme süresi sonrasında ürünleri adreslerine kargolananlar ise kendini şanslı sayıyor. Günlük 100 bin kişinin ziyaret ettiği site üzerinden satışlar ise devam ediyor.
Yeni Şafak
İnternetten alışverişte stok oyunu: Parayı işletip iade ediyorlar
Ekonomi
İnternetten alışverişte stok oyunu: Parayı işletip iade ediyorlar
Online kanallar üzerinden yapılan alışverişlerde şimdide stok yok yalanı üzerinden mağduriyet yaşanıyor. Ellerinde olmayan ürünler için ilan çıktığı iddia edilen kimi tedarikçilerin vatandaştan aldıkları paraları yasaların uygun gördüğü 30 günlük teslimat sürecine kadar işlettiği, süre sonunda ise stokta ürün yok denilerek iade ettiği öne sürülüyor. Mesafeli satış yönetmeliğinin değiştirilmesi gündemde iken hukukçular ise satılan ürünlerin stok adedinin mutlaka yazılması ve istenildiğinde belgelendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu tarz bir mağduriyet yaşamış olan vatandaşların tazminat davası açabileceğine vurgu yapıyor.
Yeni Şafak
'Kara cuma' alışveriş etkinliği Amerika'da izdihama neden oldu
Dünya
'Kara cuma' alışveriş etkinliği Amerika'da izdihama neden oldu
ABD'de Şükran Günü'nden sonra gelen ve Kara Cuma (Black Friday) olarak adlandırılan ilk Cuma gününde, indirimli alışveriş izdihama sebep oldu. Uygun fiyata ürün almak isteyen insanlar mağaza camlarını kırdı, ürünü kapabilmek için birbirlerini ezdi.
DHA
Trump 'Şükran Günü' nedeniyle Afganistan'daki ABD askerlerini ziyaret etti
Dünya
Trump 'Şükran Günü' nedeniyle Afganistan'daki ABD askerlerini ziyaret etti
ABD Başkanı Donald Trump, "Şükran Günü" dolayısıyla Afganistan'daki ABD askerlerine sürpriz bir ziyarette bulundu. Beyaz Saray Sözcüsü Grisham ziyarete ilişkin yaptığı açıklamada, "Burası tehlikeli bir bölge ama Trump, buradaki askerlere destek vermek istedi" dedi.
AA
Bir pazar hikâyesi
Bir pazar hikâyesi

Bayılırdı pazarları çoluğu çocuğu arabaya doluşturup kıra vurmaya. Dükkânı kalfaya emanet eder, biraz et hazırlar, nereye gittiğini soran esnaflara da “pazar çalışılır mı be?” derdi.

Video: Bir pazar hikâyesi


“Kıra vurmak”, diline rahmetli babasından yerleşmiş bir tabirdi. 18 yaşında geldiği İstanbul’a gönlü bir türlü akmamıştı babasının. Her hafta sonu, daha doğrusu Tuzla’daki tersane işinden vakit bulduğu her boşlukta “hadi gidelim” derdi Ali’ye, “kıra vuralım kendimizi.”

Bazen Aydos’a, bazen Düzmeşe’ye, Kerpe’ye, Başdeğirmen’e… İstanbul’un, İzmit’in, hatta Tekirdağ’ın bilmediği, tanımadığı ormanı yoktu Ali’nin. Dile kolay. 38 yıldır; 18 yılı babasıyla, 20 yılı eşiyle ve çocuklarıyla orman dolaşırdı.

O gün de öyle yaptı. Büyük kız mızmızlanıp gelmeyince hanımı Şükran’ı ve 9 yaşındaki Ece’sini alıp vurdu kıra. Epeydir yolunu düşürmediği İnceğiz’e gitmekti niyeti.

Arabadaki sessizlik dağılsın diye radyoyu açtı Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yoluna girince. Her zaman dinlediği haber radyosunda bir açık oturuma denk geldi. Bir televizyondan canlı yayın aktarımı idi. Bir uzman, memleketin en önemli sorununun mülteciler olduğunu hararetle savunuyor, bir başkası ona coşkuyla destek veriyor, biri de itirazlarını sıralıyordu.

Kendi kendine “kardeşim, gidip memleketini savunmak yerine buraya gelip ekmeğimize çöküyorlar. Her yeri ele geçiriyorlar” dedi Ali. Kızmıştı yine.

Şükran usulca girdi söze: “yine başladın Ali. Sen kasabı açtığında Hayri abinin dükkânı vardı 100 metre ileride. Şimdi de 100 metre ilerimize bir kasap açtılar. Ne var bunda?”

Ali’nin kızgınlığını artırmaktan başka bir işe yaramadı tabii ki bu cümleler: “Yahu Şükran yine saf saf konuşmaya başladın. Benim dükkân açmamla onun dükkân açması bir mi? Geldi Allah’ın Suriye’sinden, çöreklendi işimize. Para kazanamaz olduk.”

Şükran da kızdı tabii: “Saf ben mi oldum şimdi? Dört tane market açıldı semtte. Zaten bozuktu işlerin. Suriyeli kasap açtı diye mi batıyorsun yani?”

“Evet efendim, ondan batıyorum. Gitsin memleketinde savaşsın madem. Adamı görmedin mi, bir yumrukla dana öldürür. Ama gidip savaşmak yerine gelmiş burada ekmeğimizi elimizden alıyor. Yok öyle iş.”

“Ali, anlamıyorum seni. Anlattım sana bunu. Adamcağız ailesinin kadınlarını, çocuklarını getirmiş işte. Sol eli yaralı, sen de biliyorsun.”

“Bana ne be. Yaralıysa yaralı. Gebereydi madem.”

Kısa bir sessizlik oldu. Şükran uzanıp radyoyu kapattı. Ali, patladı bu sefer: “Niye kapatıyorsun? Çünkü gerçekler işine gelmiyor değil mi? Bak ne diyordu adam. 37 milyar harcanmış bunlara. Memleketin garibanına, yoksuluna harcasana o parayı madem.”

“Adamların evi köyü bombalanmasa, oğlu uşağı öldürülmese gelirler mi be senin ülkene? Kolay mı mülteci olmak? Hele senin gibiler varken.”

“Ne varmış benim gibilerde? Söylesene ne varmış?”

“Önüne bak Ali.”

“Söylesene ne varmış benim gibilerde?”

“Önüne bak Aliiii.”

İki gün sonra gözünü açtığında, ilkin ne olduğunu hatırlamaya çalıştı Ali. TIR’ın sağında kaldığını anımsadı. Gözlerini açtı. Nerede olduğunu bulmaya çalıştı. O sırada bir hemşire girdi odaya. Ali, sesinin çıkıp çıkmayacağından emin olmaksızın sordu: “Şükranla Ece…”

Hemşire rahat bir ses tonuyla cevap verdi: “Eşiniz iyi. Birkaç kırığı var ama atlatır çabucak. Kızınızın durumu biraz ağır ama hayati tehlikeyi atlattı çok şükür. Hemen peşinizdeki araçta ilk yardım bilen biri varmış. Kızınızı onun müdahalesi kurtarmış aslında. Ziyaretinize geleceğini söyledi. Suriyeliymiş.”

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.