Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
SHP-HEP ittifakından CHP-HDP ittifakına
Gündem
SHP-HEP ittifakından CHP-HDP ittifakına
CHP ve HDP ittifakı sağlam temeller üzerine oturmuyor. Kendilerine bu zulümleri yapan bir partiyle Kürtler sulh imzalamaz. CHP de köprüyü geçene kadar Kürtleri kullanır. Tıpkı 1991 seçimlerinde SHP’nin HEP’li vekillere yaptığı gibi. HDP’nin derdi Kürtlerin hakları olmadığı gibi, HDP Kürtlerin temsilcisi de değil. Kürtler bunun farkında. Üstelik çocuklarının HDP parti binalarından kandırılarak dağa kaçırıldıklarının da farkında. 5 gündür anlattığımız CHP’nin karanlık dönemlerini de unutmuş değil. Asıl soru şu: CHP ve HDP bu ittifakla kimin aklıyla dalga geçiyor?
Yeni Şafak
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Obama arayıp Kobani'deki Kürtlere kapılarımızı açmamızı istedi
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Obama arayıp Kobani'deki Kürtlere kapılarımızı açmamızı istedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'deki Uluslararası Göç Konferansı'nda konuştu. Erdoğan, 'Obama görevdeyken şahsen aradı ve Kobani'deki Kürtlerin zor durumda olduğunu söyleyerek kapılarımızı açmamızı istedi. Suriyeli Türkmenlere sahip çıktığımız gibi Kobanili Kürtlere de kapımızı kapatmadık. Suriye'nin kuzeyinde ABD'li general diyor ki, 'PKK/PYD/YPG ile birlikteyiz' bu nasıl bir NATO ittifakı? Bunlar hala terörle ve teröristlerle birlikteler. Dostlar eğer dostluğunu icra ederse ettiği müddetçe gönlümüzü açarız. Etmezlerse bugüne kadar ne yaptıysak onu yaparız' dedi.

Tvnet
PKK kaybetti, Kürtler kazandı
PKK kaybetti, Kürtler kazandı
“Şiddet yönetiminin” Kürt sorununun özü olduğunu söylemek, bu sorunun devletten kaynaklanan yönünü görmezden gelmeyi elbette gerektirmiyor. Aslında önceki yazımızda belki başka bir dille de olsa bunu yeterince ifade etmiş olduğumuzu sanıyorum. Ancak birileri kendisi için her zaman lafın tamamının söylenmesini talep ediyor. Üstelik lafın tamamı söylenmiş olsa bile birde daha açık, bir daha ve bir daha söylenmesini istiyor. Anlaşılabilir nedenleri var bunun elbet. Sadece anlamadıkları için değil, ...
Milli Savunma Bakanı Akar: Türkler ve Kürtler et ve tırnak gibidir
Gündem
Milli Savunma Bakanı Akar: Türkler ve Kürtler et ve tırnak gibidir
Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Kayseri'ye gelen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen Ödüllü Gazetecilik Yarışması'nın ödül törenine katıldı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu'nda düzenlenen törende konuşan Bakan Akar, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Akar, 'Mehmetçiğin yaptığı tüm operasyonları bazı mihraklar 'Türkler, Kürtlere saldırıyor' şeklinde lanse ediyor. Bu kesinlikle yanlış. Kesinlikle doğru değil. Bu tamamen bir algı operasyonudur. Buna aldanmamak lazım. TSK'nın ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hiçbir zaman hedefinde Kürt kardeşlerimiz yoktur, olmaz, olamaz. Türkler ve Kürtler et ve tırnak gibidir. Biz kardeşiz. Biz omuz omuza birlikte Çanakkale'yi yaptık, Milli Mücadeleyi yaptık. Şimdi de hep birlikte milletimizin güvenliği ve refahı için çalışıyoruz' dedi.
IHA
Barzani'nin Kürtlerden tek bir isteği var: PKK ile aranıza mesafe koyun
Dünya
Barzani'nin Kürtlerden tek bir isteği var: PKK ile aranıza mesafe koyun
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani, terör örgütü PKK'nın Suriye Kürtleri üzerinden kendisini meşrulaştırmak istediğini vurguladı. Barzani, "Tek isteğimiz, Kürtlerin PKK ile aralarına mesafe koymasıdır" dedi.
AA
Kerkük seçimlere hazırlanıyor
Dünya
Kerkük seçimlere hazırlanıyor
Irak Meclisinden geçen il seçim yasasıyla, uzun yıllar sonra Kerkük'te de yerel seçimler yapılacak. Türkmenler, yasada Kerkük'le ilgili seçim maddesiyle daha önce yapılan şaibelere yer olmayacağı kanaatini taşıyor. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi: "Kerkük'teki yerel seçimler öncesi seçmen kütükleri incelenirse, daha önce yapılan şaibelerin önüne geçilmiş olacak. Önceki seçimlerde, yerel meclis tarafından (Kürt çoğunluğu) sahte ve şaibeli sonuçlara yol açan birtakım siyasi kararlar alınmıştı" dedi.
AA
Terör örgütü muhalif Kürtleri yine alıkoydu
Dünya
Terör örgütü muhalif Kürtleri yine alıkoydu
YPG/PKK, Suriye'de bir köyü basarak, Suriye Kürt Ulusal Konseyi'nin (ENKS) beş üyesini alıkoydu. Teröristler, muhalif Kürt siyasetçileri köy halkının gözü önünde, silah zoruyla götürdü.

AA
ABD Kürtleri seviyor mu?
ABD Kürtleri seviyor mu?

Suriye’den çekilmesi konusundaki çelişkileri yanısıra bir taraftan da YPG’yi donatmaya devam eden ABD’nin, Türkiye’yi de ticaret savaşlarında hasım listesine koyma niyeti hiç şaşırtmadı. Son gelişmeler Trump’ın şahsi tasarrufu gibi sunulsa da esasında ABD’nin geleneksel siyasetinin dışında değildir. Dünya sahnesine çıktığından beri ABD politikaları, güç gösterisi, müdahale ve hedefe vardıran her şeyi mubah gören Makyavelci bir seyir takip etmektedir. Zaman zaman ortaya çıkan arızı durumlar bu sırayı bozsa da sonuçlar değişmemektedir.

Video: ABD Kürtleri seviyor mu?


ABD’nin müttefikleri var mıdır? En büyük müttefiki olan NATO’ya karşı aldığı tavra bakıldığında, ABD’nin gerçek bir müttefikinin olması mümkün değildir. Hele dostluk, vefa, gibi kavramlar ile asla yan yana konulamayacak ABD dış politikasının Suriye Kürtlerine yatırım yapmasını nasıl izah etmek gerekmektedir? Soruyu daha açık soralım:

ABD KÜRTLERİ SEVMEKTE MİDİR?

Herkesin bu konuda farklı cevapları olacaktır. Ancak Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra bölge politikaları göstermiştir ki; ABD kimseyi sevmediği gibi özellikle Kürtleri hiç sevmemektedir. Hele daha önce eski Sovyetler’e bel bağlamış olan Kürtçü söylemin şimdilerde ABD’nin kendilerini sevdiğini düşünmesi kadar saçma bir şeyin olamayacağı apaçıktır. ABD’nin Kürtlere olan ilgisi, muhabbetinden değil, onları DAEŞ karşısında kullanmak ve Rusya ile İran’ın sahada daha fazla yer almalarını önlemek esası üzerine kurulmuştu. Sahadaki bu iki aktöre Türkiye de eklenince Kürtlere olan sevgisi şiddetlendi ve aşka dönüştü.

Teorik olarak bir devletin dost ve düşmandan ziyade çıkarlarının olması anlaşılabilir bir durumdur. Bu prensip, uluslararası ilişkilerin dengede yürütülmesi, savaştan kaçınma, barışın sürdürülebilir olması adına kabul gördüğü de muhakkaktır. Ancak bunun da ahlakı sınırlarının olduğu unutulmamalıdır. Bireylerin terbiyesinde önem arz etmesi gibi, devletlerin sosyalleşmesinde de etiğin önemli bir yeri vardır. Devletler sözlü veya yazılı anlaşmaların yanında karşılıklı ahlaki sorumluluklarını da hissederek hareket ederler.

Maalesef, bireylerin hayatına zaman zaman hakim olan riya, iki yüzlülük, ahlaki değerleri kendi menfaatine göre yorumlama ve nihayetinde tamamen çıkarcı bir zihniyet geliştirme davranışı, devletlerde de görülebilmektedir. Dünyanın her tarafında operasyon düzenleme ve müdahale edebilme gücüne erişen ABD politikaları da bugün bu ahlaksız davranışı sergilemektedir. Bugüne kadar Türkiye dahil ABD’ye güvenerek hareket eden hiç bir müttefiki iflah olmamıştır. Güney Kore gibi iflah olduğu zannedilen ülkeler ise ABD çıkarlarının bekçisi olmaktan öteye gidememiş, yanı başında ortaya çıkan daha büyük bir tehditle yaşamak zorunda kalmıştır. ABD içeride her sıkıştığında müttefiklerini zora sokmaktan onları beka sorunu ile karşı karşıya bırakmaktan hedonist bir zevk almaktadır.

ABD’ye güvenerek Saddam’ı deviren Irak muhalefetinin düştüğü durum ortadadır. Evet, Irak Saddam’dan kurtulmuş ama onlarca Saddam’ın ortaya çıkmasını engelleyememiştir. Özellikle Irak’ın kuzeyine yapılan yatırım, ABD misyonunun yaşayabileceği Erbil gibi düzenli bir şehir meydana getirmiş ama Barzani taraftarlarının bağımsızlık özlemine deva olmamıştır. Bırakın diğer unsurlar karşısında Kürtleri güçlendirmek; müşterek kaderi paylaşan Süleymaniye Kürtleri ile düşmanlıklarını pekiştirmiştir. Nitekim referandum sonrasında Erbil’de görüştüğüm bazı üst düzey yetkililer, ABD’nin kendilerini aldatmasından söz ederken bile kendi ırkdaşları Kürtlere karşı daha büyük bir kin duyduklarını saklamamışlardır.

ESKİ SENARYONUN ADAPTASYONU

Tarih, sürekli aldatan ve aldananların oyunları ile doludur. Kimi oyunlar senaryo aşamasında kalmış, kimi de sahneye konulmuştur. Geriye doğru dikkatli bir bakış ile görülüp ders alınacak bu senaryolar, doğru okunmadığından hatalar tekerrür etmektedir.

Bir örnek ile bitireyim. Fransa’nın Birinci Dünya Savaşı öncesinde Suriye’ye olan ilgisi malumdur. Elbette bundan etkilenecek olan Suriye’de yaşayanlar ile o zamanki hakimi Osmanlı Devletidir. Fakat Akdeniz ticaretinde yeni yeni palazlanan ABD de bu ilgiden rahatsız olmuştur. Nitekim ABD’ye giden kimi Suriyelileri destekleyerek, onların New York’ta Osmanlı’yı hedef alan Genç Suriyeliler Cemiyeti’ni kurmalarına katkı vermiştir. Sözde bu cemiyet, toplayacağı yardımlar ile alacağı silahları Suriye’ye gönderecek ve buradaki Arap kardeşlerini uyandırıp esaret boyunduruğundan kurtaracaktır. Peki sonuç ne olmuştur?

Bölge üzerindeki uluslararası rekabet, Suriyelilere insanlıklarını bile unutturan, onları hakir gören; hatta bugünkü zulmü yaşamalarına sebep olan Fransız mandası ile neticelenmiştir. İlginçtir, Genç Suriyelilere ilk tepki bir papazdan gelmişti. Yıldız Sarayı’nda II. Abdülhamid’e de danışmanlık yapmış olan Sabuncizade Louis Alberi, yaşanan bazı tarihi olayları hatırlatarak Amerika’daki Suriyelileri uyarmıştır. 1860 Suriye buhranının Fransızları; 1881 Mısır buhranının da ertesi yıl İngilizleri yerliler üzerine efendi yaptığını söyleyip “yaldızlı rüyalardan uyanmalarını” istemiştir.

Arap olsun, Kürt olsun, bugün de durum ayniyle vakidir. ABD’nin Kürtleri desteklemesi onlara sevgisinden değil, başkalarına olan buğzundandır. Genç Suriyeli Araplar örneğinden YPG’yi oluşturan Kürtlerin ders almayacağı açıktır. Bu yüzden bu konuda yeni bir retorik geliştirmenin hiç bir anlamı yoktur. Şu anda, yakında sahnelenecek eski senaryolardan birinin adaptasyon hazırlıkları sürmektedir. Bölgenin geleceğini, oyunda alınan roller ile seyirci kısmında tutulan mevkiler belirleyecektir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.