Türkiye’nin Kıbrıs kumarı: Kıbrıs’ın celladına âşık edilmesi ve intihara sürüklenmesi!
Türkiye’nin Kıbrıs kumarı: Kıbrıs’ın celladına âşık edilmesi ve intihara sürüklenmesi!
Türkiye, Kıbrıs’ı kumarhaneye çevirdi: Off-shore bankacılığın, kumarhanelerin cirit attığı bir Las Vegas yaptı Akdeniz’de. Türkiye bu konuda tek başına hareket etmedi elbette. Rumlar da, Türkler de bu konuda ortaklaşa hareket ettiler. Kumar, sınırları ortadan kaldıran tek “ayartıcı canavar”dı Kıbrıs’ın bütününde!RUMLAR KÜLTÜRLERİNE SAHİP ÇIKARKEN, TÜRKLER KÜLTÜREL İNTİHARA SÜRÜKLENDİ...Bir farkla: Rumlar, kültürlerine, dinlerine sahip çıkıyorlar, çocuklarını Ortodoks terbiyesine, geleneklerine v...
Fransa’da İslam reformunun üç seçeneği: Vaftiz, sürgün ve protestan Müslümanlık
Fransa’da İslam reformunun üç seçeneği: Vaftiz, sürgün ve protestan Müslümanlık
Fransız laikliği büyük bir kriz içinde. Çünkü Fransız devleti laiklikle bağdaşmayan tutumlar içinde. Devlet doğrudan dine müdahale ediyor, onu tanımlıyor, örgütlüyor ve yönlendiriyor. Bunu da İslam üzerinde yapıyor. Macron, İslam’ı yeniden yapılandıracağız diyor. Din üzerinde her çeşit müdahalede bulunma hakkını kendisinde görüyor. İslam’ın içeriğini bile yorumlama gibi bir cüretkarlık ortaya konuyor. İslam, Fransız cumhuriyetine uyduruluyor. Cumhuriyet değerlerine aykırıdır derken bu kast edili...
Laik Sudan
Laik Sudan
Bazı çevreler için, son günlerin en “mutluluk verici” haberi, Sudan’da şeriat yönetiminin ilgâsı ve laikliğe geçişin ilânıydı. “Sudan, çağdaş yönetimi seçti”, “Ülkede bir devrin sonu”, “Radikal İslâmcılar kaybetti”, “Diktatör devrildi, şeriat gitti” gibi iddialı başlıklarla sunulan gelişme, normalde Sudan’la herhangi bir bağlantısı bulunmayan veya duygu dünyasında Sudan’ı çok da önemsemeyecek bir hayat çizgisinde yaşayanları belirgin bir mutluluğa gark etti. Önce, Sudan’da şeriat yönetiminin ser...
Laikçi “Taş Kafa!”
Laikçi “Taş Kafa!”

“Ortaçağ’a gittik. Dün, Ortaçağ’a gittik. Dün Ayasofya’da yaşanan Cumhuriyet hukukunun ve laikliğin cenaze namazıydı.”

*

Bu sözler, Cumartesi günkü CHP Kurultayında İlhan Cihaner tarafından sarf edildi.

*

Mister Cihaner’in Ayasofya’nın Cami olmasına yönelik tepkisi, laiklik putçuluğunun tipik bir örneğidir.

Laiklik putçuluğunun temelinde ise İslam karşıtlığı ile birlikte Batı putçuluğu vardır.

Cihaner’in feveranı, Ayasofya’nın Cami olmasına Batılı devletlerden gelen malum tepkilerle aynı “İslam Düşmanı” adreste buluşuyor.

“İÇERİDEKİ İŞGAL CEPHESİ”

MHP lideri Bahçeli’nin “Yunanistan Başbakanı ile Yunanistan Başpiskoposunun üslubuyla konuşanlar kaleyi içten düşürmeye azmetmiş iç işgal cephesidir” şeklindeki sözleri pek manidardır.

*

Bahçeli’nin, Mr.Cihaner’in laikçi tepkisine yönelik şu tanımlaması da dikkat çekicidir:

“Ayasofya Camii’nin açılmasına Ortaçağ çamuru sıçratmak, Cumhuriyet’in ve laikliğin cenaze namazı yaftası vurmak; vesayetçi bir dil, mütehakkim bir dayatma, nifak saçan bir ağızdır…”

ORTAÇAĞ’IN VARİSLERİ

Tam da burada…

CHP’li Cihaner’in şu “Ortaçağ” lakırdısı üzerinden gidelim.

İstanbul’un Fethi’nden üç gün sonra Ayasofya’da ilk Cuma Namazını kılan Fatih Sultan Mehmet, “Ortaçağı kapatmış, Yeniçağı açmış” bir padişahtı.

Şu sıralar, Batı dünyasında Ayasofya Camii’ne bozuk çalanların alayı ise Fatih’in kapattığı o karanlık Ortaçağ’ın varisleridir!

YABANCILAŞMA’NIN ÜRÜNÜ BİR SİYASETÇİ

Tipik bir “Laikçi Taş Kafa” örneği olan İlhan Cihaner; vaktiyle İdris Küçükömer’in “Düzenin Yabancılaşması” diye tarif ettiği vahim hadisenin “ürünü” bir kişiliktir.

Ayasofya’nın 86 yıl sonra Cami olmasına adeta ateş püsküren Mister Cihaner ve benzeri laikçiler; Türkiye’nin Batı’dan bağımsızlaşmasından büyük rahatsızlık duyuyor.

“Gerçek yüzleri, çok özel misyonları” açığa çıkmasın diye, açıkça söyleyemeseler de…

Bağımsız Müslüman Türkiye’nin; Batılı devletlere boyun eğmemesi, meydan okuması -içerideki bu Laiklik Putçusu Batıcılara resmen batıyor!

SAHTE KARARNAME, SAHTE İMZA

İlhan Cihaner örneğinde simgeleşen Laikçi O Kafa; Ayasofya Camii’ni müzeye çeviren “Kararnamenin de, Atatürk’ün imzasının da” SAHTE olduğu gerçeğiyle asla yüzleşemiyor, yüzleşemez de!

Bu kaçışı olmayan gerçek hatırlandığında ve yanına Cihaner’in “Ayasofya’nın Cami olmasıyla Cumhuriyet Hukuku’nun cenaze namazı kılındı” şeklindeki tepkisi eklendiğinde…

“Cumhuriyet Hukuku” dediği husus; dikkat “sahtelik yahut sahtecilikle” eş değer hale geliyor!

Maalesef, bu felaket vaziyete bizzat CHP’li Cihaner imza atmış oluyor!

YAMAN SUALLER

Laiklik Putçusu O Kafa; Ayasofya’nın, Cumhuriyet’in 1923’teki ilanından 1934’e kadar Cami vasfını koruduktan sonra, “neden 11 yıl sonra müzeye çevrildiği” sorusuna da asla ikna edici bir yanıt veremiyor.

Mesela “Lozan’ın Gizli Protokollerine dayalı mücbir nedenler mi, geldi nihayetinde kapıya dayandı?” sorusu da bu kapsamdaki “pek yaman suallerden biridir!”

SANSÜRLENEN VASİYET

Finalde, bakınız ne diyeceğim?

Rahmetli Turgut Özal’ın tanıklık ettiği “Atatürk’ün Sansürlenen Vasiyeti” gerçeği, bu ülkede önünde sonunda gün ışığına çıkacaktır.

O gün geldiğinde, yani işbu vasiyetin belgeleri ortaya çıktığında, yayınlandığında; başta CHP’liler olmak üzere Atatürkçü-Laikçi Batı Putçuları “ne yapacaklar, nereye kaçacaklar” acaba?

CHP yandaşı Şaban Sevinç: Erdoğan gidip Ayasofya'da Kur'an okudu, laiklik tehlikede
Gündem
CHP yandaşı Şaban Sevinç: Erdoğan gidip Ayasofya'da Kur'an okudu, laiklik tehlikede
CHP'nin televizyon kanalı Halk TV'nin eski yöneticisi Şaban Sevinç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ayasofya Camii'nde Kur'an okumasını eleştirdi. Söz konusu durumun 'Laikliği tehlikeye soktuğunu' öne süren Sevinç, CHP yönetimini göreve çağırdı.
Diğer
CHP'li Cihaner: Ayasofya'nın açılışıyla Orta Çağ'a gittik
Gündem
CHP'li Cihaner: Ayasofya'nın açılışıyla Orta Çağ'a gittik
CHP Parti Meclisi üyesi İlhan Cihaner, partisinin 37. Olağan Kurultayı'nda Ayasofya Camii'nin ibadete açılmasını eleştirdi. Cihaner, 'Dün Ayasofya Camii'nin açılışı ile Ortaçağ'a gittik. Yaşananlar laikliğin ve cumhuriyetin cenaze namazıydı' dedi.
Yeni Şafak
Türkiye’de darbeler milleti durdurmak, ruhunu yok etmek için yapılır...
Türkiye’de darbeler milleti durdurmak, ruhunu yok etmek için yapılır...

Önce şu: Türkiye’de siviller olmasa, askerler darbe yapamaz. Başka bir ifadeyle, darbeyi askerler yapar ama siviller yaptırır.

İkincisi ve daha da önemlisi, darbeye destek veren siviller, bu milletin has çocukları değildir; bu ülkeyi emperyalistlere dekor yapan, zihnen ve ruhen bu milletle bağları olmayan, dışarıya bağlı, bağımlı tiplerdir.

LAİKLİK ADINA DARBE YAPMAK NE DEMEK?

Söylemek bile gereksiz: Darbeler, yargısız infazlardır!

Menderes, yargısız infaz edildi! Düzmece yargı, tiyatro oyunu oynadı: İdam kararı verilmişti zaten: Sadece tiyatro olsun istendi.

Tiyatro, işin en ciddî yanıydı aslında: Sivilleri, sivil siyasetçileri korkutmak, eğer sisteme boyun eğmezseniz, boynunuz böyle gider, diyerek tehdit etmek!

Sistem ne peki? Küresel sistem ve içerde onun uydusu laikçi sistem: Değiştirilmesi bile teklif edilemeyecek kadar kutsanan, dünyada sadece Türkiye’de millete hakaret edercesine kutsanan, korunan bir sistem! Bu toplumun boynuna geçirilmiş pranga!

Darbelerin gerekçeleri laik sistemi koruma altına almaktır, o yüzden!

İnsanı çıldırtan nokta şu: Laiklik, irtica heyûlası üretilerek İslâmî kimliğini ve duyarlıklarını tahrip etti bu toplumun. İslâmî kimlik ve duyarlıklar bastırılınca etnik kimlik öne çıktı, Türkiye parçalanmanın eşiğine gelip dayandı bugün! Hedef bu muydu yoksa? Türkiye’deki laiklik uygulaması, bölücü, ülkenin altını oyucu bir işlev görüyor İslâmî kimliği bastırmak ve etnik kimliği kaşımakla!

Laiklik prangasını milletin boynuna geçirenlerin her fırsatta darbeye başvurmaları, “laik rejimi korumak için darbe yapıyoruz” demeleri, toplumu aptal yerine koymaları demektir.

Darbelerle, gerçekler maskelenir. Gerçekler değil maskeler hükmeder. Maskeler açığa çıkmaya başladığı zaman darbe yapılır.

Darbeler, zaten bulanık olan gerçekleri maskeler. Darbe üstüne darbe yapılan yerde, ülkenin istiklalinden söz edilemez; istikbalinin ne olacağı da kolay kolay kestirilemez!

REFORMLAR VE DARBELER TARİHİ

Türkiye’nin iki asırlık modernleşme tarihi, reformlar ve darbeler tarihidir. Reformlar, sivil darbedir. Darbelerse, tepeden dayatılan askerî reformlar.

Türkiye’de reformlar, düşen ülkeyi ayağa kaldırma girişimi gibi görünür ama ayağından vurur aslında: Ayağa kalkmak isteyen ülkeyi süründürür, süründüre süründüre öldürür.

Osmanlı tam da böyle tarihe gömüldü: Tanzimat’la ağaya kalkmak istedi devlet ama ayağından vuruldu her defasında ve sürünmeye mahkûm edildi böyle böyle ölünceye kadar...

Cumhuriyet döneminde darbeler tiyatro olarak başladı: İlk darbe, çok acımasızdı, kanlı oldu; milletin adamları darağacında sallandırıldı; böylelikle hem millete hem de adamlarına “ayağınızı denk almazsanız hâliniz böyle olur” dendi!

Sonra darbe gelenek hâline geldi; on yılda bir darbe olacak diye kuruldu saat; saat gibi işledi darbe takvimi bugüne kadar zaman zaman ileri geri gidip gelse de!

Niçin darbe darbe üstüne, diken üstünde bu ülke, evet niçin böyle?

Şundan emin olalım artık: Ülke bu ülkenin hâs çocuklarının elinde olmadığı için. Daha da vahimi, başına ne geldiğini bilmeyecek kadar celladına âşık edildiği, mankurtlaştırıldığı için...

Millet tam kendine gelip toparlanarak ayağa kalkacakken pattadanak indi kafasına Demokles’in kılıcı!

Tam millet, başına ne geldiğini hatırlamaya, sonra da toplanmaya başladığı zaman, kafasına vurdular, bayılttılar, ayılmasın diye!

Darbe yapanlar milletin adamları değildi hiç bir zaman; “ordu, millet adına idareye el koydu!” gibi millete bu kez de zihnen darbe yapan generaller küresel sistemin lordlarının adamlarıydılar hep; o yüzden “NATO’ya, CENTO’ya bağlıyız” diye bitiriyorlardı sahibinin sesi gibi yaptıkları darbe konuşmalarını!

MİLLETİ DURDURMAK...

Son haftalarda darbe söylemleri, tehditleri, imaları ayyuka çıktı ülkede!

27 Mayıs darbesiyle bu milletin genleriyle oynandı, sosyal dokusu ve duygu yapıları yerle bir edildi.

Tavandan ve tabandan mankurtlaştırma projesi uygulandı adım adım: Darbeleri “meşrûlaştıran” Millî Güvenlik Konseyi (MGK) tavandan hükümetleri kontrol altına aldı? Kim adına? Milletin ordusu millet adına mı yaptı bunu? Yoksa her darbede utanmadan, kölecesine tekrarladıkları gibi NATO adına mı?

Tabandan da yabancı ideolojilerin kölesi olacak mankurtlaşmış bir gençlik icat edilmeye çalışıldı: Müslüman olmasın da ne olursa olsun, denildi adeta!

Abdülhamid’i milletin gözünün içine baka baka yaşarken öldürdüler; Menderes’i milletin gözünün içine soka soka idam sehpasına gönderdiler!

Özal’ı da, Muhsin Yazıcıoğlu’nu da gözümüzün önünde katlettiler! Erbakan’la Abdülhamid’in kader çizgileri ölümlerinde de kesişti: İkisi de yaşarken ademe mahkûm edildi!

Darbeler tarihi sona ermiş değil. Değil; çünkü hem millet başına ne geldiğini öğrenebilmiş değil hem de ülkede ipleri eline alabilmiş değil!

Millet sahipsiz!

O yüzden darbe üstüne darbe yiyor!

O yüzden milletin adamları teker teker temizleniyor!

Latin Amerika ülkelerinde yaşanan darbelerle Türkiye’de yaşanan darbeleri karşılaştırmak, ne olup bittiğini anlayamamak demek: Başka ülkelerde darbeler, o ülkelerin kaynaklarını sömürmek için yapılır; Türkiye’deyse milleti durdurmak, ruhunu yok etmek, kendine gelerek yeniden büyük tarihî yürüyüşe soyunmasını önlemek için!

Korona günlerinde Laikçi Faşizm!
Korona günlerinde Laikçi Faşizm!

Hutbede İslam’ın eşcinselliği lanetlediğini ve zinanın haram olduğunu söyleyen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, LGBTİ lobisinin hedefinde…

Ankara ve İzmir Baroları, Ali Erbaş’a hakaret kusarken, İslam’a düşmanlıklarını dışa vurdular.

CHP de bu aşağılık saldırıya destek verdi.

Arkalarından Cumhuriyet ve Birgün adlarındaki “kâğıt parçaları” yetişti.

Hülasa, LGBTİ lobisinin Laikçi Faşist refleksinden bahsediyoruz!

DEMEK Kİ, NEYMİŞ?

Laikçi Yobaz Barolar, hem inançlarımıza hakaret ettiler, hem de inançlarımızı aşağılamaya yeltendiler.

İslami emir ve yasakları vaz etmeyi “Nefret Suçu” diye tanımladılar:

Demek ki, nedir: Bu kafaya göre “inançlarımızı dile getirme özgürlüğümüz” dahi yok!

Batıcı-Laikçi Kafanın “özgürlükten” anladığı işte budur!

Velhasıl…

Laikçi Yobaz Kafa, bir kez daha İslam Düşmanlığı temelinde saldırmıştır.

CHP’NİN MASKESİ

Amerikancı-Laikçi CHP’nin Sözcüsü de İslam’ın ayetlerini, ayetlerin dile getirilmesini “Nefret Suçu” diye niteliyor!

Zurnanın “zırt” dediği yerdeyiz…

“Benim Adım Kemal”in yönetimindeki CHP’nin bir defa daha maskesi düşmüştür.

***

LGBTİ’yi selamlayan Canan Kaftancıoğlu’ndan LGBTİ’nin paçavrasıyla poz veren Tunç Soyer’e kadar Kılıçdaroğlu’nun CHP’si LGBTİ Lobisi’nin Siyasi Ayağı olmaktan dolayı pek gururludur!

***

Eh, başka “ayaklar” da var…

Netflix, filmleri ve dizileriyle; Hedonist Gladyocu Ertuğrul ise malum yazılarıyla Türkiye’ye eşcinselliği şırınga etme yolunda ciddi bir gayret gösteriyorlar.

Baronlardan Sefer Görev Emri almak, işte böyle bir şeydir!

ARKA PLAN

LGBTİ’yi savunanlar, eşcinselliği bir başka deyişle sapkınlığı Müslüman Türkiye’ye dayatmaya çalışanlar için seferber olmuşlardır.

Eşcinselliği özendirmek için yıllardır sürdürülen kirli faaliyetler; çoktandır açıktan, çok yönlü ve “tam teşekküllü” propaganda aşamasında seyrediyor.

Çağdaş Medeniyetin Zırvasındaki Batılı Devletler, yani “Uluslararası Şer Karargâhı” Türkiye’deki LGBTİ sapkınlarının ve onlar için canı gönülden lobi faaliyeti yapanların “kapı gibi” arkasındadır.

Dikkat…

Türkiye’mizde “toplumsal çürümeyi, bozulmayı, tükenişi” zirveye çıkarmak gayesiyle LGBTİ’nin Batılı ülkelerdeki “mevzilerine” ulaşmak istiyorlar!

***

Maalesef…

Bu aşağılık istikamette aldıkları mevcut mesafe bile fevkalade menfi-hayli kritik bir noktaya ulaşmış vaziyettedir.

Diyanet İşleri Başkanı, eşcinsellikle ilgili olarak dinin emir ve yasaklarını hatırlattığı vakit, bunların hedefi oluyor…

Anında Laikçi Faşist refleksler devreye giriyor; inançlarımıza hakaret ve aşağılamalar gırla gidiyor!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.