Dünyaya libidodan bakma sapkınlığı: Cinsiyet eşitliği ideolojisi
Dünyaya libidodan bakma sapkınlığı: Cinsiyet eşitliği ideolojisi
Her şey ölüyor. Karpuz ölüyor, salatalık ölüyor, sevgi ölüyor, dayanışma ölüyor. Modernliğin kar ve haz düzeninin ürünü bunlar. Kar elde ettiğimiz, kazanç sağladığımız ve kendisinden zevk aldığımız varlığa dönüşüyor her şey. Varlığın organik yapısı gün geçtikçe sentetik plastiğe dönüşüyor. Karpuz var ama tat yok, beraberlikler ve toplaşmalar var ama muhabbet yok. Her şey ailenin çatlayan organik yapısıyla başlıyor. Çatlayan ailenin doğallığı, samimiyeti, dayanışması, karşı cinsle beraberlikleri, kardeşlik ve ablalığı, ebeveyn ve evlatlığı.Video: Dünyaya libidodan bakma sapkınlığı: Cinsiyet eşitliği ideolojisiAilenin parçalanması göç ve modernleşme ile gelen bir fiziksel durum. Ailenin çatlaması bir tinsel dağılma. Yani aileyi aile yapan ruhun çekilmesi. Ruhu çekilen aile geriye sadece atık olarak kalır. Ondan dolayı da sıkıcıdır. Kimse orada yaşamak istemez. Otel gibi kullanılır. Ailenin ruhunda oluşan çatlaklar, artık normal görüldüğü gibi teşvik ediliyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği taarruzu budur. Avrupa modernliğinden aile yapımıza gelen bir taarruz. Oldukça masum gerekçelere ve maskelere sahip. Kadın şiddetini engellemek ve kadın haklarını korumak. Oysa maskeyi yüzünden çekip aldığımızda yedi başlı ejderha çıkıyor karşımıza.Cinsiyet eşitliği ideolojisi, kadının kadınla yaşamasını, erkeğin erkekle yaşamasını aile diye tanımlıyor. Bütün itirazları de engellemek peşinde. Bunun için arsızdır. Saldırıya dur diyen ve itiraz edenleri hemen insan korkusu(homofobik) ile damgalıyor. Eşitliğe karşı çıkmakla suçluyor. Ne mucize bir kelime eşitlik! Oysa en büyük yalan! Yalan masal. Muktedirlere, batılı modernlere hizmet eden bir yalan masal. Nerede sınıf eşitliği? Nerede insanların eşitliği? Nerede eğitim eşitliği? Nerede güvenlik eşitliği? Nerede sağlık eşitliği? Zenginler ve kudret sahipleri daha fazla sağlık ve güvenlikten yararlanırlar. Zengin ve kudret sahipleri daha fazla eğitim ve mülkten yararlanırlar. Cinsiyet eşitliği de bulunmuş son yalan. Yalan masalın eşitliğinde son kavşak. Biyolojisi, genetiği ve fıtratı farklı olan insanlar nasıl eşit olur? Bütün doğada iki cinsiyet var, aynı şey insan için de geçerli. Çünkü doğanın doğası ile insanın doğası özünde bir. Allah’ın ayetlerinin farklı iki veçhesi.Batı bütün ilahi doğal özden kopmuş. Dinlerini de kendilerine benzetiyorlar. Büyük bir tanrılaşma cüretkarlığı. Gay ve lezbiyen kiliseler kuruyorlar. Tanrılarını kendilerine hizmetkar yapan utanmazlar... Şimdi bu afet bize de sıçrıyor. Müslümanlıkla gayliği, lezbiyenliği ve ailesizliği yan yana görmek istiyorlar. Ey cahiller sürüsü! Avrupa iki yüzyıl önce tanrısını öldürdü ve sonra yerine kendisini koydu. Her gün de kaybettiği hakikat yerine yeni tanrılar icat ediyor. Şimdi de dünyaya libidodan bakmayı hakikat sanıyor. Bu sapkınlıklarla bu coğrafyayı ateşe veremezsiniz. Şükürler olsun ki hakikatimiz bütün parlaklığıyla semalarda ışıldıyor. Ondan şüphe edenler ve Tanrı öldü diye çığlık atanlar sadece taklitçi maymunlar. Ne Allah bizi bıraktı ne de biz Allah’ı bıraktık. Hakikatimiz bütün masumiyeti ile bayrak gibi dalgalanıyor. Sapkın ve ruhaniyetten yoksun arzuların peşine düştükleri hazlara tapıyorlar şimdi. Bu hazlardan putlar icat ediyorlar. Libidolarına tapan bir güruh haline geliyorlar. Lut kavminin sapkınlığının-post modern versiyonu bu. Tanıdık olduğumuz bir sapma. Hakikat kitabımızda geçen bir insanlık sapma trajedisi. Sapma trajedisi şimdi post-modern zamanlarda sahneleniyor.Ne kapitalizmin kudreti, ne modernliğin kudreti, ne de libodu kudretiyle hakikatimizi yıkabilirsiniz. Yıkmayacağınızı bildiğiniz için reddetmek yerine tahrife başvuruyorsunuz. Arzularınızla gelen körleşmeyle hakikate bakınca size şeytan görünüyor. Tanrılaştırdığınız nefsinizle İslam’a bakınca Allah’ın sesini duymak yerine içinizdeki şeytanın sesiyle yanılsama yaşıyorsunuz. Büyük bir tahrifat! Tarihte yaşadığımız Karmatiler ve batıniler tahrifatından daha da tehlikeli. Buna karşı mücadele edeceğiz. Kültürel cihadımız bu. Milletimizin mahremiyetini, ailesini, cinsiyetini ve nesillerini bozmaya gücünüz yetmeyecek. Allah’ı ne antropolojik bilinç, ne psikanaliz, ne toplumsal cinsiyet, ne de feminizmin önünde hesaba çekeceğiz. Ona teslim olacağız ve onun temiz vahyi ile yola devam edeceğiz.
Cinsiyet eşitliği üzerinden İslam’a taarruz
Cinsiyet eşitliği üzerinden İslam’a taarruz
Büyük bir taarruz altındayız. Cinsiyet eşitliği taarruzudur bu. Bütün dünya bu fitnenin ateş topları altında yanıyor. Alevler içinde dolaşıyoruz. Bütün değerler yanıyor. Haramın ve fuhşiyatın dumanları bizi boğuyor. Önce Hollywood Sineması iki oğlanın beraberliklerini normalmiş gibi gösteren film yaptı. Sonra da bu filme Oscar ödülü verdi. Dünyanın en büyük sinema ödülü homoseksüellere verilerek sanat icra edilmişti. Sinema bir kez daha büyücü rolünü oynamıştı. Bu büyücülük çağdaştı, son teknolojiyi kullanıyordu, olağanüstü estetikti. Artık bu Oscar ödüllü film peşinden yenileri sökün etti. Filmlerin bir karesinde mutlaka homoseksüellik geçer hale gelirdi. Mutlaka bu karedeki oyuncular çok insaniydi. Bu insanilikleri sapkınlık davranışlarını hoş görmeyi pompalıyordu. Kötü olan ise onları “öteki” gören düşünceler ve toplum. Hatta Türkiye’de de AB desteğiyle yapılan filmlerde bu konular işlenmeye başladı.Video: Cinsiyet eşitliği üzerinden İslam’a taarruzBatı’da artık bu yeni akım, her çeşit cinsiyet ilişkilerini özgürlük adıyla normal görüyor. Hatta özgürlüğün turnusol kağıdı haline geldi. Müslümanlığımızı da, demokratlığımızı da, insan haklarına taraftar olup olmadığımızı da bununla ölçüyorlar. Nasıl bir gözü dönmüşlük bu? Avrupa kültüründen yükselen tutumlar sinema ile sınırlı kalmadı. Arkasında reklamlarda kullanılmaya başlandı. Hatta papa, bir erkekle öpüşürken gösterildi. Kadının kadınla öpüşmesi ya da erkeğin erkekle öpüşmesi, Avrupa’nın çoğu şehrinde reklam billboardlarında karşılaştığımız olağan şeyler.Şimdi bunu sosyolojiyle bir teoriye dönüştürdüler. Adına da toplumsal cinsiyet eşitliği diyorlar. Büyük bir yalanı bilimle maskeliyorlar. Cinsiyetin fizyolojik ve metafizik boyutlarını inkar ediyorlar. Bunlar post-modern inkarcılar. Cinsellik üzerinden gelen inkarcılık. Allah’ın cinsellik üzerindeki helal ve haram sınırlarını ters yüz eden inkarcılık. İnsanın cinsel doğasına saldıran barbarlar, sosyolojiyi de buna alet ediyorlar. Sosyoloji, fitnelerin silahına dönüşüyor. Ahlak ve doğayı bozmaya yönelen bir araç bilim haline geliyor. Bütün doğayı yağmalayan Batı zihniyeti, şimdi de sonuna kadar insan doğasını yağmalıyor.Cinselliği yağmalayan barbarlar, şimdi de biri açık diğeri başörtülü iki kadın üzerinden aynı fesatlığı yayıyor. Bir kitabın kapağında görüyoruz bunu. Ötekiliği başı açık ve başı kapalılığa indirgeyen bu cinsiyet eşitliği mukallitleri, İslam’a saldırıyorlar. Başörtüsü ve başı açıklığı ötekilik etrafında kurguluyorlar. Sonra, bu iki imge etrafında ötekiliği aşan bir özgürleşme olarak lezbiyenliği pazarlıyorlar. Lezbiyenlik, Türkiye’de başörtü etrafında yaşanan “ötekiliği” aşan bir yol gibi gösteriliyor.İnsan, özgürlüğe de durduğu yerden bakar. Bunlar lezbiyenlikte durarak bakıyorlar. Oradan bakınca da sapkınlık normal gözüküyor. Çünkü sapkınlıktan bakan sapkınlık görür. Gövdeden bakan gövde, akıldan bakan da akıl görür. İslam’a lezbiyenlik ve homoseksüellikte durarak bakanlar sadece “öküzlerin Tanrıya baktıkları” gibi bakarlar. Öküzlüklerinden yansıyan bir Tanrı icat ederler kendilerine. Kitabının kapağına başörtülü ve başörtüsüz iki kadını lezbiyenlik içinde kurgulayan da bunu yapıyor.Artık Türkiye’de İslam’a yönelen büyük kültürel taarruzlar var. Bu taarruzların büyük kısmı kadınlar üzerinden yapılıyor. En yeni biçimi ise cinsiyet eşitliği adı altında her çeşit lezbiyenlik ve oğlancılığın olumlanmaya başlanması. Taklitçilerimiz yine iş başında. Eskiden kadın hakları diye mukallitlik yaparlardı, şimdide lezbiyenlik ve homoseksüellik diye bağırarak bunu yapıyorlar. Allah’ın helal ve haram sınırlarını tanımıyorlar. Tam tersine bununla ilgili yüzyıllar içinde oluşmuş toplumsal kabulleri, kültürel kodları ve sembolleri imhaya kalkışıyorlar. Bu, gerçek anlamda kültürel bir savaştır. Mukallitlerin, Batı kültürünün savaşçılarıyla yerli olanların savaşçıları arasında yürüyecek bir savaş. Çatışma derindir, çünkü anlamı yok etmeye yönelmektedir. Anlamını kaybeden bir toplum köleleşir. Başka toplumların anlamlarına bağımlı toplumlar köle toplumlardır. Biz buna karşı savaşacağız. Kültürümüzü, dinimizi ve helal-haram sınırlarımızı korumak için savaşacağız. Anlam dünyamızı korumak için savaşacağız. Erkeğimizi ve kadınımızı korumak için savaşacağız. Entelektüel ve bilimsel gazamız mübarek olsun!
'Aileyi güçlendirmek PR'la olmaz'
Hayat
'Aileyi güçlendirmek PR'la olmaz'
Yeni Şafak LGBT dosyasını açtı. ‘Onur’ adı verdikleri yürüyüşleriyle meşruiyet kazanmaya çalışan, ilan ettikleri günü önce haftaya sonra da tüm haziran ayına yayan, kendilerine saygı duyulması iddiasıyla kitaplarda, filmlerde, sokaklarda ve her alanda propagandalarını yaparak çocuklara dahi cinsiyetsizliği dayatan LGBT aktivizminin iddialarını, alanında uzman ve cesur 6 isim yenisafak.com'a verdiği röportajlarında bilimsel açıklamalarıyla yalanladı.
Yeni Şafak
''Devlet bizi koruyamayacak mı?''
Hayat
''Devlet bizi koruyamayacak mı?''
Yeni Şafak LGBT dosyasını açtı. ‘Onur’ adı verdikleri yürüyüşleriyle meşruiyet kazanmaya çalışan, ilan ettikleri günü önce haftaya sonra da tüm haziran ayına yayan, kendilerine saygı duyulması iddiasıyla kitaplarda, filmlerde, sokaklarda ve her alanda propagandalarını yaparak çocuklara dahi cinsiyetsizliği dayatan LGBT aktivizminin iddialarını, alanında uzman ve cesur 6 isim Yenisafak.com'a verdiği röportajlarında bilimsel açıklamalarıyla yalanladı.
Yeni Şafak
"LGBT aktivizmi politik bir harekettir''
Hayat
"LGBT aktivizmi politik bir harekettir''
Yeni Şafak LGBT dosyasını açtı. ‘Onur’ adını verdikleri yürüyüşleriyle meşruiyet kazanmaya çalışan, ilan ettikleri günü önce haftaya sonra da tüm haziran ayına yayan, kendilerine saygı duyulması iddiasıyla kitaplarda, filmlerde, sokaklarda ve her alanda propagandalarını yaparak çocuklara dahi cinsiyetsizliği dayatan LGBT aktivizminin iddialarını, alanında uzman ve cesur 6 isim Yenisafak.com'a verdiği röportajlarında bilimsel açıklamalarıyla yalanladı.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.