Mehmetçik'e yunuslar eşlik etti
Gündem
Mehmetçik'e yunuslar eşlik etti
İcra edilen operasyonlarda dahi çevreye olan duyarlılığını muhafaza eden Türk Silahlı Kuvvetleri, Mavi Vatan nöbetinde de denizdeki dostlarını koruma bilinci içinde hareket ediyor. Yunusların donanmamıza eşlik ettiği içimizi ısıtan anlar böyle görüntülendi.
Diğer
Mavi Vatan.. Adını bütün renkleriyle sevdiğim vatan..
Mavi Vatan.. Adını bütün renkleriyle sevdiğim vatan..
Adını bütün anlamlarıyla, bütün renkleriyle, bütün zenginlikleriyle, bütün sıkıntılarıyla, bütün acıları ve sevinçleriyle, bütün yalnızlığıyla sevdiğim vatan.Biz sensizliği Balkanlar’ın her köşesinde, Kafkaslar’da, Kanal’da, Yemen’de, bir ara Anadolu’da, coğrafyamızın kıyılarında, kalbinde yaşadık. Biz sensizliği, yüz yıl önce dağılan coğrafyamızda, zihinlerimizde, kalplerimizde yaşadık. Biz sensizliğin acısını, umutsuzluğunu, hiçliğini bütün renklerimizde, bütün kimliklerimizde yaşadık.Video: Mavi Vatan.. Adını bütün renkleriyle sevdiğim vatan..Biz bu “Son Kale”yi acımızı gizleyerek, susarak, sabrederek, korumayı bildik.Biz sensizliği Gazze’ye, Yemen’e, Kanal’a, Basra’ya koşup, kollarımızı, kanatlarımızı sağlam tutup, kendilerini Anadolu’yu ayakta tutmaya, son vatan kılmaya adayan Anadolu evlatlarının hatıralarında, yanık türkülerinde yaşadık.Biz sensizliği, dört bir taraftan kuşatılmışlığı, bütün dünyanın üzerimize geldiği zamanlarda yaşadık. Biz sensizliği Sarıkamış’ta, Çanakkale’de hissettik, bütün Batı dünyası Anadolu içlerine ilerlerken iliklerimize kadar hissettik.Yüz yıl geçti. Yüz yıl sabrettik. O acıyı unutmaya çalıştık. Asla acılarımızı, yaşadığımız kıyımları belli etmedik. Ağlamadık. Diz çökmedik. Yalvarmadık. Merhamet dilenmedik. Onurumuzu koruduk. Sustuk, susarak ayakta kalmayı denedik. Susarak öfkemizi, ideallerimizi, kendimizi ve seni korumayı, son kaleyi korumayı bildik.Parçalanmış ülke haritaları bizim masamıza da konulduYüz yıl geçti, uyandık, kendimize geldik, artık “sabır bitti” dedik. Artık varolmalıyız, ayağa kalkmalıyız, kendimize gelmeliyiz, bu suskunluğa son vermeliyiz dedik.Çünkü dünya yeniden kuruluyordu, coğrafya yeniden biçimleniyordu, tarih yön değiştiriyordu. Ve parçalanmış ülke haritaları masa masa dolaşıyordu, bize “son kale” bile artık çok görülüyordu.Savaşlar kapımıza dayanmıştı, ülkeler mahvediliyor, milletler kıyıma uğratılıyor, sınırlar değiştiriliyor, türlü türlü bahanelerle korkunç bir coğrafya istilası yürütülüyordu.Büyük fırtınayı geldiği yerde karşılamalıydıkSusarak varolamayacağımızı, içimize kapanarak ayakta kalamayacağımızı gördük. Hiçbir eksenin, hiçbir ittifakın, hiçbir dostluk ilişkisinin bu büyük istilayı durduramayacağını bildik.Çünkü saldırı “dost”lardan, “müttefik”lerden geliyordu artık. Artık dost yoktu, müttefik yoktu, bir fırtına dört bir yanımızı kuşatıyordu, yüz yıl önce bitiremediklerini şimdi tamamlamak istiyorlardı.Bir büyük güç inşa etmeliydik. Bir büyük milletin hafızasını, tecrübesini, ideallerini sahaya sürmeliydik. Sadece direnmek değil meydan okumalıydık. Savunmak değil, atağa geçmeliydik. Sınırlarımızı korumayı değil, fırtınayı geldiği yerde karşılamalıydık.Bir kez daha ‘Vatan’, ‘Beka’ dememizin nedeni buydu..Siyasi genetiğimizi, yüzlerce yıllık “tarih yapıcı irade”yi bir güç olarak algılamalı, ona sığınmalıydık. Bundan başka gücümüz, imkanımız, yolumuz yoktu, anladık.Çünkü Tuna nehri türkülerini Kızılırmak için söylemek istemiyorduk, Yemen ağıtlarını Sakarya için söylemek istemiyorduk, sınırlarımızı zorlayan savaşın Maraş’a, Sivas’a ulaşmasını istemiyorduk, o harita taslaklarına karşı kendi haritalarımızı çizme dışında hiçbir seçeneğimiz yoktu, anladık.Yüz yıl sonra bir kez daha “vatan” dememizin nedeni buydu, “Beka” dememizin nedeni buydu. Yüz yıl önceki hafızamızı bugüne taşımamızın nedeni buydu. Bir kez daha Sarıkamış, Kut-ul Amare, Çanakkale, bir kez daha Bosna, bir kez daha Kafkas İslam Ordusu dememizin nedeni buydu.“Türkiye Cephesi”ni, D.Akdeniz’de olanı, Karadeniz’de kopacak fırtınayı gördük biz.O fırtınayı gördük, dünyanın ve coğrafyanın nereye doğru gittiğini gördük. Küresel düzenin dağıldığını, yeniden kurulamadığını, devletleri bir kıyamet korkusunun sardığını, bu yüzden bütün devletlerin içe döndüğünü, tarihi tezlerine döndüğünü, kendini büyük hesaplaşmalara hazırladığını gördük.Bunun bize nasıl yansıyabileceğini biliyoruz. Görmenin ötesinde yaşamaya başladık. Suriye’nin kuzeyinde yüzlerce kilometrelik “Türkiye Cephesi” bir terör meselesi değil, bir işgal meselesiydi, anladık.Doğu Akdeniz’e bütün dünyanın donanmasının toplanmasının, Ege’de mazeret arayışlarının, Karadeniz’de bir çılgın fırtına hazırlıklarının anlamını okuduk. Türkiye içinde FETÖ ile, PKK ile neler yapıldığını, bundan sonra ikame yapılarla nelerin hazırlandığını gördük.Yüz yılın öfkesi ve ayak izlerimizBu yüzden yüz yılın öfkesini, sabrını bugüne taşıdığımız gibi, yüz yılın meydan okumasını da bugüne taşıdık. Yüz yıl önce nerede varsak bugün bir başka formatta aynı ülkelerde, bölgelerde varolmaya çalıştık.Doğu Afrika’dan Hazar kıyılarına, Hint Okyanusu’ndan Doğu Akdeniz’e, Tuna kıyılarından Kerkük’e ve Halep’e kadar yüz yıl önceki yolumuzu, ayak izlerimizi aradık.Vatan dışında, “Türkiye Ekseni” dışında hiç bir yerde durmayacağımızı, duramayacağımızı, bileğimizin güçlü, dizlerimizin sağlam, sesimizin gür çıkması dışında yalnız olduğumuzu anladık.“Vatansızlık” korkusunu bir daha yaşamamaya yemin ettikYüz yıl önce Çanakkale’de, Kanal’da, Lozan’da karşımızda kimler varsa yine toplandıklarını, “Türkiye’yi durdurmak” için büyük bir seferberlik başlattıklarını, elimizi uzattığımız her yere ulaştıklarını, bizi bütün coğrafyadan tecrit edip savunmasız bırakmaya çalıştıklarını anladık. Yüz yıl sonra nihai hedefin yine biz olduğumuzu anladık.Bu yüzden bir mücadele başlattık. Bu yüzden meydan okuduk. Bu yüzden vatan acısını, vatansızlık korkusunu bir daha yaşamamaya yemin ettik. Bir milletin mücadele gücünü, tarih değiştirici rolünü sahaya sürdük.Bütün renkleriyle sevdiğimiz vatan. Artık ağıt olmayacak..Bugün bütün denizlerimizde “Mavi Vatan” adıyla kapsamlı bir deniz tatbikatı başlıyor. Bütün denizlerimiz, vatanımızın her karış toprağı üzerinde “aziz” bildiğimiz bir mücadele dönemindeyiz. Bundan öte hiç bir siyasi amaç olamaz, olmayacak.Yüz yıl önce tarihin çöküşünü yaşıyorduk. Şimdi yükselişini yaşıyoruz, bunu da biliyoruz. Onların bütün hesaplarının sıfırlanacağından, biz yükselirken kendilerinin çökeceğinden eminiz.Adını bütün anlamlarıyla, bütün renkleriyle, bütün zenginlikleriyle, bütün sıkıntılarıyla, bütün acıları ve sevinçleriyle, bütün yalnızlığıyla sevdiğim vatan..Artık ağıt yakmayacağız… Bir daha ‘sensizlik korkusu’ yaşamayacağız. 21. yüzyılın yemini bu olacak.
Fransa'nın TSK'ya ziyaretinde dünyaya 'Mavi vatan' haritalı mesaj
Ekonomi
Fransa'nın TSK'ya ziyaretinde dünyaya 'Mavi vatan' haritalı mesaj
Fransa Deniz Kuvvetleri Akdeniz Bölgesi Komutanı Koramiral Laurent Isnard ve beraberindeki heyet, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Donanma Komutanlığımızı ziyaret etti. Ziyaretin gerçekleştiği salondaki 'Mavi vatan' haritası dikkat çekti.
Yeni Şafak
‘Kurt kuyruğu’ zamanı...
‘Kurt kuyruğu’ zamanı...
Türkiye’nin kararı alınmış harekât konusunda bu denli itidalli davranması, sürecin her adımında mayın yoklaması kamuoyunda sabırsızlık yaratsa da, bizim keskin kritiklerimize maruz kalsa da, devletin iş yapma biçimi tam budur...Aynı zaman geçişi, bölgesel ve küresel itirazları sönümlendirdi. Yani ‘oyalamanın’ karşılıklı olduğunu, Türkiye’ye “müttefikini eritme” şansı verdiğini eklemeliyiz.Video: ‘Kurt kuyruğu’ zamanı...Gelgelelim, dörtlü zirve (Türkiye-Rusya-Almanya-Fransa), Cenevre Süreci, artı, seçim döneminde Beyaz Saray’a yönelik azil girişimlerinin yarattığı ajandanın, harekâtta donma yaratacağı tahlilleri de var. Bunlar vaka. Ama çift yönlü de işleyebilir, kolaylaştırıcı olabilir!Bir yandan da, ‘beklemenin’ yarattığı gerilimin, ordu, kamuoyu ve iç politika üzerindeki damar daralmaları da harekât ile açılabilir. Suriyeli misafirlerimizin oluşturulacak bölgede güvenli iskanı yatıştırıcı olacaktır.Bütün haber kanallarının tartışma programlarında ‘erken seçim’ işleniyor. Muhalefete bakarsanız, yerel seçimlerin ertesi gününden itibaren ‘erken seçim istemiyoruz’ diyorlar. Ama tartışmaların bu şekilde ‘canlı’ tutulması ve bunlara verdikleri katkı aslında o demek...Suriye konusundaki tutumlarınıza bakarsanız dc, işte Tarabya’daki konferanslarında görüldüğü üzere “hiç” ağırlığında. Ya, “Amerika ile mi savaşacaksınız” gibi çocuk aklı mertebesinde okumalar yapıyorlar ya da “ne işiniz var Ortadoğu’da, Akdeniz’de” türünden hayatın/dünyanın gerçeklerinden kopuk tahayyülleri var.Hasılı; küresel şartlar, bölgesel konjonktür, güvenlik gerekleri kadar Türkiye iç siyasi şartları da harekatı önceliyor. Nitekim, Cumhurbaşkanı’nın Cumartesi günü yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin güvenli bölge politikası, Suriyelilerin evlerine dönmelerinde en makul politikadır” ifadesi de o demek...***Pazartesi günü gerçekleşen MGK toplantısında, kararlar içinde açıklanan ‘Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi’nin yenilendiği maddesi de bu sıkışık işler arasında atlanmamalı...BGSB’ni gören kişi sayısı sınırlıdır. Hiç açıklandığını da bilmiyoruz. Ama açıklanan MGK kararlarında hep Suriye/Fırat’ın doğusu işlendiğinden, son maddede yer alan bu “yenilemenin” sıradan bürokratik bir işlem olduğu yanlışına düşmememiz gerekir.Burada nelerin “baştan değerlendirildiği” önemlidir! Acaba şu ortamda Türkiye’nin tehdit değerlendirmelerinin ilk sıralarında kim, kimler olabilir?..***Avrupa’nın Suriye için diyeceği kalmış mıdır? Türkiye’de gerçekleşmesi beklenen dörtlü zirvede netleşecektir. Macron’un günlük ‘ayak oyunları’ kurarak, oldu-bittiler yaratarak stratejik meselelerde varım demesinin hafifliğini görüyoruz. Ancak Almanya’nın ağırlığı var ve bu aşamada otomotiv sanayinin önemli bir markasını Türkiye’de konuşlandırmasını alacağı pozisyona işaret sayabiliriz. Almanya-Katar ilişkileri de aynı dosyanın eklerindendir, Berlin-Bağdat hattı da.. Aksi hal zaten ayağına sıkması olur.Bağdat dedikten sonra Irak’ta yaşanan dalgalanmaları da nereye eklemleyeceğimizi düşünmeliyiz; Irak’ın iç dengesizlikleri bu ülkenin yıllardır çektiklerinden besleniyor olabilir. Yani bir iç zemin var. Ama bu zeminin İran ve Suriye konularında-tam da şimdi-kullanışlı bulanlar olup olmadığı takip edilmeli!Dünya gündeminde Aramco, Körfez ülkelerinin Tahran’la yakınlaşması, ABD de seçimler var iken, Yüzyılın Planı sakatlanp Suriye’de finale bir kaç adım kalmışken, Bağdat’ın karışmasından şüphelenmek refleks olmalıdır...İran’da önümüzdeki yıl parlamento, sonraki yıl Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. İsrail’de seçimlerin ardından Tel Aviv durulmuş değil. Bağdat’ı üzerine eklediğinizde.. Bu kaosu etkileyecek araç-gereçlerin sadece Türkiye’nin envanterinde olduğunu söylemek gerekiyor...***Bir harekat arifesinde ülkeler genellikle diğer sınırlarını politik olarak güvenlik altına alıp yola çıkarlar. Kıbrıs-Akdeniz-Ege’de Türkiye’nin üzerine abanan gelişmeler, Suriye’de Ankara’nın ayağını kısaltmaya yönelik akıl da içeriyor. Ankara buna stresi yükselterek karşılık veriyor.. Ki, bu da Türk dış politikasında yeniliktir. Yani sondaj/araştırma gemilerini yanlarında donanmanızla birlikte hareket ederken, çekip, takviye edip, daha ileri, burunlarının dibine ve gerilimli sulara sürmeniz bu demek ve doğrudur. Maraş kartı da oydu.Yani, Mavi Vatan’a yönelik Yunan-Rum efelenmeleri bir tarafa arkasına konuşlananlara da “siz bilirsiniz”, “çoklu cepheleri savunabileceğinizden emin misiniz” demektir.***Bütünlüklü ele alındığının tekrar söylenmesi şart ayrı bir kalem de, Türkiye’nin ülke içi terörle mücadele, Irak ve Suriye konularını “aynı sepette” gördüğüdür. Sırayla/zamanla değil aynı anda/toptan çözümün işe yarayacağını düşünmesidir. Bunun iç politikadaki ayağı da aynıdır. Bu yüzden, günlük konuşmalarda ‘alakasız’ okunması, ‘anlaşılamaması’ sersemlik boyutunda analizlere sebep oluyor.O halde harekat ne zaman?Zemin tamamsa zaman size çalışır...‘Kurt kuyruğu zamanı’nı odur.
Yunanistan ile gerginlikte doğal gazdan daha çok adalar mevzuu dikkatimi çekiyor
Hasan Öztürk
Yunanistan ile gerginlikte doğal gazdan daha çok adalar mevzuu dikkatimi çekiyor
Türkiye aynı anda hem jest hem sopa gösteriyor. Çünkü haklılığımız için hem kararlılık, hem altlık lazım.Jest: Oruç Reis’in Kıbrıs’ın güneybatısındaki sismik çalışmalarını belirlenen günler içinde tamamlayıp “Bakım” için Antalya Körfezi’ne demirlemesidir. (Ki bu ilk kez olmuyor. Temmuz ayının son günlerinde Almanya Başbakanı Merkel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan telefonda konuştuktan sonra Oruç Reis daha önce de Antalya’ya dönmüştü. Ama Yunanistan jesti “zafiyet” olarak algılamış olmalı ki Mısır ile ...
Mehmetçik yeni yıla Mavi Vatan'da nöbette giriyor
Gündem
Mehmetçik yeni yıla Mavi Vatan'da nöbette giriyor
Türkiye Cumhuriyeti'nin "Mavi Vatan" olarak adlandırılan deniz yetki alanlarının teminatı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personeli, yeni yıla görevleri başında nöbet tutarak giriyor.
AA
ASELSAN'ın  yeni göz bebekleri 'insansız muhafızların' üretimine başlandı
Ekonomi
ASELSAN'ın yeni göz bebekleri 'insansız muhafızların' üretimine başlandı
Mavi Vatanın güvenliği için ASELSAN ve SEFİNE Tersanesi yeni insansız deniz araçları geliştiriyor. Üretimi başlayan iki yeni İnsansız Deniz Aracı, otonom keşif, su üstü harbi, sualtı harbi, yüksek değerli yüzen platformların korunması gibi görevlerde kullanılacak. SEFİNE Tersanesinde düzenlenen törende su üstü harp aracının blok birleştirme faaliyetlerine ve su altı aracının da sac kesimi gerçekleştirildi.
Diğer
'Mavi Vatan'ın "en büyük" savunucusu TCG Bayraktar
Gündem
'Mavi Vatan'ın "en büyük" savunucusu TCG Bayraktar
Sınıfında dünyanın en büyüğü olan, yerli ve milli tank çıkarma gemisi TCG Bayraktar gemisinin içi ilk kez görüntülendi. Mavi Vatan'ın savunucularından biri olan, 20 tank taşıyabilen, 4 LCVP çıkarma aracına sahip ve helikopter harekatı yapabilen TCG Bayraktar 2017'de yüzde 71 yerli sanayi desteğiyle üretildi.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.