Bir yiğit, sılaya döndü
Bir yiğit, sılaya döndü
Şair, yazar, fotoğrafçı, kameraman, müzisyen, yapımcı ve yönetmendi. Bütün bunlardan önce, hepimizin Ragıp Abisiydi.Çok iyi saz çalardı. Sohbetine doyum olmazdı. Engin bir hoşgörüye sahipti.Gönülden sever, içtenlikle takdir eder, sevgisiyle kuşatır, yol gösterirdi.Eleştireceği tarafı apaçık söylediğinde bile kimse alınmaz, gücenmezdi ona.*Mehmet Ragıp Karcı, Ankara’nın köşe taşlarından biriydi.Ülkeyi karış karış gezmeyi sevdiğini bilirdik.Bir şehre yaklaşırken, oranın en büyüğünden izin aldığını söylerdi.Ankara sınırından girmek üzereyken, Hacı Bayram Veli’ye hediye gönderirdi.Fatiha okumak suretiyle.İstanbul’a gelirken, Eyüp Sultan ve Fatih Sultan’a…Her şehrin en büyük makamını bilir, asıl sahibini tanırdı.Onlardan destur almadan paldır küldür girecek olursak, işlerimiz rast gitmez derdi.Şehirden ayrılırken de veda ederdi, yine aynı şekilde.Ragıp Abimizi kaybettik. Allah (c.c.) rahmet eylesin.Her kim ne kaybettiyse, bir gün bulur. İnşallah biz de onunla ve bütün kaybettiklerimizle buluşuruz.Bugün sevgili abimizi “Kâinatın Efendisine” şiiriyle analım.*Senin bir tek hatıranabütün aşklarımı bağışlayabilirimkederli ve memnun türkülerimiçiçeklerimleağaçlarımla gözyaşlarımlaövgüler geçirip damarlarımın karanlığındansözlerin ve kalbiminelpençe divan durduğubakışınazamana ve toprağa dayayıp alnımıve ellerimisen parmaklarından güneşler emziren çeşmedoyur beniDenize açılmış gemilerve yanlış analıkları kadınlarınşarkıların seni bilmeyen tutsaklıklarıRagıb’ın bir leylâdan öbürüneyanık sevdalarısonradan yazılmış defterlerve askılarda bırakıp kitaplarıadın öpülecek aziz ve eminSen kadim âşıkların Leylâsısevda sözlerinin öksüz ve yetim hükümdarıbüyütüp ellerinle kalbinin arasını tutan seslerigel köle kıl kendinebuyur beniGün gelir uçmaz olur turnaları göllerimininsanlar ve defineler çıkarlartoprağın derinlerindenben oralarda sevdana ve terlere bulanmış bir adamşimdilerde kimse bilmezaklımdan geçenleriyalnız sen yanıbaşındadünyanın ve insanlarınateşin sularınve hesabın karanlığındakayır beni
Şair Ragıp Karcı vefat etti
Gündem
Şair Ragıp Karcı vefat etti
Şair yazar Mehmet Ragıp Karcı (75), önceki gün tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Bir süre önce baypass ameliyatı geçiren Karcı geçtiğimiz hafta sağlık sorunları nedeniyle yeniden hastaneye kaldırılmıştı.
Yeni Şafak
Mehmet Ragıp Karcı’ya rahmet
Mehmet Ragıp Karcı’ya rahmet
Şair Mehmet Ragıp Karcı, geçtiğimiz Çarşamba günü rahmet-i rahmana kavuştu; mekanı cennet olsun. Ailesinin, sevenlerinin ve edebi camiamızın başı sağolsun.Kültür ortamında daha çok şair olarak bilindiği için ben de şairliğini önceledim ancak Karcı hikayeler, anlatılar, eleştiriler yazmış; sazın hakkını da vermiş bir türkü sevdalısıydı.Karcı’yla tanışmama sevgili dostum Yusuf Ziya Cömert mi yoksa merhum Ramazan Dikmen mi vesile olmuştu tam hatırlamıyorum ama, Yüksel Caddesi’ndeki, -söz söyleme hakkının daha çok onda olduğu- ilk sohbetimizi çok iyi hatırlıyorum; şiir, türkü ve mahalle eleştirilerinin iç-içe geçtiği bir sohbet olmuştu. Sonra Kayıtlar dergisi vesilesiyle daha sık görüşmeye başlamıştık. Hece’nin ilk sayılarında da yer aldığını hatırlıyorum ama, -her nedense- yazı bağı kısa sürmüştü.Yazımı, biraz daha bu minval üzere sürdürürsem, merhum Karcı’yı değil, kendimi anlatacağım aşikardır. Zira, hemen her işte olduğu gibi, bu tür yazılarda da nefis özü ve işlevi gereği hemen öne çıkıverir. Zira nefis, illa kendi hatıralarıyla kendini hatırla(t)mak ister; öyle ki, başkalarının hatırlarını da salt kendi hatırlalarını teyit etmek bakımından talep eder.Bu nedenle Karcı’nın şahsiyeti, meslekleri, ilgileri ve ilişkileri bakımından okurumu, D. Mehmet Doğan ağabeyin onunla ilgili dünkü yazısına ve yazacaklarını umduğum arkadaşların muhtemel yazılarına yönlendirerek, onun mahalleye olan ve bitmeyen kırgınlığına dair kısa bir tespitimi iletip, asıl Divan edebiyatına mahusus sevgisinden bir tanıklığım vesilesiyle bahsetmek istiyorum.Karcı, edebiyatın Ankara kanonu tarafından, kendisinin değil, başka birisinin önplana çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle dışlandığına hükmetmiş ve bunun zamanla hükmettiği şekilde tahakkuk etmesiyle, edebiyat çevresine karşı buradan başlayan kırgınlığı kaybolmamış bilakis kökleşmişti. An itibariyle o şairin ismini vermemin bir gereği yoktur, zira o, yaklaşık otuz sene önce rahmetli olmuş, mezkur kanonu oluşturan isimlerin yaşayanları ise artık ahirete merdiven dayamışlardır.Karcı’nın Divan edebiyatına olan sevgisine gelince...Bundan yaklaşık beş sene önceydi, bir gün telefonla arayıp, Yûsuf-ı Sîne-çâk’ın mesnevisini kendisi için bulmamı istedi. Sanırım bir süre sahaflık yapmış olmam nedeniyle, ancak benim bulabileceğimi düşünmüş olmalıydı ama ben bu zatın adını ilk defa ondan duyuyordum. O, birçok konuda olduğu gibi, edebi isimlerin keşfinde ve hıfzında benden fersah fersah öndeydi. Zatın ismini kaydettim ve onun sayesine depreşen merakımla, mesnevisinin peşine düştüm.Bursalı Mehmet Tahir’in Osmanlı Müellifleri’nde, tam adıyla Sîneçâk Yûsuf Sinâeddîn-i Mevlevî (v. 1534-35) olarak zikredilen bu zat, Vardar Yenicesi’nden, ilk feyzini İbrâhim-i Gülşenî’den almış, “Kuberâ ve urefâ-yı Mevleviyye”den bir zattı. Arap illerini dolaştıktan sonra, önce Edirne Mevlevi Dergâhı’nda, ardından İstanbul Sütlüce’de irşad ile meşgul olmuş ve ardında üç eser bırakmıştı: Cezîre-i Mesnevî, Müntehabât-ı Rebâbnâme ve Nezîre-i Muhammediyye.Karcı’nın benden bulmamı istediği ilk eseriydi ama Bursalı, bu mesnevinin Derviş İlmî tarafından şerhedildiği bilgisinden başka bir bilgi vermiyordu.Daha birkaç yerden elde ettiğim bilgileri hazretin, şair Hayretî (v. 1534) ile kardeş oldukları bilgisiyle beraber Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’sından pekiştirip, mezkur mesnevinin peşine düştüm. Nihayet, onun Şeyh Gâlib tarafından “Şerh-i Cezire-i Mesnevî” adıyla yapılmış şerhinin, Turgut Karabey, Mehmet Vanlıoğlu ve Mehmet Atalay üçlüsünce Latinize edilmiş nüshasına eriştim ve Karcı’nın neden Yûsuf-ı Sîne-çâk’ın izini sürdüğünü yakinen anlamış oldum.Zira Şeyh Gâlib, şerhinin ilk sayfasında kendinden bir beyti paylaşarak, hani şu Divan edebiyatı özelinde, “oradaki sevgili, şarap vs. mecazdır, esas değildir” şeklindeki tartışmalarda üretilen olumsuz yargıları yer ile yeksan etmekle kalmıyor, kendisinin ve eserini şerhettiği zatın manevi iklimini de canlı bir tablo halinde önüme koyuyordu.O beyit şudur:Yâd eylemez olduk haber-i Yusuf-ı Mısr’ıSüdlüce’de bir mâh ile şîr ü şekeriz bizŞeyh Galib’in, Sütlüce’den kastı, burada medfun olan Yûsuf-ı Sîne-çâk’tır ve bir mâh olarak onunla şîr ü şeker oluşu da, onun eserini şerhe başlamasının verdiği zevktir.İlk tespitimle anladım ki, Karcı, Şeyh Gâlib’in beslendiği ve beslediği bir dil ırmağında yüzen biri olarak, Yûsuf-ı Sîne-çâk’ın feyz, irşad ve mana dünyasını keşfetmek istiyordu ve kendisinden başka buna talip olan hiç kimse yoktu.
M. Ragıp Karcı’nın ardından
Hayat
M. Ragıp Karcı’nın ardından
Şair M.Ragıp Karcı vefat etti. Ardından nesiller boyu okunan şiirlerini bırakarak. Şiir ve müzikten hiç kopmayan Karcı ilk şiir kitabını ise Fethi Gemuhluoğlu’na ithaf etmiştir.
Yeni Şafak
Meşhur bir Türk âliminin hazin ölümü
Dursun Gürlek
Meşhur bir Türk âliminin hazin ölümü
Önce gazetemizin Kültür - Sanat sayfasında yer alan şu kısa haberi nakledeyim:“İkinci Mahmud döneminin devlet adamlarından Mehmet Necip Paşa tarafından 1827’de İzmir’in Tire ilçesinde inşa ettirilen Necip Paşa Kütüphanesi ilk günkü güzelliğini koruyor. 1800’ü elyazması 5 bin 156 kitapla hizmet veren kütüphane, Necip Paşa’nın Baruthane Nazırlığı görevindeyken İstanbul’da topladığı 670 kitabı vakfiyesi ile birlikte göndererek kurulmuştu. Bina, klasik dönem Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyor...
Fikret Karçiç kimdir? Fikret Karçiç hayatı, biyografisi
Özgün Haberler
Fikret Karçiç kimdir? Fikret Karçiç hayatı, biyografisi
Bosna-Hersekli İslâm hukukçusu Fikret Karçiç hayatını kaybetti. Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde karşılaştırmalı hukuk tarihi profesörü Fikret Karcic (Karçiç), 66 yaşında vefat etti. Fikret Karçiç'in hayatını kaybetmesinin ardından hayatına ilişkin ayrıntılar merak kazandı. Bosnalı Fikret Karçiç kimdir? Fikret Karçiç'in eserleri nelerdir? Fikret Karçiç kaç yaşında hayatını kaybetti? İşte Fikret Karçiç'in biyografisi...
Yeni Şafak
Beş günlük bebeğe açık kalp ameliyatı
Hayat
Beş günlük bebeğe açık kalp ameliyatı
İzmir'in Bornova İlçesi'nde yaşayan Yeter ve Veysel Karcı çiftinin kalbinin sol bölümü hiç gelişmeden dünyaya gelen, Süheyla Miray adını verdikleri bebekleri, 5 günlükken Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde açık kalp ameliyatı yapılarak sağlığına kavuşturuldu.
DHA
'Burada yetişmez' sözlerine aldırmadı
Ekonomi
'Burada yetişmez' sözlerine aldırmadı
Yaklaşık 50 yıl önce yörede bir kadın girişimcinin “burada yetişmez" sözlerine aldırmayarak ilk kez başladığı çilek üretiminde büyük mesafe alan Mersin'in Silifke ilçesi, bugün Türkiye ekonomisine gelir getiren ilçe konumuna geldi.
IHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.