Türk Silahlı Kuvvetleri Münbiç'te Rusya ile ilk devriyeyi gerçekleştirdi
Dünya
Türk Silahlı Kuvvetleri Münbiç'te Rusya ile ilk devriyeyi gerçekleştirdi
Rus haber ajansı Sputnik'in verdiği bilgiye göre: Türkiye ile Rusya arasında varılan Soçi mutabakatı çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Rus askeri polisi Münbiç'in kuzeyinde devriye gerçekleştirdi.
Diğer
PYD/PKK’nın Şam Mutabakatı ABD-Rus işbirliği mi?
PYD/PKK’nın Şam Mutabakatı ABD-Rus işbirliği mi?

Barış Pınarı Askeri Harekatı başlamadan yalnızca 15-20 gün önce ülkemizde tartışılan en önemli konu Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyon yapıp yapamayacağı ile ilgiliydi. Astana Süreci aktörleri Rusya ve İran bu operasyona destek verecek miydi? Türkiye bu operasyonu ABD’ye rağmen tek başına yaparsa ABD –Türkiye savaşı çakacak mıydı? Başkan Erdoğan uzun bir zamandan bu yana Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyon yapacakları açıklamasını dosta düşmana duyurmuştu. Bu askeri harekatın ülkenin bekası için elzem olduğu, Türkiye’nin kolonyalist ve hegemonik küresel güçlerce terör koridoru ile kuşatılmasına izin vermeyeceği yönündeki ikazları sonucu Barış Pınarı Askeri Harekatı başlatılmıştı. Neredeyse 1 hafta içinde 120 km uzunluğunda 32 Km derinliğinde Tel Abyad ve Resulayn TSK ve ÖSO tarafından ele geçirilmiş 700’ün üzerinde PYD PKK’lı terörist etkisiz hale getirilmişti. Türk askerinin neredeyse yıldırım hızıyla terör örgütü PYD’yi kısa bir sürede perişan etmesi teröristlerin Pentagon tarafından kendilerine verilen yeni nesil silah ve mühimmatı terkederek kaçmaları PYD /PKK terör örgütünü destekleyen ABD ve Rusya başta olmak üzere Batılı ülkeleri aşırı rahatsız etmişti. Türkiye terörle mücadelede tüm dünyanın parmak ısırdığı bir zafere imza atmıştı. Yerli ve milli silah ve mühimmatların kullanıldığı askeri harekatın kısa bir sürede Fırat’ın doğusunu tamamen ele geçireceği endişesi içinde olan ABD bu kez Başkan Yardımcısı Mike Pence’yi bir heyetle Türkiye’ye göndermişti. Pence ve Türk yetkililerle yapılan görüşmelerde ABD ile Türkiye arasında 120 saat süre için operasyonlara ara verilmesi kararı alınmış bu durum 13 maddelik bir mutabakatla yazılı hale getirilmişti. ABD bu sure içinde YPG/PKK terör örgütü mensuplarını Türkiye’nin belirlediği Güvenlik Bölgesi sınırları dışına çıkaracak Pentagon’un terör örgütüne verdiği silahların tümü geri alınacaktı. Ancak ABD ile yapılan mutabakatta Pence güvenlik bölgesini 120 km uzunluğunda 30 km derinliğinde Tel Abyad ve Resulayn arasındaki bölge olduğunu PYD’nin yalnızca bu bölgeden çekileceğini belirtmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Bizim görüşmemiz çok mevzi, lokal bir yer için değil. Bu görüşmemiz Ayn-El Arab’dan Irak sınıra kadar olan bölüm. Yani 440 kilometre, derinlik olarak da 32 kilometrelik bir bölgeyi kapsıyor. Halbuki burada bildiğiniz gibi, aynı zamanda, örneğin Kamışlı’da, Rusya ve bunun yanında da rejimin askerleri de var. Biz onların da bu terör örgütlerinden rahatsız olduklarını biliyoruz. Buralar müşterek çalışmayla ki Salı günü Sayın Putin ile yapacağımız görüşmede de ayrıca bunları konuşacağız- çok kısa bir zamanda da bu terör örgütlerinden buralar temizlenecektir. İnancımız budur. Onun için de şu an itibariyle, bizim askerimiz ve Suriye Milli Ordusu ne yapmıyor, araziyi terk etmiyor. Bu alanı TSK kontrol edecektir” açıklamasında bulunmuştur. Bazı askeri uzmanlara göre ise bu tür askeri harekatlarda ilk ateş kes veya operasyonlara ara verilmesi sonrasında ikinci veya üçüncü askeri harekatlar sonrasında tam bir netice almak mümkün olabiliyor. Türkiye bu kez ABD veya Rusya’ya rağmen Fırat’ın doğusuna yapılacak ikinci ayak operasyonlarda çok kararlı görünüyor. Zira terör örgütü PYD/PKK’nın sözde üst düzey yöneticileri ve Pence’nin yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin açıkça belirttiği güvenli bölgeyi sınırlama faaliyetleri Rusya’nın Soçi öncesi yaptığı YPG’i koruma veya kollamaya yönelik bazı olumsuz açıklamaları Soçi’de Türkiye’ye başka seçenek bırakmazsa tek başına harekat elzem görünüyor.

13 Ekim’de muhtemelen Rusya ve ABD’nin bilgisi dahilinde PYD/PKK ile rejim arasında yapılan bir anlaşma ile Rejim güçleri Türkiye’nin güvenli bölge olarak deklare ettiği bazı bölgelere girmiş bulunuyor. PYD/PKK terör örgütünün Şam Mutabakatı Rejimin Derik’ten Menbiç’e kadar bütün Türkiye-Suriye sınırlarını kontrol etmesini öngörüyor. Bu çerçevede rejim güçleri Menbic ve Kobani’nin yanısıra Türkiye’nin ilan ettiği 32 km derinliğindeki güvenli bölgenin sınırını oluşturan M-4 karayolunun üzerindeki Tel Temir ile altındaki Ayn İsa ve Tabka’ya intikal etmiş durumda. ABD askerleri de eş zamanlı olarak bu bölgelerdeki üslerden çekildi. ABD ile Rusya’nın yakın işbirliği içinde hareket ederek Kuzey Suriye’deki bazı bölgelerde hakim güçleri değiştirdiğini, Newsweek’e konuşan ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) üst düzey bir yetkili de doğruladı. Salı günü yayımlanan Newsweek haberine göre ABD ordusu Menbic’ten çekilirken, Rus ordusunun Esad güçleriyle birlikte bölgede konuşlanmasına yardımcı oldu.

Türkiye’yi bu tür ayak oyunlarıyla Fırat’ın doğusuna yapılacak son operasyonları durdurmak asla mümkün değil. Böyle biline!

Harekat bölgesinde enteresan gelişmeler yaşanıyor
Harekat bölgesinde enteresan gelişmeler yaşanıyor

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Barış Pınarı harekatıyla ilgili temas halinde olduğu mevkidaşlarına şöyle bir soruyla hitap ediyor:

Sizin ülkenize 700 havan topu düşse, 9 aylık bebek ölse ne yapardınız? Ne hissederdiniz? Lütfen empati yapın!

Muhataplardan biri, üç kere tekrarlanan bu sorular karşısında sessizliğini koruyunca Bakan Akar, “Siz soruma cevap verecek misiniz? Vermeyecekseniz eğer, ilk karşılaşmamızda size yine bu soruyu yönelteceğim” diyor.

Bu sorulara “Yerinde değil” denebilir mi?

Rakka’da, Musul’da, Yemen’de ve tabi Suriye genelinde yüzbinlerce insan katledilirken gıkını çıkarmayanlar, şimdi ağız birliği ederek Türkiye’nin sonuna kadar haklı olduğu, aynı zamanda ‘savaş hukukunu’ koruyarak yürüttüğü harekatı durdurmaya çalışıyorlar.

Uluslararası medya, Türkiye’ye karşı ‘orantısız güç’ kullanıyor.

Halbuki, 2015/2016 yıllarını bu ülke için cehenneme çevirmek isteyenlerin temel motivasyonu, Suriye’deki ‘Rojava projesini’ Türkiye’ye taşımak değil miydi?

Sınırlardan, metropollere taşınan terör saldırılarının, “YPG Fırat’ın batısına geçecek, siz de mal mal bakacaksınız” diyenlerin kafalarında hangi hesapların olduğunu bilmeyen kaldı mı?

Şunu bilelim:

Şu an Kuzeydoğu Suriye’de yürütülen harekat, eş zamanlı olarak Rojava projesini Türkiye’ye getirmeyi hedefleyen ‘PKK kuşağı projesini’ çökertme sürecinin son halkasını oluşturuyor.

‘KANTONLAR’ ARASINDAKİ İRTİBAT KESİLDİ

9 Ekim saat 16:00’da başlatılan harekatın öncelikli hedeflerinden birinin sınırın 30 kilometre aşağısında bulunan M-4 karayolu olduğunu, TSK ve Suriye Milli Ordusu’nun yıldırım hızıyla aşağı inip bu yolu tuttuğu haberiyle öğrenmiş olduk.

Bir güvenlik kaynağına, bu hedefin ‘hikmetini’ sordum.

Beklediğim türden bir yanıt geldi:

“PKK/YPG’nin Kanton ilan ettiği bölgeler arasındaki iletişimi, lojistik desteği kesmek için burası öncelikli hedef olarak belirlendi”

PKK/YPG, Suriye’nin kuzeyinde hakimiyet alanını genişletirken, üç bölgeyi, kendi kendini yöneten merkezler anlamında ‘Kanton’ ilan etmişti.

Batı da Afrin, ortada Kobani/Ayn el Arap, doğuda Cezire kantonları…

Afrin’in düşmesiyle bu sözde Kantonlardan ilki kontrol dışına çıkmıştı.

Rasulayn ile Tel Abyad arasındaki 120 kilometrelik alanı YPG’den kurtarmak için başlatılan Barış Pınarı harekatıyla da, kalan iki bölge arasındaki irtibat koparılmış olacak.

M-4 KARAYOLUNUN ÖNEMİ

Dün itibarıyla güncel haline bakınca ‘Sürreal bir resim tablosuna’ benzeyen operasyon haritasında, M-4 karayolundaki TSK hakimiyetinin Türkiye sınırına paralel bir şekilde hızlıca genişlediği görülüyor.

Bu şekilde, YPG’nin Fırat’ın doğusundaki haritasının ‘homojen’ hali de ortadan kalkmış oluyor.

M-4 karayolunun kontrol altına alınması demek, YPG’nin kalan iki sözde Kantonu arasındaki ilişkinin de kesilmesi anlamına geliyor.

TSK ve Suriye Milli Ordusu (ÖSO)’nun yıldırım hızıyla bu karayoluna inmesinin temele hedefi bu şekilde karşımıza çıkmış oluyor.

Yukarıda sözlerine atıf yaptığım güvenlik kaynağı, “En önemlisi, “yapılamaz” denilen, “yapılırsa büyük kayıplar verilir” denilen bu operasyonun yapılmış olması” diyor.

Gerçekten de birkaç yıldır neredeyse ‘dokunulmaz’ ilan edilen, dokunulması halinde Türkiye’nin başına büyük belalar geleceği korkusu salınan Fırat’ın doğusuyla ilgili, böyle bir harekatın başlaması bile işin yarısının geride kaldığı anlamına geliyor.

Kaldı ki, geride kalan bir hafta içerisinde YPG’nin tutunacak dalının olmadığı, üzerinde büyük piar çalışmaları yapılan güçlerinin aslında ‘kartondan kaplan’ durumunda olduğu anlaşıldı.

Sahadan gelen bilgilere göre, örgütün oradaki elebaşları, bölgeden kaçmak için her yolu deniyor, sözde alay sorumluları sivillerin arasında kaynayarak bölgeyi terk etmeye çalışıyor.

Ayrıca aynı grupların, sivil Arap halklarının giydiği kıyafetlerle kendilerini kamufle etmeye çalıştığı belirlendi.

ABD KUZEYDEN ÇEKİLİRKEN RUSYA DENKLEME GİRDİ

Türkiye’nin Barış Pınarı harekatını başlatmasıysa, sahadaki birkaç yıllık ‘statükonun’ hızla değiştiği görülüyor.

Rasulayn ile Tel Abyad arasındaki 120 kilometrelik alanın 30 kilometre derinliğe kadar olan bölümünün yakın zaman içerisinde YPG’den kurtarılacağını öngörebiliriz.

Diğer yandan, Menbiç’te son iki gün içerisinde yaşanan sıra dışı hareketlilik de gözlerden kaçmıyor.

ABD resmi makamlarının Suriye’nin kuzey bölgesinden bütünüyle çekilme kararını açıklamasından sonra, bir anda Rusya denkleme giriverdi.

Sahadan TSK destekli Milli Suriye Ordusu unsurları Menbiç’i çevrelerken, kentinde içinde rejim birlikleri belirdi.

Rejim birlikleri demek, işin içinde Rusya var demek.

Bir Pentagon yetkilisinin Newsweek dergisine yaptığı şu açıklama, ortada ayrıca bir ABD/Rusya anlaşması olduğuna işaret ediyor:

“Menbiç’ten 24 saat içinde çekildik. Uzun süredir bölgede olduğumuz için, Rus güçlere, daha önce güvenli olmayan bölgelere hızlıca giriş yapmaları konusunda yardımcı olduk. Bu, aslında bir ‘devir-teslim.”

Esed rejimi Türk ordusunun karşısına çıkmaya cesaret bile edemez
Dünya
Esed rejimi Türk ordusunun karşısına çıkmaya cesaret bile edemez
Amerikan ordusunun Suriye'nin kuzeyindeki 1000 askerini çekme kararının ardından gözler Menbiç ve Fırat'ın doğusunda yaşanan gelişmelere kilitlendi. Esed rejiminin, ABD askerlerinin ayrılmasından sonra Ayn El Arab ve Menbiç'e girmek için hazırlık yaptığı görüldü. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu da Menbiç'in güneybatısındaki Sacur hattında binlerce askerle operasyon emri bekliyor. Bu gelişmeler, "ABD askerlerinin çekilmesi sonrası Esed rejimi ile TSK karşı karşıya gelirse ne olacak?" sorusunu da beraberinde getirdi. Emekli Tuğgeneral Fahri Erenel yenisafak.com'a yaptığı açıklamada, "Suriye rejim ordusu dediğimiz güçlerin askeri kapasitesi Fırat'ın doğusundaki teröristlerin daha da altında. Suriye rejim ordusu şu anda başarısız bir devletin çapulcu ordusudur. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin karşısında çıkmaya cesaret edemezler" değerlendirmesinde bulundu.
Yeni Şafak
Suriye sınırının güvenliği için anahtar bölge Menbiç: Harekat son derece hızlı yapılmalı
Dünya
Suriye sınırının güvenliği için anahtar bölge Menbiç: Harekat son derece hızlı yapılmalı
Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu'nun Fırat'ın doğusunda gerçekleştirdiği askeri harekat tüm hızıyla devam ederken gözler bir yandan da Menbiç bölgesinde yaşanan gelişmelerde. Suriye Milli Ordusu, harekat planı çerçevesinde Sacur nehri hattına binlerce asker sevk etti. Esed rejimi güçleri de Menbiç'in batı kırsalındaki Arimah beldesine bulunuyor. Yenisafak.com'a konuşan uzmanlar, bu bölgeye yönelik askeri harekatın ikinci aşamada gerçekleştirilebileceğini ve Esed rejiminin varlığı nedeniyle olası askeri harekatın son derece hızlı yapılması gerektiğini belirtiyor.
Yeni Şafak
Bedenini kadavra olarak bağışladı
Hayat
Bedenini kadavra olarak bağışladı
Bedeninin kadavra olarak Hacettepe Üniversitesine verilmesini vasiyet eden ve 29 Ekim 2018'de yaşamını yitiren Kader Mukadder Çimenbiçer'in naaşı, 6 aya yakın bir süre boyunca bilimsel çalışmalarda kullanıldı.
AA
Menbiç ve Haseke’de DEAŞ terörünün azmettiricileri
Menbiç ve Haseke’de DEAŞ terörünün azmettiricileri

Türkiye’nin büyük bir zaferle sonuçlandırdığı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı askeri harekatları sonrasında Menbiç üzerinden Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon için sınıra yakın bir çok bölgede geniş çaplı yığınak yapılması askeri harekat için kararlığının bir işaretiydi.

Video: Menbiç ve Haseke’de DEAŞ terörünün azmettiricileri

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz sloganı” Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonun eli kulağında olduğunu da adeta dosta ve düşmana ilan ediyordu. Aslında, Trump’ın 14 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etkisinde kalarak Suriye’den çekilme kararını almasıyla birlikte Amerika’nın derin yapısı Müesses Nizam ve İsrail’in yarım asırlık “Kürt kartı stratejisi ve planlarına” büyük sekte vurabileceği ortaya çıkmıştı. Zira ABD’nin Suriye’den çekilmesi ve DEAŞ artıkları ile mücadelede Erdoğan-Trump arasında varılan mutabakat gereği Türkiye’nin yetkili kılınması ABD askerlerinin çekilmesiyle hasıl olacak otorite boşluğunun Türkiye tarafından doldurulacak olması PKK/YPG’nin Türkiye tarafından tasfiyesinin önünü açmıştı. Bu nedenle başta Pentagon olmak üzere ABD Milli Savunma Bakanı, DEAŞ ile mücadele koordinatörü ve İsrail’in ve batılı birçok ülke Trump’ın çekilme kararına karşı çıkmışlardı. Önce Menbiç son olarak Haseke’de DEAŞ tarafından Amerikan askerleri ve PKK/YPG’li teröristleri hedef alan terör eylemleri şüphesiz DEAŞ’ın bitmediğine işaret ederken ABD askerlerinin Suriye’den çekilmemesini amaçlıyor. Sorun şu bu eylemleri DEAŞ mı gerçekleştirdi yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikaz ettiği gibi bazı dış güçlerin(!) örgütün kalıntılarını Suriye’nin içişlerine burnunu sokmak için kullandıkları mı söz konusu?

Bu nedenle İsrail ve Müesses Nizam’ı oluşturan tüm kurumlar Pentagon, Amerikan istihbarat birimleri, finans ve iş dünyası ve medya Trump’ı bu kararından vazgeçirmek için organize bir çalışma içine girmişlerdi. Daha önceki köşe yazılarında belirttiğim gibi Trump’ın Rusya hesabına çalışan bir ajan olduğu iddiasıyla FBI tarafından soruşturma başlatıldığı konusunun medyaya yansıtılması ve 2020 başkanlık seçimlerinde Neo-con Evanjelist ittifakının Trump’ı Cumhuriyetçilerin aday göstermemesi yönünde etkileyeceği veya Cumhuriyetçi ve demokratlardan oluşan bir adayın Trump’a karşı çıkarılabileceği savları ile yapılan şantaj Trump’ı derinden etkilerken aynı zamanda zor günlere işaret ediyordu. Yeni bir finans ve ekonomik yaptırımlarla Türkiye’yi mahvedeceği tehdidinde bulunan Trump, Erdoğan’ın kendisiyle yaptığı telefon görüşmesinden kısa süre sonra attığı yeni tweetinde ekonomik ilişkilerin geliştirileceği, Suriye’nin kuzeyinde 32 km derinliğinde 462 km uzunluğunda güvenli bölge kurulması konusunu değerlendirdiklerini belirtmişti.

Bu açıklamalar sonrasında başta emekli üst düzey askerler iktidar karşıtı medya ve köşe yazarları Trump’ın ‘Güvenli Bölge’ teklifi “Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonu engellemek amacıyla ortaya atıldı. PKK/PYD terör örgütünü Türkiye’den korumak için güvenli bölge ihtisas ediliyor. Güvenli bölge ‘yeni çekiç güç veya yeni bir Kuzey Irak modeli’dir. Güvenli Bölge teklifi Türkiye’ye karşı tuzaktır” iddialarında bulunmuşlardı.

TÜRKİYE’NİN SURİYE PLANI

Öncelikle güvenli bölgenin Türkiye’nin denetiminde olacağı bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklandı. Erdoğan Ocak ayının ilk haftası içinde New York Times’a yazdığı yazıda, Trump’ın Suriye’den çekilmekle doğru kararı verdiğini belirtirken, “Ancak çekilme dikkatli planlanmalı ve ABD’nin, uluslararası toplumun ve Suriye halkının çıkarlarını korumak adına doğru ortaklarla işbirliğine gidilmeli” dedi. Kapsamlı bir stratejiyle kalıcı barışın ve istikrarın Türkiye’nin liderliğiyle sağlanabileceğini ifade etti. DEAŞ’ın Suriye’de askeri olarak yenilgiye uğratıldığını ancak bundan sonra ülkede istikrarı sağlamak için bir plana ihtiyaç duyulduğunu yazdı. Erdoğan, Türkiye’nin bu sorumluluğu, uluslararası toplumun da desteğiyle sırtlanmaya hazır olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre istikrar için ilk adım, Suriye toplumunun her kesimini barındıran bir istikrar gücü oluşturmak: “Sadece kapsamlı bir yapı tüm Suriye halkına hizmet edebilir ve ülkenin farklı bölgelerinde kanunu ve nizamı sağlayabilir. Bu bağlamda, Suriye Kürtleriyle bir alıp veremediğimiz olmadığına dikkat çekmek isterim.”

ABD’NİN SURİYE PLANI

Bolton, sonrasında Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham Türkiye’ye geldi. Graham güvenli bölge uzlaşısı için Ankara’daydı. Yaptığı açıklamalar gösteriyor ki, ABD, PKK teröristlerini sınırımızdan mümkün olduğunca uzak tutacak. Yani PKK gidecek. Seçeneklerden ilki, güvenli bölge Türk, İngiliz ve Fransız askerlerinin denetimine bırakılsın önerisi. Türk askeri ile ÖSO’nun bu bölgedeki tek güç olmasını kabul etmiyorlar. Türk askerinin yanına İngiliz ve Fransız askerlerini de eklemek istiyorlar. İkincisi, Barzani’ye yakınlığıyla bilinen Rojava Peşmergesi adını verdikleri Kürt grupların, PKK teröristlerinin yerine güvenli bölgeye konuşlandırılması. Gelelim üçüncü seçeneğe.

Güvenli bölgenin denetiminin ÖSO tarzı ama Türkiye’nin direk kontrolünde olmayan daha ziyade ABD’nin yapılandırıp desteklediği Suriyeli muhalif Arap savaşçılara bırakılması. Washington, Tel Abyad gibi Türkiye sınırına yakın şehirlere bu savaşçıları konuşlandırmayı da güvenli bölge seçenekleri arasına dahil etmiş bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 23 Ocak’ta Putin ile görüşecek. Bu görüşmede, Fırat’ın doğusunda faaliyet gösteren terör örgütleri PYD ve DEAŞ’la mücadele de görüşmede ele alınacak. “Türkiye sınırında güvenli bölge oluşturma” ile ilgili olarak Türkiye, ABD ve Rusya’nın görüşleri masaya yatırılacak. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve geleceğine yönelik önemli kararlar alınması söz konusu.

Rusya Menbiç'te terör örgütü YPG ile ortak devriye yaptı
Dünya
Rusya Menbiç'te terör örgütü YPG ile ortak devriye yaptı
Rusya, terör örgütü YPG/PKK işgalindeki Münbiç'in çevresinde bağımsız ve 'ortak' devriye faaliyetlerinde bulunuyor. Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre Rusya, Münbiç'in çevresinde bazı noktalarda bağımsız, bazılarında ise YPG/PKK'nin kurduğu sözde Bab Askeri Meclisi ile ortak devriye atıyor.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.