'Batı'da Mesnevi'yi okuyanlar Müslüman oluyor'
Hayat
'Batı'da Mesnevi'yi okuyanlar Müslüman oluyor'
TÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kılıç, "Batı'da kim Mesnevi okuyorsa kim Mesnevi'yi anlamaya çalışıyorsa hangi dinden olursa olsun Müslümanlığı kabul etmeye başlıyor" dedi.
AA
‘Yokluk dükkânı’nın sahibine
Hayat
‘Yokluk dükkânı’nın sahibine
"Mektuplarınızı okurken de Mesnevî’yi okurken de, sizi, Allah’a ve Peygamber’e aşkla bağlı, Yüce Kur’an’ı hıfz etmiş bir âlim, bir şair ve bilge bir insan olarak gördüm. Öyle ki, evine, eşine, çocuklarına bağlı bir baba, çevresiyle ilgilenen bir dost, medresede öğrencilerine ders veren bir hocasınız. Sizi efsane kahramanı yapanlardan, uçuranlardan, sizi beşer üstü gösterenlerden olmadım."
Yeni Şafak
Arifler meclisinden Hz. Mevlânâ ve İmam-ı Rabbânî: Kaza ve Kader
Arifler meclisinden Hz. Mevlânâ ve İmam-ı Rabbânî: Kaza ve Kader
Dün, mübahaseyi (araştırma ve tartışmayı) seven birisi bana bir süal sordu.Dedi ki: “Küfre (kâfir olmaya) razı olmak küfürdür.” Bunu Peygamber söyledi, onun söylediği söz de doğrudur, yerindedir. Sonra yine “Müslüman olan kişinin her türlü kazaya (Allah’ın kaza ve kaderine) razı olması lazımdır” buyurdu.Video: Arifler meclisinden Hz. Mevlânâ ve İmam-ı Rabbânî: Kaza ve KaderKâfirlik ve münafıklık da Allah’ın kaza ve kaderiyle değil mi? Fakat buna razı olursak (ilk hadise göre) kötülük etmiş, (küfre rıza göstermiş) olmaz mıyız? Razı olmazsak da suç. Peki ikisinin arasında hangi çareye başvuralım?Ona dedim ki: Bu küfür Allah’ın takdiri iledir; ama Allah’ın hükmüyle, Allah’ın emir ve rızasıyla değildir. Bu küfür yalnız kaza ve kaderin eserlerindendir.Hocam Allah’ın kaza ve kaderini Allah’ın bilgisi olarak bil de şüphe ve tereddüdün kalmasın. Küfre de razıyız çünkü Allah’ın bilgisine muvafıktır, fakat bizim fenalığımızdan, bizim kötülüğümüzden meydana geldiğinden (bu bakımdan) ondan razı da değiliz. Küfür, Allah bilgisi olmak bakımından küfür değildir, Hakk’a kâfir deme, burada dur!Küfür cahillikten meydana gelir; fakat küfrün takdiri Allah’ın bilgisidir Allah kâfirin kâfir olacağını ezelde bilir, bildiği gibi de zuhur eder. Rüya ve mülayimlik manasına gelen “hilm” ile sümük manasına gelen “hilm” nasıl bir olur (Şekilde ve sözdeki her benzerlik, mana ve mahiyette de benzerlik değildir). Çirkin resim ressamın çirkinliğini icab ettirmez ya; çirkini de yaptığına, yapabildiğine bir delil olur ancak. Hatta hem çirkin resmi hem güzel resmi yapabildiğinden ressamın, kuvvetli bir ressam olduğuna delildir.Bu bahsi açar, düzüp koşarsam süal ve cevaplar uzar gider. Ben de aşk nüktesinin zevkini kaybederim. Allah’a hizmet başka bir şekle döner, maksat hidayet iken dalalet olur (yolun doğrusundan sapılır).Saçı sakalı kır bir adam, iyi bir berberin önüne gider de, “Yiğidim, saçımdaki, sakalımdaki akları ayır, yol, bir yeni gelin aldım” der. Berber adamın sakalını dipten tıraş ederek kılları önüne kor da der ki: “Benim bir işim çıktı, sen ayırıver!”İşte bunun gibi bu süal, şu da cevabı: Artık sen ayırıver! Din kaygısı bunlarla uğraşmaya vakit bırakmaz.(Mesnevî, C.III, s. 81-82)İmam-ı Rabbânî de Mektûbât’ının birinci cildinde (s. 458, 559) kaza, kader, kulun irade ve ihtiyarının fiiline (yapıp ettiklerine) tesiri konusunu ele almış uzunca ve doyurucu açıklamalar yapmıştır. Özetleyeyim:Ebû Hanîfe, Ca’fer es-Sâdık hazretlerine soruyor:-Ey Allah Resulü’nün evlâdı, Allah Teâlâ işi kullarına bırakmış mıdır?-Allah rubûbiyyeti (Rab ve yaratıcı olmayı) kullarına bırakmaktan münezzehtir.- Peki o zaman kulları yaptıklarına mecbur mu kılmıştır.?-Allah Teâlâ kulları yaptıklarına mecbur kılıp sonra da niçin günah işlediniz diye azab etmez; Onun eşsiz adâleti buna imkan tanımaz.-O zaman bu iş nasıl çözülecek?-İkisi arasıdır, ne tamamen kullara bırakmıştır, ne mecbur etmiştir.İmam-ı Rabbânî bu rivayeti naklettikten sonra Kelâm ilminin üslub ve yöntemini kullanarak konuya açıklık getiriyor. İmam Eş’arî’nin cebre yakın görüşünü reddediyor, İsferâyînî’nin “Allah’ın kudreti ile kulun kudreti kulun fiilinin aslında etkilidir”, Bakıllânî’nin “Kulun kudreti fiilin aslında değil, vasfında (iyi veya kötü olmasında) etkilidir” görüşlerini naklediyor ve kendisi “Kulun kudreti de hem aslında hem de vasfında etkilidir” görüşünü ileri sürüyor. Yani Allah ezelde kulun iyi ve kötüden hangisini tercih edeceğini biliyor ve buna göre yaratıyor, kul ise işte bu tercihi yaptığı ve kendisine verilen iradeyi ve gücü iki şıktan birine sarfettiği için “kesb” etmiş ve sorumlu oluyor.İşte iki ârif, işte imanın önemli bir konusu hakkındaki açıklamaları.
Mevlana: Asırları aşan sözler
Hayat
Mevlana: Asırları aşan sözler
Horasan'da 30 Eylül 1207'de doğan Mevlânâ Celaleddin-i Rumî'nin sözleri gönülden gönle asırları aştı. Ölümünden yüzlerce yıl sonra bile Mevlana'nın eserleri hâlâ şiire, müziğe, romanlara, filmlere konu oluyor.
Yeni Şafak
Pastayı adil paylaşmak için aslanı terbiye etmek şart
Pastayı adil paylaşmak için aslanı terbiye etmek şart
Bir gün, aslan kurt ve tilki avlanmak için dağa çıkarlar.Bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de tavşan avlarlar.Kurtla tilki ormanlar padişahının, bu avları adaletle paylaştırmasını beklerler.Aslan kurda; “Şu avları adaletli bir şekilde paylaştır bakalım.” der.Video: Pastayı adil paylaşmak için aslanı terbiye etmek şartKurt, “İri ve büyük olan yaban öküzü size yakışır. Keçi, bana uygun düşer. En küçüğümüz tilki olduğuna göre, tavşan da onun hakkıdır” der.Aslan bu paylaştırmayı beğenmez bir pençe vurarak kurdu parçalar.Sonra tilkiye döner: ”Ey tilki! Şimdi bu avları adaletli bir şekilde sen paylaştır bakalım.” der.”Tilki önce aslanın önünde saygıyla eğilir ve şöyle der;“Bu yaban öküzü, sizin sabah yemeğiniz olsun. Şu keçi de öğle yemeğiniz için güzel bir yahni olur. Akşam yemeğiniz tavşan olsun” der.Aslanın hoşuna gider; ”Ey tilki, hakça paylaştırdın. Söyle bakalım, bu taksimi kimden öğrendin?” deyince Tilki kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp kurnazca gülerek; ”Kurdun başına gelenlerden efendim” der.**13. yüzyılda yaşayan Mevlana meşhur Mesnevi adlı eserinde pastanın nasıl paylaşıldığını bu hikaye ile anlatmış.Bu hikayenin yazılışından bu yana 800 yıl geçmiş.Pastanın paylaşımında bir değişiklik var mı?**Bugün itibariyle, hemen her alanda olduğu gibi gıda alanında da sayısı onu geçmeyen çok uluslu şirketler dünya piyasasına hâkim durumda.Küresel ölçekte dört şirket piyasayı tohumda yüzde 58,2, tarımsal kimyasallarda yüzde 61,9, gübrede yüzde 42,3, hayvansal ilaçlarda yüzde 53,4 oranında kontrol ediyor.Hayvansal üretimde bu oranlar tavukçulukta yüzde 97, domuz ve sığırda ise yaklaşık yüzde 66.Bu şirketlerden altı tanesi dünya tahıl ticaretinin yüzde 85`ini, sekiz şirket kahve satışlarının yüzde 60`ına sahip.Özellikle insanların temel besin ihtiyacı olarak bilinen mısır, pirinç, buğday ve soya gibi gıdaları hâkimiyetleri altına almak için de büyük savaşlar veriyorlar.**Dünya, dev sermaye sahipleri tarafından küreselleşmiş ve yalnıza aslanın bütün pastayı yiyebileceği şekilde yani vahşi biçimde örgütlenmiş.Dünyanın efendileri konumundaki G-7 ülkeleri ve onların DTÖ, IMF, DB gibi örgütleri aracılığı ile her şey kontrol altına alınmış.Aile çiftçiliği bitirilmiş yerine tarım üretimi dev sermayenin eline geçmiş.Kendi işinin patronu olan milyonlarca çiftçi şimdi fabrikalarda ücretli işçi olmuş.Gıda güvencesi yüksek kazanç uğruna feda edilmiş.GDO, kimyasal katkılar, pestisitler bilinçli olarak tarıma ve gıda üretimine sokulmuş, bu alanda üretim yapan ve sayıları onu geçmeyen küresel şirket dünya piyasasının mutlak hâkimi olmuş.Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Dünya Bankası (DB), IMF’nin Mesnevi’de anlatılan korkudan avların tamamını aslana ikram eden tilkiden farkları yok.Dünyanın en çok silah satan ilk beş ülkesi, dünyaya adil düzen dağıtması için kurulan Birleşmiş Milletler örgütünün de hakimi.Dünyada en çok silah alıp birbirlerini öldürenler de İslam ülkeleri!Bu salaklık da bize günah olarak yeter!**Düzen değişir mi?Değişir.Ama önce Aslanı terbiye etmek lazım.Aslanı kim terbiye edebilir?Aslanın sahibi.Kim olduğunu herkes biliyor. Aslan da biliyor.Diyarbakır’daki 11 anneye destek için ne bekliyorsunuz Çocuğunuzun dağa çıkmasını mı,Askerde şehit olmasını mı?Bir terör saldırısında hayatını kaybetmesini mi?**11 değil 11 milyon anne kendi şehrinde oturma eylemine başlasa, bu terör ve destekçileri hayatlarının en büyük darbesini alır.**Hem çocuklarımızı hem ülkeyi hem de HDP’yi dış güçlerin desteklediği finanse ettiği PKK’dan kurtarma imkanı için elimize büyük bir fırsat geçmiş.HDP Binasından Kandil’e çıkan tünelin başında oturup çocuklarını geri isteyen 11 anne terörün ve akan kanın durması için belki de SON ŞANSIMIZ.**Bugüne kadar teröre harcanan paranın en az 500 milyar dolar olduğu söyleniyor.500 milyar dolarlık bir yatırımla Türkiye uçar.Memlekette ne işsiz kalır ne aşsız.**Diyarbakır’daki annelere destek çok cılız kaldı.Bu ne biçim vurdumduymazlık, bu ne biçim gaflet.Sivil toplum kuruluşları ne iş yapıyor?Dernekler, vakıflar, sanatçılar, aydınlar, sporcular, işadamları anneler babalar, gençler neredesiniz?Vatan savunması Diyarbakır’daki 11 annenin oturduğu yerden başlıyor.Haydiiii…
Yakup Şafak Mevlana ve Mesnevi'yi anlatacak
Hayat
Yakup Şafak Mevlana ve Mesnevi'yi anlatacak
Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen Mesnevi Okumaları devam ediyor. Programın bu akşamki konuğu Yrd. Doç. Dr. Yakup Şafak.
AA
Mevlana’nın vuslatının 745. yılı
Hayat
Mevlana’nın vuslatının 745. yılı
Düşünceleri yüzyıllardır insanlığa ışık tutan, ilahi aşka adadığı 66 yıllık ömrü süresince insana ve hayata dair kapsayıcı eserler bırakan Türk-İslam düşünürü ve mutasavvıf Mevlana Celaleddin-i Rumi, 745. ölüm yıl dönümünde anılıyor.
Yeni Şafak
Hedefimiz Mesnevi'yi 50 dile çevirmek
Hayat
Hedefimiz Mesnevi'yi 50 dile çevirmek
Mesnevi'nin bugüne kadar 23 dilde basımı yapıldığını belirten Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Akyürek, "Hedefimiz, Mesnevi'yi 50 dile çevirmek." dedi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.