Kasımpaşalı futbolcu Fortuna Sittard'a transfer oldu
Spor
Kasımpaşalı futbolcu Fortuna Sittard'a transfer oldu
Süper Lig ekiplerinden Kasımpaşa'da Belçikalı futbolcu Mickael Tirpan, sezon sonuna kadar Hollanda ekibi Fortuna Sittard'a kiralandı.
AA
Michael Schumacher'in oğlu Mick Schumacher Haas için yarışacak
Spor
Michael Schumacher'in oğlu Mick Schumacher Haas için yarışacak
Formula 1'de Haas takımı, efsane pilot Michael Schumacher'in oğlu Mick Schumacher ile anlaştığını açıkladı. Mick Schumacher, 2021 yılında Haas için yarışacak.
Yeni Şafak
Türk Milli Takımı'nda oynamak için Süper Lig'e transfer oldu: Kimse Türk olduğunu bilmiyor
Spor
Türk Milli Takımı'nda oynamak için Süper Lig'e transfer oldu: Kimse Türk olduğunu bilmiyor
Milli Takım arasında birçok oyuncunun kadroya alınıp alınmaması hakkında konuşuldu. Ay-Yıldızlılar ile ilgili olarak sürpriz bir isim daha artık gündemde. O ismin Türk olduğunu kimse bilmiyor. 26 yaşındaki futbolcunun en büyük hedefi Süper Lig'de başarılı olup Ay-Yıldızlı formayı giymek.
Yeni Şafak
‘ABD Senatosu’nun Trump sınavı..
‘ABD Senatosu’nun Trump sınavı..

ABD Başkanı Donald Trump hakkında “Temsilciler Meclisi” tarafından yürütülen “Azîl Soruşturması”nın bu hafta tamamlanması bekleniyor. Demokratların çoğunlukta olduğu Yargı Komitesi “görevin kötüye kullanılması” ve “Kongre’nin işleyişini engelleme” iddialarını içeren iki maddeyi oylayarak kabul etmişti. “Yargı Komitesi” Pazartesi günü 658 sayfalık bir rapor yayımlayarak Trump aleyhindeki iki ayrı suçlama maddesinin gerekçelerini sıraladı.

Genel Kurul’da azil oylamasının ise 20 Aralık Çarşamba günü gerçekleşmesi bekleniyor. Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar çoğunlukta olduğundan ötürü oylamanın Trump’ın aleyhinde sonuçlanması bekleniyor. Azil oylamasında Cumhuriyetçiler tam bir birlik içerisinde hareket edecekler. Birkaç Demokrat vekilin ise Trump’ın azledilmemesi yönünde oy kullanacakları söyleniyor. Hatta Amerikan medyasına yansıyan bilgilere göre Trump lehinde oy kullanması muhtemel bir Demokrat vekil Cumhuriyetçi Parti saflarına katılacak imiş.

Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi’ndeki azil oylamasını pek ciddiye almıyorlar. Çünkü Trump’ın azledilmesi için son sözü “Senato” söyleyecek. Senato’da ise Cumhuriyetçiler çoğunlukta. Demokratlar’ın Trump’ın azledilmesini sağlamak için 20 Cumhuriyetçi’ye ihtiyaçları var. Dolayısıyla Senato’dan azîl kararı çıkması bu şartlarda mümkün değil.

Amerikan Başkanlarının görevden uzaklaştırılmasıyla ilgili durumlarda Senato yasama işlevinden sıyrılarak tam bir yargı işlevi görüyor. Senato’daki azîl yargılamasına Anayasa gereğince ABD Yüksek Mahkemesi Başkanı John Roberts başkanlık yapacak. Normal şartlarda Senato başkanlığını ABD Başkan Yardımcısı yürütüyor. ABD Başkanı azledildiğinde Başkan Yardımcısı bu göreve geliyor. Azil yargılamalarında böyle bir durum çıkar çatışmasına yol açabileceği gerekçesiyle Başkan Yardımcısı yerine Yüksek Mahkeme Başkanı devreye giriyor.

Öte yandan azîl duruşmalarında Senatörler siyasi kimliklerinin yargılamaya etki etmeyeceğine dair yemin etmek durumundalar. Bu yeminle Senatörler Anayasaya ve yasalara uygun olarak tarafsız ve adil davranacaklarını taahhüt etmiş oluyorlar. ABD’de siyasi kutuplaşmanın adeta “iç savaş” havasında cereyan etmesi sebebiyle Senatörlerin ‘partizan’ çizgilerinde hareket etmeleri bekleniyor. Demokratlar Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnel ve Yargı Komitesi Başkanı Lindsey Graham başta olmak üzere birçok Cumhuriyetçiyi ise azîl soruşturmasında taraflı davranmak ve “Beyaz Saray” ile koordineli şekilde hareket etmekle suçluyorlar.

Senato Çoğunluk Lideri azîl yargılamasının usülleri hakkında Azınlık Lideriyle çalışmak durumunda. İki taraf arasında ipler o kadar çok gerilmiş durumdaki kimse böyle bir şey beklemiyor. Azîl yargılaması tam anlamıyla siyasileşmiş bulunuyor. Ülkemiz aleyhindeki karar tasarılarında olduğu gibi azîl yargılamasında da siyasî kaygıların öne çıkacağı anlaşılıyor.

Demokratlar “Temsilciler Meclisi”nde ifade vermeleri Beyaz Saray tarafından engellenmiş tanıkları da dinlemek istiyorlar. Bu isimler arasında Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ile halihazırda Beyaz Genel Sekreterliği yapan Mick Mulvaney de yer alıyor.

Tekrar hatırlatalım, Trump, 2020’deki Başkanlık seçimlerinde muhtemel rakiplerinden Joe Biden’ın oğlunun Ukrayna’daki ticarî faaliyetlerini soruşturması için Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy’e baskı yapmakla suçlanıyor. Trump’ın Ukrayna’ya tahsis edilen 391 milyon dolarlık askerî yardımı bir süre askıya alması bu baskı kapsamında değerlendiriliyor. İddialara göre Trump siyasi çıkarları için ABD’nin ulusal güvenliğini tehlikeye atmış oluyor.

Yaptıkları görevler sebebiyle Bolton ve Mulvaney’in bu girişimler hakkında diğer tanıklara kıyasla çok daha fazla bilgiye sahip oldukları düşünülüyor. “Beyaz Saray”dan kovulduğu için Trump’la arası açılan Bolton’ın mahkeme celbi gelmeden tanıklık yapmayacağı daha önce duyurulmuştu. Dolayısıyla “Demokratlar”, Bolton, Mulvaney ve daha başka tanıkların Senato’daki yargılamada tanık olarak dinlenmelerini sağlamak için şiddetle bastıracaklardır.

Duvar ustaları...
Duvar ustaları...

II. Dünya Savaşı ertesi gelişen şartlar/ayrışmalarla kurulan Berlin Duvarı (1961), sadece ülkeyi ayırmakla kalmadı, geçmişle gelecek arasına da hat çekti. Kurulduğunda dünyanın bir daha eskisi gibi olmayacağı biliniyordu. Yıkıldığında da öyle oldu...

1989-2019. Berlin Duvarı’nın çöküşünün 30. yılını ‘idrak’ ediyoruz. 11 Eylül saldırılarına kadar, ‘yıkılarak’ dünyayı değiştiren tek yapıydı. İkiz Kulelerden sonra yine başka bir dünya kuruldu ve Berlin Duvarı yalnızlıktan kurtuldu. Metaforik bakarsak, Çin Seddi direnmeyi sürdürüyor...

‘Soğuk Savaş’ı özleyenlerin varlığı üzerine çok kalem oynatıldı. Ben de özlüyorum. Ama onlar “Soğuk Savaş“ın dönmesini temenni ediyor, hatta buna oynuyorlardı...

Putin: “SSCB’yi özlememek vicdansızlıktır. Gerçekten istemek ise aptallık“...

Ben ‘Soğuk Savaş kültürü’nün, zamane politikacılarının nadir ve klas bir havası olduğunu düşünürüm. Bir daha ‘o günlerin’, bu kadar incelikli politik ayarlar kuran uluslararası ekiplerin yerkürede aynı zamanda hayat bulması imkânsız gibi. Hele günümüz örneklerine bakınca.

*

James Bond da bir Soğuk Savaş kültüdür Vladimir Putin de!..

Terminoloji de öyledir. Berlin Duvarı, Demir Perde’nin fiziki izahıydı. Ya da tersine, dünyanın durumunu iki kelimeye indiren ‘Demir Perde’nin sembolü Berlin Duvarı’ydı. Winston Churchill 1946: “Baltık-Stettin’den Adriyatik’teki Trieste’ye kadar, kıta boyunca demir bir perde açıldı»...

***

“Soğuk Savaş“; istihbarat örgütleri, casuslar zamanıydı ama buna bakışı da değiştirmek lazım.. Konuya, “Soğuktan Gelen Casus” penceresinden baktığınızda eğlenceli/romantiktir ama kıran kırana casuslar savaşının bir başka okuması daha lazımdır...

30 yıldan fazla Doğu Almanya Dış İstihbarat Servisinin başında bulunan Markus Johannes Wolf, “Man without a face”de şöyle diyor; “Doğu ve Batı’nın istihbarat servisleri Avrupa’ya yarım yüzyıldan fazla süre barış getirdi. Bu kıtanın şu ana kadar barış içinde geçirdiği en uzun zamandır“...

İşin kült/kültür tarafı dediğim bu, Wolf’dan bahsederken -ki ‘Mişa’ da diyebilirsiniz- ‘Romeo’ operasyonunu bilmek lazımdır. Geçen sezon Türkiye’de gösterime giren “Kızıl Serçe”deki serçelerin erkek versiyonu üzerinedir! Keza, John le Carre’ın, “Tinker, Tailor, Soldier, Spy” kitabında da izlerini bulabilirsiniz Mişa’nın...

Hasılı, her Soğuk Savaş vakası ve karakteri ayrı/seri pencerelere açılır ve devam edip gider...

Mesela, zamanın Mısır istihbaratı da Bond romanlarındaki kişi ve olayları gerçek sanıp, kendi servisini buna göre inşa etmişti!

***

Soğut Savaş söylevleri de zengindir...

Bugün dahi birçok atıf o cümlelere yapılır, ne kadar tekrarlansa tadı kaçmaz...

1988-Moskova, Reagan: “Stratejim şudur; biz kazanacağız, onlar kaybedecek”...

Amerika kazandı mı?..

İngiliz yazar Mick Herron, ‘Slow Horses’ kitabında şöyle yazıyor, “Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle dünya daha güvenli bir yer gibi göründü. Şükür 10 dakika sürdü»...

Bitmediğini bugün daha iyi gözlemleyebiliyoruz. Form değiştirdi veya evrim geçirdi diyebiliriz ama yaşıyor. Ancak değişen konjonktür kimi ülkelerin oyundaki yerini değiştirdi. Bu ülkelerden birincisi Türkiye’dir...

***

Soğuk Savaş’ın Almanya ve Berlin Duvarı özelinde en iz bırakan konuşmalarından biri de Kennedy’ye ait...

Batı Berlin-1963, JFK: “Ich bin ein berliner”... Almanca dilbilgisi açısından sakatsa da, “Ben bir Berlinliyim” en sık gönderme yapılan cümlelerinden biri oldu. Gerisini bilene de ben rastlamadım.

Berlin Duvarı’nın tuğlaları tek tek böyle çekildi. Aslına bakarsanız Kennedy’nin ipi de öyle çekildi!

***

Soğuk Savaş 1989’da sona erdi. Sovyetler çöktü. Duvar yıkıldı.

Sonra?

Demir Leydi Margaret Thatcher; “Soğuk Savaş’ta birçok önemli/etkili insan neye karşı olduğumuzu ve bunun üstesinden nasıl geldiğimizi anlamadılar. Bu başarı unutuldu. Özgürleştirici kazanımlarınızı güvence altına almazsanız başaramazsınız“...

Demir Perde yırtıldığında bu yine gerçekleşmedi.

Neden?

Clinton: “Macaristan, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ni selamlıyoruz. Soğuk Savaş’ın Avrupa kıtasında yarattığı sınırı nihayet siliyorlar. 21. yüzyılda barışı ve güvenliği sağlayacak bir ittifakı (NATO) güçlendiriyorlar”...

Bush: “Bugün Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya’yı gururla selamlıyoruz. NATO saflarına hoş geldiniz.

Bush: “İnsanoğlunun bağımsızlık öyküsünde önemli bir an. Arnavutluk ve Hırvatistan’ın NATO’ya katılmasını destekliyoruz”.

Putin: “Almanya’nın birleşmesi kararı alınırken, Doğu Avrupa’da Sovyet askerleri çekilirken, ABD ve NATO yetkilileri, NATO doğu sınırının Almanya’yı geçmeyeceğini söylediler. Geçtiler“!.. (‘The Putin Interviews’, Oliver Stone, 2017.)

***

Bugün ortadan kalkan sadece Berlin Duvarı mı?

Artık “Batı” tartışılıyor. Zayıfladığı aşikâr. İngiltere AB’den kopuyorsa veya Türkiye gibi bir ülkenin NATO aidiyeti konuşuluyorsa -ki ne Ankara’nın böyle bir niyeti ne de NATO’nun açıklamalarında bu yönde işaret var- köklerde bir çürüme olduğu görülmeli.

İşi bu noktaya, çok daha fazlasına sürükleyen Batı’nın durdurulamayan hırsıdır...

Trump özel kalem müdürlüğüne vekaleten atama yapacak
Dünya
Trump özel kalem müdürlüğüne vekaleten atama yapacak
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi Direktörü Mick Mulvaney'i vekaleten özel kalem müdürlüğüne atayacağını duyurdu.
AA
Zayıfken şişman
Zayıfken şişman

İnsanın hikayesini bütün tutan şeylerden biri de zayıflıklarının farkında olması... O zayıflıklardan söz etmek, hatta varlıklarını kabul etmek pek hoşumuza gitmese de bu böyle...

Video: Zayıfken şişman

Kendimizi sürekli olduğumuzdan başka görmeye, zayıflıklarımızı yok saymaya ve büyük bir ihtirasla kendimize sürekli ‘mükemmel’in içinde bir yer aramaya çalışarak kendi gerçekliğimizden uzaklaşıyor, kendi hikayemize yabancılaşıyoruz. Zayıflıklarımızın farkında olmadan, onlarla yüzleşmeden, insan olma mücadelesinin bütün bir ömür o zayıflıklarla mücadele etmeyi gerektirdiği gerçeğini içimize sindirmeden bizim kendimizi tanımak için bir imkanımız da olmaz, olamaz. Mükemmel değiliz, mükemmelen yaratıldık ama mükemmel yaratılmadık. Günahla sevap arasında gidip gelerek yaşıyoruz. Doğrular ve yanlışlarla örüyoruz hayatımızı. Dolayısıyla ne insan olma mücadelesini bir noktada kazanıp tamamlamamız mümkün, ne de hatalarımızın bizi insan olma hakkından tümüyle mahrum bırakması... Yani hatalar, günahlar, zayıflıklar hikayeye dahil; bunun aksine, ‘mükemmel’i bulduğuna, yakaladığına, oraya kök saldığına inanıyor olmanın insanı kendi hikayesinin dışında bırakacak kadar büyük bir körleşme demek olduğu aşikar... Hatta bunun en büyük zayıflık olduğu da söylenebilir. Çünkü insan zayıflıklarına karşı kendini savunabilir, oysa ‘mükemmellik’ zannı insanı savunmasız bırakır. İnsan için mükemmellik imkansız bir iddiadır, zayıflıklarımızın şuurunda olmaksa bizi kendimizi bilme konusunda teyakkuzda tutmakla başlı başına bir imkandır.

“Her zaman her konuda ne kadar çok yanılıyoruz” dedi gülümseyerek beyaz saçlı adam, “ve bütün bu yanılgılar, doğruyu nasıl da görünür hale getiriyor!”

Kişisel hikayelerimizi şekillendirmede, yaşadıklarımızın küçük sapmalarla istikamet değiştirmesinde yaptığımız hataların büyük rolü, etkisi var. Bu gerçeğin altında mutlaka bazı hikmetler gizli olmalı... Rabbimiz dilese biz insanları da melekler gibi masum, hatalardan berî yaratabilirdi, O hiç kuşku yok ki bunu yapmaya muktedir... Demek insanın hikayesi meleklerinkinden farklı... İnsan hataya açık ve imtihanı da bunun üstüne... Oysa yeni kültür, insanı maddi adımlarla mükemmelliğe yürüyebileceğine inandırmaya çalışıyor. Ona bu seviyeye erişebilmesi için ürünler satıyor. Mükemmel bir görünüm, fit bir vücut, pürüzsüz bir cilt, porselen dişler, istediğin renk lensler... Bu kadar mı? Elbette değil; dünya gerçeklerinin uzağında müthiş bir kariyer planı, yalıtılmış bir sosyal çevre, hiç bir şeyin sarsamadığı bir zihinsel konfor, sağlaması hiç yapılmamış ezber yargılar... Bir şeyin içinde olduğunu içine sindiremeyen, kendisini her şeyin üstünde konumlayan şişirilmiş benlikler... Herkesin kendi muhteris kurgusuna inandığı gerçek olmayan, yalan yaşantılar...

Bir de şunu düşünün; içi tıka basa insanla dolu olduğu halde, gerçekte hiç kimsenin yaşamadığı bir gezegen ne hisseder?

“Çağdaş insan kendini doğanın bir parçası olarak değil; yazgısı onu egemenliğine almak ve yenmek olan bir dış güç olarak hissetmektedir. Oysa bu savaşı kazanacak olursa, kendisini de yenik düşen tarafta bulacağını unutmaktadır” diye yazmış Alman düşünür Ernst Friedrich Schumacher.

Yaşadığı her bir ânı insan olmaya dair bir tecrübe olarak görüp yaşayan insanlar da var.

“Yaşarken hiç esamisi okunmasa da” dedi meczup,”elbet her ölenin sâlâsını okurlar!”

3. havalimanında yer almak istiyor
Ekonomi
3. havalimanında yer almak istiyor
BP Türkiye Ülke Başkanı Mick Stump, Türkiye'de yatırıma devam edeceklerini belirterek, "Avrupa'nın en büyük havalimanı olacak 3. havalimanında yer almak istiyoruz. Sadece yakıt temini anlamında değil, yakıt altyapısında da yatırım yapmak istiyoruz." dedi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.