Muhalefeti karın ağrısı tuttu: CHP Ayasofya müze olarak kalsın derken HDP kilisiye dönüştürülsün dedi
Gündem
Muhalefeti karın ağrısı tuttu: CHP Ayasofya müze olarak kalsın derken HDP kilisiye dönüştürülsün dedi
Tüm dünyanın merakla beklediği Ayasofya kararı için bugün gözler Danıştay'dan gelecek bir açıklamada. İslam dünyası bir an önce Ayasofya'da namaz kılmak ve minarelerinden ezan sesi duymak için sabırsızlanırken muhalefette bir panik havası başladı. Hristiyan dünyası gibi yaygara koparan CHP Ayasofya'nın müze olarak kalmasını isterken HDP daha da ileri giderek kiliseye dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Yeni Şafak
Ankara’nın başarısı, iç muhalefet kadar dışarının da kof olduğunu görmesidir...
Ankara’nın başarısı, iç muhalefet kadar dışarının da kof olduğunu görmesidir...

Rusya, Fransa, Mısır, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, S. Arabistan, Yunanistan, Rum Kesimi, vs...

Bu parantezin Batı kanadı.

Doğu Akdeniz’i merkeze alan, bir ucu Ortadoğu olan; İran, Irak, Suriye, ABD, yine Fransa-Rusya-İsrail’i barındıran Doğu parantezinin kardeşi...

Akdeniz havzasında yaşanan çok uluslu, çok ittifaklı mücadelenin kanatları bunlar...

Parantezin her iki kanadının toplamı ne? Cirmi ne kadar?

Bu ülke ve ittifakları küçümsemek değil. Akıllıca da olmaz. Ancak bir kofluk ve savrukluk var. Bu denli stratejik coğrafya ve çekişmelerde, içi boş ve dağınık olmak, niceliğiniz ne olursa olsun hayal kırıklığına uğrar...

Türkiye’nin, diplomasisini ve askeri gücünü kullanma biçimi gösteriyor ki, Ankara’nın gördüğü ve teyit ettiği gerçek, adı geçen güçlerin “kof” olduğudur. Hem dış politika ve strateji üretme kabiliyetlerinin küflenmiş olması hem askeri güçlerinin bilhassa yüzleşmeler konusunda çürüyüp, hantallaştığıdır...

Bu cephe, Türkiye’nin küresel yeni normalin yükselen gücü olma aklı, potansiyeli ve son yirmi yılda geçirdiği acı tecrübelerden biriktirdikleri ile yüzleşti. Ayrı ayrı tüm kuvvet komutanlıkları ile ordusu, istihbaratı, Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, ilgili kurum-kuruluşları ve elbette liderliği ile gediksiz devlet senkronu bu dağınık ve liderliği eksik cephe ile tokuştu...

Sonucu biliyorsunuz; Libya’da sembolleşen, Akdeniz’in tümünde hissedilen tam saha baskı hali, artı, kısa/orta vadede, “Büyük Ortadoğu”nun, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’nın tüm siyasi dengelerini oynatma kapasitesi hatta vaadi!..

‘EZİKLER İTTİFAKI’...

Akdeniz’de uzak mesafe harekâtları için hava-deniz tatbikatı yaparak tüm yönlere neyle karşılaşabileceklerini göstermek.. Kalın gövdenin gösterisidir. Öte yandan, diyelim Mısır’ın Libya’ya vaziyet etmesi halinde, sadece tek bir cephede/mevzide mahçup olması durumunda Kahire iktidarının düşeceği gerçeğinin altının çizilmesidir. İzleyenler de ellerini yumuşak karınlarına götürmüştür...

Doğuda ise, İran-Irak-Suriye çizgisinin tüm hassasiyetlerini, zırhlarının inceldiği yerleri görerek ve göstererek, iki ayrı askerî harekâtın (Pençe-Kartal-Kaplan kombini) başlatılması...

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın Bağdat ziyareti odur. “Nerede, nasıl, arkasında kim olursa olsun vururuz”. İran Dışişleri Bakanı’nın Türkiye ziyareti de odur. Suriye’deki varlığının Rusya-İsrail-ABD tarafından zora sokulduğunun farkındadır. PKK/YPG/Barzani ile Irak ve Suriye’deki diğer bazı unsurların bir araya getirilerek Fransa ve ABD eliyle kurulmaya çalışıldığı yeni yapı da işte o aynı savrukluğa örnektir. Berbat plandır ve o kadar “eziktir” ki, Türkiye eziyor, tamamına çökmüştür. Devam ederlerse.. ‘Ek yerlerine’ de vuracaktır.

‘AMERİKA’ DENDİĞİNDE HEP ‘AKLIMIZDA!’ DİYORUZ...

Akdeniz-Libya’da, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun sözleri, parantezin Türkiye tarafından nasıl yönetildiğinin/yönlendirildiğinin, açılıp-kapandığının ifadesidir; “Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye ve ABD olarak birlikte çalışmamızı önerdi. Sayın Trump da buna olumlu baktı ve bizim düzeyimizde yani dışişleri, savunma bakanları, istihbaratlar düzeyinde birlikte çalışma talimatı aldık...”

Amerika’nın oyuna girişine; Şam yönetimine, Esad, eşi ve 39 üst düzey yöneticisine yaptırım getirilmesi de eklenmelidir. Bu işbirliğinin, iki ülke arasındaki gerilim konularına da etkisi olacaktır. Tabii bunun için ABD Başkanlık seçimlerinin aşılması gerekmekte. Demek değildir ki, işte PKK/YPG konusunda sulhuz veya geçmişteki alacaklarımız cari değildir. “ABD” dendiğinde hep “aklımızda” diyoruz. ‘Kalbimizde’ diyenleri mimliyoruz...

Aynı desteye Fransa da ilave edilmelidir ama nasıl; Batı bir yandan Türkiye-Rusya ilişkisinin Libya’ya da sıçramasından korkuyor ama öte yandan bir NATO ülkesi (Fransa) asla kabul edilemeyecek bir coğrafyaya Rusya’yı sokmaya çalışırken, bir başka NATO ülkesi (Türkiye) tek başına Rusya’yı durduruyor!.. Bunu da görüyorlar.

Paris bunu NATO Genel Sekreteri, “NATO Libya için pozisyon almayacak çünkü üyelerimiz arasında uzlaşma yok” mealinde açıklama yapmışken zorluyor.

Fransa, Yunanistan hatta Rusya’nın kartları tükendi. Mısır, butik devlet Abu Dabi de tükeniyor. İsrail mutsuz ama çaresiz, sessizce pusuda. Ne yapacaklarını bulamıyorlar ve sürekli Türkiye’yi hedef alan, boylarını aşan açıklamalarının sebebi bu...

Yine de Ankara, Moskova’yı kırmak, dışlamak istemiyor. Buna hem Libya’da hem Suriye’de özen gösteriyor. Örneğin Sirte’de yavaşlamanın bir sebebi belki bu. Bir anda Rusya’yı kapının önüne koyacaktı. Şimdi Moskova, “Türkiye’yi ikna etmemiz lazım” diyor...

Diyoruz ya, süper güçler dahil oyuncuların tamamında bir savrulma, körlük var. Rusya’nın nasıl olup da, Libya gibi Afrika ve Akdeniz’e kapı olan ülkede iki üs açma ve askeri tahkimat yapa aklını kurduğu şaşırtıcıdır. O ana kadar gelişmeleri belli mesafeden izleyen ABD sahaya indi. NATO’yu devreye soktu ve AFRİCOM’la pekiştirdi.

Perşembe akşamı gelen haberler, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait nakliye uçaklarının Almanya Ramstein Hava Üssü’nden Libya’ya uçuşlar gerçekleştirdiğini söylüyordu. Çavuşoğlu’nun üstteki açıklamalarıyla eş zamanlıdır. ABD’nin rahatsızlığı Rusya ile sınırlı değil; Çin’in Afrika’daki durumuyla birleştiriyor ve tehlikeyi anlıyor...

Uzatmayalım...

İki parantez ülkelerinin ortak kümesi çapsızlıktır. Şansızlıkları da yeni Türkiye’ye ve dünyanın en deneyimli liderine denk gelmeleri...

Mısır'da rejim karşıtı bir muhalif daha cezaevinde hayatını kaybetti
Dünya
Mısır'da rejim karşıtı bir muhalif daha cezaevinde hayatını kaybetti
Mısır'da rejim karşıtı bir muhalifin Kahire'deki Tura hapishanesinde tıbbi ihmal sonucu vefat ettiği bildirildi.
AA
İletişim Başkanı Altun: Gayri milli muhalefet Türkiye’yi paçalarından aşağıya çekmeye çalışıyor
Gündem
İletişim Başkanı Altun: Gayri milli muhalefet Türkiye’yi paçalarından aşağıya çekmeye çalışıyor
İletişim Başkanı Fahrettin Altun Türkiye'nin son günlerdeki gündemine yönelik sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sürecin yönetilmesinde kritik rol oynadığını kaydeden Altun ''21. asrın Türkiye'nin asrı'' olacağını ifade etti. Muhalefetin süreçteki tutumunu da eleştiren İletişim Başkanı Altun, ''Gayri milli bir muhalefet bizleri paçalarımızdan aşağıya doğru çekmeye çalışmaktadır. Terör örgütlerinden medet uman ve milletin değerleriyle kavga eden anti-demokratik bir muhalefet var” dedi. Türkiye ekonomisine ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a yönelik saldırılara da değinen Altun, bu saldırıların altında Türkiye'yi yeniden 18 yıl öncesinin bağımlılık düzenine mahkum etme arzusunda olan kişi ve kurumların olduğuna dikkat çekti.
Yeni Şafak
İspanya koronavirüsle mücadele için OHAL'i 26 Nisan'a kadar uzattı
Koronavirüs
İspanya koronavirüsle mücadele için OHAL'i 26 Nisan'a kadar uzattı
Yeni tip koronavirüse karşı mücadelede İspanyol hükümetine verilen destek azaldı. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, "Kovid-19'u sadece karantinayla yenemeyiz. Dünyanın tam olarak normale dönmesi, virüse karşı bir aşı bulunana kadar mümkün olmayacaktır" ifadelerini kullandı. Ayrıca İspanya'da OHAL'in 26 Nisan'a kadar uzatıldığı bildirildi.
AA
Millet kampanyaya sahip çıktı: Muhalefetin ağzından çıkanı kulakları duysun
Gündem
Millet kampanyaya sahip çıktı: Muhalefetin ağzından çıkanı kulakları duysun
Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgınına ilişkin “Bu belayı da atlatacağız” dedi. Erdoğan, valiliklerden izinsiz olarak başlatılan yardım kampanyaları ve muhalefetin çirkin sözlerine de sert tepki gösterdi: Devlet içinde devlet olmanın anlamı yoktur. Yasalar da buna izin vermiyor. Çirkin yorumlar yapılıyor, muhalefetin ağzından çıkanı kulağı duysun.
Yeni Şafak
Rusya’nın insanlığı Suriye’de batağa saplanmıştır
Rusya’nın insanlığı Suriye’de batağa saplanmıştır

İdlib’de bir süredir rejimin Rusya desteğiyle sürdürdüğü saldırılar neticesinde bir milyona yakın insan yerini yurdunu terk ederek, beklendiği gibi Türkiye’nin yolunu tutmuş, hatta sınıra dayanmış bulunuyor. Bu esnada yaşanan insanlık dramlarının sesleri ayyuka çıkmış durumda.

Rejimin böyle bir katliamına Rusya’nın nasıl alet olabildiği ve Soçi anlaşmasına rağmen böyle bir ihlali nasıl yapabiliyor olduğunu herkes soradursun. Rusya Savunma Bakanlığı geçtiğimiz günlerde idlib’de olanlardan dolayı Türkiye’yi suçlayan bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre, “Krizin ana nedeni Türkiye’nin ılımlı muhalifleri teröristlerden ayırmaması” olarak ifade edilmiş.

Ne kadar insanlıktan nasipsiz, ne kadar sorumsuzca bir açıklama. Kendilerine hemen şunu sorduk: Hangi iki şeyi birbirinden ayırmak daha kolaydır: Kundaktaki çocuklarla teröristleri mi, yoksa silahlı-ılımlı muhaliflerle teröristleri mi? Hastanede tedavi gören hastalar, yaralılar ile silahlarını kuşanmış teröristleri ayırt etmek mi daha kolay yoksa ikisi de silahlı ve rejim muhalifi olan ama biri kendini iyi gizlemiş faaliyetlerini gizlice yapmakta olan birilerini mi?

Rusya, silahlı teröristle silahlı muhalifi birbirinden çok iyi ayırt ettiği için mi sınırımızda bir milyon mülteci var şu anda?

Bu mülteci manzaraları ortada terörle mücadele değil, tam da teröristle çoluk çocuğu birbirinden ayırt etme konusundaki körlük var. Tabi daha kötü ihtimal körlükten ziyade kasıtlı olarak bir halkı tehcir etme yönünde sürdürülen bir soykırım ve tehcir programı. Değilse, teröristleri arayan bombalar nasıl binlerce çoluk çocuğu, hastaneleri, fırınları buluyor?

Türkiye’nin teröristle silahlı muhalifi birbirinden ayırmakta bir zorluk yaşadığı kabul edilse bile bunun neticesi en fazla geçici olarak bazı teröristlerin biraz daha zaman kazanmış olduklarını zannetmesi olabilir. Ancak teröristleri hedef alalım derken böyle bir insanlık felaketine yol açmanın mantığı, hesabı, vicdani ölçüsü nedir?

Terörle mücadelenin ahlaki meşruiyeti teröristlerin sivilleri, savunmasız ve alakasız insanları hedef alan faaliyetleridir. Teröristle mücadele edeyim derken teröristten ziyade sivil, çoluk-çocuk öldürüp kalanları bir de şu kış ortasında tehcir ediyorsanız, sizin teröristten farkınız sadece sizin daha büyük, acımasız, kanlı ve ahlaksız bir terör makinası olmanızdır.

Astana ve Soçi’deki anlaşmaların en önemli boyutu, İran ve Rusya tarafının Suriye rejiminin muhalifleriyle başetmek için başvurduğu yolların Suriye’yi kana bulamış olduğu ve Suriye halkı için hayatı yaşanmaz kıldığı, dolayısıyla maruz kaldığı katliamlar, baskılar dolayısıyla isyan etme hakkını kabul etmiş olmasıydı. Yani Suriye’de mevcut rejimin bizzat kendi halkı nezdinde bir meşruiyet sorunu olduğunu ve bu sorunun kaçınılmaz olarak silahlı ve meşru bir muhalefet hakkı doğurmuş olduğu ilk defa Astana’da kabul edildikten sonra Soçi’de de bu muhalefetle rejimin sorunlarını siyasal bir süreçle çözebileceği kabul edildi.

Bunun nasıl olacağının detayları elbette tartışılacaktı. Ama Suriye’de rejim kendi muhalifleriyle mücadele ederken uyguladığı yöntemlerle silahlı muhaliflerinden ziyade o bölgede yaşayan bütün sivilleri de hedef almış olduğu için Suriye’de kitlesel göçlere yol açıyor. Bir yolunu bulup yurtdışına gidebilenler gitmiş zaten ama bulamayanların Suriye içinde sığınabilecekleri tek yer İdlib kalmış. İdlib’in Suriye’deki muhaliflerin Suriye içindeki tek sığınağı olarak statüsü, konumu, özelliği belli. İdlib Suriye rejiminin insanlık dışı, zalimce uygulamalarının bir sonucudur.

Astana ve Soçi mutabakatları Suriye’nin geleceğine ne rejim ne de Rusya’nın, bütün muhalifleri katliamlarla yok ederek karar verme yoluna gitmemesini ilzam ediyordu. Şimdiye kadar uygulanan bu yolun bütün dünyaya yol açtığı fatura belli: en az bir milyon insanın katli, bir o kadar insanın kayıp olması, yaralanması, yakılıp yıkılan şehirler, 12 milyon Suriyelinin yurtiçi ve yurtdışına göçü.

Suriye rejimi dışarıdan gelen bir güce karşı değil kendi halkına karşı savaşıyor ve en acımasız, en insanlık dışı yöntemlerle kendi halkına karşı savaşında İran ve Rusya’dan destek alıyor.

Rusya ve İran kendi halkına karşı bir soykırım uygulayan birinin suç ortakları olmayı hangi hesapları yaparak kabul etmiş oluyorlar anlaşılır gibi değil.

Soçi ve Astana’da ulaşılmış ittifak zaten İdlib’in siyasi çözümün ve müzakerelerin bir parçası olarak muhaliflerin en azından bir kısmının sığınağı olduğunu kabul etmişken, şimdi yapılmak istenen şey, oradaki teröristleri bahane edip,bütün muhalifleri yok ederek ortada müzakere için bir zemin bırakmamaktır.

Rusya’nın rehberliğinde Suriye rejiminin tamah ettiği bu yol kabul edilemez. Çünkü kendi mücrim rejimini korumak uğruna halkının büyük çoğunluğunu imha edeyim diyerek emsalsiz bir insanlık suçu işlerken, bunun maddi faturasını da bilhassa Türkiye’ye yüklemektedir.

Kendi iç muhalefet sorununu böylece Türkiye’ye doğru süpürmeye çalışan Esad’ın yaptıkları zaten birinci dereceden Türkiye için bir güvenlik sorunu oluşturmaktadır. Mevzu epeydir Suriye’nin iç sorunu olmaktan çoktan çıkmış bulunuyor.

Rusya da artık yardımına koştuğu bu mücrim rejimi korumanın, insanlıktan yana vicdanı sızlamıyorsa bile, Türkiye için yol açtığı güvenlik sorununu görmek ve aradan çekilmek zorundadır.

Esad ve Rusya Suriye halkını öldürürken de artık, kaçınılmaz olarak, Türkiye’ye saldırmış oluyorlar. Olayın gerçeği budur ve olayı bütün maliyetiyle ve sonuçlarıyla yaşayan Türkiye kendini savunmak için gerekeni yapmaktadır.

Muhalefeti FETÖ birleştirdi
Gündem
Muhalefeti FETÖ birleştirdi
CIA ajanı Enver Altaylı iddianamesinde, 15 Temmuz öncesi ve sonrasına ilişkin çok önemli detaylar var. Altaylı FETÖ ile birlikte Türk siyasetini dizayn planları hazırlamış. Plana göre; 15 Temmuz sonrası milli bütünleşmeyi kırmak için muhalefet tek çatı altında birleştirilecek, bu ortamı hazırlamak için de ekonomik kriz eşliğinde sokak hareketleri başlatılacaktı. Plan, bugünkü birçok siyasi pozisyonla tam olarak örtüşüyor.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.