Meclis'te Mustafa Kemal’in askeri tartışması
Gündem
Meclis'te Mustafa Kemal’in askeri tartışması
TBMM Genel Kurulu'nda “Biz Mustafa Kemal’in askeriyiz demeyeceğiz” diyen HDP’li Adil Zozani’ye cevap MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu’ndan geldi. Halaçoğlu, “Herkes Mustafa Kemal’in askeri olamaz” dedi.
IHA
Gaf ebesi
Ali Saydam
Gaf ebesi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendine ettiğini başka kimse etmedi… ‘İleri geri konuşmak’ konusunda tam bir üstad… Fakat bu konuşmaların sonuçları hiç de beklediği gibi olmuyor…Sık sık vurgulamaya çalışırız; “İletişim sonuç odaklıdır” diye… Tabii o sonuç,sizin stratejinizde öngördüğünüz türden olmalı… Yoksa her şey ‘iyi’ ya da ‘kötü’ bir sonuca varıyor…Kılıçdaroğlu, partisinin bir grup toplantısında ettiği ‘ileri geri’ sözler nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yakınlarına, tam 197 bin TL tazminat ödemeye mahkûm edildi…Bu, Kılıçdaroğlu’nun ilk mahkûmiyeti değil, kendisinin sonunu getirmeye de niyeti yok… İster hukuk nezdinde olsun isterse halk vicdanı, kendini mahkûm ettirecek bir laf mutlaka ediyor…Bahsi geçen kararın açıklandığı gün, Kılıçdaroğlu grup toplantısı için yine kürsüdeydi… AK Parti’ye oy verenlere seslendi: “Eğer sen hâlâ gidip çoluk çocuğunun rızkını Saray’a kiralıyorsan, ben senin insanlığını sorgularım arkadaş.”Kılıçdaroğlu, seçmenle kavga etmeyi hiç bırakmadı aslında… Geçen yılın sonralarında da benzer bir tutumla konuşmuştu: “Benim kızgınlığım Saray’a değil. Benim kızgınlığım seni açlığa mahkûm eden siyasi partiye oy verenlere. İnsan biraz aklını kullanır. Aynı şey esnafta da var. ‘Mahvolduk, kapatıyorum’ diyor. Oyu sen verdin, sen iktidara getirdin.”Böyle başka örnekler de mevcut… Bizce bu, bir parti liderinin iflasıdır… İktidar adayı bir parti, kendi başarısızlıklarından ders çıkarmak ve bunları düzeltmek yerine dönüp de seçmeni suçluyorsa bir daha ‘doğru yolu’ bulması imkânsıza yakındır…Sapla samanı karıştırmış vaziyetteler… Seçmene hesap vereceğine onahesap sorana az rastlanır gerçekten… Hayretler içinde izliyoruz… Hani gençler arasında popüler bir söz var: “Bu neyin kafası” diyorlar… Hakikaten öyle!Kılıçdaroğlu’nun son grup toplantısında diline doladığı bir konu da Ayasofya’nın ibadete açılışıyla ilgiliydi… Kılıçdaroğlu, “Erdoğan, …Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi kararını eleştiriyor. ‘Bunu yapanlar en büyük günahı işlemiş olur’ dedi” sözlerini sarf etti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Mustafa Kemal Atatürk’e, o dönemin yöneticilerine hakaret ediyor” diyerek suçladı…Söz konusu konuşma, bildiğiniz gibi Danıştay’ın, Ayasofya’nın müzeye çevrilmesiyle ilgili Bakanlar Kurulu Kararını iptal etmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Millete Sesleniş’i idi… Şöyle diyor Erdoğan:“Fatih, İstanbul’u fetih ettiğinde Roma İmparatoru unvanını da almış ve dolayısıyla Bizans hanedanı üzerine kayıtlı bulunan tüm emlake sahip olmuştur. İşte bu hukuka istinaden Ayasofya da Fatih’in ve onun kurduğu vakfın üzerine tapulanmıştır. Cumhuriyet döneminde bu tapu senedinin yeni harflerle hazırlanmış resmi bir sureti de çıkarılarak, hukuki statüsü tescillenmiştir. AyasofyaFatih’in tapulu mülkü olmasaydı hukuken burayı vakıf etme hakkı da bulunmazdı.Fatih Sultan Mehmet Han, Ayasofya’yı da içeren 1 Haziran 1453 tarihli yüzlerce sayfalık vakfiyesinin bir yerinde aynen şunları söylüyor: ‘Kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirir, bir maddesini tebdil eder, onun iptal veya tadile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camiinin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kast ederse, aslını değiştirir, fürûuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterir, yardım ederse, kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkar, camilikten çıkarır ve sahte evrak düzenleyerek mütevellilik hakkı gibi şeyler isterse yahut onu kendi batıl defterine kaydeder veya yalandan kendi hesabına geçirirse huzurunuzda ifade ediyorum ki, en büyük haramı işlemiş ve günahı kazanmış olur. Bu vakfiyeyi kim değiştirirse Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti onun ve onların üzerine olsun. Azapları hafiflemesin, hac gününde yüzlerine bakılmasın. Kim bunları işittikten sonra hâlâ bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır. Allah’ın azabı onlaradır. Allah işitendir, bilendir.”Kılıçdaroğlu’nun “Atatürk’e hakaret” dediği sözler, Atatürk’ün doğumundan tam 428 yıl önce Fatih Sultan Mehmet tarafından söylenmiş… El insaf!..Ayrıca, Ayasofya kendimizi bildik bileli cami olarak anıldı, kilise olarak değil. Yani, Fatih Sultan Mehmet Han’ın sözünü ettiği lanete uğranılması gereken bir durum oluşmadı. Orada ibadet de edildi, ezan da okundu… Şimdi yoğunluğu artacak, o kadar…
Kılıçdaroğlu'nun avukatı CHP'den istifa etti
Gündem
Kılıçdaroğlu'nun avukatı CHP'den istifa etti
Muharrem İnce'nin Memleket Hareketi'ni partileştirme kararı sonrası CHP'den istifalar sürüyor. CHP'nin ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatlığı yapan Mustafa Kemal Çiçek, partiden istifa ettiğini açıkladı. Çiçek, istifasına ilişkin mesajında "Atatürk'ün partisi değil, sadece Atatürk’ün kurduğu parti haline getirilen CHP üyeliğinden istifa etmiş bulunmaktayım" diyerek eleştiride bulundu.
AA
K.Atatürk maskesi takanların gerçek yüzünü görmek için Kaftancıoğlu turnusoluna bakmak
Hasan Öztürk
K.Atatürk maskesi takanların gerçek yüzünü görmek için Kaftancıoğlu turnusoluna bakmak
Mustafa Kemal’in askeri olan bir dedenin torunuyum. 1980’e kadar CHP’ye gönül vermiş, oy vermiş, destek vermiş bir babanın oğluyum.Üniversite yıllarında D. Mehmet Doğan’ın “Batılılaşma İhaneti” kitabını da, “Kemalizm” kitabını da okumuşluğum var.Solculuğu Kemalizm sandığım dönem de oldu, Kemalizm’in bir faşizm olduğunu savunduğum dönem de.Mustafa Kemal’i bir Osmanlı Paşası olarak gördüğün dönem de oldu, kurucu baba olarak gördüğüm dönem de.Yaşım kemale erdiğindeyse kimin ne hakkı varsa kimin ne ...
Kemalizm’le yüzleşmeden ve hesaplaşmadan yol alamayız! Ama şimdi değil!
Kemalizm’le yüzleşmeden ve hesaplaşmadan yol alamayız! Ama şimdi değil!
Tam bir akıl tutulması yaşanıyor: “Hayatta en hakîkî mürşit ilimdir, fendir” demişti Mustafa Kemal. Ama Kemalistler, akılla, bilimle, fenle mi bakıyorlar dünyaya yoksa Kemalizm’i kutsayarak, mitleştirerek, dinselleştirerek mi?KEMALİZM, TARTIŞILABİLİR Mİ?Kemalizm, tartışılabilir mi?Türkiye’de Kemalizm’i entelektüel düzlemde tartışmak mümkün mü?Ne yazık ki, hayır!Kemalizm, bir din katına yükseltildiği için Kemalizm’i, entelektüel düzlemde, seviyeli bir dille tartışmak hiç de kolay değil.Atatürk bir kült’e, Kemalizm de seküler bir din’e dönüştürüldüğü için entelektüel olarak, akl-ı selim’le tartışılamaz.Kemalizm, bir Batılılaşma projesidir.Kemalizm, bir redd-i miras’tır; bu toplumun İslâmî iddialarının tasfiyesi, medeniyet iddiasının reddi, topluma tepeden, Jakoben yöntemlerle bir kimlik dayatma projesidir.Kemalistlerin İslâm’ı sadede bireysel bir inanç meselesi olarak gören ve Kur’ân’ın reddettiği din algısı, hem “Kemalizm’in din karşıtı olmadığı” fikrinin ne kadar temelsiz olduğunu hem de Kemalizm’in topluma seküler bir din dayatmaya kalkıştığını göstermek için kâfîdir.TÜRKİYE, NEDEN İSLÂM DEVLETİ OLARAK KURULDU AMA SONRA LAİK DEVLET YAPILDI?Cumhuriyet, bir İslâm devleti olarak kurulmuştu. 1928 yalına kadar Anayasa’nın ikinci maddesinde, “devletin dini, din-i İslâm’dır”, diye yazıyordu.Neden 1928 yılına kadar bu madde anayasaya yerleştirilmişti ve neden 1928 yılından itibaren bu madde anayasadan çıkarılmıştı?Bu soru basit bir soru değil. Sadece bu sorunun cevabının izini sürmek bile, Türkiye’nin nasıl tarihini, kimliğini, medeniyet iddiasını ve ruhunu yitirmeye zorlandığını görmeye yeter.Millî Mücadele, İslâmî ruh’la, sarıklı mücahidlerle kazanıldı; ama zamanla bu sarıklı mücahidlerin temsil ettiği, tarihî yolculuğumuzun, medeniyet yolculuğumuzun köklerini, ruhköklerini, temellerini oluşturan İslâmî ruh inkâr edildi, yerine bu toplumda karşılığı olmayan laik bir ruh ikame edilmeye çalışıldı.Laik Kemalizm, cumhuriyet dönemimin en önemli Kemalistlerinden Tanpınar’ın deyişiyle “kültürel inkâr”dır. İntiharla sonuçlanacak bir inkâr!KEMALİZM’LE İSLÂM’I KARŞI KARŞIYA GETİRMEK, SOPA VE SÖMÜRÜ ARACI OLARAK KULLANMAK TEHLİKELİDİR!Kemalizm, bir din değil. Eğer Kemalizm din katına yükseltilirse, bunun bedeli çok ağır olur bu topluma: Çünkü Kemalizm’in bir iyi, doğru ve güzel fikri olmadığı için, Kemalizm’i kutsamakla toplumu büyük bir ontolojik anlamsızlık ve yok oluş felâketinin eşiğine fırlatmış olacağımızı görebiliyor mu bu ülkenin bazı fanatik Kemalist seküler tipleri?Daha da vahimi, Kemalizm’le İslâm’ı karşı karıya getirme aptallığıdır. İşte bu, bu ülkeye yapılacak en büyük ihanetlerden biridir.Kemalizm, hem toplumu hizaya getirmek, İslâmî kimliğini ve iddialarını adım adım yok etmek için kullanılan bir sopa hem de ülkedeki güç ve çıkar odaklarının güçlerini ve çıkarlarını pekiştirmekte kullandıkları bir sömürü aracı işlevi görüyor.Toplum aptallaştırılıyor. Bu ülkenin enerjisini, gücünü, dinamizmini yok etmek isteyen şer şirret güçler ve şebek-e-leri, toplumda önce yapay kamplaşmalar oluşturarak, sonra da bu yapay kamplaşmaları gerçeğe dönüştürecek adımları adım adım hayata geçirerek hem bu toplumu birbirine düşürmeye hem de içerden durdurmaya ve çökertmeye çalışıyorlar!AYRIŞMA DEĞİL BÜTÜNLEŞMEYE İHTİYACIMIZ OLAN BİR DÖNEMEÇTEN GEÇİYORUZ...Bunun için de Kemalizm’i sopa olarak kullananlara da, sömürü aracı olarak kullananlara da fırsat verilmemeli, diyorum.Hele de içinden geçtiğimiz 15 Temmuz sonrası taşları yerli yerine oturtma konusunda mesafe kat etmeye başladığımız ve dış politikada 17 yıllık AK Parti iktidarının en büyük stratejik başarılarına imza attığımız toparlanma ve zamanla ayağa kalkma sürecinde Kemalizm tartışması yapılması son derece anlamsız ve tehlikelidir.Özetle... Kemalizm’le entelektüel olarak yüzleşeceğiz ve hesaplaşacağız. Yoksa önümüzü tıkayan duvarları göremez, tıkamaz ve ülkemizin önünü açacak, bölgemizi de ayağa kaldıracak uzun soluklu medeniyet yolculuğuna çıkamayız.Ama Kemalizmle entelektüel ölçekte yüzleşme ve hesaplaşmaya çalışmanın zamanı değil. Türkiye’nin dışardan büyük dış politika angajmanlarına girdiği, çepeçevre kuşatıldığı, içerde ise anlamsız bir kutuplaşmanın sürekli olarak kaşındığı bir ortamda Kemalizm’le entelektüel olarak yüzleşme ve hesaplaşmakta verimli sonuçlar elde edemeyiz.Kemalistlerin de bu toplumu birbirine kenetleyen İslâm konusunda, İslâmî kimlik ve değerlerimiz konusunda daha özenli, saygılı da davranmaları şart.Vesselam.
Kemalizm’in çaldığı Milli Mücadele’de İslam’ın ruhu
Kemalizm’in çaldığı Milli Mücadele’de İslam’ın ruhu
Milli Mücadele, ruhunu İslam’dan alır. Hatta Anadolu harekâtı, ittihadı İslam’ın Anadolu’da giriştiği son hamledir. Nitekim Sivas Kongresi’nde alınan kararda “hilafetin ve İslam vatanının esaretten kurtarılması” ana ilkedir. Mustafa Kemal, Kadiri şeyhi ve Kürt aşiret reisleri gibi şahsiyetler aynı fotoğrafta yer alıyorlar.İlk defa 17 Mart 1919 yılında İzmir işgaline karşı Müdafa-i Hukuku Osmaniye Kongresi düzenlendiğinde en büyük destekleyiciler arasında İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi gibi alimler yer almaktadır.. Balıkesir, Manisa, Alaşehir ve daha sonra Erzurum’da yapılan bütün kongreler ve kurulan cemiyetler “vatan, din ve namus” söylemine dayanır. Camilerde toplantılar yapılır, yerel alimler ve müftüler en önde yer alırlar. Mehmet Akif, Kastamonu Nasrullah Camii’nde bütün Müslümanları son İslam vatanlarına sahip çıkmaya çağırır: “Bu toprak kalıyor dinimizin son yurdu, bu da çiğnendi mi çiğnendi demek şer’i mübin”. Çağrısını çeşitli camilerin hutbelerinde sürdürür. Zağnos Paşa Camii de bunlardan biridir: “Vatanı savunmak bir dini vecibedir. Din açısından farzdır. Onu ihmal etmek asla dinen caiz değildir…Bu namerd taaruza karşı koymak kadın erkek, çoluk çocuk, genç ihtiyar…her ferd için farz-ı ayn olduğu bir lahza hatırdan çıkarılmamalıdır”.Milli Mücadele’nin İslam ruhunu taşıyan çok önemli bir göstergesi de yayınlanan cihat fetvasıdır. Cihat fetvası, 16 Nisan 1920 yılında Ankara Kuvva-i Milliye Başkanı ve Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi başkanlığında, 153 alim tarafından imzalanır.“-Dünyanın düzeninin sebebi olan Müslümanların Halifesi (Allah onun azametini ve hilafetini kıyamet gününe kadar uzatsın) hazretlerinin hilafet makamı ve saltanat merkezi olan İstanbul, Halife’nin rızası hilafına olarak, Müslümanların düşmanları olan devletler tarafından fiilen işgal edilerek İslam askerleri silahlarından soyulup bazıları haksız yere öldürülerek, Hilafet merkezinin korunmasını üstlenen, bütün istihkamlar, kaleler diğer harp vasıtalarını zapt ve resmi muameleleri yürütme ve müslüman askerleri techize memur olan Bab-ı Ali ve Harbiye Nezareti’ne el konularak, halifeyi, milletin hakiki faydalarını temin edecek tedbirler almasından fiilen yasaklama, sıkı yönetim ilanı, Divan-ı Harpler teşkil ederek İngiliz kanunlarına uygun olarak muhakeme ve cezalandırma suretiyle Halife’nin hükmetme hakkına müdahale ve yine Halife’nin arzusu hilafına olarak Osmanlı memleketinin bir parçası olan İzmir, Adana, Maraş, Antep ve Urfa havalisine düşmanlar tarafından tecavüz edilerek, gayrimüslim vatandaşlar ile işbirliği halinde Müslümanları öldürüp, mallarını soygun ve yağma edip, namuslarına tecavüz ederek mukaddesatlarını tahkir ettikleri taktirde yukarıda açıklandığı gibi harekete maruz kalan ve esir olan gayretlerini sarf etmek bütün Müslümanlara farz olur mu?Cevabı budur : Allah en iyisini bilir, OLUR”... Bu şekilde hilafetin meşru haklarını, gasp edilen gücünü geri almak ve tecavüze maruz kalan memleketleri düşmandan temizlemek için cihad edip savaşan Müslümanlar dinen baği (devlete isyan etmiş) olurlar mı?Cevabı budur: Allah en iyisini bilir. OLMAZLAR”Üsküdar Nakşi Özbekler Tekkesi ve Eyüp’te Kadiri Hatuniye Tekkesi de bir çok önemli aydınların ve liderlerin Anadolu’ya geçerek mücadeleye katılmalarına öncülük etmiştir. Anadolu’nun farklı yerlerinde bir çok şeyh, imam ve alim mücadeleye katılır, destekte bulunur ve Mustafa Kemal ile mektuplaşırlar.Milli Mücadele’yi yürüten merkez Ankara’da Büyük Millet Meclisi’dir. Bu Meclis, Bayram Camii Cuma namazı çıkışında, Bayrami Tarikatı postnişi, Mustafa Kemal, ulema ve sancak-ı şerif altında açılır. Meclis’in başkan kürsüsünün üzerinde bir ayet asılıdır: Onlar aralarındaki işleri şura ile yaparlar. Meclis, İstiklal Mücadelesi’ni yürütürken başkomutan olarak Mustafa Kemal’i seçer. Anasar-ı İslamiye’yi temsil eder. “Meclisi alinizi teşkil eden zevat yalnız... mürekkep anasır-ı İslamiye’dir” der Mustafa Kemal. Mustfa Kemal, büyük bir liderlik üstlenmiştir. Askeri mücadeledeki tecrübe ve yetkinliğini burada ortaya koymuştur.Milli Mücadele daha sonra resmi tarih yazımı ile beraber bambaşka bir kurgu içine yerleştirilecek. Tamamen Kemalizm’in idealleri, imajları ve beklentileri ile donatılacak. İslam’ın derin ruhu silinecek ve gerçek tarih yerine icat tarih geçecektir. Kemalizm, Mustafa Kemal Atatürk üzerinden yeni bir ideolojiye dönüşecek. Mustafa Kemal, bu ideoloji içinde yeniden üretilecek. İstiklal Mücadelesi salt anti-emperyalist, ulusalcı ve seküler bir savaş olarak görülecek. Hatta bu mücadelenin ruhundan fışkıran İstiklal Marşı’nı değiştirme peşinde olanlar bile çıkacak.
TBMM Başkanı Şentop 'MEB' üzerinden kendisini hedef alan Kılıçdaroğlu'na tepki gösterdi: Beni siyasi malzeme yapamazsınız
Gündem
TBMM Başkanı Şentop 'MEB' üzerinden kendisini hedef alan Kılıçdaroğlu'na tepki gösterdi: Beni siyasi malzeme yapamazsınız
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun katıldığı canlı yayında kendisi hakkındaki, Milli Eğitim Bakanlığı'na gitmesi sonrası 'Bana sahip çıkmadı' iddialarına yanıt verdi. CHP liderinin kendisini siyasi malzeme yapmaya çalıştığını vurgulayan Şentop, 'TBMM Başkanı her taleplerini yerine getirecek bir makam değildir. Oyunlar kurabilirler, kendileri ve kendileriyle birlikte gönüllü olanlar oynayabilir. Bir oyuncu olarak TBMM Başkanı'nı davet etmek, ağır bir şekilde itham etmek yanlıştır ve çok vahimdir.' diye konuştu.
Yeni Şafak
Bakan Varank'tan muhaliflere 100 bin TL'lik otel odası göndermesi: 'CHP vergilerinizden 149 milyon lira alacak'
Gündem
Bakan Varank'tan muhaliflere 100 bin TL'lik otel odası göndermesi: 'CHP vergilerinizden 149 milyon lira alacak'
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun lüks bir otel odasında konaklamasına gönderme yaparak dikkat çeken bir paylaşım yaptı. "Her yatırımdan sonra, 'cebinizden mi yapıyorsunuz? Benim vergim, yapacaksınız tabi' diyen muhalifler için yazayım" diyen Varank, geceliği 100 bin liralık otel odasında kalan Kılıçdaroğlu'nun başkanlığındaki CHP'nin bu yıl hazineden 149 milyon lira yardım alacağını söyledi.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.