Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
BM Dünya Mutluluk Raporu: En mutlu ülke yine Finlandiya
Dünya
BM Dünya Mutluluk Raporu: En mutlu ülke yine Finlandiya
Birleşmiş Milletler, 2021 Dünya Mutluluk Raporu'nu açıkladı. 149 ülkenin yer aldığı listede en mutlu ülke Finlandiya oldu. Geçen yıl 93. sırada olan Türkiye ise 104. sıraya geriledi. Rapora göre en mutsuz ülke de yine Afganistan oldu.
Diğer
“Vali Amca” ile görüşen minik kızın mutluluk gözyaşları
Gündem
“Vali Amca” ile görüşen minik kızın mutluluk gözyaşları
Elazığ Valisi Erkaya Yırık, bir program çıkışı kendisini görüp “Vali Amca' diye seslenen iki kardeşle sohbet edip hediyeler verdi. İstekleri üzerine annelerini telefonla arayıp görüştü. O anlarda ise kardeşlerden biri mutluluk gözyaşı döktü. Anne Alataş ile bir süre sohbet eden Yırık, taleplerini dinleyip giderilmesi için talimat verdi ardından da çocuklarla vedalaşarak ayrıldı.
IHA
ABD'li ekonomistler araştırdı: Parayla saadet oluyormuş
Hayat
ABD'li ekonomistler araştırdı: Parayla saadet oluyormuş
ABD’de yapılan bir yeni bir araştırmada, yıllık hane geliri ile ruhsal durum arasındaki ilişki ölçüldü. Sonuçlarda, yılık hane halkı geliri geliri 85 bin doların (yaklaşık 630 bin TL) üzerinde olan insanların, diğerlerinden önemli ölçüde daha az depresyon, endişe ve üzüntü gibi olumsuz ruhsal durumlardan etkilendiği görüldü.
Diğer
Kanı yerde kalmayan şehidin ailesi sevinç gözyaşı döktü: Bu haber ile ferahladık
Gündem
Kanı yerde kalmayan şehidin ailesi sevinç gözyaşı döktü: Bu haber ile ferahladık
Jandarma Astsubay Üstçavuş Recep İnce’yi şehit eden ‘Turuncu’ listedeki terörist etkisiz hale getirildi. Kanı yerde kalmayan şehidin babası Osman İnce, “Bu haber ile ferahladık” dedi.
IHA
İlber Ortaylı katıldığı Youtube kanalında mutluluğun sırrını açıkladı
Hayat
İlber Ortaylı katıldığı Youtube kanalında mutluluğun sırrını açıkladı
Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Bi’ Sorum Var!” adlı YouTube programında mutluluğun sırrını açıkladı. 9 yaşındaki bir konuğun ''Mutlu olmak için ne yapmalıyım?'' sorusuna cevap veren Ortaylı, “Hayatta en önemli şey dostlarındır. Dostlarını kırmayacaksın. O da nasıl olur, fedakarlık yapacaksın dostların için” ifadelerini kullandı.
Yeni Şafak
Çocukların gülüşlerini satın alan adam
Çocukların gülüşlerini satın alan adam

Alışveriş Merkezi’nin birinde kasada sıra beklerken iki sıra önümdeki çocuğun parasının aldığı şeye yetmediğini duydum.

Kasadaki kız “İçlerinden birini seçmek zorundasın” dedi.

Çocuk bir elindeki çikolataya bir de ucuz colaya baktı, çikolatayı bıraktı, colayı alıp göğsüne bastırdı.

Çikolatası belki 50 kuruş bile değildi. Hiç seslenmedim. Kasadan geçtim dışarıda çocuğu yakaladım.

“Bu cola öyle kuru kuru içilir mi gel bir şeyler alalım yanına” dedim.

Tuttum elinden, daldık tekrardan alışveriş merkezine.

“Kucağına doldurabildiğin kadar çikolata alabilirsin” dedim.

-“Kucağım küçük koynuma koyuyum mu” dedi.

“İyi fikir neden olmasın” dedim.

Gördüğü ne varsa aklına düşen, ikişer tane aldı.

Kasaya gittik, yürüyen bandın üzerine oturttum, kasadaki kıza bandı yürütmesini istedim.

Elinde cola ile bandın sonuna kadar gülerek geldi.

Ayağa kalktı karnını açtı, çikolataları tezgâha düştü.

Kız güldü.

Çocuk güldü.

Dünya güldü.

Neyse hesabı ödedik, poşet alıp ne aldıysak koyduk içine.

Dışarı çıkınca bana boynunu geriye atarak baktı.

“Keşke iki tane de bardak olsaydı” dedi.

-“Ne yapacaksın colayı, beraber mi içicez, sağol ben içmem cola. Haydi şimdi doğru evine” dedim.

-“Yok sana değil. Her şeyden iki tane ama cola bi tane. Kız kardeşim ağlar” dedi.

Bir daha daldık markete, bir cola daha aldık.

Bir daha güldük.

Bir daha mutlu olduk.

Çocuk arkasına bakmadan koşarak eve gitti.

Market kapısının önünde, arkasından bakarken kasadaki kız yanıma geldi.

-“Tanımıyorsunuz di mi bu çocuğu” dedi.

-“Yoo” dedim.

- “Neden boyle bir şey yaptınız o zaman” dedi.

-“Çünkü çok zenginim ben” dedim.

-“Haa o zaman tamam” dedi. “Size dokunmaz. Ne iş yapıyorsunuz” dedi.

-“Çocukların gülüşlerini satın alıyorum” dedim.

Sosyal medyada dolaşırken ilgimi çeken ve okuyup hoşuma giden bir hikayeydi bu.

Yaşanmış olsun ya da olmasın önemli değil.

Belki de birçok insanın yapmak isteyip de başına gelmediği için veya göremediği için yapamadığı bir şey olduğu için hoşuma gitmişti.

Öncelikler farklı olunca birçok güzellikleri ıskalarsın hayatta.

O yüzden arada bir önceliklerimizi gözden geçirmemiz lazım.

Herkes çoluk çocuk, ya da zengin veya yoksul; yoksulun ihtiyaçları maddi, zenginin manevidir yani herkes ihtiyaç sahibidir aslında.

Ve herkes bu ihtiyaç sahiplerini mutlu edecek kadar para ya da gülücük sahibidir.

Çalışıp ter dökmeden doğuştan verilen bir zenginlik bu.

Kullanmazsan yazık olur.

Hem koşuyoruz hem korkuyoruz

İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yeli rehberle yola koyuluyor.

Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.

Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyorlar, sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.

Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor,

- “Hiç anlayamadım, niye yolun ortasında oturup saatlerce yok yere bekledik? “

Yaşlı rehberin cevabı;

-”Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik...”

Teknoloji asrında hız tutkusu bizi birçok hazdan mahrum ediyor ve biz hayatın güzelliklerinin farkına bile varamıyoruz.

Hayatı yaşarken sanki otobanda gider gibiyiz.

Otobanın sonundaki duraktan hem korkuyoruz, hem de acele etmekte ısrar ediyoruz.

“Bu ne yaman çelişki anne” mi diyordu Ahmet Kaya.

İhtiyacımızdan fazla olan her şey zehirdir

Bir bilgeye zehrin ne olduğunu sormuşlar.

Demiş ki, “İhtiyacımızdan fazla olan her şey zehirdir.

Fazla güç, fazla dinlenmek, fazla yiyecek, fazla ihtiras, fazla korku, fazla sakinlik, fazla öfke, fazla neşe, fazla nefret hatta fazla iyi niyet.”

Yaşamın özü ve şifası dengede kalabilmektir.

Her insan mutlu olamaz

Ne demişti meçhul yabancı;

Her insan mutlu olamaz.

Çünkü gereğinden fazla özler dünü,

Hakettiğinden fazla düşünür yarını.

Ve hiç haketmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü.

Her insan mutlu olamaz.

Çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları,

Hakettiğinden daha büyük umutlarla bekler hayatına girenleri.

Ve asla göremez yanı başındakileri.

Mutluluk elle tutulabilir mi?
Mutluluk elle tutulabilir mi?

Vaktiyle yayınlanan bir ankette, mutlulukla zenginlik arasında ters orantılı bir ilişki kuruluyordu.

Buna göre göre bazı zengin ülkeler mutluluk sıralamasında alt katlarda yer alırken, bazı yoksul ülkeler üst sıralara sıçramış görünüyordu. Listenin en tepesinde Venezüella, ikinci sırada Nijerya yer alırken (ikisi de yoksul sayılan ülke), ABD’de yaşayanlar daha az mutlu görünüyor.

Gerçekten mutlulukla zenginlik arasında ters orantı var mı? İnsanlar zenginleştikçe mutlulukları azalıyor mu?

Mutluluğun ne olduğuna dair bir belirlemede bulunmadan bu tür ilişkiler kurmak doğru sonuç vermez. Zenginlerin zorunlu ihtiyaçlarını giderme gibisinden bir derdi yoktur: zengin demek, bir bakıma, zorunlu ihtiyacını karşılamış olan demektir. Oysa yoksul için, sırf karnını doyurmuş olmak bile mutluluk sebebi sayılabilir. Zengin biri için ev sahibi, otomobil sahibi olmak onun ulaşılabilirlik alanı içinde bulunur. Oysa yoksul için otomobil sahibi olmak, onu mutlu kılabilir.

Kaldı ki, şimdi kullandığımız kıstaslar “modern zamanların” bize dayattıkları arasında yer alıyor. Zenginliğin ölçütü olarak belli bir gelir düzeyi (milli gelirden fert başına düşen meblağ) esas alınıyor. Böyle bir ölçüt nesnel gibi görünmekle birlikte, son tahlilde, nesnel denilen bu ölçüt de, mevcut verilere nispet edilerek elde edilmiş olduğundan, onun nesnelliği de kuşku götürür. Öyleyse en sonunda, mutluluk diye belirlenen olgu, kişinin kendini mutlu saymasıyla kaimdir diyebiliriz: kişinin kendini mutlu saymasını mutluluk için yeterli görebiliriz.

Böylece maddi ve manevî yönden kısıtlı bulananların, daha az şeyle mutlu olabileceği; oysa maddi (mal mülkçe) ve manevî (entelektüel) yönden varsıl olanların mutlu olabilmek için daha fazla şeye ihtiyaç duyacağı fark edilebilir. Fakat burada bile, dikkat edilirse, ölçütümüz maddi bir esasa dayandırılıyor.

Oysa dünya görüşünün de, insanların mutluluğunda pay sahibi olabileceğini farz etmemiz mümkündür. Örneğin İslâm’da kanaat diye adlandırılan ve genelde insanın elinde bulundurduğu ile yetinmesini öngören telâkki tarzı, başka her türlü zenginlikle ölçülemeyecek oranda bir zenginlik duygusu bahşeder.

Olaya böyle batığımızda, mutluluğun “sahiplenme” olgusuna dayandırılarak açıklanması yalnızca yetersiz kalmıyor, aynı zamanda sahte mutluluklarla avunmaya bile götürüyor. Sahiplenme olayının nihayetine erişilemeyeceğinden, sahiplenmenin her aşaması sahte avuntularla oyalanmaya bile sevk edebilir. Bu noktada, kişi kendini mutlu sayıyorsa mutludur demenin imkânı da ortadan kalkar. Çünkü burada, mutluluk maddi esasa istinat ettirildiğinden, o isnadın oturtulacağı zeminin mevcudiyeti ortadan kalkmış oluyor. Kişi çünkü bir sonraki aşamaya nispetle daima daha az zengin durumda bulunur.

Böylece, sanıyorum zenginliğin (ki bu bağlamda zenginlik manevî sferde yer alıyor) ve ona bağlı olarak da mutluluğun, kanaate dayandırılabileceği sonucuna ulaşmak mümkün görünüyor.

Türkiye'de mutluluk düzeyi en yüksek olan il yeniden Sinop oldu
Hayat
Türkiye'de mutluluk düzeyi en yüksek olan il yeniden Sinop oldu
TUİK'in açıkladığı son verilere göre Türkiye'de mutluluk düzeyleri yayımlandı. Buna göre son yıllarda 'mutlu kent' olarak anılan Sinop, listede yüzde 77,66 oranla ilk sırada yer aldı.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.