Bursa'da kızların kavgasını ne mesafe ne koronavirüs ne de çevredekiler engelleyemedi
Gündem
Bursa'da kızların kavgasını ne mesafe ne koronavirüs ne de çevredekiler engelleyemedi
Bursa'da iki grup kızın bir parkta tekme tokat kavga ettiği anlar çevrede bulunan vatandaşların cep telefonu kamerası ile görüntülendi. Kızların sosyal mesafeye dikkat etmedikleri gibi maske takmadıkları da görüldü.
IHA
‘Tanrı’yı kendine kul eden dindarlıklar
‘Tanrı’yı kendine kul eden dindarlıklar
İnsanların yaşadığımız dünyada giderek dinden daha fazla uzaklaşıyor oldukları veya dünya işlerinde dine daha az müdahale alanı bıraktıkları, yani sekülerleştikleri yönündeki tespitleri her zaman doğrulayacak veriler bulunabilir. Sanayi toplumuyla birlikte yaşanan bu sekülerleşme veya dünyevileşme belki daha önceki yüzyıllara nazaran görülmemiş yaygınlıkta bir gelişme olmuştur.Önceki dönemlerde siyaset ve toplumsal hayat meşruiyetini kurumsal olarak dinden alıyordu. Bu, İslam dünyasında da, Hıri...
Doktorlar uyarıyor: Gençlerde de ağır seyrediyor, iyileşemeden kaybediyoruz
Koronavirüs
Doktorlar uyarıyor: Gençlerde de ağır seyrediyor, iyileşemeden kaybediyoruz
Bitlis'te pandemi hastanesinde görev yapan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Kübra Dindar Demiray ile İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edip Yıldız, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde yaşadıklarını anlattı. Demiray, "Gençlerde ağır seyreden vakalar görüyoruz. Gençlerimiz rehavete kapılmasın ve mutlaka kurallara uysun. Tüm standart tedavileri uygulamamıza rağmen iyileşemeyen kaybettiğimiz hastalarımız oldu" dedi.
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Avrupa şampiyonu genç filenin sultanlarına tebrik
Spor
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Avrupa şampiyonu genç filenin sultanlarına tebrik
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Genç Kızlar şampiyonu olan Türkiye 19 yaş altı kız voleybol milli takımını görüntülü arayarak tebrik etti.
DHA
“Ben senin var ya, lafınla şekil alamam”
“Ben senin var ya, lafınla şekil alamam”

Misale nereden başlayayım. Şuradan: Diyorum ki “abi, seni sever, bir noktaya kadar da önemserim. Ama ‘dindar ailelerin çocukları’ diye bir denek grubu tanımlayıp, dindar ailelerin çocuklarını kobaylaştırmaya kalkarsan, son derece komik tespitlerle sosyoloji ilminin anasını ağlatırsan eleştiri hakkımı da kullanırım, dalga geçme hakkımı da.” Zira aradaki hukuk başkadır, yaptığının tuhaf, çok tuhaf olduğunu düşünmem başka. Lafa söze geldi mi “Türkiye’de insanlar birbirini eleştirmeye korkuyorlar”, icraata geldi mi “ama böyle yapma.” Ört ki ölek abim.

Yahu bir kere, “dindar ailelerin çocukları”, başörtülü iki kız bulup “özgürlüklerimiz kısıtlanıyor tamam mı” dedirterek kümeleştirebileceğin bir şey değil ki. Niye yapıyorsun bunu? İyi niyetle yapıyorsan bil ki buradan bakınca iyi niyetini gördüğümüz bir şey yok ortada. Sen bu çocukların üzerinde “hilaf-ı hakikat” ile tepinirsen ben de eleştirir, dalgamı geçer, iğnelerim. Pandemi yüzünden dindar ailelerin kızları başka şehre üniversiteye gidemiyormuş da özgürlüklerini doyasıya yaşayamıyorlarmış. Koca ve boş bir laf kümesi yani. Ben de üç tane “seküler aile kızı” bulayım madem de misal Eskişehir’de üniversite için bulunmadıklarını, alkol-uyuşturucu-serbest cinsellik için Eskişehir’i tercih ettiklerini ispat edivereyim. Ne kadar terbiyesizce, ne kadar itham edici, ne kadar yaralayıcı değil mi? Yüzbinlerce seküler aileyi derinden üzecek bir şey. Muhayyel bir “baskıcı dindar aileler kümesi” yaratmak için milyon tane insanı yaralamanın manası nedir? Anlasana… Bu yaralayıcı tavırla mücadele etmenin yolu dalga geçmek… “Dindar ailelerin çocukları yatsı namazına diye çıkıp halı sahaya gidiyorlarmış” capsi yapmayak da ne yapak? Kendimizi mi pıçaklayak? (Bu arada, Allah affetsin, bir dindar aile çocuğu olarak teravihe diye çıkıp okey oynamışlığım vardır. Abov. Ne sosyolojik tespitler çıkar buradan be…)

Hadi bir başka yerden devam edeyim “ben senin var ya lafınla şekil alamam” bahsine.

Çok uzaktan bir eleştiri yaparak diyor ki Amerikalarda-Avrupalarda koca koca okullarda okumuş, apoletleri kalabalık, ama ne hikmetse herkesin fellik fellik kendisinden kaçtığı bir büyüğümüz: “Efendim, Kızıl Elma idealini eleştirenin Türklükle bir sorunu olduğu gibi İslam’la da ilgili bir sorunu vardır.”

Değerli büyüğüm. Bendeniz “Kızıl Elma ideali”ni 11 yaşında, Ömer Seyfettin’in hikâyesini okuyarak edinmiştim. Yine o yaşlarda öğrendiğim Osman Gazi’nin “bizim davamız kuru cihangirlik davası değildir” sözüyle de bitiştirmiştim zihnimde Kızıl Elma idealini. Dolayısıyla Kızıl Elma idealiyle bir sorunum yok. O idealin “İslam’ın içinde bir ideal” olduğunu 11 yaşımdan beri biliyorum. Sadece, “Kızıl Elma idealinin araçsallaştırılması”nı biraz kekre buluyorum, o kadar. Bak çok da değil ha, “biraz.”

Gerçi öyle bir “atmosfer” arzu ediyorsunuz ki değerli büyüğüm, en küçük bir farklı düşünüş, en küçük bir “ben buna katılmıyorum” cümlesi boğulup gitsin istiyorsunuz. Elinizde bir “ihanet ölçer” var anladığım kadarıyla. İnsanların yazdığı en küçük cümleyi, en basit tweeti bekleyip “aha da ihanet etti davaya görüyon mu?” demek için alesta bekliyorsunuz.

Bak şunu da yaz “ihanet belirtileri liste”ne. Ayasofya’nın ibadete açılmasını nasıl canımla-kanımla desteklediysem Kariye Müzesi’nin camiye çevrilmesine de öylece karşıyım. Bu da beni “davaya ihanet eden adam” yapar mı acaba? Bence yapar, yapmalı.

Allah’tan dava sizden büyük de değerli büyüğüm, hem itiraz hakkımızı saklı tutmayı başarabiliyoruz hem de davaya sıkı sıkıya bağlı kalmayı.

Fakat sevgili büyüğüm, izninizle şu kadarını da söyleyeyim. Arzu ettiğiniz atmosfer iyi bir atmosfer değil. Öyle bir atmosfere gönül indirecek olsaydım benim de omzumu kalabalık apoletler süsler, kartvizitim şekilli, cüzdanım da epeyce dolu olabilirdi. Fakat değerli büyüğüm, sözümü bağımsızca, özgürce, dilediğim gibi söyleyebilmeyi çok, ama aşırı çok önemsediğim için böyle biriyim ben. Haytanın, haylazın, sözünü esirgemezin biriyim. Davaya ihanet etmek, “gidebilecek başka hiçbir yeri olmayan” senin gibi değerli büyüklerimizin belirleyebileceği bir şey değildir. “Gitmemeyi bir ahlaki ödev, bir varoluş biçimi” bilen insanların bile belirleyebileceği bir şey değildir. Zira “dava” dediğin “Anadolu kıtası büyüklüğünde” bir taştır ve sen-ben dâhil kimsenin haddine değildir o taşın genetiği ile oynamaya kalkışmak.

Mehmet Akif’ten, Necip Fazıl’dan, Osman Yüksel Serdengeçti’den, Necmettin Erbakan’dan, İsmet Özel’den, Metin Yüksel’den, Sadık Albayrak’dan, Recep Tayyip Erdoğan’dan tevarüs ettiğimiz davanın zangocu sen kaldıysan, değerli büyüğüm, vay ki bizim halimize.

Dolayısıyla: “Ben senin var ya, lafınla şekil alamam.”

Esenyurt’ta kızlar tekme tokat birbirine girdi
Gündem
Esenyurt’ta kızlar tekme tokat birbirine girdi
İstanbul Esenyurt Cumhuriyet Meydanı'nda kızlar arasında tartışma çıktı. Kısa sürede alevlenen tartışmada bir kızın başka bir kıza tekme attığı o anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Çıkan kavgada herhangi bir yaralama olmazken, kısa sürede çevrede toplanan vatandaşların müdahalesi ile taraflar ayrıldı. Sakinleşen taraflar daha sonra olay yerinden uzaklaştı.
IHA
Padişahın kızlar mektebi: Duhteran-ı Hümayun
Hayat
Padişahın kızlar mektebi: Duhteran-ı Hümayun
Osmanlı zamanı Avrupa'sında kölelere okuma yazma öğretmek yasakken Osmanlı sarayına gelen cariyeler kendi dillerini unutacak kadar Türkçe konuşuyordu. Avrupa'da kölesine okuma yazma öğretenler çeşitli cezalara mahkûm edilip bazen de öldürülürken Osmanlı'da harem içine girenler ilim ve kültürle harmanlanarak asırları kendisine hayran bırakan hanımlar haline geliyordu. Fakat günümüzde harem hayatı ne yazık ki tam manasıyla bilinmiyor. İçine girenleri ilim ve kültürle harmanlayarak asırları kendisine hayran bırakan hanımlar haline getiren harem nasıl bir yerdi? Vakıf inşa ettirecek matematiğe ve iyi bir siyaset bilgisine vakıf olan saray kadınları, Duhteran-ı Hümayun'da nasıl eğitimler alıyordu? Gelin birlikte inceleyelim.



Yeni Şafak
Kadıköy-Kartal metrosunda maske takmayan iki bilinçsiz genç kız, kendilerini uyaran yolcuya saldırdı
Gündem
Kadıköy-Kartal metrosunda maske takmayan iki bilinçsiz genç kız, kendilerini uyaran yolcuya saldırdı
İstanbul'da Kadıköy-Kartal metrosuna binen iki kadın yolcu maske takmadıkları gerekçesiyle, bir başka kadın yolcu tarafından uyarıldı. Ancak maske takmamaya devam eden genç kızlar, kadın yolcunun cep telefonuyla görüntü almasının ardından böyle saldırdı. Maske takmaya ikna edilemeyen genç kızlar, yolcularla bir süre tartıştı. Metroda çıkan kavga üzerine duraktaki güvenlik görevlileri müdahalede bulundu. Maske takmayan genç kızlar metrodan indirildi.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.