ODTÜ'lü araştırma görevlisi engelli vatandaşla dalga geçti
Gündem
ODTÜ'lü araştırma görevlisi engelli vatandaşla dalga geçti
ODTÜ'de araştırma görevlisi olarak çalışan Ayşegül Rosa Aksoy'un, tekerlekli sandalyede otururken oğluna sarıldığı fotoğrafı paylaşan bir vatandaşa "Oğlun yürüyor mu?" cevabını vermesi tepki topladı.
Diğer
ODTÜ'lü öğrencilerden büyük başarı: Uzay keşif aracına ödül
Teknoloji
ODTÜ'lü öğrencilerden büyük başarı: Uzay keşif aracına ödül
ORTA Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Makina ve İnovasyon Topluluğu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren farklı bölümlerden 25 öğrencinin yer aldığı METU Rover (İnsansız kara aracı) projesi, Avrupa'nın en prestijli uzay ve robotik yarışması olan European Rover Challenge 2020'de 'en iyi bilim insanları' özel ödülünü aldı.
DHA
‘com.tr’de yeni dönem: İnternette alan adı ODTÜ’den BTK’ya geçti
Ekonomi
‘com.tr’de yeni dönem: İnternette alan adı ODTÜ’den BTK’ya geçti
İnternette “.tr” uzantılı alan adı verme yetkisi ODTÜ’den BTK’ya (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) geçti. Türkiye’de 417 bin 100 “.tr” uzantılı site bulunuyor. Bunların yüzde 83,1’i “com.tr”, geri kalanları “gen.tr”, “gov.tr” ve “org.tr”. Bu alan adları için yıllık 5 ile 25 lira arasında ödeme yapılıyor.
Yeni Şafak
Türk araştırmacılarından kronik solunum problemi olanlara müjdeli haber
Teknoloji
Türk araştırmacılarından kronik solunum problemi olanlara müjdeli haber
ODTÜ Teknokentteki araştırmacıların geliştirdiği mobil teknoloji, koronavirüsü atlatan hastaların ya da astım, KOAH, kistik fibrozis gibi kronik solunum hastalıkları olan kişilerin akciğer solunum fonksiyon testlerini evde yapmalarına imkan sağlıyor. Türk araştırmacıların üzerinde çalıştığı bu sistem dünyadaki birçok solunum problemi olan hastanın hayatını kolaylaştıracak. Projeye Avustralya, Almanya, İngiltere, İspanya gibi ülkelerden yoğun talep geldi.
AA
Edilgenlik duygusu
Edilgenlik duygusu

Etkinlik ve edilgenlik duyguları hem kendi başlarına, hem de başka şeyler üzerinden çok sık konuşulur. Edilgenlik, ister gönüllü, ister gönülsüz olsun; bir boyun eğme, kabûllenme hâlini anlatır. Edilgenliğin, baskıların neticesinde ortaya çıktığı, çok kötü bir şey olduğu genel paylaşımın konusu olan bir tespittir. Geleneklerin, bâtıl inanışların insanı edilgenliğe sevk eden âletler olarak değerlendirilmesi de cabasıdır. Modernliğin en büyük iddialarından birisi de, insanın kendisini kuşatan edilgenlik duygusundan kurtarılmasıdır. Modern eğitim ve öğretim felsefesi de aynı iddiayı tekrar eder. Târihsel süreçler olarak bakıldığında, bu kurgunun başarıları olarak değerlendirilebilecek pek çok şey de gösterilebilir. Ama aslında tablo pek de böyle değildir. Bunu nereden mi çıkarıyoruz? Bir bakalım…

Şahsî kanaâtim o dur ki; bilinçlenme olgusu, insan teklerinin , içine doğdukları ve duygusal bağlarla bağlandıkları birincil çevrelerinin kendilerini edilginleştiren tesirlerini hissetmeye başladıkları ortaya çıkar. Bu da , genellikle “bilinçlendiren-başkalarının” dâhil olduğu bir toplumsallaşma tecrübesinin üzerine binâ edilir. Doğrudan, yâni endoktrinasyon yoluyla olabileceği gibi, dolaylı, yâni misâl oluşturma ve mukayese yaptırma imkânı sunarak da olabilir. Neticede birey birincil çevresinin kuşatıcı kozasından çıkar ve “bilinçlenir”. Bunun gereği ise, yeni bir doğrultu kazanmak, hayat tarzı geliştirmek ve “meslekî” olandan “siyâsal” uçlara doğru yelpazelenen çeşitli girişimlere açılmaktır. Ama geçişler basit değildir. Burada mesele bizâtihî süreç değil, onun engellenip engellenmediğidir. Meselâ engellenme tecrübesi yaşamış meslekî başarı hikâyelerinde “engellerin aşılması” süreçleri sâdece kıvanç değil; bir nebze de hınç duygularının içinde anlatılır. Bâzen anlatıcının gözlerinde çakan ışıkları görürürüz. Bu ışıkları çaktıran kıvanç mıdır, değilse hınç mıdır? …Durup düşünmek lâzımdır. Engellere uğrayarak başarılmış bir meslek edinme tecrübelerinin , ne tuhaftır ki kolay kolay siyâsallaştığını pek görmemişimdir. Genellikle , aşırılıktan kaçarlar ve ılımlı siyâsal tercihler yapar bu insanlar..Meselâ yasal-sağ (muhafazakâr) veyâ yasal-sol(sosyal demokrat) olurlar ve ömürlerini bu ezberlerle geçirirler. Bundan da bir eksiklik duymaz; bir yenilenme isteği türetmezler..

Pekiyi, meslekî etkinlik duygusu nereye kadar uzanabilir? Mezuniyet sonrası yaşanan şaşkınlıkları teori-pratik farkı üzerinden geçiştirmek yaygındır. Bence bu bir yere kadar doğru olsa da, esasta yanlıştır. Yatışma hâli, teori-pratik arasında sağlanan bir optimalite değil, düpedüz “işin icaplarına” sağlanan uyumdur. Dahası bunun teoriyle, hattâ normlarla ne kadar uyumlu olduğu çok da mühim değildir artık. İşin icâbı ise rutinleşmeler, işlere bürokratik kalıpların sirâyet edip yerleşmesinden başka bir şey değildir.. Meslek formasyonları için gençlikte verilen destansı mücâdelelerin yerini büyük çoğunlukla kabûllenmeler alır. Formasyon elde ederken yapılan kahramanlıkları bu safhalarda da sergilemek isteyenler olabilir. Ağır bir yenilgiye uğrarlar. Radikalleşmek, politikleşmek için vakit artık çok geçtir.

Meslekî etkinlik duygusu Fordizm ve Taylorizm gibi silindirlerin altında kaldı.

Ardında yaşlı, yorgun ve bıkkın kitleler bıraktı. Verimlilik kaybını gidermeyen, tam tersine derinleştiren yeni profesyonel düzenler ise esneklikleri, sunum ve performanslarıyla bu ağı olguyla yüzleşmeyi erteleten oyunlardır.

Bâzen de tersi olur. Meselâ, birey âilesi eğitim görmesi ve meslek sâhibi olması îtibârıyla destekleniyorsa, meslekî dünyâya geçiş, birincil (geleneksel) ve ikincil (modern) çevreler üzerinden sürekliliğe ve barışa kavuşur. Geçiş bir minnet duygusu olarak tezâhür eder. Edilgenlikten etkinliğe geçişi sağlayacak olan bilinçlenme ise meslekî olandan siyâsal alana kayar. Siyâsal kutup ile meslekî kutup arasında birbirini dışta bırakan böylesi tuhaf bir münâsebet olduğunu görüyorum. Meslekîleşmeye dâir engel görmeyenlerin siyâsallaşması dâima dikkâtimi çekmiştir. Her türlü radikalleşmeye evrilen tercihlerdir bunlar. Bu öylesine tırmanabiliyor ki, şanlı siyâsal mücâdeleler için meslekler unutuluyor, hattâ engel görülüyor, red edilip terkediliyor..

Hâli vakti yerinde , kültürlü orta sınıf âilelerin “kolejli”, “Boğaziçili” ,”ODTÜ”lü çocuklarının radikalizmi hep dikkatimi çekmiştir. Gâliba insanların farkındalık duygularını ve bilinçlerini beslendikleri, destek buldukları tecrübeler değil, yoksun bırakıldıkları, engellendikleri tecrübeler şekillendiriyor. Dahası, insanların, çok farklı söylemlerle ortaya koysalar da ayrıca da bunu gizliden gizliye arzuladıklarını , düşünmeye başladım. Edilgenliğe karşı çıkan her keskin red -bir etkinlik göstergesi-olarak bir sipâriş gibi… Siyâsal eylem târihinin iç aşınması bu.. Bugün elimizde siyâsal eylemin kurucu iddiaları yok. Yeni bir dünyâ kuramayan , kurmak iddiasında da olmayan siyâsal eylemin artık araçsal değil, amaçsaldır. Sâdece refleksleri çalışmaktadır..Bu reflekslerin, eylemcilerin dünyâsında hormonâl karşılıkları ve zaman içinde yol açtığı tatmin gerektiren bağımlılıkları ve ona uygun tedârik zincirleri var.

Modernliğin cesâretlendirdiği etkinlik mâceramızın meslekî ve siyâsal uçları farklı kulvarlar üzerinden hareket etseler de aynı noktada buluşuyorlar..İlginç değil mi?

Mahkeme 51 şüpheliyi gerekçesiz serbest bıraktı: Bilirkişi raporları görmezden gelindi
Gündem
Mahkeme 51 şüpheliyi gerekçesiz serbest bıraktı: Bilirkişi raporları görmezden gelindi
2005,2011 ve 2012 yıllarında FETÖ’nün aday numaraları üzerinde uyguladığı özel şifreleme yöntemiyle Hava Kuvvetleri’ne sızdırılan üyelerine yönelik yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 91 şüpheliden 40’ı tutuklanırken, 51 şüpheli adli kontrol kararıyla serbest kaldı. Sorguları yapan bir kısım İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimlikleri, verdikleri adli kontrol kararlarına herhangi bir gerekçe göstermezken, gerek savcılığın açık tespitleri, gerekse ODTÜ’lü uzmanlar tarafından hazırlanan bilirkişi raporunu görmezden geldi. Savcılık adli kontrol kararlarına itiraz ederek şüphelilerin tutuklanmalarını talep etti.
Yeni Şafak
Bu gurur hepimizin: Türkiye, bilim alanı sıralamasında dünyanın en iyileri arasında
Teknoloji
Bu gurur hepimizin: Türkiye, bilim alanı sıralamasında dünyanın en iyileri arasında
Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını sürecinde sağlık sistemindeki başarılarıyla örnek olan Türkiye, büyük bir başarıya daha imza attı. Yapılan araştırmaya göre; "61 bilim alanı sıralaması"na, 36 ayrı çalışma ve 37 üniversite ile giren Türkiye, 100 ülke arasında 18'inci sıraya yerleşti. Prof. Dr. Ural Akbulut, "Bu yükselişler yavaş olduğu için pek fark edilmemiş olabilir. Ancak bu üniversitelerimizin 5 yıl içinde bu seviyeye ulaşması gurur verici bir başarıdır" dedi.
AA
‘Cemil Robot’ göreve hazır: Koronavirüse karşı ilaç püskürtüyor, ışıklarıyla ortamı temizliyor, yemek ve ilaç servisi bile yapabiliyor
Koronavirüs
‘Cemil Robot’ göreve hazır: Koronavirüse karşı ilaç püskürtüyor, ışıklarıyla ortamı temizliyor, yemek ve ilaç servisi bile yapabiliyor
Kovid-19 ile mücadele için “bomba imha robotu” mantığıyla çalışan robot geliştirildi. Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu’nun anısına “Cemil Robot” adı verilen robot kimyasal püskürtme tankı ve UV-C lambaları sayesinde doktorlar tedaviye başlamadan önce ortamdaki bakteri ve virüsleri temizleyecek.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.