FETÖ ile mücadelede havanda su dövmek
Hüseyin Likoğlu
FETÖ ile mücadelede havanda su dövmek
Fetullahçı Terör Örgütü, varlığı hissedildiği günden beri mücadele edilmeye çalışılan bir örgüt. Örgüt ile ilgili ilk ciddi tespit, 1986 yılında TSK’da soru çalma olayı üzerine gerçekleşti. O tarihte yapılan soruşturmalar derinleşmeden kapatıldı. Fetullahçı Terör Örgütü, hep dini bir çerçeve içerisinde lanse edildiği için bugün bile o nedenle tam olarak analiz edilemiyor. Fetullahçılara dinci grup kafasıyla bakıldığı için 1986 yılında TSK’daki soruşturmada dinci aradılar. Fetullahçılıkla alakası olmayan dindar öğrenci veya subaylar o soruşturmada TSK’dan ihraç edilirken, dinci olmadıkları için bulamadıkları Fetullahçılar, 2016 15 Temmuz’unda generalliğe kadar yükselip darbeye kalkıştılar.1991 yılında Polis Akademisi’nde bir kura çekimi sahtekârlığı nedeniyle enselenen Fetullahçılarla ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü soruşturma başlattı. Soruşturma neticesinde bugün konuştuğumuz Fetullahçı yapılanma biçimine o günlerde de ulaşıldı. Onlarca isim geçti soruşturmadan. Ama yine sonuç alınamadı. O tarihte soruşturmalarda ismi geçen polis amiri adayları meslekte yükselerek, 17-25 Aralık’tan sonra karşımıza 1. sınıf emniyet müdürü, il emniyet müdürü, daire başkanı, genel müdür yardımcısı, genel müdür olarak çıktı.1999 yılında da yine Emniyet çok ciddi bir çalışma yaptı, bu terör örgütü ile ilgili. Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve yardımcısı Osman Ak koordinesinde hazırlanan rapor, bugün konuştuğumuz birçok şeyi gözler önüne sermişti. Hatta o raporda, Fetullahçı Terör Örgütü’ne ‘Haşhaşi’ benzetmesi tespiti var. Fetullahçı teröristler ne yazık bir şekilde soruşturmalardan yırtmayı başardılar. 1996 Susurluk olayında da Pensilvanya şarlatanı Fetullah’ın ismi geçti, onu da karartmayı başardı.Bu şartlarla Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadele etmek ve netice almak imkânsız. Daha doğrusu sadece örgütün işlediği suçlar üzerinden yapılacak polisiye ve adli operasyonlarla bu örgütün belinin kırılması mümkün değil. O halde hep birlikte oturup nasıl bir örgütle karşı karşıya olduğumuzu tekrar gözden geçirmeliyiz.Örgütün temel amacı ne? Devletin kılcal damarlarına sızmak. Peki devletin kılcal damarlarına nasıl sızılır? O alanlarda görev yapacak nitelikte insan eğitmek. Demek ki neymiş? Fetullahçı Terör Örgütü’nün temeli eğitimmiş. Örgüt, tıpkı 1700’lerin sonlarında 1800’lerin başlarında Osmanlı topraklarına gelen misyoner hareketlerin yaptığını yapıyor: “Zeki öğrenciyi bul, iyi eğitimden geçir, devletin önemli makamlarına yerleştir, sonra da istediğin bilgileri getirsin.”Şimdi gelelim örgütün bu yönüyle ilgili mücadele aşamasına. Aşaması dedim ama daha bir arpa boyu yol aldığımızı söyleyemeyiz. 1976 yılında Türkiye Öğretmenler Vakfı ile faaliyetine başlamış bu örgüt. Örgüte bağlı öğretmenler, görev yaptıkları okullarda Anadolu’nun zeki çocuklarını bulup, örgüte kazandıracaklardı. Öğrenci sayısı arttıkça da nerelere yerleştirilecekleri konusu planlanacaktı. 1986 yılında çaldıkları askeri lise sorularını hazır hale getirdikleri bu çocuklara verdiler. Öğrenci sayısı arttıkça, devletin bütün kademelerine eleman yerleştirmek için bu faaliyetlerini sürdürdüler.Peki, bu öğrencileri kendi okullarında mı eğittiler? Öyleyse bunu tespit etmek çok kolay. Tabii ki kendi okullarında okutmadılar. Kendi eğitim kurumlarında sınavlara hazırladılar ama kendi okullarında okutmadılar. Hani FETÖ ile ilgili operasyonlarda örgütün bazı okullarında bulunan gizli dehlizler vardı ya işte orada hazırladılar. Bir de ultra Atatürkçü görünümlü kripto okullar açtılar.15 Temmuz’dan sonra yürütülen soruşturmalar sırasında, ortaokulun bir kısmını veya tamamını yurt dışında okuyup da askeri liselere giren yaklaşık 2 bin 500 öğrenci tespit edildi. 4 yıldır bu öğrencilerin kim olduğu ortaokulu yurt dışında niye okuduğu ile ilgili bir netice ortaya konmadı. 15 Temmuz nedeniyle TSK’da tespit edilen bu durumla alakalı sivil kurumlar için hiçbir çalışma yapılmadı.Anafartalar başta olmak üzere ultra Atatürkçü görünümlü kripto okullarla ilgili sağlıklı bir çalışma yapılmadı. Bu okullardan mezun olan öğrenciler nerelerde, bu okullara çocuklarını gönderen yüksek mevkilerdeki bürokratlar kimler, hiçbirimiz bilmiyoruz.Dershaneler kapatıldı, özel okullar teşvik edildi. Şu an sayısını bilemediğimiz ve kontrol edemediğimiz binlerce etüt merkezi adı altında dershane var. Sahipleri kim, öğrencileri kim, hiçbirini bilmiyoruz. 15 Temmuz’dan sonra mantar gibi şube arttıran seküler görünümlü okullar kimin, öğretmenleri kimler, bilmiyoruz.Eğer Fetullahçı kriptolara ulaşmak için, şu üç şeye odaklanırsak, gerisi çorap söküğü gibi gelir.Birincisi kaç yıl geriye gidilebiliyorsa gidilerek, eğitiminin bir bölümünü veya tamamını yurt dışında gören öğrencilerin Türk eğitim sistemine kabul edilmesi için il ve ilçelerde kurulan komisyonlara başvuran öğrencilerin listesi çıkartılsın ve o öğrencilerin gerçekten ilgili ülkede eğitim görüp görmediği araştırılsın. Aynı zamanda söz konusu ülkedeki eğitim ataşesinin kim olduğuna bakılsın.İkincisi tüm özel okul ve dershane sahiplerine Fetullahçıların kendilerine öğrenci gönderip göndermediği sorulsun. Fetullahçı Terör Örgütü, öğrencilerini kriptolamak için başka okul ve dershanelere kaydettiriyordu. Özel okul ve dershane sahipleri dürüst davranıp örgütün kendilerine kaydettirdiği öğrencilerin isimlerini verirse, işte o zaman asıl kriptolara ulaşırız. Aksi takdirde Fetullah’ın asalakları ile uğraşıp dururuz, FETÖ ile de mücadele ettiğimizi sanırız.Üçüncüsü ise okul çağına geldiği halde herhangi bir okula kayıt yaptırmayan öğrencileri yıl yıl tespit edelim ve o öğrencilerin şu an nerelerde olduğunu, hangi ülkede eğitim görüp ülkemize dönüş yaptığını bulalım. Her yıl onlarca zeki çocuğumuzun kayıt dışı yollarla başka ülkelere kaçırıldığını göreceğiz.Unutmayalım, Fetullahçı Terör Örgütü eğitim yoluyla devletin kılcal damarlarına sızdı, örgütün eğitim yapılanmasını çökertmeden, onunla mücadele havanda su dövmekten ibarettir.
Oğlunun eğitim masrafı için biriktirdiği paralar yandı: Tüm birikimi kül oldu
Gündem
Oğlunun eğitim masrafı için biriktirdiği paralar yandı: Tüm birikimi kül oldu
Çankırı’da oğlunun eğitimi ve engelli annesinin tedavi masrafları için biriktirdiği parayı sobada saklayan Gülşen Hayta, ısınmak için ateş yakınca tüm birikiminden oldu. Yaşadığı olayı anlatan Hayta, "Havalar iyi gittiğinden sobayı pek yakmıyordum. Birikmiş bir miktar da param vardı. Evde yaşlı anneme bakıyorum. Annem üşüdüğünü söyleyince ben de parayı oraya sakladığımı unutarak sobayı yaktım. Parayı da sobanın kuzinesine saklamıştım. Yemek ısıtmak için kuzineyi açtığımda fark ettim. Parayı kurtarmaya çalıştım ama kurtaramadım. Bu esnada elim de kısmen yandı. Bu paraları merkez bankasına götürerek şansımı deneyeceğim" dedi.
IHA
UNESCO’dan düşündüren rapor: 258 milyon çocuk yoksulluk nedeniyle okula gidemiyor
Dünya
UNESCO’dan düşündüren rapor: 258 milyon çocuk yoksulluk nedeniyle okula gidemiyor
BM Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) dün açıkladığı rapora göre dünya genelinde 250 milyondan fazla çocuk eğitim hakkına ulaşamıyor. UNESCO Küresel Eğitim İzleme Raporu’nda çocukların eğitim alamamasının başlıca nedeni olarak yoksulluk gösterilirken korona salgınınında eğitim hakkına erişimdeki eşitsizliğin daha da arttığı belirtildi.
Yeni Şafak
Yeni üniversitelilere öneriler
Turgay Polat
Yeni üniversitelilere öneriler
Dün 2020 ÖSYS sonuçları açıklandı. Gençlerin üniversiteleri çok yoğun şekilde tercih etmeleri bizlere bu dönemde umut oldu. Özellikle YÖK’ün başarılı performansının bir yansıması olarak üniversitelerde boş kontenjanların azaldığını belirtmek gerekiyor. Ben bugünden sizlere nasıl üniversiteli olmanız gerektiğini yazmak istedim. Çünkü mesele çok basit, bugün yerleştiğiniz üniversite 4 yıl sürecek ve bittiğinde bu 4 yılda elde ettiğiniz kazanımlar ve CV’niz sizi nereye taşıyacak göreceğiz. O yüzden odak noktanızı doğru seçin.Sevgili gençler; birincisi en önemlisi, sakın “öğrenci” olmayın. Çünkü üniversitede öğrenci olmak yetmiyor. Artık üniversiteler birer girişimcilik ve üretim merkezi, öğrencileri de girişim yapan ve “yapan insan” konumunda olması gerekiyor. Bu sebepten dolayı sakın “klasik öğrenci” olmayın. Dünya değişiyor ve bu değişimde en büyük şoku bizim yaş grubumuz yani kırklı ellili yaşlar yaşıyor. Bizi dinleyin ama bizim korkularımızın ve “memur” kimliğimizin sakın size sirayet etmesine izin vermeyin. Anahtar kelimeniz “farklılaşmak”dır. Bunun için çalışın. Farklılaşmak için herşeyi yapın. Aman sakın başkalarına benzemeyin.Üçüncüsü bizim gibi yerel insanlar olmayın siz dijital çağın küresel vatandaşlarısınız. Eğitiminizi sadece Türkiye’de bir kurumda çalışmak üzerine almayın. Kendinizi o kadar donatın ki tüm dünya size kapılarını açsın. Bu yüzden diller öğrenin, dünyayı tanıyın ve olabildiğince erasmus, worldexchange veya üniversitenizin sağladığı olanakları kullanın ve dünyayı tanıyın. Dördüncüsü, profesyonellerle iç içe olun. Şirketleri tanıyın, onları ziyaret edin ve olabildiğince staj yapın. Kartvizit toplayın ve kartvizitlere kendinizi hatırlatın. Beşincisi, artık 5 yıl aynı binada ders görerek kendinizi geleceğe hazırlayamazsınız bu sebeple eğitim hareketliliği içinde olun sürekli yurtiçi yurt dışı programlar, stajlar, kamplara katılın.Bunları yapar mısınız bilmiyorum? Ama bugün kafanızı kaldırın ve dünyaya bakın. Sonra düşünün dünya neleri konuşuyor ve nereye gidiyor. Ve hiç unutmayın ki siz üniversiteyi bitirdiğinizde 2024 yılı olacak. Sizce o yıl dünya nasıl olacak? Siz bir şirkete iş başvurusu yaptığınızda sizden ne isteyecekler? Acaba CV’nizde ne isteyecekler. Hangi becerilere sahip olursanız avantajlı olursunuz. İşte bütün bunları düşünün ve üniversite öğrenciliğinizi buna göre şekillendirin. Unutmayın ki üniversite hayatı çok keyiflidir onu da en iyi şekilde yaşayın.Birçok üniversitenin bunları size sunacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Unutmayın gençler, ülkemizde var olan 200’ün üstünde üniversitenin birçoğunun gündeminde bu kavramlar maalesef yok. Öncelikle sakın unutmayın üniversite demek ders, not, sınıf demek değildir. Üniversite demek farklılaşma, küresel vatandaşlık demek. Şimdi zaman kendinizi yeniden yaratma zamanı hepinize mutlu bir üniversite yaşamı diliyorum.OKULLAR NEDEN AÇILMIYORBen okulların neden açılmadığını halen anlayamadım. Buyurun size öneriler;1- İl, ilçe belde bazında açabilirsiniz. İllere hedefler koyabilirsiniz.2- Okul öğrencilerini 5 gruba ayırıp her gün bir grubu okula götürebilirsiniz.3- Her sınıfı ikiye bölüp, haftayı 6 gün yapıp 3’er gün okula götürebilirsiniz.Kısacası okulları açmak zorundasınız. Her şeyi kapatın ama okulları açın. Almanya’ya bakın, hatta İngiltere çocuğunu okula göndermeyene ceza vereceğini bile açıkladı. Yazıktır memleketin geleceğini feda etmeyelim.Bu yüzden, önce tercih yaparken uygun olanı seçin ama olmuyorsa siz kendinizi geleceğe hazırlayın.
Okul alışverişi dijitale kaydı: Müşteriler en çok onları arıyor
Ekonomi
Okul alışverişi dijitale kaydı: Müşteriler en çok onları arıyor
Pandemiden dolayı açılıp açılmayacağı tartışma konusu olan okullarda yüz yüze eğitimin 21 Eylül’de başlaması planlanıyor. Hazırlıkların hızlandığı alanda, internet üzerinden alışverişe talep %80 arttı. En çok tercih edilen ürünler ise; okul çantası, kalem kutusu, defterler oldu.
Yeni Şafak
Çocuk sesine sinirlenip, balkonuna 'Anaokulunu istemiyoruz' pankartı astı
Gündem
Çocuk sesine sinirlenip, balkonuna 'Anaokulunu istemiyoruz' pankartı astı
İzmir'in Bornova ilçesinde yaşayan H.A., evinin karşısındaki anaokulundaki çocuk sesinden rahatsız olunca balkonuna, 'Anaokulunu mahallemizde istemiyoruz' yazılı pankart astı. Öğretmenler ve veliler, H.A.'ya tepki gösterdi.
DHA
Anasınıfı ve ilkokul 1. sınıflar yüz yüze eğitime başladı
Gündem
Anasınıfı ve ilkokul 1. sınıflar yüz yüze eğitime başladı
Yeni eğitim öğretim dönemi, TRT EBA, EBA ve canlı dersler kullanılarak uzaktan eğitim yoluyla 31 Ağustos'ta başlatılmıştı. Kovid-19 salgını nedeniyle uzaktan yürütülen yeni eğitim öğretim döneminde yüz yüze eğitim yılının ilk ders zili, anasınıfı ve ilkokul 1. sınıflar için çaldı.
AA
Çanakkale'de okula yeni başlayan Emir ağlayarak eve gitmek istedi
Gündem
Çanakkale'de okula yeni başlayan Emir ağlayarak eve gitmek istedi
Çanakkale'de, yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte ana sınıfı ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri, sabah erken saatlerde velileri tarafından okullarına getirildi. Okul yöneticilerinin bahçe kapısında karşıladığı öğrenciler, velileri alınmayınca içeriye yalnız alındı. İlk gün sınıfa anne ve babalarıyla giremeyen öğrencilerinden bazıları ağlayarak dışarı çıktı.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.