Süper Lig ekibinde büyük şok: Yıldız futbolcu şehri terk etti
Spor
Süper Lig ekibinde büyük şok: Yıldız futbolcu şehri terk etti
Gaziantep Futbol Kulübü’nün sezon başında İspanya’nın Deportivo Alaves kulübünden bir yıllığına kiraladığı Patrick Twumasi, 30 Haziran 2020 tarihi itibariyle sözleşmesinin sona erdiğini gerekçe göstererek şehri terk etti.
IHA
Dünya basınında bugün: İngiltere yeni kahramanını konuşuyor Patrick Hutchinson
Dünya
Dünya basınında bugün: İngiltere yeni kahramanını konuşuyor Patrick Hutchinson
Dünya basını gündemine koronavirüs ve İngiltere'deki ırkçılık karşıtı gösterileri taşıdı. İngiliz gazeteleri aşırı sağcı bir göstericiyi omzunda taşıyan siyahi Patrick Hutchinson'u kahraman ilan ederken, ülkede köle ticareti ve sömürgeci tarihiyle bağlantılı heykellerin kaldırılması tartışılıyor. İngiltere Başbakanı Boris Johnson heykellerin tamamının kaldırılmasını İngiltere tarihini çarpıtmak olarak değerlendiriyor. İngiliz gazetelerinde ayrıca kısıtlamalar sebebiyle okula gidemeyen çocukların psikolojik rahatsızlıklar ve obezite tehlikesi ile karşı karşıya olduğu belirtiliyor. New York Times gazetesi ise koronavirüs sebebiyle, fakir ülkelerde hızla yayılan eski hastalıklara dikkat çektiği haberinde, durdurulan aşı ve yardım kampanyaları sebebiyle Afrika'da etkisi artan hastalıkların büyük bir risk oluşturduğunu yazdı.
Yeni Şafak
Kamerunlu futbolcu Ekeng'in ölümünde ihmal tespit edildi
Spor
Kamerunlu futbolcu Ekeng'in ölümünde ihmal tespit edildi
Dört yıl önce sahada kalp krizi geçirerek ölen Kamerunlu futbolcu Patrick Ekeng'e ilk müdahalede geciken acil tıp teknisyenine, ertelemeli 18 ay hapis cezası verildi.
AA
NBA efsanesi Patrick Ewing koronavirüse yakalandı
Spor
NBA efsanesi Patrick Ewing koronavirüse yakalandı
Amerikan Basketbol Ligi (NBA) ekibi New York Knicks'in efsane oyuncusu Patrick Ewing, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) test sonucunun pozitif çıktığını açıkladı.
AA
İtalyan kulübü açıkladı: 2 futbolcu daha koronavirüse yakalandı
Spor
İtalyan kulübü açıkladı: 2 futbolcu daha koronavirüse yakalandı
İtalya Seria A ekiplerinden Fiorentina; futbolculardan German Pezzela ve Patrick Cutrone ile kulübün fizyoterapisti Stefano Dainelli'nin koronavirüs testlerinin pozitif çıktığını açıkladı. İtalya temsilcisinde daha önce Dusan Vlahovic'in de koronavirüse yakalandığı duyurulmuştu.
IHA
Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank 18 bin işçi çıkarıyor
Ekonomi
Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank 18 bin işçi çıkarıyor
Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank, 9 bini Almanya’da olmak üzeri, dünya genelinde 18 bin çalışanının işine son vereceğini açıkladı.
IHA
Beyaz adam nasıl çıldırıyor yahut vur emrini Ogan mı verdi?
Beyaz adam nasıl çıldırıyor yahut vur emrini Ogan mı verdi?

21 yaşındaki Patrick Crusius, bir kaç gün önce ABD’nin Teksas eyaletinin El Paso kentinde bir AVM’ye daldı ve elindeki tam otomatik silahla 20 kişiyi öldürdü. Bu saldırının hemen ertesinde bu sefer Connor Betts isimli 24 yaşında bir ABD’li 9 kişiyi öldürüp 27 kişiyi yaraladı ki öldürdüklerinden biri de kendi kız kardeşi idi.

Video: Beyaz adam nasıl çıldırıyor yahut vur emrini Ogan mı verdi?


El Paso saldırganının geride bıraktığı manifestodan anlıyoruz ki Patrick, Yeni Zelanda saldırganının yoluna “yolumuzdur” diyor. Temel meselesi göçmen karşıtlığı ve bunun için de hem mevcut Amerikan yönetimine hem de Amerika’nın kurucu kadrosuna öfke duyuyor.

Patrcik’in manifestosundaki şu satırlara birlikte bakalım: “Genel olarak Christchurch saldırganını ve onun manifestosunu destekliyorum. Bu saldırı, Texas’taki Hispanik istilasına karşı bir yanıt. Kışkırtıcı olanlar onlar, ben değilim. Ben bu kültürel ve etnik istila sebebiyle ülkemi koruyorum. Sebeplerim kişisel değil.”

Henüz Ohio saldırganı hakkında detaylı bilgilere ulaşılmış görünmüyor fakat onun da sebeplerinin Patrick ile paralellik taşıyacağından şüphe etmiyor uzmanlar.

Soru şu: Bu “masskiller” denilen it oğlu itlerin sebepleri gerçekten kişisel değil mi? Cevapsa şu: Çatlayacak kadar kişisel ancak meselesinin kişisel olmadığını iddia ederek bir çeşit “misyon katili” oluyorlar.

Daha önceki yazılarımdan birinde, bir kavramsallaştırmanın üzerinde durmuştum: “Yetersiz beyaz adam.”

Bugün dünyanın hemen her yerinde karşılaştığımız bir insan türü “yetersiz beyaz adam.” Kendisini doğduğu ülkenin asıl avantajlısı olarak kurguluyor ve bu avantaj belirgin bir “beyaz adam üstünlüğüne” dönüşmeyince; işi gücü yolunda gitmeyince; eğitimini doğru düzgün alamayınca öfkesini yansıtacak bir toplumsal kesim, bir topluluk arıyor. Çünkü kendisinde vehmettiği “doğal üstünlüğü” bir türlü hayata geçirememenin öfkesini kendisinde, donanımının eksikliğinde, yetersizliğinde bulursa kendi kurduğu anlamsız sistem çökecek. Bu durumda en yakın düşman kim oluyor? İşini, parasını, geleceğini elinden aldığını düşündüğü göçmenler.

Aslında Ku Klux Klan’ın daha sofistike hali bu. Göçmenlere, ötekilere “sadece var oldukları” için değil de kendi muhayyel imkanlarını ellerinden aldılar diye düşman oluyorlar. Üstelik giderek “bu iş siyasetle düzelmez” demeye de başlıyorlar ve kendi “beyaz atalarını da suçlayarak” birer katile dönüşüyorlar. İşte Patrick’in manifestosundan bir bölüm daha: “Kısaca ABD içten içe çürüyor ve bunu barışçıl yollarla durdurmak imkânsız. Rahatsız edici gerçek şudur ki, liderlerimiz, hem Demokratlar, hem de Cumhuriyetçiler, bizleri yıllardır yüzüstü bırakıyor.”

Peki ama hem El Paso’daki hem de Ohio’daki katillere “vur emrini” gerçekten Sinan Ogan vermiş olabilir mi? Ya da Ümit Özdağ ya da Lütfi Türkkan?

Cevap şu: Elbette evet. Zira hem Amerika’da hem de Türkiye’de yükselen popülist ırkçılığın asıl numarası “perde gerisinde kalan” kanaat önderlerinin insanların zihinlerini her türlü suça hazır hale getirmek. Yani kurguladıkları sofistike ırkçılıkla Patrick’i ya da Connor’u “suça hazır hale” getiren ve ismi bilmem ne olan birileri var.

Ülkemizdeki isimleri mezhepçi faşist Sinan Ogan, göçmen karşıtı faşist Ümit Özdağ ya da Lütfi Türkkan ise Amerika’daki isimleri de Trump ya da Jeff Sessions oluyor.

Sanki son derece makul bir şey söylüyorlarmış gibi görünmeye çabalayarak ve sürekli “şiddete karşıyız” diyerek bir çeşit gerginlik alanı oluşturuyorlar. Yani evet. El Paso’daki “vur emrini” aslında Sinan Ogan’a çok benzeyen bir akılsız faşist lider verdi ama olan ona değil Patrick ile onun öldürdüğü 20 kişiye oldu.

Bir kez daha söylemek lazım. Irkçılık ve faşizm bir pislik bataklığıdır. Göçmen karşıtlığı bir tür ruh hastalığıdır. Mezhepçi gayretlerle İran’ı ve Suriye yönetimini desteklemek için Türk çocuklarını gaza getirmeye çabalamaksa “insanlık düşmanı” olmaktır.

Bu insanlık düşmanlarını tanımak ve onlarla mücadele etmek boynumuza borçtur.

ABD Trump’a rağmen Türkiye’ye yaptırım uygulayabilir
ABD Trump’a rağmen Türkiye’ye yaptırım uygulayabilir

Amerika Türkiye’nin Rusya’dan S 400 füze sistemlerini almasını istemiyor. Türkiye’nin Rusya ile yaptığı S-400 anlaşmasının, ABD Kongresi’nin Ağustos 2017’de çıkardığı ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası’nın (CAATSA) 231 maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle Kongre’de Türkiye’ye yaptırımların uygulanması yönünde güçlü bir kararlılık sergileniyor. Bu konuda Türkiye ABD’li yetkililerce devamlı olarak ikaz ediliyor.

Video: ABD Trump’a rağmen Türkiye’ye yaptırım uygulayabilir


Örneğin Haziran ayı başlarında ABD Savunma Bakanı Vekili Patrick Shanahan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a gönderdiği mektubunda, “Türkiye’nin S-400’ü teslim alması durumunda F-35’leri alamayacağını” dile getirmişti. Türkiye Gündemi İstanbul seçimleri sonrasında G-20 Osaka’da Zirvesi’nde Trump ile Erdoğan arasında yapılacak görüşmelere kilitlenmişti. Zira ABD’nin S-400’leri bahane ederek Türkiye’ye yaptırım uygulayacağı konusundaki güçlü emareler söz konusuydu. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’un Türkiye’ye yaptırım uygulamayacağını düşünüyordu. Son yapılan telefon görüşmesinde böyle bir izlenim edinmişti. ABD medyası ise Erdoğan’ın Trump’u bir kez daha yaptırımlar konusunda ikna edeceği korkusunu yaşıyorlardı. Korktukları misliyle başlarına geldi. Zira Osaka’da Erdoğan-Trump görüşmesinden sonra Trump Türkiye’ye ağır yaptırım bekleyen iç ve dış şer cepheyi ters köşe yapacak tarihi açıklamaları arka arkaya sıraladı: ‘’Cumhurbaşkanı Erdoğan Obama yönetiminden Patriot satın almak istedi fakat izin verilmedi. Obama döneminde Türkiye’ye adil davranılmadı. Savunmaları için S-400’lere ihtiyaçları vardı. Sonrasında Rusya’ya gittiler ve S-400’leri aldılar. Bu arada 116 tane F-35 satın aldılar ve daha da almak istiyorlar. Şimdi parasını ödediği uçakların teslimatını istiyorlar. Şimdi haber geçecekler ‘Son dakika Trump Türkiye’yi seviyor.’ Hayır ben ülkemizi seviyorum ama bunu söylemek zorundayım Erdoğan’a haksızlık edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, biliyorsunuz Rahip Brunson’u geri verdi. Erdoğan benim bakış açımdan da oldukça çetin biri. Ama ona adaletsiz davranıldığını düşünüyorum. Çünkü Patriot alamazsın dedik ve başka sistem aldıktan sonra fikrimizi değiştirdik. Karmaşık bir konu üzerinde çalışıyoruz. Farklı çözümler arıyoruz. Biz Erdoğan’la iyi anlaşıyoruz.’’ Trump’un Türkiye’yi ve Erdoğan’ı övmesi, Obama yönetimini ve dönemini suçlaması şüphesiz diplomaside sık rastlanan bir durum değil. Ancak Obama topal ördek konumunda olduğu bir süreçte terör örgütlerini Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için kullanmış yaklaşık 2 ay içinde 10’dan fazla canlı bomba ve bomba yüklü araçlarla yaptıkları kanlı eylemlerde NATO mühimmatlarının kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Trump’un Türkiye’yi övüp Obama’yı suçlamasının arka planında şüphesiz önümüzdeki yıl yapılacak ABD Başkanlık seçimi için iç kamuoyunu hedeflediği çok açık. Köşe yazımızı değerlendiren okuyucularımız “Trump bu sefer samimi mi veya söylediklerinin arkasında ne kadar duracak? Trump’un Türkiye lehine yaptığı bu açıklamalar sonrasında müesses nizam Trump’a rağmen Türkiye’ye yaptırım uygular mı?” sorularını sormamız gayet mantıklı ve doğru bir yaklaşım. Ben Trump’un Türkiye ve Erdoğan hakkındaki açıklamalarını samimi buluyorum. Her ne kadar zirvede ABD’nin rakip küresel eksen olarak gördüğü Türkiye, Çin ve Rusya’ya karşı çektiği savaş baltalarını gömmesi dünya ve Ortadoğu barışı için önemli gelişmelere işaret etmesi anlamında önemliydi. Türkiye’ye karşı S-400 krizinde alttan alan ABD Rusya ve Çin’e de zeytin dalı uzattı. Pekin ile ticaret savaşını alevlendirmek istemeyen Washington, Moskova ile de yeni bir soğuk savaşa istekli olmadığını ortaya koydu. Daha doğrusu Çin, Rusya ve ABD yeni bir küresel statüko üzerinde uzlaşma sinyalleri verdi. İç ve dış dinamiklerle savaşacak gücü kalmayan ABD, reel-politik dayatmalardan dolayı Çin, Türkiye ve Rusya ile uzlaşı arayışına girdi. Kuşkusuz, herkesi tehdit eden Trump’ın Osaka’da yelkenleri indirmesi her bakımdan ibretle izlenmesi gereken bir duruma işaret ediyor. Trump’un Türkiye hakkındaki son pozitif görüşleri ve ABD ‘nin zayıflayan hegemonik gücü nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanması Kongre ve müesses nizama rağmen zor görünüyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.