Hepsi FETÖ’nün parlak çocukları: Mezun olur olmaz hemen Daire Başkanlığı'na atandılar
Gündem
Hepsi FETÖ’nün parlak çocukları: Mezun olur olmaz hemen Daire Başkanlığı'na atandılar
Ankesör operasyonlarında önceki gün gözaltına alınan muvazzaf subayların, FETÖ tarafından jet terfilerle kritik görevlere getirildiği ortaya çıktı. 98’i muvazzaf asker 118 şüpheliden bazıları Jandarma Teşkilatı teamüllerine aykırı şekilde Personel Atama Daire Başkanlığı’na atanmış.
Yeni Şafak
AFAD’dan karantinada bin üç yüz sefer : AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu Yeni Şafak'a konuştu
Koronavirüs
AFAD’dan karantinada bin üç yüz sefer : AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu Yeni Şafak'a konuştu
AFAD, koronavirüs salgını sürecinde yurt dışından getirilen 75 bin Türk’ün karantinada tutulmalarının ardından evlerine ulaştırılmasında önemli rol oynadı. AFAD, 430 araç ile bu kişileri 1300 seferle taşıdı. AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, “40-50 şehre birden tahliye gerçekleştirdik. Tüm çalışanlar iyi bir ortaklık gözeterek bunu sağladı” dedi
Yeni Şafak
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu personeli 1 Haziran tarihi itibarıyla normal mesaiye başlayacak
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu personeli 1 Haziran tarihi itibarıyla normal mesaiye başlayacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı sonrası açıklama yaptı. Erdoğan, 'İdari izinde bulunan, esnek çalışma sisteminde olan kamu personeli 1 Haziran tarihi itibarıyla normal mesaiye başlayacak. Kreşler ve bakımevleri 1 Haziran'da açılacak' dedi.
AA
TÜBİTAK 60 personel alacak
Teknoloji
TÜBİTAK 60 personel alacak
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanlığı, Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezine (BİLGEM) bağlı İleri Teknolojiler Araştırma Enstitüsünde (İLTAREN) görev yapmak üzere 60 kişi istihdam edecek.
AA
Koronavirüs mağduru 15 Türk denizci 65 günlük karantinanın ardından yurda dönüyor
Koronavirüs
Koronavirüs mağduru 15 Türk denizci 65 günlük karantinanın ardından yurda dönüyor
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından dolayı, çalıştıkları kruvaziyer seferlerinin durdurulmasıyla 65 gündür denizde karantinada kalan 15 Türk denizci, yurda dönmek üzere İspanya'nın Barselona kentinden ayrıldı. Kruvaziyer gemilerde Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışan Zafer Dal "Dışişleri Bakanlığımız ve Barselona Başkonsolosluğumuz bizimle bu kadar çok ilgilenmeseydi şimdi Türkiye'ye dönemezdik. Eğer yurda dönebiliyorsak bu onların sayesindedir" dedi.
AA
Kamu personeline yüksek ücretlerle aylıksız izinle çalışma imkânı
Kamu personeline yüksek ücretlerle aylıksız izinle çalışma imkânı

657 sayılı Kanun’a tabi personelin belirli şartlarda aylıksız izin hakkı bulunmaktadır. Bu iznin nasıl ve hangi şartlarda kullanılacağı bu kanunda düzenlenmektedir. Ancak, başka kanunlarda da belirli şartlarda aylıksız izin kullanma imkânı verildiği de görülmektedir. Bu yazımızda konuyu açıklamaya çalışacağız.

Kamu personeli araştırma altyapılarında çalışabilir

Normal şartlar altında kamu personelinin kurumlarından aylıksız izin alarak özel sektörde çalışması mümkün değildir. Çünkü, personel aylıksız izinli olsa da memuriyeti devam ettiği için ticari kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı bulunmaktadır. Ancak, hem 5746 sayılı Kanun’da hem de 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun’da istisnalar getirilmiştir. Bu çerçevede önce 6550 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde kamu personeline aylıksız izin verilerek araştırma altyapılarında sağlanan çalışma imkânını açıklayalım.

Hangi şartlarla araştırma altyapılarında kamu personeli çalışabilir?

Kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarında çalışanlar kendilerinin isteği ve kurumlarının muvafakati ile araştırma altyapılarında istihdam edilebilir. Burada çalışacak personel için statü sınırlaması da getirilmemiştir. Bunların kurumlarıyla olan ilişkileri iş akdinin yapılmasıyla son bulmaktadır. Bunlara verilecek ücret ile diğer mali ve sosyal haklar yapılacak iş akdi ile belirlenmektedir.

Bu şekilde istihdam edilenler araştırma altyapılarındaki görevleri sona erdiğinde, öğrenim durumları, hizmet yılı ve unvanları dikkate alınarak önceki kurumlarında kariyerlerine veya durumlarına uygun boş bir kadro veya pozisyona kişinin en geç altı ay içinde yapacağı başvuru üzerine en geç üç ay içinde atanır ve herhangi bir işleme gerek kalmaksızın en geç bir ay içinde göreve başlatılır. Ancak, bu kişilerin atanmalarında, önceki kurumlarındaki idari unvanlar dikkate alınmaz.

Ayrıca, önceki kurumlarına dönen kişilerin araştırma altyapısında geçen hizmetleri kendi mesleklerinde geçmiş gibi değerlendirilerek, kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinde dikkate alınır. Bu durumda kıdem tazminatları ödenmez ve bu süreler emeklilik ikramiyesinin hesabında dikkate alınır.

Yine araştırma altyapısında görevlendirilen öğretim elemanlarının araştırma altyapısında geçirdikleri süreler 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümlerine istinaden akademik yükselme için gerekli sürelerden sayılmaktadır.

Diğer yandan, araştırma altyapısında istihdam edilen personelden mecburi hizmet yükümlülüğü olanların araştırma altyapısında çalıştıkları süreler kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarına karşı olan mecburi hizmet yükümlülük süresinden de düşülmektedir.

Kamu personeli yarı zamanlı da çalışabilir?

Kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumları personelinden araştırma altyapısında hizmetine ihtiyaç duyulanlar kendilerinin isteği ve çalıştıkları kurum ve kuruluşların muvafakati ile tam veya yarı zamanlı olarak çalıştırılabilirler.

Bunların aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer sosyal hak ve yardımları kendi kurum ve kuruluşlarınca ödenir. Bu kapsamda görevlendirilen personele yapılacak aylık net ek ödeme tutarı (40.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan aylık katsayısı ile çarpımı sonucu elde edilecek tutarı geçmemek üzere yönetim kurulu kararıyla belirlenir. Buna göre görevlendirilen kısmi zamanlı kamu personeline azami olarak 2020 yılı Ocak-Temmuz arasında 40.000 * 0,146061 = 5.842 TL net ücret ödenebilmektedir.

Araştırma altyapılarında ücretler nasıl belirlenir?

Araştırma altyapısında iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilecek personele verilecek aylık ücret ile her türlü mali ve sosyal haklar, Kalkınma Bakanı başkanlığında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı ile Millî Eğitim Bakanından oluşan Araştırma Altyapıları Kurulu’nun tespit edeceği alt ve üst limitler dâhilinde olmak kaydıyla Araştırma altyapısı yönetim kurulu kararıyla belirlenmektedir.

Sadece öğretim elamanlarına sağlanan aylıksız izinle çalışma hakkı

5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi ile de Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde gerçekleştirilen faaliyetlerde çalışacak öğretim elemanlarına aylıksız izinle veya kısmi zamanlı olarak çalışma hakkı getirilmiştir. Buna göre, öğretim elemanlarından Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde gerçekleştirilen faaliyetlerde araştırmacı, tasarımcı ya da idari personel olarak hizmetine ihtiyaç duyulanlar, üniversite yönetim kurullarının izniyle tam zamanlı veya yarı zamanlı olarak görevlendirilebilirler. Tam zamanlı görevlendirme için herhangi bir üniversitede altı yıllık tam zamanlı olarak çalışmak gerekmekte olup, görevlendirme süresi her altı yıl sonrasında bir yıldır.

Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde tam zamanlı görevlendirilenlerin geçirdikleri süreler, tam zaman eşdeğer Ar-Ge veya tasarım personeli hesaplamasında dikkate alınır. Yarı zamanlı görev alan öğretim elemanlarının bu hizmetleri karşılığı elde edecekleri gelirler, üniversite döner sermaye kapsamı dışında tutulur. Tam zamanlı olarak görevlendirilecek personele kurumlarınca aylıksız izin verilir ve kadroları ile ilişkileri devam eder.

Bu şekilde aylıksız izne ayrılanlardan, önceki görevleri sebebiyle 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi veya geçici 4 üncü maddesi kapsamında sigortalı veyahut iştirakçi sayılanların aylıksız izne ayrıldığı tarihi takip eden on beş gün içerisinde talepte bulunmaları halinde; aylıksız izinli sayıldıkları ve buralarda çalıştırıldıkları sürece aynı kapsamdaki sigortalılık veya iştirakçilik ilişkisi devam eder. Bu konudaki detaylara Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama ve Denetim Yönetmeliğinde yer verilmiştir.

Sonuç ve öneriler

5746 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilen öğretim elemanlarının ciddi bir analize tabi tutulması gerekiyor. Ayrıca, bu tür istihdamda yaşanan sorunlara el atılarak bu konunun önündeki varsa engeller kaldırılarak sanayi-üniversite işbirliği arttırılmalı ve teşvik edilmelidir.

6550 sayılı Kanunda geçen mülga unvanların ve kurumların acilen güncellenmesi gerekmektedir. Aynı şekilde 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’te de gerekli güncellemelerin yapılması gerekiyor. Araştırma altyapılarının ülke ar-ge çalışmaları için son derece önemli olduğu merkeze alınarak gerekli iyileştirmeler üzerinde çalışılmalıdır. Yine buralardaki istihdam politikasının ciddi bir değerlendirmeye tabi tutulması da gerekmektedir. Yani buralarda İş Kanunu hükümlerine göre istihdam edilen personelin sınavsız alınıp alınmadığı ile kariyer ve liyakat kurallarına uyulup uyulmadığı masaya yatırılmalıdır.

Yapılması gereken en önemli şey ise bu konuda etki analizi yapılarak amaca ne kadar ulaşıldığının tespit edilmesi gerekmektedir. Maalesef bu konulardaki en önemli zafiyetimizin ciddi kaynaklar aktarılan bu kurumların amaca ne kadar hizmet ettiği ile ilgili profesyonel analizlerin etkin bir şekilde yapılamamasıdır. Bu konuda Türkiye’de Araştırma Altyapılarının Etkinliğinin Arttırılması: Analiz ve Öneriler Başlıklı Mehmet Cem Fendoğlu tarafından hazırlanan uzmanlık tezinin incelenmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz. Ümit ederiz ki anlattıklarımızdan birileri faydalanır da bu kadar lafı boşa söylememiş oluruz.

Uzun bir aradan sonra kamuda çalışan personel sayısı açıklandı ama!
Uzun bir aradan sonra kamuda çalışan personel sayısı açıklandı ama!

Uzunca bir süredir kamu personel istatistikleri yayımlanmamıştı. Son olarak mülga Devlet Personel Başkanlığı kamu personel istatistiklerini 2018 yılı sonu itibarıyla yayımlamıştı. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2020 yılı kamu personel istatistiklerini açıkladı. Ancak, açıklanan rakamların geçmiş yıllara göre çok yüzeysel kaldığı ve son bir yıl içerisinde 1 milyon 211 bin 545 arttığı görülmektedir. Bu yazımızda konuyu detaylarıyla açıklamaya çalışacağız.

2018 Aralık ayına göre kamu personel sayıları nasıldı?

Devlet Personel Başkanlığı tarafından yayımlanan Aralık ayı verilerindeki istihdam şekillerine göre;

Memur; 2.422.252 (Mart 2018 – Aralık 2018 2.430.101)

Hakim ve Savcı; 19.383 (Mart 2018 – Aralık 2018 17.467)

Öğretim Elemanları; 132.671 (Mart 2018 - Aralık 2018 131.171)

Sözleşmeli Personel; 254.563 (Mart 2018 - Aralık 2018 213.225) (4/B Sözleşmeli Personel; 107.890, Diğer Sözleşmeliler; 61.035, KİT’lerdeki Sözleşmeli Personel; 70.091, Mahalli İdarelerdeki Sözleşmeli Personel; 15.547)

İşçi; 658.527 (Mart – 317.502)

2017 Eylül ayında 241.389 olarak verilen askeri personel sayısına 2018 yılı Aralık ayında yer verilmemişti. 2018 yılı Aralık ayı verilerine göre askeri personel hariç 3.487.396 kamu personeli istihdam edilmekteydi.

2020 yılı Mart ayındaki toplam kamu personel sayısı

Açıklanan 2020 yılı Mart ayı verilerinde ne hizmet sınıflarına, ne askeri personele, ne üniversite öğretim elemanlarına, ne hakim ve savcılara, ne sözleşmeli personelin 4/B ve 399 sayılı KHK kapsamına yönelik bir ayrımına, ne cinsiyete göre dağılımına, ne de engelli memur sayılarına yer verilmediğini görüyoruz. Yani analize uygun olmayan bir istatistiki veri ile yetinmek zorunda kalacağız.

Açıklanan verilere göre, toplam kamu personel sayısı 4.698.941’dir. Bu sayının dağılımı ise;

1- Kadrolu personel sayısı: 2.942.904,

2- Sözleşmeli personel sayısı: 455.050,

3- Sürekli işçi: 1.144.400,

4- Geçici işçi: 51.080,

5- Diğer: 105.507

Açıklanan sayıların da kadrolu personel, sözleşmeli personel, sürekli ve geçici işçi ile diğer olarak; 1- Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (3.104.952), 2- YÖK, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri (286.412), 3- Özel bütçeli diğer idareler (100.414), 4- Düzenleyici ve denetleyici kurumlar (6.312), 5- Sosyal güvenlik kurumları (42.882), 6- Döner sermayeler ve kefalet sandıkları (243.113), 7- Diğer kamu idareleri (7.316), 8- 233 sayılı KHK kapsamında yer alan KİT’ler (Bağlı ortaklıklar dahil) (96.303), 9- Özelleştirme programında yer alan kuruluşlar (5.413), 10- Kamu bankaları (63.661), 11- Özel kanunu bulunan kuruluşlar (34.266), 12- İl özel idareleri (12.776), 13- Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile mahalli idare birlikleri (198.733) ve 14- BİT’ler (496.388) olarak bir ayrıma tabi tutulduğu görülmektedir.

Açıklanan verilere göre 2018 yılı sonundan 2020 yılı Mart ayı sonuna kadar 4.698.941- 3.487.396 = 1.211.545 kişilik bir personel artışı olduğu görülmektedir. Bu sayının çoğunun taşeron işçilerin sürekli işçi olarak atanmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Nihayetinde açıklanan verilerin bu haliyle ne karşılaştırmaya ne de analize uygun olmadığını düşünüyoruz. Yani son derece yüzeysel ve iş olsun mantığıyla açıklanan bir veri ile karşılaştığımızı üzülerek ifade etmek istiyoruz. Keşke daha önce açıklanan verilere bakılma zahmetinde bulunulsaydı da en azından ona yakın bir analiz mantığı işletilerek açıklama yapılsaydı.

Bu sayılar içerisinde kamu personelinin tamamı var mı?

Daha önceki açıklanan verilerde açıklanan sayılara şöyle bir bilgi notu eklenirdi: “MİT Başkanlığı kadro ve pozisyonları ile TSK Askeri Personel sayıları bu tabloya dahil edilmemiştir. Jandarma Hizmetleri Sınıfı ile Sahil Güvenlik Hizmetleri Sınıfı dahil edilmemiştir. PTT A.Ş. personeli ve 696 sayılı KHK ile sözleşmeli personel pozisyonlarına geçirilen geçici personel (4/C) sayıları dahildir. T.C. Ziraat Bankası A.Ş, Türkiye Halk Bankası A.Ş ve idaresi kamu yönetiminde yer aldığı için Kamu Sermayeli Kuruluşlar içinde yer alan Vakıflar Bankası T.A.O gibi kamu bankalarında istihdam edilen işçileri de kapsamaktadır.”

Ancak, son açıklanan verilerde böyle bir nota yer verilmediğini görüyoruz. Demek ki açıklanan veriler, kamu personelinin tamamını kapsamakta ve hiçbir personel dışarıda kalmamaktadır.

Personel sayıları gerçeği yansıtıyor mu?

Daha önce yayımlanan istatistiki verilerin altında; “1) Personel kadro ve pozisyonlarına ilişkin sayılar kamu kurum ve kuruluşların gönderdikleri verilerden derlenmiştir” ifadeleri varken yeni istatistiki verilerin altında “1. Bölüm Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2.Bölüm Hazine ve Maliye Bakanlığı, 3. Bölüm Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı verileri esas alınarak doldurulmuştur” ifadelerini görüyoruz. Yani veriler yine manuel olarak tespit edilmiştir.

Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan alınacak 4-c veya diğer sigortalı sayıları ile yukarıda yer verilen sayılar kıyaslandığında verilerin gerçek rakamları yansıtmadığı açıkça görülecektir. Daha önceki yazılarımızda DPB ile Maliye Bakanlığı verileri arasındaki uçurumu rakamlarla açıklamıştık.

Kamu personel sayısının dahi net olarak bilinmediği bir kamu yönetiminin sağlıklı bir yapı sergilediğini iddia etmek mümkün değildir. Halbuki kurulacak Web Servisler aracılığıyla çok basitçe ve emek harcanmadan kamu personel sayısı anlık olarak tespit edilebilecekken hala bu sistemlerin bugüne kadar kurul(a)maması düşündürücüdür. Birileri bu yazdıklarımı ve ne demek istediğimi bir gün anlayacak ama onu ben görür müyüm bilemiyorum. Özetle kamu personel sayısını dahi net olarak bilemeyen bir durumda olduğumuzu üzülerek belirtmek isteriz, varın gerisini siz anlayın. Ama bıkmadan ve usanmadan anlatmaya devam edeceğiz.

Yüzbinlerce sözleşmeli personel 42 yıllık demode bir mevzuatla yönetilemez
Yüzbinlerce sözleşmeli personel 42 yıllık demode bir mevzuatla yönetilemez

657 sayılı Kanun’un 4-B maddesine göre çalıştırılan yüzbinlerce sözleşmeli personele uygulanan mevzuatın 1978 tarihli olması ve adeta yamalı bohçaya dönmesi cidden üzücü bir durumdur. Dört başı mamur bir düzenleme yapılması çok mu zor? Bu yazımızda ortaya çıkan sorunlara ve demode olmuş personel mevzuatına niçin güncelleme yapılmadığına değineceğiz.

4-B’li sözleşmeli personele 42 yıllık mevzuat uygulanıyor

657 sayılı Kanun’un 4-B maddesine göre çalıştırılan sözleşmeli personelin çalıştırılmasına ilişkin mevcut düzenleme “1978 tarihli ve 7/15754 Sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar”dır. Bu Bakanlar Kurulu Kararı’nın yürürlüğe girmesinden yaklaşık olarak 42 yıl geçmiştir. Bu süre içerisinde bu mevzuat çok fazla değişikliğe uğramış ve personel birimlerinin bu değişiklikleri takip etmesi neredeyse imkansız hale gelmiştir. Burada anlaşılması zor olan husus, bu kadar değişikliğe uğrayan bir metnin yeniden ve yeni bir anlayışla yazılması ve Cumhurbaşkanı’nın onayından geçirilmesinin bu kadar zor olup olmadığıdır. Daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz üzere, Cumhurbaşkanı’na sunulan o kadar lüzumsuz kararname varken yüz binlerce insanı ilgilendiren bir mevzuatın bu kadar kevgire döndürülmesi ve ille de bu mevzuatla biz bunların haklarını ve menfeatlerini düzenleyeceğiz ısrarında bulunulması doğrusu anlaşılır bir durum olmasa gerektir.

KPSS ile alımlarda tek puan kullanılmalı

Halihazırdaki uygulamada, kariyer memurluklar hariç kamudaki memur, işçi ve sözleşmeli personel alımlarında KPSS B puan türü kullanılmaktadır. Daha önce sadece memur alımı olduğu için süreci yönetmek kolaydı. Ancak diğer statülerdeki alımların artmasıyla birlikte bir karmaşa oluşmuş ve yüksek puan alan KPSS adayları sık sık geçiş yapmaya başlamıştır. Mevzuatımızda KPSS puanlarının iki defa kullanılmasına yönelik puanlar hep aynı statü içindir. Yani memur iken memur olunamaması, sözleşmeli personel iken sözleşmeli personel olunamaması, işçi iken işçi olunamaması gibi. Halbuki statüler arası geçişler için bir kısıtlama bulunmamaktadır. Böyle bir kısıtlama olmadığı için aynı puan türü ile bir personel kurum kurum dolaşır hale gelmiştir. Herhalde bu sorunun çözümü için Meclis’i göreve çağırmaya gerek yoktur.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın düzenlemesi sorunu çözer mi?

Son olarak Esaslar’a 9 Mayıs’ta eklenen geçici madde ile; “Tarım ve Orman Bakanlığı’nca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, halihazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz” ifadesi konulmuştur. Ancak, bu düzenleme sözleşme imzalanması aşamasını düzenlemektedir. Yani kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların yerleştirme için müracaatına engel bir durum söz konusu değildir. Yani düzenleme eksik yapılmıştır. İşte sorunlara genel olarak değil de kurumlar özelinde yaklaşılması sorunları içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Sözleşmeli personel alımında yaşanan sorunlar

Kamu personel istihdamını düzenleyen birçok mevzuatta dağınık bir şekilde düzenlemelere yer verilmiştir. Bu durumun uygulamada sıkıntıya yol açtığı ve sadra şifa olmadığı görülmektedir. Bunları sıralayacak olursak; 1- Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik’in aşağıda yer verilen Ek 2. maddesi sadece ÖSYM’nin yürüttüğü merkezi yerleştirmelere ilişkindir. ÖSYM yılda iki kez merkezi yerleştirme yapmaktadır. Ancak kurumsal alımlar kapsam dışındadır.

2- Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesi hükmü de işçi olarak çalışmaya başlamış olanlardan yeniden işçi alımlarına başvuracaklara ilişkin kısıtlamayı kapsamaktadır.

3- Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların Ek 1. maddesinde, çalışmakta olan sözleşmeli personelin unvan değişikliği niteliğinde bir kadro söz konusu değilse yeni sözleşmeli alımlara başvuramayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, sözleşmenin tek taraflı feshi tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kamu kurum ve kuruluşlarının sözleşmeli personel pozisyonlarında yeniden istihdam edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

4- 2020 yılı Yatırım ve Finansman Kararnamesi’nde yer alan hükümde ise KİT’lerdeki sözleşmeli pozisyonlara atananlara, meslek özel yarışma sınavıyla girilen kadrolar ile unvan değişikliği niteliğindeki atamalar hariç, 3 yıl süreyle hiçbir kamu kurumuna atanamayacakları belirtilmiştir.

Yukarıdaki hükümlerden de görüleceği üzere her statü için kendi içinde düzenleme yapılmış ancak uygulamada statü içi geçişler dahi merkezi bir veri tabanı olmadığı için kontrol edilememektedir. Bazı durumlarda ise aday göreve başlamakta ancak 6 ay sonra şartları taşımadığı için ataması iptal edilerek ortada kalabilmektedir.

Uygulamada hangi sorunlar yaşanmaktadır

Uygulama yaşanan sorunları sırlamak gerekirse; 1- Yüksek puan alanlar önce işçi olmakta, sonra aynı KPSS puanı ile sözleşmeli personel pozisyonuna geçmekte sonra da yine KPSS puanıyla memur statüsüne atanabilmektedir. Kamu kurumlarının hizmet ihtiyacı ise eksik kalan pozisyonlar nedeniyle bir türlü karşılanamamaktadır.

2- Yukarıda yer verilen kuralların takibi merkezi bir veri tabanı olmadığı için kontrol dahi edilememektedir. Örnekle açıklamak gerekirse, Sağlık Bakanlığı 18 bin kişilik alıma çıktığında, başvuru yapmaması gerekenler de başvuru yapabildiği için, toplamda 16.000 bin pozisyona yerleştirme yapılabilmekte, 2 bin pozisyon ise boş kalabilmektedir. Bundan en çok belediye, üniversite gibi teşkilat itibariyle küçük kurumlar zarar görmektedir. Çünkü aldıkları personel sık sık başka kurumların yerleştirmelerine müracaat ederek gitmektedir.

3- Kişilerin sık sık yer değiştirmesi kurumsal hizmetleri sekteye uğratmaktadır. Yetişmiş personel bir şekilde (ya kurumsal muvafakat ya da dava yoluyla) KPSS puanıyla yeni yerleştiği kuruma geçebilmektedir.

Çözüm için neler yapılmalıdır?

Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’da eşzamanlı yapılacak bir düzenlemeyle, KPSS puanlarının, sadece statü içi değil statüler arasında da bir kez kullanılabileceği düzenlenmelidir.

Burada istisna olup olmayacağına diğer ilgili kurumların görüşleri alındıktan sonra karar verilmelidir. İstisnalar, yatırım ve finansman kararnamesinde olduğu gibi mesleğe özel yarışma sınavıyla girilen kadrolar ile unvan değişikliği niteliğindeki atamalar olarak düzenlenebilir. Şayet istisna olacaksa dahi bu istisna ancak 3 yıldan sonra olmalıdır. Yani bir kadro veya pozisyona atananlar 3 yıl süreyle aynı yerde çalışmalıdır.

KPSS ile yerleşenler merkezi olarak takip edilememektedir. Bir yerleştirme döneminde yerleştirildiği halde yaptırım olmadığı için feragat dilekçesi verenler dahi bulunmaktadır. Yani yaptırım sadece sözleşme imzalayanlar için geçerli olup, bir kuruma yerleşmek sözleşme imzalamak anlamına gelmemektedir. Yine kamu kurum ve kuruluşlarının toplu yerleştirmesi yapılmadığı ve kamu kurumları ÖSYM’ye ayrı ayrı yerleştirme için ilana çıktıkları için bir aday aynı KPSS puanıyla birçok kuruma yerleştirilmekte ve sadece birine gittiği için de pozisyonlar boş kalarak yerleşemeyen adaylar mağdur olmaktadır. Ayrıca, hazırlanan kılavuzlar merkezi olarak kontrol edilmediği için de yetersizlik içermektedirler.

Bu bağlamda KPSS puanıyla alım yapan tüm kurumlar, alım sonuçlarını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bildirmeli ve alımlar öncesinde adayların aynı KPSS puanıyla yerleşip yerleşmediği veri tabanından otomatik olarak kontrol edilerek daha işin başında sistem tarafından engellenmelidir. Yine atama veya sözleşme imzalanma değil sadece yerleştirme esas alınmalıdır. Bu şekilde bir sistem kurulması halinde, adaylar “daha sonra bir kuruma geçerim” anlayışıyla hareket etmeyi ve kamu hizmetlerini sekteye uğratmayı bırakacaktır. İnşallah ne demek istediğimizi anlayan birileri çıkar da bir faydamız dokunmuş olur.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.