Cennet vaadiyle vurgun yaptı: Sahte peygamber davasında önemli gelişme
Gündem
Cennet vaadiyle vurgun yaptı: Sahte peygamber davasında önemli gelişme
Kocaeli'de kendini 'peygamber' olarak tanıttığı, 'yüz görümlüğü' adı altında para aldığı öne sürülen Şaban Özdil ile birlikte 'dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık' suçundan yargılanan 9 kişi tahliye edildi. ‘Peygamber’ olduğunu iddia eden Şaban Özdil'in, kendisine inananlardan yazlık, ev, otomobil ve ziynet eşyaları karşılığında cennet vaadinde bulunduğu belirlenmişti.
DHA
Ecel ve peygamberler
Hayrettin Karaman
Ecel ve peygamberler
Soru:Namazın rüku ve secdelerindeki “sübhane rabbiyel azıym ve sübnane rabbiye’l-a’lâ” tesbihatının Kur’ân’da emir fiiliyle zikredilmesi münasebetiyle farz olduğunu düşünen hocalarımız var. Böyle kabul edersek ve mesela, rükuda sehven “sübhane rabbiye’l-a’lâ” dersek veya secdede tersi; bu durumda farzı terkten dolayı namazı iade etmemiz mi gerekir?CevapSoruda geçen iki zikir Kur’ân-ı Kerim’de namaza mahsus değildir, ancak Peygamberimiz (s.a.), “birincisini rukûda, ikincisni secdede söyleyin” buy...
Tevfik Allah’tandır
Tevfik Allah’tandır
Bazı siyasi hareketleri gerçekleşmeyen ütopyaları, ulaşılamamış hedefleri, fiyaskoyla neticelenmiş veya hedefinden ciddi sapma göstermiş vaatleri üzerinden değerlendirmek mümkündür. Sosyalist hareketin, mesela başarısızlığı yüzyıllık siyasi tecrübeleri esnasında sayısız örnekle gösterilebilir. Liberalizmin tarihin sonunu ilan etmeye kadar varan çok yaklaşmış mutlak zafer vehminin kısa süre içinde kendisiyle dalga geçilmesine yol açan tam bir komediye meydan vermiş olması başka bir örnek.Bu hareketlerin bu durumları bir başarısızlık olarak nitelenebilir elbet, ama yine de kimse liberal siyasallığın veya sosyalist siyasallığın sonundan bahsedemez. Ha, bundan da bahsedenler vardır, ancak bu bahis de büyük ölçüde sosyalistlerden veya liberallerden hazzetmeyenlerin bir bahsi oluyor. Bir de bu bahis, yine bu tür hareketlerle ilgili kişisel-bireysel deneyimlere dair bir fikir verebiliyor. O kadar.Belli dönemlerde İslam adına bir ütopya kurgusu yapanlar olabiliyor. Belki sabit modelini Asr-I Saadetten aldığını düşünüp geleceğe doğru bunu projekte eden girişimler, denemeler. Bunların önemli bir kısmı “ideolojiler çağı”na ait denemelerdi.Doğrusu, o tür ütopya denemelerinin bir tür İslami Siyonizm hevesleri olduğuna dair yine bizzat İslamcı kesim arasında sayısız eleştiriler yapıldı. O kadar ki, bu eleştiriler İslam’ı veya özel tabirle siyasal İslam’ı bir ütopya vaadine indirgeyebileceklerin söylemlerine daha baskın çıkmıştır. Müslümanlığın zaten yeterince kuşatıcı ve gerekli siyasallığı da yeterince barındırıyor olduğunu söyleyenlerin tonlamasında bile o İslamcı irade, kimlik ve siyasallık vardır zaten. Bu tür durumlarda gerçekten İslamcılık var mı, gerekli mi, öldü mü, kaldı mı tartışması havanda su değmekle eşdeğer hale gelebiliyor.İslam bir din olma vasfıyla elbette Allah’ın nurunun tamamlanacağına ve küfre galebe çalacağına dair kesin bir inancı bütün müminlerde canlı tutuyor. Bunun ürettiği kaçınılmaz bir siyasallık var, kimlik, hak, adalet duygusu ve iyilerle kötüler arasındaki saflaşmaya dair duyulan kesin bir inanç var. Bu inanç belli dönemlerde belli kişiler tarafından İslam adına üretilmiş ütopik modellere indirgenemez elbet.Batılı metafiziğe atfedilen en önemli kusur, herşeyin kesin hatlarla, dondurulasıyla, tanımlanması, nesneleşmesi ve böylece ve araçsallaşmasıdır. Siyasalın batılı tip metafizikleştirilmesi de kimliklerin hiçbir geçirgenliği olmayacak ve bütün zamanlar için sabitlenmiş klişelere dönüşmesine dair duyulan derin istektir. Belli klişelere sığdırılmış bütün insan tiplemeleri arasında ilanihaye devam eden mücadele batılı siyasallığın metafizik derinliklerini inşa eder. Bu tiplemeyle gerçekliğin çoğu kez alakası bile yoktur. Gerçek bir Müslüman karşılarına bütün derinliğiyle, insanlığıyla, ilmiyle veya en temel insani özellikleriyle çıktığında o siyasal metafiziği çatlatır.Terörle mücadele diye çıktıkları yola tahrik etmek üzere deccallarını inşa etmeye yetmez o tipleme. O yüzden DAEŞ onlar için İslam’ı veya Müslümanları kesinlikle daha iyi temsil eder. Müslümanın vahşetinin, deccallığının yetmediği yerde tam da fantaziye uygun olarak stüdyo şartlarında o tipleme özenle-bezenle yaratılıp tedavüle sokulur. Bütün karikatür gibi pratikleriyle, laftan anlamaz, insani duygulara uzak, en zalim ve gaddar infazlarıyla, kafa kesmeleriyle ihtiyaç duyulan tiplemeyi üretir, sonra dönüp yeniden-üretir.En kaba haliyle ve güncel siyasallığın aracı haline gelmiş oryantalizm bu tür tiplemelerle yürürken ne yazık ki Müslüman bilinci de etkiliyor. Bir çok Müslüman da o tiplemenin hipnotik etkisi altında kalarak davranış belirliyor. İslam’ın veya Müslümanın o değil bu olduğunu söylerken bile bu etkiden uzak kalmak o kadar mümkün olmuyor. Neticede bir metafizik-sabit Müslüman tanımına karşı başka bir metafizik-sabitlikte Müslüman klişesi ikame edilmeye çalışılıyor.Müslüman dost-düşman ilişkileriyle kaim olan bir tipleme olarak görüldüğünde, bu dost-düşmanın da sabitlendiği yerde, Müslüman ne yaparsa yapsın nitelikleri, kalitesi değişmeyen bir özneye dönüşüyor. Aynı şekilde Müslüman olmayanlar da kıyamete kadar kendilerine atfedilen bütün özellikleriyle sabit olarak kalmış olurlar. Müslümanlar bir kez kazanmış oldukları bir kimliği, bir kazanılmış hak olarak, hiçbir zaman kendilerinden giderilemeyen bir imtiyaz olarak düşünürler ve yaptıkları ile İslam arasında bir özdeşleşme yaşanır. Rahmetli Akif Emre’nin giderek Müslümancılığa dönüşen süreç.Oysa Müslümanlık bir müktesep hak değil ve her gün bedeli tekrar ödenmek zorunda olan bir tercihtir. Bir iyilik hareketi olarak kıbleyi doğuya veya batıya dönmeye indirgenemez, Müslümanım veya İslamcıyım demeye indirgenemez, hatta salt küffara karşı saf tutmaya da indirgenemez.İyilik belli nitelikte eylemleri iyi niyetle sürekli yapmakla ilgilidir ve bunun imkanı her zaman başarı veya başarısızlığın sözkonusu olduğu bir imtihan şartlarına bağlıdır.İslamcılar veya Müslümanlar başarısız olabilir, ama bu başarısızlık siyasi hedeflerine ulaşıp ulaşmamakla değil, Rablerine karşı, Peygambere, müminlere ve insanlara karşı sergiledikleri samimiyetle ilgilidir.Yoksa elbette her zaman Tevfik Allah’tandır.
İslam insanı sağlam iman sahibi olacak
İslam insanı sağlam iman sahibi olacak
Allah’a, Peygambere ve ahirete… nasıl iman ediyoruz?Ağzında iftar etmek için çiğnemeye başladığı bir hurma var iken cihad çağrısı alan ve “Benimle cennetin arasına bu hurma parçası mı girecek” diyerek onu atan ve devam etmekte olan muharebeye katılarak şehid olan sahâbî gibi mi, kendisine suikast yapacak olana Peygamberimizi kurtarmak için onun yatağına yatıp Efendimizin savuşup gimesini sağlayan Hz. Ali (r.a.) gibi mi, Uhud harbinde Peygamberimiz’in başına indirmek üzere kılıcını kaldırmış olan müşrikten onun mübarek başına kurtarmak için çıplak eliyle kılıcı tutup sakat kalan Talha (r.a.) gibi mi, malının tamamını İslam’ın korunması ve yayılması için bağışlayan Ebu Bekir (r.a.) gibi mi… yoksa Allah affeder deyip harama dalan, dünya hazlarında ileride, ibadetlerde ve manevi hazlarda geri kalan, ahireti verip dünyayı alan gafiller, zalimler, günahkârlar gibi mi iman ediyoruz?İsimlerini andığım İslam büyükleri, kâmil insanlar kadar olmasa bile davranışlarını yönlendirecek ve sapmaları engelleyecek güçte ve derecede bir iman olacak İslam insanının imanı.Bu iman eğitimle ve salih amel ile kazanılır. Önce sağlam ve sarsılmaz bilgi edinilir ve ona iman edilir (ilme’l-yakin). Sonra kafa gözü ve kalp gözü ile rüyada ve uyanık iken iman ettiği şeyleri görür, hisseder, tadar; iman, görülen ve tadılan hale gekir (ayne’l-yakin). Nihayet ölmeden evvel ölür, ibadetlerinde ve davranışlarında ilahî huzuru yaşar, aşkın ateşiyle yanar, elverdiği kadar vuslat ile dudaklarını ıslatır ve iman “hakka’l-yakin” derecesine vasıl olur.İslam insanı ben en iyi, diğer Müslümanlardan farklı/üstün, kurtulmuş, imtiyazlı, kamil… insanım demez; peki ne yapar ve ne der ki, onun sözünden daha güzeli bulnamaz?Sorunu cevabını Allah Teâlâ lütfediyor:Allah’a çağıran, Allah rızasına uygun davranan (amel-i salih sahibi olan) ve “Ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır! (Fussılet: 41/33).Bu âyet İslam insanının üç önemli vasfını açıklıyor:İmanı ve Allah rızasına uygun davranışlarıyla, yaşayışıyla Müslüman olacak ve “ben Müslümanlardanım, benim başkalarında olmayan, olamayan bir dînî/ilâhî özelliğim yok” diyecek, böyle olup böyle diyerek insanları Allah’a güzel kul olmaya çağıracak; yani İslam’ı anlatarak, güzel örnek olarak ve eğitime katılarak Allah’a çağırmış olacak.İslam insanının imandan sonra ikinci vasfı güzel ahlaktan doğan amel-i salihtir.Güzel ahlakın ve mel-i salihin örneği Sevgili Paygamberimizdir (s.a.). Kur’an’da, ezanda, namazda, zikirde, hemen her vesile ile Peygamberimizin adının anılmasının hikmeti, onu örnek almayı unutmamaktır. Onu örnek almak her bakımdan onun gibi olmak demek değildir; çünkü onu Rabbi eğitmiştir ve o peygamberdir, insana /beşere ait olabilecek kemalin de zirvesindedir. Ama onun hayatı ve davranışları doğru öğrenildiğinde, kendisine özgü olanla, ümmete örnek olanı ayırmak mümkün olmaktadır.Amel-i salih elde tesbih, başta sarık akşam sabah dil ile zikir, namaz, oruç, hac, umre, zekattan ibaret değildir (keşke bunlar da hakkıyla yapılabilse).Amel-i salihin hem kaynağı hem meyvesi güzel ahlaktır.Amel-i salih sahibi İslam insanı haklarının ve vazifelerinin şuurunda olur. Haklar ve vazifeler kendine, ailesine, akrabaya, komşuya, işvene, işçiye, içinde yaşadığı cemiyete, ümmete ve bütün insanlara ait olmak üzere birbirini kuşatan halkalardan oluşur.Bugün Müslüman ferdin, ailenin, cemiyetin ve ümmetin hep şikayet konusu olan eksikleri ve kusurları işte bu halkalara ait hak ve ödevlerin ihmalinden, kusurundan, yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.Haklara ve ödevlere hakkıyla riayet edecek insan İslam insanıdır; onu nerede bulacağız, nasıl yetiştireceğiz?Buradan devam edelim
Büyük cihad ve huzurlu aile
Hayrettin Karaman
Büyük cihad ve huzurlu aile
SORU18 yaşındayım. Samsun … imam-hatipten mezun oldum, hafızlığımı okul devam ederken 10. sınıfın sonunda başlayıp 15 ay sonunda Allah’ın lütfuyla -Kur’ân kursuna gitmeksizin camideki hafız hocama ezberlediğim sayfaları vererek ve dinlemeyi Kur’ân uygulamasıyla- tamamladım. Hayatınızı dinledim, okudum. Sizin gibi âlim olmak, İslâm’a hizmet edip ilim adamı yetiştirmek istiyorum. Üniversite sınavında 437 aldım, Marmara İlahiyat’a (son ihtimal İstanbul İlahiyat) yerleşmek istiyorum. Size bir sırrım...
Milletvekili Özlem Zengin’e hakaret eden sanık hakim karşısında ağladı: Asıl mağdur benim
Gündem
Milletvekili Özlem Zengin’e hakaret eden sanık hakim karşısında ağladı: Asıl mağdur benim
AK Parti Tokat Milletvekili Özlem Zengin’e sosyal medya paylaşımında hakaret ettiği gerekçesiyle 6 yıl 8 ya kadar hapisle cezalandırılması talep edilen Mert Yaşar’ın yargılanmasına başlandı. Sanık savunması esnasında ağlayarak olayın mağdurunun kendisi olduğunu öne sürdü.
IHA
Rabbâni'nin hikmet iftarı
Ramazan
Rabbâni'nin hikmet iftarı
Bir çok İslam aliminin büyük değer verdiği Mektubat-ı Rabbanî'nin sahibi İmam Rabbanî'nin, Seyr-i Sülük yolculuğunda yaşadığı haller Mübarek Ramazan ayında gerçekleşmiştir. İmam Rabbanî Hz.leri Mektubat'ta Ramazanla ilgili olarak da, açlığa ve tokluğa acele ile yaklaşmadaki tutumlarını, kulun acziyetini bilmesindeki gösterge olduğunu söyler.
Yeni Şafak
Çocuklara namazı sevdirme etkinliği
Hayat
Çocuklara namazı sevdirme etkinliği
Peygamber Sevdalıları Platformu ile Kur'an Nesli Platformu tarafından Batman'da "Hayat Namazla Güzeldir" etkinliği düzenlendi. 6-10 yaş grubu çocuklara verilen 15 günlük namaz eğitimi yapılan dualar ve şükür namazının ardından sona erdi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.