PKK'nın korkunç yüzünü gördükten sonra örgütten kaçtılar: Yıllar sonra ilk kucaklaşma
Gündem
PKK'nın korkunç yüzünü gördükten sonra örgütten kaçtılar: Yıllar sonra ilk kucaklaşma
Van'da polis ve ailelerin ikna sonucu 2 kadın terörist güvenlik güçlerine silahları ile birlikte teslim oldu. Yapılan soruşturmaların ardından 2 kadın terörist ailesi ile buuşturuldu. Ayrıca Suriye'de PYD/YPG terör örgütünde faaliyet gösteren ve terör örgütünün korkunç yüzünü görerek örgütten kaçma planları yapan H.D., İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin ailesiyle yaptıkları görüşmeler neticesinde ikna edilerek ailesine teslim edildi.
DHA
CHP ve HDP’li vekiller kapalı oturumdan üç gün sonra PYD ile masaya oturdu
Gündem
CHP ve HDP’li vekiller kapalı oturumdan üç gün sonra PYD ile masaya oturdu
İdlib'de askerlerimizin şehit edilmesinin ardından TBMM Genel Kurulu'nda gerçekleşen kapalı oturumda, devlet sırrı niteliğindeki bilgiler milletvekilleriyle paylaşıldı. O kritik toplantıdan üç gün sonra CHP ve HDP milletvekilleri, Almanya'da terör örgütü PYD temsilcileriyle bir araya geldi.
Yeni Şafak
Dışişleri Bakanlığı AP'de sözde Kürt konferansı düzenlenmesini lanetledi
Gündem
Dışişleri Bakanlığı AP'de sözde Kürt konferansı düzenlenmesini lanetledi
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosunda PKK, YPG/PYD yöneticilerinin de katılımıyla sözde Kürt konferansı düzenlenmesini şiddetle lanetledi.
AA
Kırmızı bültenle aranan PKK'lılar Avrupa Parlamentosunda ortaya çıktı
Dünya
Kırmızı bültenle aranan PKK'lılar Avrupa Parlamentosunda ortaya çıktı
Avrupa Parlamentosu'nda (AP) Yunan bir vekil tarafından Türk bayrağına yapılan saygısızlıktan sonra yeni bir skandala imza atılarak, terör örgütü PKK, YPG/PYD yöneticilerinin de katılımıyla sözde Kürt konferansı düzenlendi.
AA
Süleymani, şeytan ve ABD
Süleymani, şeytan ve ABD

Zor zamanlardan değil, ateş çemberinin içinden geçiyoruz. Hatta sadece geçmiyoruz ateş çemberinde yaşıyoruz. Üstelik bizim yakmadığımız ama yanmasına katkı verdiğimiz, söndürmek için su yerine benzin taşıdığımız bir çember.

Son birkaç gün içinde coğrafyamızda yaşananlara bakın ne dediğimi anlayacaksınız. Bu anormal durum, bakışımızı, duruşumuzu ve söylemimizi etkilemekte; üzülmekte ya da anlamsız sevinç naraları atmaktayız.

1980’lerden beri sahada olan ama 1998’dan itibaren Afganistan’dan Yemen’e operasyon yapabilen bir gücün komutanı Kasım Süleymani yatağında ölseydi ne düşünürdük, nasıl tepki verirdik? Özellikle bu soruyu düşünmeden Süleymani’nin ölümü üzerine bölge tasarımcılığına soyunan akıl-dânelere sormak istiyorum. Evet, Süleymani adi bir ölümle ölseydi ne düşünür ve ne konuşurdunuz?

Bence koca bir hiç..

Peki soruyu başka bir şekilde soralım. Kimliği ve kişiliği, mezhebi, duruşu ve yaptıklarından bağımsız olarak; ABD’nin bir devletin vatandaşına başka bir ülkede operasyon yapmasına nasıl bakarsınız? Bu soruya acı tebessümle cevap verseniz bile; yapılanın kaosu, zulmü, istikrarsızlığı ve savaşı bitirmeyi amaçlayan bir saldırı olduğuna inanır mısınız? Bu operasyon, Batılıyı Doğuluya; Doğuluyu Batılıya; Şii’yi Sünni’ye, Sünni’yi Şii’ye; özetle insanı insana karşı daha kindar yapmayacak mı?

Öyleyse neye seviniyorsunuz?

Süleymani’nin ardından ağıt yakmıyorum ama düşünüyorum. Dünyada ve bölgemizde eli kanlı bunca insanı görmeyen hatta destekleyen ABD’nin Süleymani’yi ortadan kaldırmasını coğrafyamıza bir iyilik olarak değerlendirmek mümkün mü? Taliban’ın ortadan kaldırılması, Bin Laden’in; Bağdadi’nin öldürülmelerinden sonraki vaatleri ve beklentilerinizi bir kere daha hatırlayın ve cevap verin. Süleymani’yi ortaya çıkaran şartları hazırlayan ABD’nin bu girişimi, uluslararası sisteme, kör-topal da olsa yürüyen dünya düzenine ve meşruiyete indirilen bir darbe değil mı?

Öyleyse niye üzülmüyorsunuz?

Bu operasyon, ABD’nin klasik taktiklerinden biridir. Ancak saldırı, işgal ve cinayetlerden medet uman, celladına âşık grup veya fertlerin gürültüsüyle hakikat gizlenmektedir. Süleymani’nin İslâm dünyasındaki kötü şöhretini, Mehdi adına kan dökmesini ve sebep olduğu diğer olayları unutmayalım elbette. Ama Türkiye’yi tehdit eden, ülkemize yönelik terör makinesi PYD/YPG’yi kim besliyor? Yüzbinlerce insanın hayatına mal olan Suriye meselesinin müsebbiplerini kimler ayakta tutuyor? Yemen’de on binlerin ölümüne sebep olan savaşın arakasında kim duruyor? Libya’da BM’nin tanıdığı resmi hükümeti ortadan kaldırmaya çalışan ve kendi halkından onlar ile dayanışma içinde olanlardan intikam alma yeminleri yapan Hafter, gücünü nereden alıyor? Sizin gibi benim de aklıma yüzlerce soru geliyor. Hepsi bir yana, ama her türlü önyargılardan uzaklaşıp cevabını aramamız gereken son bir soru daha var: Kaşıkçı cinayeti ile Süleymani’nin öldürülmesi arasında ne fark vardır?

2003 yılının başlarında, soğuk bir kış günü, ABD’nin İran karşısında parlatıp büyüttüğü Saddam’ı devirme planları yapılan bir toplantıya çağrılmıştım. Kimler yoktu ki? Şii’si, Sünni’si, Kürdü, Türkmen’i, Arap’ı, Asurisi, Keldani’si, Yezidi’si.. Hülasa kendi başlarına kaldıklarında birlikte yaşayabilen ama aralarına çomak sokulduğunda birbirinin katili olan herkes. Tabii, -yıllar sonra Kaddafi’ye karşı toplanan Libya muhalefet toplantısında gördüğüm gibi-, çomakçıbaşı ABD’nin temsilcisi de orada.

Herkes konuştu, ben de konuştum. Saddam’ı devirme heyecanı ile yanıp tutuşanlara ve bunu da gâh sırıtarak, gâh da emme-basma tulumba gibi baş hareketleriyle onaylayan ABD temsilcisine şunu sordum:

“Saddam’ı hiçbirimiz sevmiyoruz. Ama onun devrilmesinden en çok kim istifade edecek. Üstelik bir diktatörü devirdiğimizde yerine daha beterinin gelmeyeceğini kim garanti edecektir?” Herkes ABD temsilcisine bakarken, Irak’ın eski Londra büyükelçisi Türkmen Necdet Safvet bir fıkrayla havayı yumuşatmaya kalktı. Aslında o gün fıkra olarak anlattıkları bugünü de açıklıyordu:

Irak’ta yaşayan Yezidilere “Allah dururken Şeytan’a neden ibadet ettikleri” sorulduğunda şu cevabı verirlermiş:

-Allah’ın rahmet ve mağfireti geniştir. Şeytan ise acımasızdır. Allah sizi de bizi de affeder ama şeytan asla. Bu yüzden ibadetimizle onu razı etmeye çalışıyoruz.

Necdet Safvet’in fıkrası, ABD temsilcisinin yüzüne tokat gibi indi. Tabii olarak, havayı yumuşatmadı aksine onun salonu terk etmesine sebep oldu. Peki, sonra ne mi oldu? Birkaç ay içinde, o heveslilerin onayıyla başlayan işgal, Saddam’ı devirdi, ama milyonların da hayatına mal oldu. Dahası, Kasım Süleymani’nin sahaya çıkmasını sağladı ve tıpkı Saddam gibi zamanı gelince öldürüldü.

Büyük bir gelecek kurma umuduyla o salonda toplananlar şimdi ne düşünüyordur acaba?

Ve bir soru daha: Sonuç değişmeyecekse bu korku niye?

ABD Irak’ta ne arıyor?
ABD Irak’ta ne arıyor?

İran’ın Ortadoğu Komutanı Kasım Süleymânî ve Irak’daki Haşdi Şabi’nin Genel Komutan Yardımcısı El Mühendis ABD mahreçli bir saldırı ile öldürüldü. Bu gelişme tesâdüfî değil; bir zincire eklenmiş son bir halka. Türkiye’nin Sûriye’ye yaptığı müdahalenin PYD’yi Sûriye içlerine püskürttüğünü, Trump’ın daha müdahalenin ilk günlerinde PYD için yeni bir sayfa açıldığını ve bu teşkilâtın “başka işler için” kullanılacağı yolunda beyânat verdiğini biliyoruz. Akabinde PYD’nin kısm-ı âzâmının Rakka civârına çekildiği ve buradan da Irak içlerine doğru hareketlendirildiği haberleri geldi. Biz de bu gelişmeleri, yazılarımızda ve TV Net’de katıldığımız Akıl Odası programlarında pek de hayra yormadık. Ortada “bir taşla bir kaç kuş vurmak isteyen” yeni bir tasarım olduğu anlaşılıyor.

Tasarımın bir bacağında Irak ve Sûriye petrol bölgelerinin birleştirilmesi yer alıyor. Yeni ABD plânında Sûriye ve Irak arasında; bir ucu Rakka, diğer ucu da Erbil olmak üzere yeni bir hat oluşturulduğunu görebiliyoruz. Bu hat Trump’ın, “Bundan sonra artık petrol bölgeleriyle alâkadar olacağız” demiş olmasıyla da tutarlı görülüyor. Çünkü “Rakka-Erbil” hattı, “Musul ve Kerkük”ü de ihtivâ ediyor. Bu hattın Hayfa ile buluşturulması ,yeni hidrokarbon lojistik hattına İsrâil’i de dahil ediyor.

Yine buradan anlaşılıyor ki, atılan bu adımla Türkiye “geçici olarak” rahatlatılıyor. Türkiye sınırını enlemesine olarak boydan boya geçecek bir PKK hattı tasarımından vazgeçtiler. PYD’yi hafif tertip güneye çekip, , bu defâ aşağıdan yukarıya ,güneyden kuzeye doğru; üstelik çok daha dağlık bir arâzide yeniden Türkiye’nin karşısına çıkarmak istiyorlar. (Türkiye yürüttüğü bir dizi Pençe Harekâtıyla bunun farkında olduğunu ve alacağı vaziyeti de gösteriyor).

Rakka- Erbil hattının aynı zamanda Kuzey Irak Kürt İdâresi , veyâ kısaca Peşmerge Devletçiği ile PYD Hareketini birleştirmek gibi bir açılımı olacağı anlaşılıyor. Son zamanlarda ABD’nin Erbil’e hayli yüklendiğine şâhit oluyoruz. Daha evvel denemesi yapılan Bağımsızlık projesinin yeniden ısıtılacak olmasına şaşırmamak gerekiyor. (Unutmayalım, bir Kürt Devleti hayâlinin Kürtlerle bir alâkası yok. Bu, doğrudan İsrâil’in Kuzey kalkanı olmaktan maada bir manâ taşımayacaktır).

Yeni tasarımın hayâta geçirilmesinde en büyük mânia elbette İran’ın gerek Sûriye’de ,gerek Irak’daki varlığı. ABD hem Sûriye hem de Irak’ı parçalama fikrinden sapmış değil. Rusya’nın ,tam tersine Sûriye’nin birliğinde ısrar etmesi, Erbil-Hayfa hattından akacak petrolün Doğu Akdeniz ve Avrupa ile buluşmasına mâni olmak ve Avrupa üzerinde enerji tekeli olma ayrıcalığını devâm ettirmek için. ABD, husûsen de Pentagon ile çatıştığı nokta da bu. Diğer bir nokta da, Irak ve Suriye hidrokarbon lojistiğinin Çin ekonomisi ile olan hayâtî bağı. (Buna İran’ın Çin ile kurduğu yakın ilişkileri ve onun en büyük tedârikçisi olmasını da ekleyebilirsiniz). ABD’nin, muhtemelen Birleşik Krallık ile berâber (Trump-Johnson) Basra ve Körfez’in mutlak sûrette kontrol etmesi gerekiyor. Hele, hele petrol ticâretinin Dolar dışı yapılması gündeme gelirken…Ama Basra’da da , Körfez’de de, ABD çısından dağıtılması farz olan İran’ın mutlaka bir şekilde yer aldığı muhtelif Şii ittifakları var.

Yeni bir sürece giriyoruz. Süleymâni ve El Mühendis’in öldürülmesi fitili ateşledi. Beyaz Saray ile Pentagon arasındaki gerilim burada gevşiyor. İsrâil rahatlıyor. Süleymânî ve El Mühendis’in öldürülmesi Trump’a yeni bir seçim başarısı getirecek. Bundan sonra kanlı olaylar üzerinden daha çok, ama çok daha çok Irak’ı ve İran’ı konuşacağız. ABD nihâyet gözünü karartarak İran ile son büyük hesaplaşmaya doğru adım attı. Irak’ın kuzeyinde Haşdi Şâbi ile PYD arasında veyâ Haşdi Şâbi ile hortlatılmış IŞİD arasında çok kanlı çatışmalar başlayacağını tahmin edebiliriz. Irak’ın güneyinde veyâ Basra’da ise nasıl bir çatışma senaryosunun devreye konulacağını henüz tam olarak göremiyorum. Süleymânî’nin öldürülmesi, Şii nüfuslardaki İran rahatsızlığını unutturduğu ve ABD husûmetinin baskın hâle geldiği görülüyor. Bu da yine ABD-Birleşik Krallık ittifâkı üzerinden ve doğrudan Üçüncü Irak müdahalesini gündeme getirebilir. Bu da Körfez ‘i toptan cehenneme çevirebilecektir. Eğer tırmanma kontrolden çıkarsa, endişem, taktik nükleer silâh kullanımının gündeme gelmesidir. Çatışmaların Basra’ya ve Körfez’e yayılması kadar muhtemel olan, Güney Sûriye ve Lübnan’ın da cehenneme dönmesidir. Bu da son derecede düşündürücü ve ürkütücü gözüküyor. Bâzıları , olayların dramatik bir tırmanış göstermeyeceğini iddia ediyorlar. O kanâatte değilim. Yanılmış olmak ise en büyük arzum.

Tel Abyad'da PKK/PYD tarafından bomba yüklü araç patlatıldı
Dünya
Tel Abyad'da PKK/PYD tarafından bomba yüklü araç patlatıldı
Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinin karşısında bulunan ve 'Barış Pınarı Harekatı' ile teröristlerden temizlenen Suriye'nin Tel Abyad kentine bağlı Sülük köyünde, terör örgütü PKK/PYD tarafından bomba yüklü araç patlatıldı. Saldırıda 1 kişi yaşamını yitirdi, 3 kişi de yaralandı.
IHA
PYD/YPG’nin gerçek yüzü
Dünya
PYD/YPG’nin gerçek yüzü
İletişim Başkanlığı, PYD/YPG'den kaçıp Türkiye'ye sığınan Kobanililerin (Ayn el-Arap'lılar) bu terör örgütünün zulümlerini anlattığı bir film hazırladı.
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.