Alemlere Rahmet dünyaya açılıyor
Hayat
Alemlere Rahmet dünyaya açılıyor
Siyer Vakfı tarafından düzenlenen "Alemlere Rahmet Kısa Film Yarışması"nın üçüncüsü bu yıl uluslararası olarak gerçekleştirilecek.
Yeni Şafak
Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu
Hayat
Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu
Siyer Vakfı ile Fidan Sanat Vakfınca bu yıl festival olarak düzenlenen ve TVNET tarafından canlı yayınlanan "7. Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali", Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen ödül töreniyle sona erdi. Festivalin "Ulusal Bölümü"nde "En İyi Ulusal Belgesel" ödülünü "Tülütabaklar Ölümsüz Kahramanlar" adlı yapımıyla Yasin Öztürk, "En İyi Ulusal Kurmaca" ödülünü ise "Bir Nehir Kıyısında" filmiyle Muhammed Furkan Daşbilek aldı- "Uluslararası En İyi Kurmaca Kısa Film Ödülü"nü Rusya'dan yarışmaya katılan Ignat Bagirov'un "Flowers for You" adlı filmi kazandı.
AA
Kardeşlik kazandı
Hayat
Kardeşlik kazandı
Siyer Vakfı’nın ‘Kardeşlik’ temasıyla düzenlediği Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda birinciliği ‘Birthday Night’ adlı eseriyle İranlı yönetmen Omid Shamsesfandabadi kazandı. Albayrak Medya’nın ana medya sponsoru olduğu yarışmaya Türkiye ve dünyadan 307 eser katıldı.
Yeni Şafak
Şehid analarına ithaf edilen kitap
Şehid analarına ithaf edilen kitap
Efendim, Asr-ı Saadet’de meydana gelen göz yaşartıcı tablolardan birini müsaadenizle şöyle takdim edeyim:Bir bayram günüydü. Peygamber Efendimiz bayram namazından sonra, Enes bin Malik hazretleriyle birlikte nur merkezi olan Hane-i Saadet’ine dönüyordu. Bayram bu ya; çocuklar büyük bir neşe ve tarifi imkânsız bir sevinç içinde oynuyorlar; sağa sola koşuyorlar, sular gibi cıvıldaşıyorlardı. Sanki bayramın bütün özelliği ve güzelliği o anda çocukların üzerinde olanca canlılığıyla kendini gösteriyordu. Çocukları çok seven Allah’ın Resulü bu güzel manzarayı bir süre seyrederek onların sevinçlerine ortak oldu. Fakat Efendimizin duyduğu sürur bir anda hüzne dönüştü, neşenin yerini keder aldı. Çünkü karşıda melul, mahzun duran bir çocuk gördü. Bu yavrucak büyük bir coşkuyla oynayan, gülüp koşan çocukları sadece seyrediyordu. Masum yüzünde sevinçten ve neş’eden hiçbir eser yoktu. Aksine son derece mahzundu.Video: Şehid analarına ithaf edilen kitapEfendimiz, çocuğun yanına yaklaşıp selam verdi. Neden diğer çocuklar gibi oynamadığını, bayramın tadını çıkarmadığını sordu. Masum yavrunun verdiği cevap Efendimizi çok etkiledi, o kadar ki göz yaşlarına hakim olamadı. Çocuk büyük bir üzüntü içinde dedi ki: “Ya Resulallah! Bayram benim neyime, bayram onların bayramı. Neş’elenmek, sevinmek onların hakkı. Bana gelince, benim kimsem yok. Halbuki onların hepsinin anası babası var. Babam bir savaşta şehit düştü. Annem başka biriyle evlendi. Üvey babam ise benimle hiç ilgilenmiyor. Beni sokağa bıraktılar. Ben üzülmeyeyim de kim üzülsün? Eğer babam olsaydı ben de şu gördüğün çocuklar gibi bayram sevincini yapardım.”Çocuktan bu sözleri duyan Kâinatın Efendisi, bir hüzün deryasına gark oluyor, döktüğü gözyaşlarıyla sakal-ı şerifi ıslanıyor. Derken Peygamber şefkatliyle kendinden geçiyor. Çünkü bu hazin manzara Arş-ı Â’lâ’yı titretecek bir manzaraydı. Yetimin âhının ne demek olduğunu O’ndan başka kim tam olarak bilebilirdi ki?.. Efendimiz, derhal masum yavrunun başını okşadı ve müjdeyi verdi, dedi ki:İster misin bundan sonra baban ben olayım? Ayşe anan, Fatıma ablan, kardeşlerin de cennet çocukları olan Hasan ile Hüseyin olsun. Bu sözler karşısında çok heyecanlanan yavrucak, Efendimiz’e: “Sen, Allah’ın Resulü değil misin?” diye sorup mübarek ellerine sarıldı. Efendimiz de masumu elinden tutup Hane-i Saadet’ine götürdü.Ne büyük bir şefkat, ne şanslı bir çocuk ve ne göz yaşartıcı bir manzara!.. Evet, şehitlik bizin dini inancımıza göre en yüksek manevi rütbelerden biridir. Şehit babaları, şehit anaları, şehit çocukları da toplumun en acılı, en duyarlı, fakat en bahtiyar insanlarını teşkil ediyorlar. İslam tarihinin en canlı tablolarını, şüheda mertebesine yükselen bu kahramnların sergiledikleri muhteşem tablolar oluşturuyor.Şehitlere ait menkıbelerin sayısı anlatılmakla bitmiyor. Bu konuda yazılan kitapların miktarı büyük bir yekuna ulaşıyor. Mesela ünlü romancımız Feridun Fazıl Tülbentçi’nin eseri bunlardan biri. 1961’de yayımlanan kitapta, Osmanlı’dan günümüze kahraman şehitlerimizin hayat hikâyeleri ama daha çok nasıl şehit edildikleri anlatılıyor. Yazarın derin tarih bilgisiyle beraber, Türkçeye olan vukufiyeti de esere ayrı bir renk katıyor. “Şehitler” isimli bu kitap şu kısa önsözle başlıyor:“Ankara ve İstanbul radyolarında ‘Kahramanlık Menkıbeleri’, ‘Geçmişte Bugün’, ‘Kahramanlar Geçiyor’ başlıklarıyla yaptığım ve bir kısmını kitap halinde çıkarmış olduğum konuşmalarımdan seçtiğim yazıları ‘Şehitler’ adı altında yeniden topladım. Bu kitabı, şehit analarına ithaf ediyorum. Sayısını Cenab-ı Allah’tan başka kimsenin bilmediği aziz şehitlerimizin mübarek hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.”Eskiden askerlerimize dini bilgiler vermek için çeşitli eserler kaleme alınmıştı. Üryanizade Vahid’in “Asker İlmihali”, Ahmed Hamdi Akseki’nin “Askere Din Dersleri”, Muallim Cevdet’in “Askeri Din Dersleri” bu konuda yazılan kitaplardan bazılarını teşil ediyor. Muallim Cevdet’in Arap harfleriyle kaleme aldığı bu eser, daha sonraki yıllarda Bedir Yayınevi tarafından Latin harfleriyle de neşredildi. 240 sayfalık bu kitap hakkında daha ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız, İstanbul Mektupçusu Osman Nuri Ergin’in, “Muallim Cevdet’in Hayatı, Eserleri ve Kütüphanesi” isimli muazzam kitabındaki tanıtım yazısını okumanız gerekiyor.Bir gün Muallim Cevdet’in bu kitabını karıştırırken “Şehitleri Ziyaret” başlığı dikkatimi çekti. “Şehit mezarlarını gezme, ruhlarına Fatiha oku” cümlesiyle başlayan yazarımız bir takım genç askerlerle Edirnekapı Şehitliği’ni geziyor. Gördüklerini, duyduklarını, hissettiklerini kendine mahsus bir üslupla anlatıyor. Fanilikle ebediyetin birleştiği bu yeşil toprakların, ziyaretçileri nasıl derin derin düşündürdüğünü dile getiriyor. Gerçekten de İstanbul’un tarihi kabristanlarında dolaşırken, serin servilerin altında derin düşüncelere dalmamak, kabir taşlarına hüzünlü gözlerle nazar edip ibret almamak mümkün değil. Edirnekapı Şehitliği’ni işte böyle bir halet-i ruhiye ile gezen Muallim Cevdet de, mübarek şehitlere ve şehitliklere nasıl saygı göstermek gerektiğini belirttikten sonra, onlara karşı görevlerimizin nelerden ibaret olduğunu nev’i şahsına münhasır üslubuyla birer birer sıralıyor.Biliyor musunuz, bu büyük eğitimcimiz ve tarihçimiz de vefat edince Edirnekapı Şehitliği’ne defnediliyor. Kabri de “Ey Şehid oğlu şehid, isteme benden makber / Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber ” diyen ve en güzel şiirlerinden birini “Çanakkale Şehitleri”ne ithaf eden Mehmed Âkif Ersoy’un mezarının yanı başında bulunuyor.Bu vesileyle İdlib’de şehitlik mertebesine yükselen askerlerimize rahmet niyaz ediyor, bahtiyar ailelerine başsağlığı diliyorum.
Afganistan'da 27 çocuk donarak öldü
Dünya
Afganistan'da 27 çocuk donarak öldü
Afganistan'ın kuzeyinde günlerdir etkili olan kar yağışı ve soğuk hava, 27 çocuğun ölümüne yol açtı. Haşar, çocuklarını kaybeden ailelerin çoğunun iç savaş nedeniyle diğer illerden Derzab'a sığındıklarını kaydetti.
AA
Hamas'tan İsrail çağrısı: Normalleşmenin karşısında durun
Dünya
Hamas'tan İsrail çağrısı: Normalleşmenin karşısında durun
Hamas, İslam ve Arap ülkelerinden İsrail ile normalleşmenin karşısında durmalarını istedi. Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, "İşgalci (İsrail), Mescid-i Aksa'nın statüsünü değiştirip kontrolü sağlamakla Aksa'ya yönelik planlarını hayata geçiremez" ifadeleri yer aldı.
AA
Cinayet zanlısı: Öldüyse Allah rahmet eylesin
Gündem
Cinayet zanlısı: Öldüyse Allah rahmet eylesin
Konya'da önceki gün yol ortasında bir kişinin tabancayla öldürüldüğü cinayet anı güvenlik kamerası tarafından görüntülendi. Olaydan sonra polise teslim olan zanlının ifadesinde, “Öldüyse Allah rahmet eylesin, ölmediyse Allah uzun ömür versin” dediği öğrenildi.
IHA
Manevi virüsleri fark etmiş olduk
Hayat
Manevi virüsleri fark etmiş olduk
Dünyanın eve hapsedildiği salgın günleri üzerine düşünmeye davet eden yazar Rabia Brodbeck, “Pandemi insanlığın manevi hastalıklarına da ayna oldu” diyor. Rahmet Ümidi adlı kitabında evde kalarak insanın sadece kendini dışardaki virüsten korumadığını aynı zamanda manevi hastalıklara sebep olan manevi virüsleri de bu süreçte fark ettiğini dile getiren Brodbeck, “Tüm gayretimiz hakiki şifayı bulmak olmalıdır” yorumunu yapıyor.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.