Suriye’de İran mezhepçiliği yaygınlaşıyor: Camiler 'Hüseyni'ye çevriliyor
Dünya
Suriye’de İran mezhepçiliği yaygınlaşıyor: Camiler 'Hüseyni'ye çevriliyor
Suriye’de milisleriyle rejime destek veren İran, mezhep yayılmacılığına da hız verdi. Ülkede 100’e yakın camiyi Hüseyniye’ye çeviren İran, buralarda ezanı Şii usulle okutmaya başladı. Rakka, Deyrizor ve Tedmur’da mezheplerini değiştiren gençler İranlı milislere katılırken, Şii eğitim merkezleri de yaygınlaşıyor.
Yeni Şafak
PKK Suriye’de 2 ayda 4 bin genci kaçırdı
Dünya
PKK Suriye’de 2 ayda 4 bin genci kaçırdı
Terör örgütü PKK/YPG Suriye’nin kuzeyinde son 1 haftada Rakka’da 400, Halep’te de onlarca genci zorla alıkoyarak silah altına aldı. Terör örgütünün 2 ayda diğer bölgelerle birlikte 4 bin kişiyi zorla alıkoyduğu öğrenildi. Özellikle Arap gençleri hedef alan teröristler, kontrol noktalarında, pazar ve mahallelerde devriye atarak gözaltına aldıklarını kamplara götürüyor.
Yeni Şafak
Ruslardan Ayn İsa’da kısmi çekilme
Dünya
Ruslardan Ayn İsa’da kısmi çekilme
Suriye’de muhalifler ile PKK’lılar arasında çatışmaların sürdüğü Ayn İsa’da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Rusya, M4 karayolunun kontrolü için oluşturduğu bölgelerden çekildi. Kobani- Rakka-Ayn İsa üçgenindeki bölgede Rusların çekilmesi, PKK’da panik havası yarattı.
Yeni Şafak
DEAŞ’ın Rakka emiriymiş!
Gündem
DEAŞ’ın Rakka emiriymiş!
Kayseri’de önceki gün yakalanan DEAŞ’lı terörist H.E’nin 2014-2018 yılları arasında Suriye’de “sözde Rakka emiri” olduğu ortaya çıktı. H.E. Türkiye’ye geldikten sonra Kayseri, Şanlıurfa, İstanbul, Mersin ve Adana’da örgütü canlı tutmak için faaliyetler yürüttü. Yakalanan diğer DEAŞ’lı Y.Ş. ise “örgütün infazcısı” çıktı.
Yeni Şafak
Fırat'ın doğusuna yeni operasyon: "Suriye'de sinsi planlamaların olduğu dönemden geçiyoruz"
Dünya
Fırat'ın doğusuna yeni operasyon: "Suriye'de sinsi planlamaların olduğu dönemden geçiyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'nin kuzeydoğusundaki YPG/PKK varlığına ilişkin son bir haftada iki kez askeri operasyon sinyali vermesi, gözleri yeniden bölgeye çevirdi. ABD ile yapılan mutabakata rağmen, teröristler uzun süredir belirlenen hattın dışına çıkmadı. Bölge kaynakları, son günlerde hem TSK'nın hem de muhalif unsurların Ayn İsa yakınlarındaki temas hatlarına takviye yaptığını belirtiyor. Son dönemde Doğu Akdeniz, Libya ve Dağlık Karabağ'da yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin gücünü bölmediğini ve Suriye'deki iradeyi kaybetmediğini belirten Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, "Suriye'de sinsi planlamaların olduğu dönemden geçiyoruz. Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki varlığı ve dikkati, diğerler bölgelerle ile yarışır şekilde devam ediyor. Siyasi iradenin Suriye'de yeni bir harekatın işaretini verdiğini düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Yeni Şafak
Bir aşiret direniyor
Gündem
Bir aşiret direniyor
Rakka ve Deyrizor’daki en büyük aşiretlerden “Al Akidet” terör örgütü PKK/PYD’ye karşı büyük bir mücadele veriyor. PKK’ya destek vermediği için iki liderinin suikastla öldürülmesi bardağı taşırdı. Yolları kesen aşiret üyeleri, silahlı baskınlarla bazı örgüt karargahlarını ele geçirdi.
Yeni Şafak
Suriye’de hesap görme zamanı
Suriye’de hesap görme zamanı

Dünyanın gözü önünde bir halk adım adım soykırıma tabi tutularak yok ediliyor. Esad rejimi kendisini istemeyen bir halkı yok ederek halksız, insansız bir Suriye üzerinde egemenliğini sürdürebilmenin hesabı ve telaşı içinde. İsyanı sert ve şiddetli çıkan kendi halkına karşı savaşmaya güç yetiremeyince, topraklarını peşkeş çekme karşılığında Rusya ve İran’dan kendi halkını yok etmek üzere yardım alıyor.

Bu ahlaksız, mücrim dayanışmanın kurbanın kurbanı Suriye halkı oluyor. Neticesi Suriye halkının bir milyondan fazlasının canı, yüzbinlercesinin sakat kalması ve, üçte ikisinin yerinden yurdundan edilmesi oluyor.

Krizin başlangıcında 22 milyon olarak tahmin edilen Suriye nüfusunun şu anda 4 milyonu Türkiye topraklarında en az 6 milyonu da İdlib ve Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Operasyon bölgelerinde yaşıyor. Bunun anlamı şudur: Halihazırda canı, malı, ırzı ve insani ihtiyaçları Türkiye’nin himayesinde olan Suriyeli sayısı 10 milyonu bulmuş durumdadır ki, bu, Suriye rejimini yönetimi altında bulunanlardan çok daha fazlasına tekabül ediyor. Çünkü Ürdün, Lübnan ve bütün Avrupa’ya iltica etmiş birer buçuk milyon ile diğer Arap ülkelerine veya başka yerlere göç etmiş 1 milyon Suriyeli ile birlikte bu sayı 15,5 milyonu buluyor ki, Esed kontrolündeki bölgelerde ölenleri de çıkardığımızda ancak 5-6 milyon kişinin kalmış olduğu anlaşılıyor.

Esed rejimi böylece nüfusunun dertte üçünü gözden çıkararak ülkede bir kontrol kurmanın en zalim ve en insanlık dışı yollarıyla ve ama dünyanın gözleriönünde bugüne kadar geldi. Şehirleri yakıp yıkarken, bombaları altında çoluk çocuk feci şekillerde can verirken, üzerine yağan bombalardan kaçanlar sınırlara yığılıp insanlık dramları sergilerken dünya sadece seyretti. Bir şekilde bu göçmenler Avrupa kapılarını çalmadığı sürece orada yaşananlar Avrupalılar için keyfe keder haber konusu olarak kaldı. Suriye’deki sorunun çözümü bu yüzden onlar için acil bir konu olarak görülmedi. Nasıl olsa göçmenleri Türkiye kabul ediyor, sorumluluklarını üstleniyor, yediriyor, giydiriyor, barındırıyor.

Oysa Türkiye’nin yardımı olsa da olmasa da ortada bir halkın soykırımı var ve buna karşı birşeyler yapmak gerekiyor. Yeri geldiğinde 105 yıl önceki olayların peşine düşüp oradan bugüne bir adalet aşkı depreştiren Avrupalı bugün, gözünün önünde yaşanmakta olan bir soykırıma karşı sergilediği vurdumduymazlıkla bütün değerlerinin, iddialarının iflasını da ilan etmiş oluyor. Ama bu iflas, yaşanan hadisedeki borcunu, sorumluluğuna kaldırmıyor.

Türkiye yıllardır göçmenler karşısındaki sorumluluğunu hatırlatırken, sadece göçmenleri almak veya onlara yardım etmekten bahsetmiyor. Bu göçmenlere yol açan insanlık dışı savaşa dur demek için ağırlık ortaya koymayı kast ediyor herşeyden önce. Yoksa konuyu aslında daha net ortaya koymamız gerekirse, bu göçlerin birincil sorumlusu başta rejim olmak üzere bu rejimle girdikleri ahlaksız pazarlık ve işbirliğiyle ortak olan Rusya ve İran’dır. Avrupa’nın sorumluğu bu rejimi durdurma konusunda ona ve işbirlikçilerine yeterince baskı yapmamakla, konuyu acil olarak ele alıp bir çözüme kavuşturmayı ihmal etmekle başlıyor ve tabi ikinci aşamada bu ihmalin de büyük payı bulunan bu göçten üzerine düşeni yerine getirmemekle devam ediyor.

Türkiye olmasa Suriye’deki bu insanlık dışı kıyımdan kaçabilenlerin çoğunun soluğu alacağı yer Avrupa’dır. Türkiye yıllardır bu göçler Avrupa’ya ulaşmasın diye Avrupa’ya çok sağlam bir savunma kalkanı da oluşturuyordu. Ancak bu savunma kalkanı zamanla Avrupa’yı soruna daha ciddi bir biçimde el atmaktan alıkoyan bir konfor oluşturuyordu. Üstelik zamanla bu konforun ve rehavetin şımarttığı bazı Avrupalılar Türkiye’ye destek olmak bir yana, daha fazla göçmen olmasın diye almak istediği tedbirleri küstahça sorgulamaya başladılar. Türkiye’nin İdlib’de, Suriye’de ne işi olduğunu sorgulamaya başladılar. Avrupa sınırlarına dayanan göçmenler şimdi Türkiye’nin İdlib’de ne işi olduğunu olabilecek en iyi ve en ikna edici şekilde anlatacaklar. Bakalım bizim içimizdeki Avrupalıları aynı göçmenlerin bu dalgası ikna edebilecek mi?

Böylece Türkiye bir yandan Bahar Kalkanı operasyonunu başlatırken, bir yandan da Avrupa’ya bu sorunda ne kadar yalnız bırakılmış olduğunu ve haklılığını anlatmanın bir yolu olarak bu saatten sonra Avrupa’ya gitmek üzere ülkeye girmiş olan göçmenlerin göç yollarına diktiği engelleri kaldırdı. Hiç kimseyi zorla hiçbir yere göndermeden üstelik. Türkiye kendi ülkesine bir şekilde sığınma yolu bulmuş olanları zorla bir yere göndermiyor. Ancak o göçmenlerin Türkiye’de buldukları umut ile yetinmemeleri onların da hakkı, Türkiye’nin sunabileceği bu. Zorla göndermemek şartıyla gitmek isteyenlere yol açık elbet.

Bu arada kendi nüfusunu Türkiye’ye veya Suriye dışına tehcir etmiş olmakla ne Esed ne de ona bu ahlaksız operasyonda ahlaksızca destek olan Rusya ve İran Suriye’yi kendileri için temizlemiş olduklarını düşünemezler.

Cinayetlerinden kaçmak zorunda kalmış olan Suriye halkının hakları mahfuzdur. Onların 10 milyonu şimdi Türkiye’nin himaye ettiği topraklarda ve eninde sonunda kendi topraklarına döneceklerdir. Mesela Halep nüfusunun dörtte üçü İdlib’te, Türkiye’de veya Türkiye’nin kontrol ettiği bölgelerde. Aynı şey Hama, Humus ve Rakka için de geçerli.

Kısaca defter Türkiye’nin girişimiyle açılmıştır artık ve hesap artık bu hukukla görülecektir.

Suriye'nin Rakka ilinde 27 sivil katledildi
Dünya
Suriye'nin Rakka ilinde 27 sivil katledildi
Suriye'nin orta kesimlerindeki Rakka ilinde çobanlık yapan 27 sivil, katledildi. 10'dan fazla kişiden ise haber alınamadığı bildirildi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.