Sakarya'daki patlamada kayıp işçilerin yakınları çaresiz bekleyişlerini sürdürüyor
Gündem
Sakarya'daki patlamada kayıp işçilerin yakınları çaresiz bekleyişlerini sürdürüyor
Sakarya'nın Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasındaki büyük patlama ve ardından meydana gelen yangın sonrasında kayıp işçilerin yakınları fabrika çevresinde bekleyişlerini sürdürüyor. 8 yıldır fabrikanın patlayıcı fitilleme bölümünde çalışan Halis Yılmaz'ın (26) kuzeni Ramazan Ün, patlamanın ardından fabrika çevresinde bulunan bağ ve bahçelerde ailecek arama çalışması yaptıklarını ama bir sonuç alamadıklarını söyledi. Yılmaz'dan en son patlamanın yaşandığı saatten 10 dakika önce haber alındığını söyleyen kuzeni Ramazan Ün, 'Biz dünden beri hiçbir şekilde kuzenimizden haber alamadık. Sülale boyu burada bekliyoruz. Acımız, üzüntümüz çok büyük. Burada vefat edenlerin de ailelerine sabır diliyorum Allah'tan. Ama iyi ama kötü biz insanımızı bulmak istiyoruz' dedi.
DHA
Yunan vahşeti: Mülteciler konuyu AİHM'e taşıdı
Dünya
Yunan vahşeti: Mülteciler konuyu AİHM'e taşıdı
Sınırı geçmek isterken Yunan güçlerinin öldürdüğü mültecilerin yakınlarıyla saldırılarda yaralananlar Türkiye’de Atina aleyhine 25 dava açtı. Bazı davaların AİHM süreçleri başladı. Göç İdaresi Genel Müdür Vekili Ramazan Seçilmiş, mültecilere hukuki destek vereceklerini açıkladı.
Yeni Şafak
TÜRES'ten kredi talebi: Tüm restoran ve kafelere verilsin
Ekonomi
TÜRES'ten kredi talebi: Tüm restoran ve kafelere verilsin
TÜRES Genel Başkanı Ramazan Bingöl, Ziraat Bankası'nın turistik restoran ve işletmelere sağladığı kredinin sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli değil, sektörde faaliyet gösteren tüm restoran ve kafelere verilmesi gerektiğini bildirdi.
AA
Gönülden babalar: Koruyucu aileler için Babalar Günü daha anlamlı
Hayat
Gönülden babalar: Koruyucu aileler için Babalar Günü daha anlamlı
Babalar Günü’nü kutladığımız bugün, koruyucu aile olan Fahrettin Altun ve Ramazan Berber için çok daha anlamlı. Ramazan Berber, bağrına bastığı kızı Ş.K. ile ilk kez dedeliği tattı. Oğlu B.E.’nin hayatındaki yerini anlatan Fahrettin Altun ise “Yavrum beni ‘baba’ diye karşıladığı zaman tarifsiz bir duygu yaşıyorum. Bütün yorgunluğum gidiyor” dedi.
Yeni Şafak
Filistin İslami Cihad Hareketi eski Genel Sekreteri Şallah hayatını kaybetti
Dünya
Filistin İslami Cihad Hareketi eski Genel Sekreteri Şallah hayatını kaybetti
Filistin İslami Cihad Hareketi eski genel sekreteri 62 yaşındaki Dr. Ramazan Abdullah Şallah, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya göre, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da Şallah’ın vefatı dolayısıyla bir taziye mesajı yayınladı. Abbas mesajında, "Şallah’ın vefatıyla büyük bir ulusal lideri kaybetmiş bulunmaktayız" dedi.
AA
Çeçenistan'da meydana gelen kuvvetli fırtına 11 kişinin yaralanmasına neden oldu
Dünya
Çeçenistan'da meydana gelen kuvvetli fırtına 11 kişinin yaralanmasına neden oldu
Çeçenistan Özerk Cumhuriyeti'nde kuvvetli fırtına çok sayıda evin çatısının uçmasına neden oldu. Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov, fırtına nedeniyle 11 kişinin yaralandığını açıkladı.
DHA
İstanbul Müftüsü'nden cemaatle namaz açıklaması: Belki önümüzdeki hafta diğer üç vakitte de cemaatle namaz kılabileceğiz
Hayat
İstanbul Müftüsü'nden cemaatle namaz açıklaması: Belki önümüzdeki hafta diğer üç vakitte de cemaatle namaz kılabileceğiz
İstanbul Müftüsü Mehmet Emin Maşalı, normalleşme sürecinin sağlıklı bir şekilde devam etmesi halinde gelecek haftalarda camilerde 5 vakit cemaatle namaz kılmaya başlayabileceklerini belirtti. Maşalı, yaz Kuran Kursları'na ilişkin de, "Belki bu yıl süresi dar olacak. Mümkün mertebe tatilin son dönemlerinde olacaktır diye düşünüyorum" dedi.
AA
‘Din ve devlet işlerinin ayrı olması gerektiğine inanmak şirk midir?’
‘Din ve devlet işlerinin ayrı olması gerektiğine inanmak şirk midir?’

Bu Ramazan kadar bereketli bir Ramazan yaşadığımı hiç hatırlamıyorum. Şüphesiz bunda koronanın da etkisi var. Hamdolsun, otuz Ramazan’da otuz beş canlı yayın yaptık, ‘Ayetler Işığında Ramazan Sohbetleri’ gerçekleştirdik. Yapımcı aile efradımız bu sohbetleri Youtube hesabımıza koydular, koyuyorlar. Seviyeli bir takipçi profilimizin olduğunu anladık. Takip edenlerin teşviki ile bundan sonra haftada bir, ‘Kur’an ve Fıkıh’ gibi bir başlıkla Youtube üzerinden canlı bir ders sürdürme kararı aldık. Dua ve destek bekliyoruz.

He gün sohbetimizin sonunda gelen soruları cevaplamaya çalıştık. Çok anlamlı ve seviyeli sorular geldi. Bunlardan birini bugün yazımıza başlık yaptık. Bakalım ne diyebiliriz?

Sorunun laiklikle alakası olduğu belli. Dolayısıyla buna farklı açılardan ve farklı laiklik anlayışlarına göre cevap verilebilir. İslam tabiatı gereği, varlığı bir bütün olarak görür, dinle dünyayı birbirinden ayırmaz. Buna bağlı olarak bilgiyi de dinî ve dünyevî diye ayırmaz. Varlığın hakikatine uygun her bilgi ilimdir, teşvik edilir.

Din dünyayı ahiretin tarlası sayar. O halde tarlasız yaşanmaz ve tarlayı ekip biçenlerin önemli olmadığını, onu başkaları da ve hangi tohumla ekerlerse eksinler dinin yine din olacağını söylemek abes olur. ‘Din muameledir’. ‘Hüküm Allah’ındır’ ifadesi sadece ahireti anlatmaz. Hüküm, egemenlik demektir ve egemenlik ilahi bir öze sahiptir. Bu sebeple yönetenler kendilerini hep en üstte görürler. Yönetici sistemler ya da şahıslar daha üst bir hüküm koyucu kabul etmezlerse kendilerini ilah sanırlar ve egemenliklerini asla paylaşmak istemezler. Tabii olarak Allah da egemenliğini paylaşmaz, paylaşılmasını kendisine ortak, yani şirk koşma olarak isimlendirir.

Bu sebeple devlet işlerine din karıştırılmamalıdır demek, biz hükmümüzde ortak kabul etmeyiz, Allah bile bize karışmamalıdır, O’nu bizim işimize karıştırmaya kalkanları müşrik sayarız ve onlara hayat hakkı tanımayız, cehenneme atarız demektir. O halde Allah’ın da böyle diyeceğini düşünmek anlamlıdır.

Egemenlik kadar vaz geçilemeyen bir başka erk yoktur. Ancak şirk olan, hükümde Allah’a ortak tanıma, O’nun hükmünü reddetme, hatta hükme Allah’ı hiç ortak etmemedir. Ama Allah’ın hükmünü uygulamamakla onu kabul etmemek ayrı şeylerdir. Bunu başaramadığı için yapamayanlar ki, fert fert hepimiz aynı konumdayız, müşrik olmaz.

Ancak burada Müslümanların kendi içlerinde halletmeleri gereken pek çok meseleleri vardır. Bilindiği gibi fıkhın, yani İslam hukukunun oluşturulacağı bilginin yüzde onu naslar, yüzde doksanı o naslardan anlaşılan beşeri içtihatlardır. İçtihatların Allah’ın hükmüne isabeti zannîdir, bunun için de çok farklı içtihatlar doğmuş ve bu farklılıklar da mezhepleri oluşturmuştur. Şimdi İslamî bir yönetim bu mezheplerin hangisiyle hükmedecektir? Mecelle’nin Osmanlı’yı kurtaramamasının bir sebebi de bu problemin aşılamaması değil midir?

Buna bağlı olarak ikinci mesele; düşünce ve içtihat özgürlüğü temel haklardan olduğuna göre, muhammen bir İslam devleti bütün mezheplere aynı uzaklıkta olmalı değil midir? O zaman bunun adına ne diyeceğiz? Üçüncü mesele, tebeanın ya da bugünkü kavramıyla vatandaşların, çoğunluğunun istemediği bir yönetim, şeriat da olsa zorla uygulanabilir mi? Yönetim saltanata dönüştükten sonra bile halifelerin biate onca önem vermelerinin hikmeti nedir? İlk halife Hz. Ebubekir’in tek kişinin bile biat etmemesinden rahatsızlık duyması nedendir? Açıktır ki, Müslümanların bu konularda henüz sistem belirleyici net fikirleri yoktur, çünkü tarih boyunca saltanatların baskısı sebebiyle bir yönetim fıkhı geliştirememişlerdir.

İşin bir başka boyutu da şudur: İslam, kendi ölçüleriyle adil olmayan bir ülkede tam yaşanamayacağı için, Müslümanlar, nasıl başaracaklarını tam bilmeseler bile, yönetime hep talip olmak zorundadırlar. Böyle olunca İslam ülkelerinde ‘tam’ dedikleri anlamda ne bir demokrasi, ne de yine ‘tam’ dedikleri anlamda bir laiklik gerçekleşebilir. Çünkü Müslüman bulduğu her fırsatta hükmün sürekli Allah’ın olmasını isteyecektir. Bu da erki elinde bulunduranları rahatsız edecek ve dine baskı yapmaya, onun devletin temellerini değiştirmesine asla müsaade etmemenin yollarını aramaya itecektir. Sonunda hayal ya da iddia ettikleri gibi, bütün inançlara eşit mesafede bir laiklik ve demokrasi hiç olmayacak, İslam sürekli baskı altında tutulacaktır. Cuma günü gördük, zorunluluk sebebiyle namaz okul bahçesinde kılınınca Cumhuriyet Gazetesi bunu bile laikliği delme olarak duyurdu.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.